İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/88 E. 2023/625 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/88
Karar No
2023/625
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2018/88 Esas KARAR NO:2023/625 DAVA:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:24/01/2018 KARAR TARİHİ:26/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 03/03/2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme tarihinden itibaren belirtilen tüm yükümlülüklere uygun davrandığını, ancak davalı şirketlerin 06/12/2017 tarihinde ... 6. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiklerini, söz konusu ihtarnamedeki gerekçe ve nedenlerin gerçeğe aykırı nitelikte olduğunu, karşı tarafça ihtarnameye cevap ve karşı ihtarda bulunulduğunu, davalılar tarafından ... CBS'na yapılan suç duyurusunda teknik iptal işlemi yapılarak şirketlerinin ve binlerce abonenin zarara uğratıldığını, müvekkilinin de cihaz tedariki yoluyla bu işlemlere iştirak ettiğinin belirtildiğini, davalılar tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarda da iştirak edildiğine dair kanaate dayanarak sözleşenin feshedildiğinin belirtildiğini, müvekkilinin cihaz tedariki yoluyla hileli işlemlere iştirak ettiğine ilişkin iddianın gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili şirket yönetiminin hiçbir şekilde ihtarnamede bahsedildiği gibi cihaz satışlarında bir yolsuzluk içinde olmasının mümkün olmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için çalışanlardan herhangi birinin böyle bir cihaz satış yolsuzluğu yaptığı var sayılsa bile bu durumdan müvekkili şirket yönetiminin haberi olmadığı gibi esasen çalışan işçilerin tamamı da davalıların görevlendirdiği insan kaynakları konusunda danışmanlık ve hizmet aldığı şirketlerce seçilmiş ve davalı şirket merkezlerinin onayı ile bizzat davalılar tarafından seçilerek müvekkili şirketin bünyesine katılmış olduğunu, özgür ekonomik kararları verme konusunda müvekkili şirkete inisiyatif tanımayıp çalışan işçileri bile müvekkili şirket bünyesine seçerek yerleştirilmeleri gerçeği karşısında, çalışanlardan kaynaklanan ve müvekkili şirketin bilgisinde olmayan usulsüzlükler varsa bundan da müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının açıkça belirgin olduğunu, kontrat bozma işleminin yetkisinin de davalı şirketlerin müşteri hizmetleri aracılığı ile yapılabilmekte olduğunu, bayinin böyle taahhütname bozma gibi bir yetkisi olmadığını, müşteri hizmetleri onaylarsa ancak taahhütname bozulabilmekte olduğunu, bu sebeple davalıların kusurunun bizzat şirket merkezleri yönetimlerinde aramak yerine asılsız ithamlarla müvekkili şirketi suçlamakta olduğunu, kaldı ki müvekkili şirket yönetimi tarafından usulsüz bazı işlemlerle karşılaşılması nedeni ile davalı şirketlerin uyarılmış olduğunu, abonelik ve cihaz tesisi işlemlerinin bayilik veren şirketlerin, bayide kurduğu sistem üzerinden yürütüldüğünü, müşteri tarafından bayiye gelinerek abonelik veya cihaz talebinde bulunulduğunda, bu talebin müşterinin sistem tarafından istenen bilgileri ile birlikte sisteme girildiğini, davalı şirketler tarafından bu sistemde talep değerlendirilerek olumlu veya olumsuz görüş, şirketlerin kendisi tarafından bayinin hiçbir inisiyatifi olmadan takdir edilir olduğunu, takdir olumsuz ise kesinlikle taleple alakalı herhangi bir işlem yapılamayacağını, takdir olumlu ise müşterinin talebi, bayilik eren şirketlerin talebin niteliğine göre istediği evraklar hazırlanarak karşılandığını, söz konusu evrakların müşteri tarafından imzalanarak merkeze gönderildiğini, ilgili evrakların hangi eleman tarafından hazırlandığı ve müşteriye hangi elemanın hizmet verdiğini belirlenmesi için her elemana bir kod verildiğini ve bu kodun evrakın üzerine kaşelendiğini, bayiliklerde çalışanların seçimi hususunda da takdirin yine bayilik veren şirketlere ait olduğunu, zira çalışan olarak başvuru yapanların CV'lerinin ine davalıların görevlendirdiği şirketler tarafından incelendikten sonra onay verilmesiyle çalışan alımı yapılabilmekte olduğunu, müvekkili şirketin üç adet bayisi bulunduğunu ve bu bayilerde yapılan işlemlerin bayilik veren şirketler tarafından işe alınan elemanlar tarafından yukarıda bahsedilen prosedüre uygun şekilde gerçekleştirilmekte olduğunu, müvekkili şirketin bayilerinde yıllık 6.000 cihaz satılmakta olduğunu ve tüm bu cihazların ilgili prosedürler çerçevesinde satışa arz edilmekte olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin ani edimli karşılıklı borç doğuran bir sözleşme niteliğinde olduğunu, sözleşme niteliği göz önüne alındığında davalı şirketler tarafından yapılan haksız feshe rağmen davalıların sözleşmeyi feshedilmiş sayıp sözleşmeden doğan ifa borcunda temerrüde düşmüş olduklarını, bu sebeple müvekkili şirketin temerrütten doğan haklarını talep etme hakkı bulunduğunun açık olduğu, müvekkili şirketin davalı şirketlere yeni ve kalıcı müşteriler kazandırdığını, tanınırlığını arttırdığını, davalıların marka değerine katkıda bulunduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin tazminat şartlarını sağladığının ortada olup, denkleştirme kapsamında olan bu taleplerinin değerlendirilmesinde net gelir üzerinden yapılan hesaplamanın hakkaniyete uygun olacağını, yukarıda açıklanan nedenlerle; bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespitini, bayilik sözleşmesi kapsamında alınan teminat mektuplarının vade bitimine değin tedbiren nakde çevrilmemesi hususunda ihtiyati tedbir uygulanmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000-TL müspet zararın haksız fesih tarihinden itibaren TTK m. 1530 kapsamındaki temerrüt faiziyle beraber ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacıya ödetilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000-TL. portföy tazminatının haksız ve fesih tarihinden itibaren TTK m. 1530 kapsamındaki temerrüt faiziyle beraber ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacıya ödetilmesini, toplam 100.000-TL manevi tazminatın, haksız fesih tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme şekilde davalılardan alınarak davacıya ödetilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... grubu şirketlerinin mobil, sabit ses, geniş bant ve TV alanında faaliyet gösteren ..., ..., ... markalarını "..." tek markası altında birleştirme kararı alarak ... markası altında entegre olduklarını ancak hukuki ya da fiili bir birleşmenin söz konusu olmadığını, müvekkil şirketlerle davacı ... arasında 03/03/2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, ... ... merkez bayi kodu ile ... mağazası ve ... bayi kodları ile ... şube olarak ... ilinde faaliyet göstermeye başladıklarını, 2017 yılında müvekkil şirketlerin Türkiye’nin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan bayilerinden yapılan taahhütlü cihaz satışlarında müvekkil şirketleri ciddi anlamda maddi zarara uğratacak şekilde yasadışı işlemler gerçekleştirildiğini, müvekkil şirket iç denetim biriminin derhal faaliyete geçerek bayilerce gerçekleştirilen bu kanuna aykırı ve usulsüz işlemlerin tespit edildiğini ve TCK kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu teşkil eden usulsüzlüklerle ilgili olarak davacı şirketin de içinde bulunduğu bayiler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve ... Cumhuriyet Başsavcılığınca da ... soruşturma numaralı dosyasından suça dahil olan bayiler hakkında soruşturma başlatıldığını, aynı usulsüzlüğe ilişkin olarak Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığınca da 2017/... soruşturma dosyasında ayrı bir soruşturma yürütüldüğünü savcılık makamının bazı bayilerin çalışanlarının ifadelerini alarak tutuklama kararı verdiklerini ; dilekçenin soruşturmalara konu usulsüz işlemlere ilişkin açıklamalarında hileli işlemi gerçekleştirmek için üç aşamadan geçildiğini, önce cihazı taksitli olarak satın alan kişinin taahhütte bulunarak cihaz bedelinin otomatik olarak faturalara yansıtıldığını bu çerçevede cihazı satın alan kişinin (tüketici) üç aydan önce taahhüdünü bozamayacağını, üç aydan sonra taahhüdünü sona erdirerek kalan cihaz bedelini faturaya yansıtılabileceğini kabul ettiklerini, bu durumda bakiye kalan cihaz bedelinin davacı şirket tarafından tek faturaya yansıtıldığını, kişilerin cihaz bedelini ödedikten sonra borçlarını tamamladıklarını ve cihazın sahibi haline geldiklerini, bu şekilde davalı şirket bayiinden satın alınan ve satış bedelinin tamamının kredi kartından ödenmesiyle birlikte bu durumun müvekkil şirketlerin tahsilat sistemine yansıtıldığını ve tahsilat sisteminde cihaz bedelinin ödenmesi sebebiyle “ödendi” şeklinde kayıt altına alındığını, ancak bu noktada ödemeyi alan bayiinin kredi kartını pos cihazına takarak yapmış olduğu ödeme işlemini iptal ettiğini (teknik iptal) kredi kartı sahibinin yapmış olduğu ödemeyi her ne kadar geri alsa da aslında cihaza ilişkin hiç ödeme yapılmadan tahsilat sisteminde ödenmiş olarak gösterildiğini, davacı tarafın da dahil olduğu bayilerin yukarıda izah edilen usulsüzlükler dolayısıyla müvekkil şirketleri milyonlarca lira zarara uğrattıklarını davalı ...’un da bu usulsüzlüklere karıştığının tespit edildiğini, bu kapsamda bayiden satın alınan cihaz satışları incelendiğinde, satın alınan cihazların taahhütlerinin müşteriler tarafından bozulduğunu, mezkûr cihazlarının çoğunlukla ...’dan satın alınması ve satın alınan bu cihazların usulsüz işlemlere konu edilmesi, çıkan faturanın davacı dışında hep aynı bayiler tarafından ödenmesinin müvekkil şirket tarafında ... hakkında haklı şüphe uyandırması, ve davacı şirketin kredi kartı ödeme işlemleri yapan bayilerle hareket ettiği kanaatiyle davacı şirketle birlikte ödeme işlemini gerçekleştiren bayilerle birlikte müvekkil şirketler adına ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, akabinde davacı şirketle münakıt bayilik sözleşmesini ... 6. Noterliği marifetiyle keşide edilen ... numaralı ve 06/12/2017 yevmiye sayılı ihtarname ile sona erdirdiklerini, fesih sebebi olarak kredi kartı ile ödeme işlemlerini yapan bayilerle birlikte müvekkil şirketlerin kanaatinin hasıl olduğunu ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu ihtarnamede davacı şirkete bildirildiğini, bu çerçevede davacı şirketle müvekkiller arasındaki güven ilişkisinin kalkması nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, Davacı ...’dan satın alınan cihazların önemli bir çoğunluğunun taahhüdünün şüphe oluşturacak şekilde erken sürelerde bozulduğunu ve bozma sonrası fatura bedellerinin aynı zamanda suç duyurusunda bulunulan davacı ... İletişim, ... İletişim, ... İletişim gibi firmalar tarafından ödendiğini, müvekkil şirketlerin sözleşmenin 26.2.6. maddesi kapsamında haklı ve derhal fesih hakkını kullandığından davacının iddialarının aksine haksız fesihten söz edilemeyeceğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği gibi bir an için çalışanlarından herhangi birinin böyle bir usulsüzlüğü gerçekleştirdiği varsayılsa bile kendilerinin haberdar bulunmadığını iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın kendi şirketinde çalışan dört kişinin usulsüz işlemlere iştirak ettiklerinin bildirilmesine rağmen bu durumdan davacı tarafın haberdar olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu gibi 03/03/2015 tarihli sözleşmenin 13.8 maddesi uyarınca davacının sorumluluğunu ortaya koyduğunu yine sözleşmenin 6.5. maddesi uyarınca da bayi personellerinin yaptığı usulsüzlüklerden dolayı bayinin de sorumlu olacağının hüküm altına alındığını, davalı tarafın portföy tazminatı, müspet zarar yoksun kalınan kâr ve manevi tazminat taleplerinin davacı tarafın kendi kusuruyla sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle yerinde olmadığını, davacı tarafın teminat mektubuna tedbir kararı talebinin de yerinde bulunmadığını, müvekkil şirketlerce bayilerden alınan teminat mektuplarının davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini ihlal etmesi sonucu ortaya çıkacak zararın teminatı olduğunu yukarıda açıklanan sebeplerle davacının sözleşmeye aykırı davranışlarının müvekkil nezdinde zarara sebep olduğunu, zaten davanın esasına ilişkin iddialarını yaklaşık olarak ispata yaklaşmamış tarafın bu hususta tedbir talebinin kabul edilmesi halinde müvekkili zarara uğratmaktan başka bir amaç gütmediğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddini, teminat mektubuna tedbir konulması talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi, ... 3.Sulh hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... nolu soruşturma dosyası, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/... nolu soruşturma dosyası, ihtarnameler, mail yazışmaları, ticari defter ve belgeler, ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamı ile yaptırılan inceleme sonucu rapor alınmış ve tüm deliller toplanmıştır. Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan müspet zarar, yoksun kalınan kâr, portföy tazminatı ve manevi tazminata ilişkin alacak davasıdır. Taraflar arasında 03/03/2015 tarihinde imzalanan Bayilik Sözleşmesi’nin, davalı yanca haksız olarak fesih edilip edilmediği, haksız fesih edilmiş ise davacının sözleşmeden kaynaklanan müspet zarar, yoksun kalınan kâr ve portföy tazminatı ile manevi tazminat talep edip edemeyeceği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı alacaklı ise miktarının tespiti noktalarında toplanmakta olup, varsa alacak miktarının tespiti için dayanak belgelerin incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. Davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile bilirkişi raporu düzenlenmesi için ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/219 Talimat sayılı dosyasına yazılan talimat sonucu, bilirkişiler Mali Müşavir ..., ... Uzmanı ..., Sözleşme Uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan 16/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda; "...1.Taraflar arasında 03.03.2015 tarihinde Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, davacı Şirket'in Şubeleri/alt bayilikleri mevcut olduğu, 2.Davacı ... ve İletişim Hiz. ana bayi olduğu ve kart çekimlerinin alt bayiler tarafından yapılıp iptal edildiği, alt bayilerin telekom pos cihazından telefon taahhüt faturalarının kalan kısımlarının, alt bayiye ait olan hep aynı kredi kartından yapıldığı ve iptal edildiği (Detaylar, “Davaya konu olan dolandırıcılık yönteminin yapılış şekli” bölümünde), 3.Davacı Şirketin alt bayileri tarafından yapılan TEKNİK İPTAL işleminden dolayı davalı Şirketler tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğu, ... soruşturma dosyasının devam ettiği, 4.Taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin ilgili hükümlerince davalı Şirket'in alt bayi/şube personelleri tarafından yapılan tüm işlemlerden müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu kabul ettiği, bu nedenle alt bayiler/şubeler tarafından yapılan teknik iptal işleminden davalı Şirketlere verilen zarar nedeni ile tek taraflı Sözleşme İPTALİ yaptığı tespit edildiği, Sözleşme koşulları kapsamında davacı Şirket'e fesih bildiriminin Sözleşmeye uygun Noter (T.C. ... 6. Noterliği'nin 06.12.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu keşide edilen ihtar) kanalı yapıldığı, 5.Yukarıda ... Uzmanı ve Sözleşme Uzmanı bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler ve tespitlerde belirtildiği üzere taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedilmediği, haklı olarak feshedildiği, bu nedenle davacının müspet zararının, yoksun kalınan kar ve portföy tazminatı kapsamında maddi bir zararının olmadığı..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/25 Talimat sayılı dosyasından alınan, 12/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; "... Davacı vekili tarafından yapılan itirazda, alt bayii ile şube ayrımının yapılması gerektiği belirtilmiş olup, Şirketin ana bayii olduğu ve 2 adet şubesi olduğu, ... İletişim gibi bayilerin Şirket ile herhangi bir bağı olmadığı beyan edilmiştir. Dosyada mevcut olan Bayilik Sözleşmesi kapsamında yapılan incelemede, davacı Şirket ile davalı Şirketler arasında 03/03/2015 tarihinde imzalandığı tespit edilmiş olup, itiraz dilekçesinde belirtilen ... Hiz. Tic. San. Ltd. Şti. ile davacı Şirket ve yine davacı Şirket ile ... İletişim arasında herhangi bir Sözleşme/yetkilendirme/ anlaşma olup olmadığının dosya kapsamında tespit edilemediği, ... İletişimi'nin hangi firmanın Şubesi yada alt bayii olduğuna dair tespit yapılmasına ilişkin dosyada bilgi ve belge mevcut olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenlerle ilgili eksikliklerin tamamlanması akabinde ayrıntılı ve denetime elverişli raporumuzu sayın mahkemeye sunacağız..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Talimat sayılı dosyasından alınan, 17/12/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; "... Ancak tarafımıza verilen fiziki dava dosyası içerisinde; davacı vekilinin anılan itiraz dilekçesine istinaden ilgili kuruma/kurumlara müzekkere yazılıp yazılmadığı, müzekkere yazılmışsa bu müzekkerenin ve cevabının olmadığı gibi davacı vekilinin 27.07.2020 tarihli dilekçesinde belirtilen davalı şirketlere çıkarılan müzekkerenin ve müzekkere cevabının dava dosyasının içerisinde olmadığı ancak davalı şirketler vekilinin dava dosyasına ibraz ettiği 03.07.2020 tarihli 12.03.2020 tarihli bilirkişi ek raporuna karşı beyanları dilekçesinde davacı şirket ile ... Hiz. Tic. San. Ltd. Şti ve “... İletişim arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığı, usulsüz işlemlerde davacı bayi ile birlikte hareket ettiklerini belirttiği görülmüştür. Bu bağlamda dava dosyasına sunduğumuz 12.03.2020 tarihli ek raporumuzda belirttiğimiz ... Hiz. Tic. San. Ltd. Şti. ile davakı Şirket ve yine davacı şirket ile ... İletişim arasında herhangi bir sözleşme/yetkilendirme/anlaşma olup olmadığının dosya kapsamında yine tespit edilemediği gibi davacının Esas Mahkemesine ibraz ettiği yasal defterlerin de talimat ekinde olmadığı tespit edilmiştir..." belirtildiği görüldü. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasından alınan, 09/07/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; "... Tarafımıza tevdii edilen davacıya ait anılan yasal defterlerin incelenmesinde, davacıya ait 2015 yılının 100 sayfa yevmiye defteri 2015 'yılı ticari münasebet kayıtlarına yetmediğinden 2015 yılında ikinci bir ek yevmiye defteri tasdik edildiği, ancak bu ikinci ek olarak tasdik edilen yevmiye defterinin, 2015 yılı kebir defterinin ve 2016 yılı yevmiye defterinin tarafımıza tevdii edilen davacının yasal defterleri içerisinde olmadığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine yapılan dosya evrak incelemesinde davacının bir takım yasal defterlerini Esas Mahkemesine ibraz ettiği ancak davacının Esas Mahkemesine ibraz ettiği bu yasal defterlerinin talimat ekinde olmadığı (-ki bu husus dava dosyasına sunulan 17.12.2020 tarihli ek raporumuzda da belirtilmiştir.) tespit edilmiştir. Yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere davacı vekilinin 14.04.2021 tarihli dilekçesinde belirtilen adrese gidilerek rapor çalışmalarına başlandığı ancak davacının Esas Mahkemesine ibraz ettiği yasal defterlerin talimat ekinde olmaması nedeniyle raporumuzu tamamlayamadığımızı, davacının Esas Mahkemesine ibraz ettiği yasal defterlerin tarafımıza tevdii edilmek üzere talimata eklenmesi sonucunda raporumuzu tamamlayacağımızı saygılarımızla arz ederiz..." belirtildiği görüldü. ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasından alınan, 22/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; "... Dava dışı ... İletişim tarafından yapılan teknik iptaller nedeni ile davacı Şirket ve davalılar arasındaki Sözleşmenin feshedildiği, ancak ... İletişim tarafından yapılan teknik iptal işlemleri sırasında davacı Şirket tarafından herhangi bir onay verilmediği gibi işlemlerin iptali için yetki (davalı korumlardan da) alınmadığı, yapılan ve sonuçlanan işlemlerden davacı Şirket'in bilgi sahibi olmadığı anlaşılmakladır. Bu nedenle yapılan dava konusu işlemlerin davacı Şirket sorumluluğunda olduğuna ilişkin tespit yapılamadığı..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Davalıların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ve tüm dosya kapsamı ile bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler Sözleşme Uzman Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Prof Dr. ..., Finans Uzmanı ..., Mali Müşavir ..., ... Uzmanı ... tarafından hazırlanan 18/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "... 1-...’te mukim Davacı ...A.Ş. ile davalılar ... A.Ş-... ... A.Ş-... ... A.Ş. arasında 03.03.2015 tarihinde süreli olarak bayilik sözleşmesi imzalandığı, bayilik sözleşmesi çerçevesinde davacı şirketin ...’te toplam üç ayrı yerde faaliyet gösterdiği, davacı şirketin tek hissedarı ve müdürünün ...’in olduğu, 2-Bayilik sözleşmesinin davalılar tarafından noterlik marifetiyle davacıya keşide edilen 06.12.2017 tarihli ihtarnamesiyle ileriye etkili olarak feshedildiği ihtarnamedeki fesih sebebi olarak davacı işletmenin başka bayilerin haksız ve usulsüz olarak gerçekleştirdikleri ve davalıların zararına yol açan teknik iptal zinciri içinde olup cihaz satışı veya temini suretiyle suça iştirak ettiği ve bu durumun davalı şirketler nezdinde şüphe yarattığı nedenlerine dayanıldığı, 3-Davalı şirketler ... dava dosyası içinde bulunan soruşturma raporu içerisinde davalı şirketle ilgili bölümünde davalı şirket müdürü ...’in teknik iptal zinciri içinde bulunmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca davacı şirket müdürünün sözleşmenin feshinden 10 ay öncesinde davacı ... A.Ş.’ne göndermiş bulunduğu e posta mesajıyla usulsüz işlemler konusunda esasen davalı şirketi bilgilendirdiği ve bu konuda aksiyon alınmasını davalı şirketten talep ettiği, ayrıca davalıların davacı şirket müdürü hakkında ...’teki teknik iptal dolandırıcılık zinciri içinde bulunan diğer bayilere cihaz temin ettiği gerekçesiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde nitelikli dolandırıcılık suçundan 30.11.2017 tarihinde şikâyette bulunulduğu, bugüne kadarki süreç içinde ... Cumhuriyet Savcılığının ... sayılı dosyasından savcılık soruşturmasının halen devam ettiği, 4-Yukarıda ve rapor içinde belirtilen davalıların gerçekleştirdiği birbirleriyle çelişen işlem ve fiilleri dolayısıyla dürüstlük ilkesine aykırı hareket ettikleri ve tacir olmanın getirdiği müdebbir bir işadamı gibi hareket etmeye aykırı davrandıkları ve fesih ihbarnamesinde belirtilen sebebin davacılar tarafından ispatlanamadığı salt şüpheye dayanarak sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğu, esasen davacı tarafın teknik iptal zinciri içinde bulunan alt bayilerle hiçbir hukuki ve ticari ilişki içinde bulunmadığı, ayrıca bu teknik iptal işlemi çerçevesinde davacının herhangi bir kârının söz konusu bulunmadığı, bu çerçevede davalıların davacıyla gerçekleştirdikleri bayilik sözleşmesinin feshedilmesinde haksız oldukları kanaatine varıldığı, 5-Karşıt görüş olarak (Prof. Dr. Hamdi Yasaman) davacının sözleşme hükümlerine uymadığı, bilahare dava dışı bayilerin teknik iptal işlemlerini gerçekleştirdikleri cihaz satışlarını önceden gerçekleştirdiği, davacı tarafın bir kısım çalışanlarının teknik iptal işlemlerinde rollerinin olduğu ve davacı tarafın davalılar nezdinde haklı şüphe uyandırdığından hareketle, davalılar tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kanaatinin karşıt görüş olarak hasıl olduğu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği kabulü halinde davacı tarafın davalıdan maddi , manevi tazminat ve portföy tazminatı talep etme haklarının söz konusu olamayacağı, 6-Yukarıda III. bentte yer alan hesaplama sonucunda davacı tarafın davalılardan 57.696.-TL maddi tazminat talep edebileceği, talep edilen manevi tazminatın tutarının belirlenmesinin sayın mahkemenin takdir alanı içinde kaldığı, davacı tarafın davalılardan portföy tazminatı veya denkleştirme bedeli talep edemeyeceği, 7-Tarafların birbirlerinden olan diğer talepleri hususunda karar verilmesinin sayın mahkemenin takdir alanı içinde kaldığı..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilerek, ek rapor alınmasına ilişkin karar verilmiş, 13/02/2023 tarihli Bilirkişi ek raporunda; " ...Sayın mahkemenizin 18.10.2022 tarihli duruşmasında tesis edilen ara kararının1. bendinde yer alan görevlendirme sonucunda tarafların bilirkişi raporuna itirazları yukarıda değerlendirilmiş olup, sonuç olarak takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere- davacı ve davalı tarafların bilirkişi raporuna itirazlarının kök raporda yer alan sonuç ve kanaati değiştirici mahiyette bulunmadığı..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Davalı yanca, ... 6.Noterliği’nin ... yevmiye no, 06/12/2017 tarihli ihtarnamesi ile davacı ile imzalanan Bayilik Sözleşmesi’nin haklı nedenle ve tazminatsız olarak fesih edildiğinin ihtar edildiği, davacı yanca ... 15.Noterliği’nin, ... yevmiye nolu, 18/12/2017 tarihli ihtarnamesi ile davalıların ihtarına cevap verdiği görüldü. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... nolu soruşturma dosyası celp edilip incelendiğinde, davalı şirketlerce, 2017 yılında, ... Anadolu bölgelerinde bulunan bayilerden yapılan taahhütlü cihaz satışlarında davalıları maddi zarara uğratacak şekilde kanuna aykırı işlem yapıldığının tespit edilmesi ile yapılan usulsüzlükler ile ilgili (bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle) dolandırıcılık suçu kapsamında bayiler hakkında ve davacı şirketin de bu usulsüzlüğü yapan bayiler ile birlikte hareket ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğu, başlatılan soruşturmanın halen devam ettiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesi’nin, “Tarafların Hak ve Yükümlülükleri” başlıklı, 6.4. maddesinde,”Bayi verdiği tüm hizmetlerle ilgili olarak basiretli bir tacir gibi davranmayı,, yürürlükteki yasalar ve Kurum kararları dahil ilgili düzenlemelere kurallara uygun hizmet vererek Şirketlerin itibarını korumayı peşinen kabul ettiğini…” 6.5.maddesinde,”Bayi, şirketler tarafından iş bu sözleşmenin imzalanmasından önce yayınlanmış olan ve Sözleşmenin ayrılmaz parçasını teşkil eden duyurular, ve bilgilendirmelerin erişimine açılacağını bunları okuyacağını, bu konuda kendi personelini ve sorumlu olduğu/yetkilendirdiği Şubeleri ve çalışanlarını da bilgilendireceğini ve bunlara uymalarını saplayacağını ve aksi durum ve davranışlardan sorumlu olacağını, bilmekte ve kabul ettiğini...” “Sözleşmenin Abonelik İşlemleri ve Müşteri/Abone Şikayetleri” başlıklı; 7.1.maddesinde, “Abonelik başvuruları alırken, işlemleri yürütürken, hizmetleri sunarken, ve/veya sonlandırırken başta mevzuat ve Kurum düzenlemeleri olmak üzere Şirketler tarafından kendisine bildirilen duruyu ve prosedürlere uymayı..” “Sözleşmenin Eğitim ve Personel” başlıklı, 13.8. maddesinde, “Bayi, personeli, ortakları ile Şubelerinin iş bu sözleşme hükümlerini ihlal eden her türlü eylem ve fiillerinden dolayı Şirketlere karşı tek başına, sınırsız ve objektif (kusursuz) sorumluluk esasları çerçevesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını, bunlar sebebiyle Şirketlerin veya Müşteriler/Aboneler başta olmak üzere üçüncü kişilerin uğrayacağı doğrudan ve dolaylı tüm zararları tazmin edeceğini...” “Sözleşmenin, Feshi ve Sona Ermesi” başlıklı, 26.2.5. maddesinde, ”…İşlem ve faaliyetleri ile bulunduğu bölgede Şirketlerin markası ve kurumsal itibarını zedeleyebilecek önemli derecede olay ve gelişmelere sebebiyet vermesi...” 26.2.6.maddesinde, ”… yükümlülüklerinden herhangi birini hiç, zamanında ya da gereği gibi yerine getirmeyerek Sözleşmeyi kısmen dahi olsa ihlal etmesi… bayilik faaliyetleri nedeniyle Savcılık soruşturmasına konu olması…“ hükümlerinin yer aldığı görülmüştür. Davacı vekili,24/04/2023 tarihinde ıslah dilekçesi ile 5.000-TL. olan maddi tazminat talebini, 52.696-TL.’na arttırarak, 57.696-TL. olarak talep ile, 10.000-TL. portföy tazminatı ve 100.000-TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 167.696-TL.’nin, 06/12/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ile eksik harcı ikmal etmiştir. Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacının, dava dışı bayilerin teknik iptal işlemlerini gerçekleştirdikleri cihaz satışlarını önceden gerçekleştirdiği, davacı tarafın bir kısım çalışanlarının teknik iptal ve usulsüz işlemlerde rollerinin olduğu, davacı şirket tarafında gerçekleştirilen 407 adet cihaz satışının 313’ünün iptal edildiği ve bunların önemli bir kısmının, dava dışı ... iletişim tarafından gerçekleştirildiği, davacı şirket ile dava dışı bu şirket arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı anlaşılmış ise de, usulsüz işlemler özelinde, davacı tarafından satışı yapılan taahhütlü cihazların, kısa sürede taahhütlerinin bozulma talebinin yapılması ve satışı yapılan bayiden değil de farklı bir bayiye gidilerek taahhüdü bozdurma işleminin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davalılar nezdinde haklı şüphe uyandırdığı, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği, bayilik sözleşmesinde yer alan yükümlülüklere göre, 26.2.6. maddesine göre davacı şirketin, bayilik faaliyetleri nedeniyle savcılık soruşturması geçirmesi, 26.2.5. maddesi gereği davacı bayinin davalı şirketlerin ticari itibarını zedeleyen eylemlere sebebiyet vermesi nedeniyle, davacının sözleşme hükümlerine uymadığından hareketle davalılarca, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, davacı tarafın, davalılardan maddi, manevi tazminat ve portföy tazminatı talep etme hakkının bulunmadığı kanaatini oluştuğundan davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının, davasının reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 269,85-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 256,17-TL. harç ile 900-TL. tamamlama harcının toplamı olan 1.156,17-TL.'nın mahsubu ile fazla alınan 886,32-TL.'nın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 26.831,36-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yapılan 100-TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2023 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/88, K. 2023/625, T. 26.09.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-88-e-2023-625-k-421e844c6e4c