İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/135 E. 2024/936 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/135
Karar No
2024/936
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/135 KARAR NO:2024/936 DAVA:Maddi Tazminat DAVA TARİHİ:29/02/2024 KARAR TARİHİ:19/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan maddi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, davalı şirkette 21/09/2022 tarihi itibarıyla azlık hakkı sahibi olduğunu, müvekkilinin, azlık hakkı sahibi olduğu tarihten ayrılma hakkını kullandığı tarihe kadar davalı şirkette azlık hakkı sahibi olmaya devam ettiğini ve şirkete yönelik yatırım bakış açısını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin azlık hakkı sahibi olmasının ve şirkete genel kurula çağrı talebinde bulunmasının hemen akabinde, şirket yönetim kurulu tarafından esas sözleşme tadili ve bazı paylara imtiyaz tanınmasına ilişkin karar alındığını, davalı şirket tarafından esas sözleşme tadili kararının alınması ve ayrılma hakkı kullanımı fiyatının kamuya açılanmasının, borsada işlem gören hisse senedi fiyatlarının aşağı yönlü aşırı fiyat hareketlerine sebep olduğunu, davalı şirkette azlık hakkı sahibi olan yatırımcı müvekkilinin, TTK'nın 369. maddesi hükümlerine aykırılık oluşturacak şekilde kararlar alan, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 32. madde hükümlerine aykırı kamuya açıklama yapan ve yatırımcıların menfaatine aykırı hareket eden, davalı şirket ve yönetim kurulu tarafından telafisi mümkün olmayan zararlara uğratıldığını, davalı şirket yönetim kurulu tarafından esas sözleşme tadiline ilişkin alınan kararın, önemli işlemler tebliğine aykırı olarak zamanında ve usulüne uygun biçimde genel kurula sunulmadığını ve yönetim kurulunun ağır kusuruyla, yatırımcıların ayrılma haklarının zamanında kullanılmasına engel teşkil edildiğini, yönetim kurulu üyeleri tarafından kusurlu eylemlerle, esas sözleşme tadilinin genel kurul onayına sunulmasının hiçbir makul gerekçeye dayanmadan geciktirildiğini, kanunda öngörülen sürelere uyulmadan kanuna aykırı hareket edilerek şirkette azlık hakkı sahibi olan yatırımcı müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğratıldığını, bu nedenle müvekkilinin mal varlığında doğrudan zarar oluştuğunu ve servetindeki artışın engellendiğini, ayrılma hakkı kullanımının ve müvekkilinin paylarının alınmasının akabinde, imtiyazdan şahsi menfaat sağlayan yönetim kurulu üyelerinin, sahip oldukları payları sürekli biçimde sattıklarını, paylara imtiyaz tanınması her ne kadar bir kısım şirket ortaklarına şahsi menfaat sağlasa da, şirketin A grubu hisselerine tanındığını, dolayısıyla ayrılma hakkını kullanan ortaklara yapılan ödemelerin de davalı şirket tarafından yapıldığını, davalılar ...'in paylarına imtiyaz tanınması amacıyla yapılsa da, önemli işlemler tebliğinin 13. maddesinin ayrılma hakkının kullandırılmasında ayrılma hakkına konu payların diğer pay sahiplerine veya yatırımcılara önerilmesi usulünü düzenlemekte olduğunu, anılan hüküm uyarınca ayrılma hakkına konu payların ortaklık tarafından satın alınmadan önce diğer pay sahiplerine yahut yatırımcılara önerilebileceğini, fakat bunun zorunlu bir usul olmadığını ve tercih edilmemesi halinde nihai olarak şirketin ilgili payları satın almakla mükellef olduğunu, davalı şirket tarafından bu yönde bir karar alınmadığını, dolayısıyla ayrılma hakkına konu payların davalı şirket tarafından alındığını, doğan ve yatırımcılara yapılan ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığını, bir diğer deyişle mali yük şirket tarafından üstlenilirken, bundan menfaati ise belirli pay sahiplerinin sağladığını, esas sözleşme tadili ve imtiyazın belirli paylara tanınmasına karşın bu yöndeki şirket genel kurulunun karar almasının, işlemlerin şirket tarafından yürütülmesi ve ödenmesi gereken hakların şirket tarafından ödenmesi sebebiyle davalı şirket yatırımcılarının zarara uğradığını, bu sebeplerle davalı şirketin ve davalı yönetim kurulu üyelerinin, yatırımcıların uğradığı zararlardan sorumluluğunun doğmakta olduğunu, yönetim kurulunun verdiği kararlardan şirketlerin de sorumlu olduğunu, şirket yönetim kurulunun işlem ve eylemleriyle şirketi borç altına sokmakta olduğunu, aynı zamanda yönetim kurulu kusurlu işlem ve eylemlerinden kişisel olarak da sorumlu olduğunu, taraflarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu nedenlerle her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile müvekkilinin, davalı şirket ve davalı yönetim kurulu üyelerinin yapmış olduğu eylem ve işlemlerden doğan zararının öncelikle; 8,55-TL üzerinden, 21/12/2022 tarihinden, esas sözleşme değişikliğinin yapıldığı tarihe kadar BİST100 endeksinin yükselişi baz alınarak, 8,55-TL fiyata eklenmesi ve hisse senedinin fiyatı etkilenmeseydi oluşacak adil fiyatın hesaplanmasının akabinde, ayrılma hakkı fiyatı olan 4,50-TL ile arasındaki hisse başına fiyat farkının hesaplanarak müvekkilin hisse sayısına göre oluşan zararın tazminini; aksi kanaate varılması durumunda genel kurulun geciktirilmesi ve dolayısıyla ayrılma hakkının yaklaşık 7 ay geç kullandırılmasından kaynaklı olarak müvekkilinin servetinde oluşacak artışın engellemesi sebebiyle meydana gelen zararın tazminini; müvekkilinin, genel kurulun kanuni süresinin son günü olan 13/05/2023 ile ayrılma hakkı kullanımının gerçekleştiği 21/12/2023 tarihine kadar ödediği kredi faizlerinden doğan zararının tazminini; söz konusu zararların tam ve kesin miktarının belirlenmesinin davanın açıldığı tarihte taraflarınca mümkün olmaması sebebiyle, davanın tazminat miktarını zararın tam ve kesin olarak belirlenmesi sonrasında artırılmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde kabul edilmesini; tüm zararların tespiti amacıyla sermaye piyasalarında ve sermaye piyasası hukukunda uzman bilirkişilerden rapor alınmasını; müvekkilinin 21/12/2022 tarihinden ayrılma hakkı kullanımının gerçekleştiği 06/12/2023 tarihine kadar davalı şirkette azlık hakkı sahibi olduğunun tespitini; ayrıca 21/12/2022 tarihli KAP açıklamasından sonra ortaklık yapısının nasıl değiştiği ve hisse senedinde yapılan satışların kimler tarafından yapıldığının tespiti amacıyla MKK'ya müzekkere yazılarak, 21/12/2022 - 21/12/2023 tarihleri arasındaki pay sahipliği cetvelinin istenmesini; uzman bilirkişilerce hazırlanacak rapor ve açıklanan vakıaların ispatı amacıyla...'a müzekkere yazılarak, davalı şirkete ait ... koduyla işlem gören hisse senedinin fiyat hareketlerinin 18 ay geriye dönük olarak kayıtlarının ve bu süreçte BİST100 endeksinin ne kadar primlendiğinin sorulmasını; Sermaye Piyasası Kuruluna ve Ticaret Bakanlığına yazı yazılarak, 21/12/2022 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden esas sözleşme tadili için SPK ve bakanlığa yapılan başvuruların ve onayların istenmesini; ... ... Anonim Şirketine müzekkere yazılarak, müvekkili tarafından 13/05/2023 - 21/12/2023 tarihleri arasında ödenen faizlerin dökümünün ve toplamının istenmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin 1969 yılında kurulduğunu ve 1989 yılında borsaya açılarak hisselerinin...'da(o dönem İMKB) işlem gören ilk turizm şirketi olduğunu, ana çatı şirketin bünyesi altında ... gibi alt iştiraklerin bulunmakta olduğunu, toplam 120.000.000,00-TL'lik sermaye ile kurulan şirketin halen...'da ... kodu ile işlem görmekte olduğunu, şirketin hali hazır sermayesinin 600.000.000,00-TL olduğunu, davacı tarafından, dava dilekçesinin yorumlanması sonucu anlaşıldığı kadarıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin dava açılmış bulunmakta olduğunu, dava dilekçesinin tümünün tetkikinden, davanın konusu yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu olarak değerlendirildiğinden, bu esasa göre davaya cevapların verilmesi cihetine gidileceğini, ancak, mahkeme tarafından davadaki taleplerin somutlaştırılması ve hangi davalıdan hangi gerekçe ile talepte bulunulduğuna ilişkin izahta bulunmak üzere davacıya süre verilmesi sonrası, yapılacak açıklamalar çerçevesinde ek beyanda bulunma haklarını saklı tutmakta olduklarını, bu çerçevede, davacı tarafından açılan davanın yasal temelinden yoksun olduğunu, Borsa İstanbul yatırımcısı olan davacının yatırım tercihleri, alım-satım emirlerini verme zamanlaması gibi çeşitli nedenlerle olduğunu düşündüğü zararlarının, bir başkası üzerine yıkma çabasından ibaret bir dava olduğunun anlaşılmakta olduğunu, dava dilekçesinin ve davada talep edilen hususların davacı tarafından açıklanması, talebin konusu ve hangi gerekçe ile, hangi davalıdan ne miktarda talepte bulunulduğunun somutlaştırılmasının ve bu hususta süre verilmesinin gerekmekte olduğunu, davanın yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davası olarak değerlendirilmesi halinde, davada davalı ... Otel İşletmeleri Anonim Şirketinin taraf ehliyetinin bulunmamakta olduğunu, şirketin kendisinin yönetim kurulu üyesi olmaması sebebiyle, herhangi bir sorumluluğundan söz etmeye de olanak bulunmamakta olduğunu, bu nedenle şirket aleyhine açılan davanın davalı taraf ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davalı şahısların, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olduklarını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bireysel ve kusur sorumluluğu olduğunu, bu nedenle öncelikle herhangi bir zararın var olup olmadığının ve bu zararın doğumunda davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu olup olmadığının irdelenmesi gerekmekte olduğunu, bu kapsamda öncelikle davacının dava konusu ettiği herhangi bir zararının olup olmadığının değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmakta olduğunu, hisseleri borsada işlem gören şirketlerin hisse fiyatlarının serbest piyasada arz ve talep dengesine göre oluşmakta olduğunu, hisse fiyatının oluşmasında şirketin durumu etkili olsa da, neticede piyasa fiyatı arz ve talep dengesinin sonucu olarak oluştuğundan, bu fiyata şirket ve/veya yöneticisinin müdahale etmesine olanak bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından...’dan serbest piyasada oluşan fiyat üzerinden aldığı hisselerinin, satışı sürecinde zarar ettiği gerekçesi ile dava açıldığını, davacının hisselerini satın almasından, satışı süreci veya ayrılma hakkını kullanıp kullanmamasına münhasıran kendi iradesi ile karar vermiş bulunmakta olduğunu, bu kararına ne şirketin, ne de şirket yöneticilerinin herhangi bir müdahalesinin olmadığını, şirket yöneticileri tarafından yasal düzenlemelere aykırı şekilde gerçekleştirilen herhangi bir hatalı uygulamasının söz konusu olmadığını, şirket yönetim kurulunun 21/12/2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile, imtiyaz yaratılmasına yönelik ana sözleşme tadili yapılmasına ilişkin karar alındığını ve bu karar uyarınca ana sözleşme tadillerine izin verilmesi için SPK ve Ticaret Bakanlığı nezdinde başvuru yapıldığını, ayrıca yönetim kurulu tarafından yasal süresi içinde 30/01/2023 tarihinde, gündemde imtiyaza ilişkin hususların da görüşüleceği genel kurul toplantısının yapılması kararı alındığını, şirket yönetimi tarafından ana sözleşme tadil metinleri ve imtiyaz sebebiyle, önemli nitelikteki işlemler ve ayrılma hakkı tebliği uyarınca, ayrılma bedelinin tespiti için SPK’ya başvuru yapıldığını, SPK tarafından 20/01/2023 tarihli yazı ile ana sözleşme tadillerine izin verildiğini ve ayrılma hakkı kullanmak isteyenler için uygulanacak fiyat olarak 4,50-TL fiyat öngörüldüğünü, yönetim kurulu tarafından alınan genel kurul kararı uyarınca 30/01/2023 tarihinde, imtiyaz yaratılmasına ilişkin ana sözleşme tadilleri ve ayrılma hakkına ilişkin hususlarında gündemde bulunduğu genel kurul toplantısı yapıldığını, ancak genel kurul toplantısının yapıldığı 30/01/2023 tarihine kadar SPK izin ve ayrılma bedelinin belirlenmesine ilişkin onayı gelmiş olmasına karşın, ana sözleşme tadillerinin Ticaret Bakanlığının onayına tabi olmasının, Ticaret Bakanlığı'na onay için süresi içinde başvuru yapılmasına karşın, genel kurulun yapıldığı tarihe kadar Ticaret Bakanlığı onayı gelmemiş olması sebebiyle, zorunlu olarak imtiyaz ve ayrılma hakkının kullanılmasına ilişkin ana sözleşme tadillerinin genel kurulda görüşülüp karara bağlanamadığını, bu hususun 30/01/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 1. gündem maddesi görüşmelerinin 2. sahifeye yansıyan son paragrafında da yazılı bulunmakta olduğunu, bu nedenle, 30/01/2023 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında imtiyaza ilişkin ana sözleşme tadillerinin ve ayrılma hakkına ilişkin gündem maddelerinin görüşülememesinde, şirket yönetici ve hissedarlarının herhangi bir dahlinin bulunmamakta olduğunu, resmi izin gelmemiş olması sebebiyle zorunlu olarak görüşülemediğini, imtiyaz yaratılması ve imtiyaz sebebiyle kullanılması öngörülen ayrılma hakkının sürecine ilişkin yönetim kurulu ve/veya davalı üyeleri tarafından yasal esaslara aykırı olarak gerçekleştirilen ve kendilerine kusur izafesi olanaklı herhangi bir hususun bulunmamakta olduğunu, davacının doğmuş bir zararının da bulunmamakta olduğunu, zira genel kurul tarafından imtiyaz yaratılmasına ilişkin ana sözleşme tadilleri ile, ana sözleşme tadilleri sebebiyle doğan ayrılma hakkına ilişkin genel kurul kararının 06/12/2023 tarihinde alındığını, genel kurul kararı sonrasında davalı şirketin yasal esaslara göre ayrılma hakkı kullanmak isteyenlere ilişkin süreci başlattığını, davacının 19/12/2023 tarihinde İnfo Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketine verdiği talimat ile, 13.000.000 lot hissesinin ayrılma hakkı kullanılması amaçlı olarak 65240 sayılı şirket hesabına virman yapılmasını talep ettiğini, yine 18/12/2023 tarihli şirkete yönelik “Ayrılma Hakkının Kullanımına İlişkin Pay Sahibi Beyanı”(... ...’a hitaben), yine aynı tarihli şirkete yönelik “Ayrılma Hakkının Kullanımına İlişkin Pay Sahibi Beyanı”(...’e hitaben) beyan dilekçesi sunduğunu, ancak rakamların kuruş üzerinden değil, lira üzerinden hesaplamış olması ve davacının ıslak imzalı belgeleri vermemiş olması sebebiyle, ıslak imzalı belgeler ve kuruşlandırılmış hali ile talep edildiğini, davacıya ayrılma hakkını kullanması sebebiyle, ayrılma hakkına konu hisselerinin bedeli olarak 21/12/2023 tarihinde 78.156.000,00-TL ve 58.500.000,00-TL olarak tamamen ve nakden ödendiğini, 30/01/2023-06/12/2023 tarihleri arasındaki ... Otelcilik hisselerinin...’daki fiyat aralıklarını gösterir tabloya göre, 30/01/2023 tarihli genel kurul tarihinde imtiyaz yaratılmasına ilişkin ana sözleşme tadilinin genel kurul tarafından kabulü ve lehine imtiyaz yaratılanların da imtiyazı kabulü tarihi olan 06/12/2023 tarihine kadar sadece 04/12/2023 tarihinde hissenin 4,50 fiyatı gördüğünü, 05/12/2013 tarihinde ise 4,58 fiyattan kapanış yaptığını, imtiyaz yaratılmasına ilişkin genel kurul tarihi kapanış fiyatının 4,19 olduğunu, şirket yönetim kurulunın, şirket ve yatırımcılar açısından en doğru zamanlamayı ve yatırımcı menfaatini önceliklemek suretiyle kusursuz bir şekilde uyguladığını ve uygulama neticesinden de, davacı da dahil olmak üzere ayrılma hakkını kullanan yatırımcıların kazançlı çıktığını, ek imtiyaza ilişkin yönetim kurulu kararının alındığı 22/12/2022 tarihinden bu yana hissenin fiyat performansı incelendiğinde, ayrılma tarihine kadar hissenin ulaştığı en yüksek fiyat üzerinden ayrılma hakkını kullanmış olduğunun açık olduğunu, ayrıca davacının tazminat tutarının kendisine değil, şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etme hakkına sahip olduğunu, bu nedenle davanın neticesinde talep edilen hususun, davacı açısından talep edilebilirliğinin bulunmamakta olduğunu, davanın gerçek amacının şirkete ve yöneticilerine zarar vermek olduğunu, tüm bu nedenlerle dava dilekçesinin davacı tarafından açıklanmasını, hangi miktarda hangi talebini, hangi yönetim kurulu üyesinin hangi kusurlu davranışı sebebiyle talep ettiği hususunda açıklama yapmak üzere davacıya süre verilmesini, süresi içinde açıklama yapılmaması halinde, davanın usulden reddini; davacının davada talep ettiği tazminatın ancak şirkete ödenmesini talep etmesinin mümkün olması sebebiyle, davacı talebinin talep edilebilirlik niteliği olmadığından, işin esasına girilmeksizin davanın usulden reddini; davacının tazminat olarak talep ettiği tutarın, davalı şirket hisselerinin...’da işlem görüyor olması sebebiyle, günlük, anlık piyasa fiyatları bilinebilir nitelikte olduğundan, belirsiz alacak davasına konu yapılamayacak olması nazara alınarak, talep tutarının somutlaştırılıp dava değeri üzerinden gerekli harcın ödenmesi için davacıya kesin süre verilmesini, süresi içinde harcın ikmal edilmemesi halinde davanın usulden reddini; davanın esasına girilmesi halinde davanın esastan reddini talep etmiştir. Dava, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalı şahısların, davalı şirketi ve şirkette azlık sahibi bulunan davacıyı zarara uğrattıklarından bahisle, maddi zararın tazmini istemine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememiz dosyası öncelikle mahkememiz tekli hakimi tarafından görülmeye başlamış olup, mahkememizin 08/07/2024 tarihli ön inceleme celsesinde; "Açılan davanın 5235 sayılı kanunun 5/3-3 maddesi gereğince heyet ile görülmesi gereken davalardan olduğu kanaatiyle dosyanın heyete tevdine" karar verilmiş ve yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur. Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicili kayıtları, muhtelif KAP bildirimleri, 30/01/2023 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağı ile aynı tarihli hazirun listesi ve muhalefet şerhleri ile talep dilekçeleri, 22/12/2020 tarihli yönetim kurulu kararı, ... sayılı ve 24.08.2023 tarihli SPK bülteni, davalı şirketin 23/01/2023 ve 31/08/2023 tarihli Ticaret Bakanlığı başvuruları ve bakanlığın 13/02/2023 tarihli izin yazısı ile 08/09/2023 tarihli yazısı, Sermaye Piyasası Kurulunun 05/09/2023 tarihli yazısı ve 17/01/2023 tarihli raporu, cari hesap ekstreleri ile faiz dökümleri, BİST fiyat-getiri endeksleri ile endeks kapanış fiyatları listeleri, cari ve kredi ekstreleri, kredi ve temerrüt faiz tabloları, Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketi bakiye raporları ile hesap hareket raporları, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, Prof. Dr. ...tarafından düzenlenen hukuki mütalaâ vs. dosyamız arasına alınarak hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, eldeki davada davacı tarafça, davalı ...'nin ve şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalıların, kusurlu işlem ve eylemleri nedeniyle zarara uğradığı belirtilerek, uğranılan zararın tazmini talebiyle dava açılmış bulunmaktadır. 6102 Sayılı TTK'nın 553. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı zarardan sorumludurlar. Kanun şirketin zararı için dava açma yetkisini şirkete, şirket ortağına ve şirket alacaklılarına vermiş bulunmaktadır. Bilindiği üzere bu tür davalarda, sorumluluk davası açan ortağın ortaklık sıfatının dava süresince kesintisiz olarak devam etmesi gerekir. Uygulamada husumet olarak tanımlanan bu yetkinin, tüm dava sürecinde davacı üzerinde bulunması gerekmektedir. Dava açan kişinin ortaklık sıfatı dava sırasında sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki menfaati de kalmayacaktır. Davanın başında ortaklık sıfatı bulunup yargılama sırasında bu sıfatı kaybeden davacının, tekrar pay sahibi olması halinde de aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan söz edilmesi olanaksızdır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/5195 esas 2019/6440 karar sayılı, 2014/15157 esas 2015/608 kara sayılı, 2011/190 esas 2012/21402 karar sayılı ve 2013/6277 esas 2013/9520 karar sayılı ilamında da ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu tür davalarda, davacının davanın başından sonuna kadar bu sıfatının mevcut olması gerektiği hususu vurgulanmıştır. Şayet yargılama sırasında ortaklık sıfatı sona erecek olursa, artık davayı takip ve sonuçlandırmakta hukuki yararı kalmaz. Aktif dava ehliyetine ilişkin olan bu hususlar mahkemece resen göz önüne alınması gerekir. Eldeki davada ise, davacının 21/09/2022 tarihinde davalı şirket hisselerini alarak pay sahibi olduğu, sonrasında ayrılma hakkını kullandığı ve kendisine davalı şirkete 21/12/2023 tarihinde 78.156.000,00-TL ve 58.500.000,00-TL ödeme yapıldığı ve davacının, davalı şirketteki pay sahipliğinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacının, dava tarihinde davalı şirkette pay sahibi olmadığı hususunda taraflar arasında esasen bir ihtilaf da bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, bu tür davalarda, sorumluluk davası açan ortağın ortaklık sıfatının dava süresince kesintisiz olarak devam etmesi gerekir. Eldeki davada davacı, dava açıldığı tarihte de şirket ortağı sıfatını haiz değildir. Bu anlamda, davacının, aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalılar hakkında açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile, fazladan yatan 1.092,35‬‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(...)'e yapılan 3.800,00-TL ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı taraflara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/135, K. 2024/936, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-135-e-2024-936-k-b845d62a1c83