İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/419 E. 2024/743 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/419
- Karar No
- 2024/743
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/419 KARAR NO:2024/743 DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:12/11/2013 KARAR TARİHİ:17/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 01/03/2012 tarihli toplu ... sözleşmesi başlıklı sözleşme akdedildiğini, davalı hakkında başlatılan takibin bir yıllık süreye ilişkin olarak sözleşmeyle taahhüt edilip, arama sayısına ilişkin yerine getirilmeyen 30.543.000 kontörün birim fiyat üzerinden (30.543.000x0,0295-TL+KDV) 1.063.201,00-TL alacağa dayandığı, sözleşmenin akdinden sonra davalı firma tarafından davacı firmadan talep edilen aramaların ifasına ilişkin raporların günü gününe elektronik posta yoluyla gönderildiğini, sözleşme süresinin dolmasından sonra davalı firma tarafından yine arama talebi gelmemesi üzerine davacı tarafından ihtarname gönderildiğini, ilk ihtardan sonra davalının talebi üzerine davacı tarafça verilen hizmet sonucu davalı yanın bakiye arama sayısı taahhüdünün 30.543.000 kontöre düştüğünü, davacının, aralarındaki uyuşmazlığın iyi niyet kuralları çerçevesinde çözüm amaçlı ihtarname ile kontör birim fiyatın günün koşullarına uyarlanarak belirlenmesi halinde yeni bir sözleşme yapmaya ve akdedilecek olunan yeni sözleşmeye, kullanılmayan bakiye kontörlerinde devredilmesi hususunda mutabakata varmaya hazır olduğunu bildirdiklerini, ancak davalı tarafça hiçbir cevap verilmediğini, bu nedenlerle, davalı tarafça kullanılmayan arama sayısına ilişkin bakiye 30.543.000 kontörün, sözleşmede yazılı birim fiyat üzerinden TL karşılığı olan alacağının cebri icra üzerinden tazmin işlemlerine devam edebilmesi için, davalı tarafça .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının dayandığı sözleşmenin kendi temsilcileri tarafından imzalanmadığını, davacının da taraf sıfatından yoksun olduğunu aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının sözkonusu sözleşmeyi kendi adına mı imzaladığının belli olmadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imza sirküleri bulunduğu halde bunlardan biri tarafından sözleşmenin imzalanmadığını, temsile yetkili olmayan kişinin imzaladığı sözleşmenin de davalıyı bağlamadığını, sözleşmede imzası bulunan davalı elemanın yetkisi dışında yaptığı sözleşmeye onay vermediklerini, tacir olan davacının da bu durumu bildiği halde basiretli bir tacir gibi hareket etmemesinin sorumluluğunun kendisine ait olduğunu, taraflar arasında sözlü bir anlaşma olup bu anlaşmaya göre alınan hizmetlerin de bedellerinin ödendiğini, bu ödemelerin faturaya dayalı olarak yapıldığı ve bunun dışında davacıya hiçbir borçlarının bulunmadığını, defalarca istemelerine karşın davacının verdiğini iddia ettiği hizmetleri belgeleyemediğini, bundan sonra da davacıdan hizmet alımını bıraktıklarını, hizmet ilişkisinin fiili kullanıma dayanmadığını, sözleşme ilişkisinin yetkili kişinin katılımı ile yapılmadığını, geçerli olmayan sözleşmeden dolayı bakiye kontör tutarının soyut bir iddiadan öteye geçmeyeceğini, bu hizmetlerin fiili olarak verildiğinin de belgelendirilmediğini, davacı ile geleceğe yönelik sözleşme yapılmasının da düşünülmediğini bildirip, davanın husumet ehliyeti yokluğundan reddine, keza esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen toplu ... sözleşmesi uyarınca, davalı tarafça taahhüt edilen ancak gerçekleştirilmeyen arama sayısına karşılık gelen kontör bedeli ve zarara dayalı alacağın davalı tarafça ödenmediğinden bahisle, alacağın tahsili için davacı tarafça .... İcra Müdürlüğü(nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır. Eldeki dosya öncelikle mahkememiz tekli hakimi tarafından görülmeye başlanmış olup, mahkememizin 10/12/2014 tarihli celsesinde; "6545 sayılı yasanın 45 maddesiyle değişik 5235 sayılı yasanın 5.maddesiyle aynı yasaya eklenen geçici 5.madde gereğince Asliye Ticaret mahkemelerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin HSYK 1.daire başkanlığının 26/08/2014 gün ... kararı uyarınca dava değeri nazara alınarak dosyanın heyete tevdiine" karar verilmiş olup yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuş, mahkememizin 12/11/2015 tarihli, ... sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulü ile "Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 438.668,18 TL asıl alacak ve 30.158,64 TL işlemiş faiz ile 664,00 TL ihtarname gideri üzerinden iptaline ve takibin asıl alacağı takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesi suretiyle DEVAMINA", "Fazlaya ilişkin yerinde görülmeyen istemin REDDİNE" ve "Davalının, hükmedilen alacağın % 20'i olan 93.898,00 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE" karar verilmiş, verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26/03/2018 tarihli, 2016/4033 esas ve 2018/2334 karar sayılı ilamı ile davacı taraf itirazları yönünden; "Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı tarafın taahhüt ettiği 30.543.000 adet sesli aramanın davacıdan talep edilmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacının zararına sebep olduğu mahkemece isabetli olarak saptanmıştır. Davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davacının uğradığı zararın olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı olduğu anlaşılmış olup, bunun da TBK'nın 408. maddesinde düzenlenen "kesinti" yöntemine göre hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece, 16.03.2015 tarihli ek raporda yer verilen hesaplamalardan B seçeneğine göre yapılan hesaplamanın esas alınarak hüküm kurulduğu, ancak, daha önce davacı tarafça sözleşmeye göre düzenlenen ve ödenen faturalardaki kâr oranlarının, kontörlerin davacı tarafça peşinen satın alınıp alınmadığının, alınan bu kontörlerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığının, başka şekilde değerlendirme imkânı olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmıştır. Zira bu hususlar değerlendirilmeden davacının gerçek zararının ne olduğunun doğru şekilde tespiti mümkün değildir Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, davacı tarafça düzenlenen ve ödenmiş olan faturalardaki kâr oranları esas alınarak, kontörlerin davacı tarafından peşinen satın alınıp alınmadığı, kontörlerin alındığı şirket ile davacı arasında kontör alımına ilişkin bilgi, belge veya varsa sözleşme celp edilerek, ayrıca kontörlerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, başka şekilde değerlendirilip değerlendirelemediği sorulup, fatura kesilmediği halde KDV hesabı yapılması hususuna da açıklık getirilerek; TBK 408. maddesinin kıyasen uygulanması, davacının sözleşme dönemi elde edemediği kârın net olarak hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine, sunulan sözleşme şartlarına uygun düşmeyen ve yeterli görülmeyen bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir." ve davalı taraf itirazları yönünden; "a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b-İİK’nın 67/2. madde hükmündeki düzenlemeye göre, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedileceği belirtilmiştir. Somut olayda, takip konusu alacağın tespiti hususunda yukarıdaki bent uyarınca bir araştırma yapılması gerektiği ve bilirkişi raporunda dahi iki ayrı yönteme yer verildiği de nazara alındığında alacağın likit olmadığı anlaşıldığından, mahkemece, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin 2018/601 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya bu esas numarası üzerinden devam olunmuş, mahkememizin 24/10/2019 tarihli, 2018/601 esas ve 2019/728 karar sayılı kararı ile; "Davanın kısmen kabulü ile; davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının (KDV hariç olmak üzere) 681.205,00 TL asıl alacak, 41.889,00 TL işlemiş faiz ve 664,00 TL ihtarname gideri üzerinden iptali ile, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesi suretiyle devamına", "Fazlaya ilişkin yerinde görülmeyen istemin REDDİNE" ve "Şartları bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE" karar verilmiş, verilen kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 19/01/2021 tarihli, 2020/206 esas ve 2021/83 karar sayılı ilamıyla; "1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Dava; taraflar arasındaki Toplu ... Sözleşmesi uyarınca, davalı tarafça taahhüt edilen ancak talep edilmeyen arama sayısına karşılık gelen kontörlerin bedelinin ve zararının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında belirtilen kontörlerin davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, başka şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği araştırılmadığı gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada TBK’nın 408. maddesinin uygulanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının sözleşme dönemi elde edemediği karın hesabı için davacı kayıtları getirtilerek başka şirketlere/şahıslara dava konusu sözleşmede belirlenen hizmeti verip vermediği belirlenerek kontörleri bu işlerde kullanıp kullanmadığı, davacının sözleşme konusu edimi işçi çalıştırmadan tek başına yerine getirip getiremeyeceği bu bağlamda işletme faaliyet giderinin ne olduğu tespit edilip; dava konusu sözleşme ile aynı şartlarda başka bir iş bulması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesap yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, verilen karara karşı davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25/05/2022 tarihli, 2021/3332 esas ve 2022/2823 karar sayılı ilamıyla karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesi üzerine dosya, mahkememizin 2022/419 esas sırasına kaydedilerek mahkememizce yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce taraflar arasında akdedilen 01/3/2012 tarihli toplu ... sözleşmesi, kurye teslim zaptı, arama dökümleri, ... 1. Noterliğinin 19/03/2013 tarihli ve 6061 yevmiye numaralı ihtarname, ... 24. Noterliğinin 19/04/2013 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname, faturalar, e-mail yazışmaları, vergi kayıtları, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, YMM, elektronik haberleşme uzmanı ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor ve ek rapor, mali müşavir, bilgisayar mühendisliği öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden rapor ve heyete iktisat-ekonometri öğretim üyesi bilirkişi dahil edilerek rapor, mali müşavir, elektronik ve haberleşme mühendisi, iktisat-işletme öğretim üyesi ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacı/alacaklı tarafından, 24/09/2013 tarihinde davalı/borçlu aleyhine 01/03/2013 tarihli toplu ... sözleşmesine dayalı 1.063.201,00-TL asıl alacak, 72.494,29-TL ticari avans faizi ve 664,00-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 1.136.359,29-TL alacağın; takip tarihinden itibaren icra giderleri, vekalet ücreti ve asıl alacak için değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin alacak ve faiz talep etme hakları saklı kalmak ve BK'nın 100. maddesinin uygulanması kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 30/09/2013 2013 tarihinde borçları bulunmadığı gerekçesiyle takibe, borca, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mali müşavir ..., elektronik ve haberleşme mühendisi ..., iktisat-işletme öğretim üyesi Prof. Dr. ... ve ticaret ve borçlar hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. ......'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04/09/2024 havale tarihli rapor ile: Davalının taahhüt ettiği toplam kontör sayısının 42.000.000 adet olduğu, gerçekleşen sesli mesaj sayısının 11.457.000 adet olduğu ve de kullanılmayan toplam sesli mesaj sayısının ise 30.543.000 adet olduğu, taraflar arasında akdedilen 29.03.2013 tarihli sözleşmeye göre davalı tarafından taahhüt edilip kullanılmayan kontörler nedeniyle davacının kâr kaybı veya cezai şart bedeli talep edebileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın esasını oluşturan kullanılmayan kontör kavramının, alım sırasında ödenen bir bedel olarak düşünülmemesi gerektiği, davacı peşinen bu tutarı ödemediğinden ya da bunun için ek bir maliyet söz konusu olamayacağından, kullanılmayan kontörler dolayısıyla ek bir zarara uğradığının da düşünülemeyeceği, davacının kullanılmayan kontörler nedeniyle 30.543.000 adet kontör*0,0223=681.108,90-TL kâr tutarı hesap edildiği, bu tutara KDV eklenmesinin davacının talebinin tazminat hükmünde kâr kaybı alacağı olduğu için uygun olmayacağı, 27.03.2013 temerrüt tarihi ve 24.09.2013 takip tarihi baz alınarak icra dosyası faiz hesabının 46.441,36-TL olarak hesap ve tespit edildiği, asıl alacak ve faiz tutarının ise toplamda 727.550,30-TL olarak hesap edildiği, bu tutar haricinde başkaca bir hesaplama yapmanın bu dosya kapsamında mümkün olmadığı, davacının 2012 yılına ilişkin işletme hesabı defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, 2013 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, davacının, davalı şirkete 2012 yılında 7.875.900 adet kontör karşılığı KDV dahil 274.160,08-TL, 2013 yılında 3.581.000 adet kontör karşılığı KDV dahil 129.650,73-TL olmak üzere toplam 11.456.900 kontör bedeli olarak KDV dahil 403.810,81-TL tutarında fatura düzenlediği, davacı tarafından 12.03.2012-16.04.2013 tarihleri arasında düzenlenen hizmet faturalarının davalı şirket defter kayıtlarında yer aldığı, 24.09.2013 takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan 0,11-TL alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasında 01/03/2012 tarihli toplu ... sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin konusunun, açılış ve kampanya için yapılacak olan ... tuşlama sistemi ile sabit telefon numarasına ulaşılması, davalının 01/03/2013 tarihine kadar aylık 3.500.000 adet sabit telefonlara ulaşmayı taahhüt ederek, ay içerisinde kullanılmayan kontörlerin bir sonraki aya devredileceği olarak belirlendiği, ...'in, davacının GSM ve telekom abonelerine sesli mesaj gönderme servisi olduğu açıklanmıştır. Davacının talebi halinde her ... gönderimini izleyen en geç 7 gün içinde gönderilen ... sayısı, başarılı ... sayısı olarak gönderilen telefon nolarını rapor etmek ile yükümlü olduğu ve başarılı gönderilen ... adedine göre toplu ... fiyat tarifesi üzerinden sağlamayı yükümlenmiş, davalının göndermek istediği ... kontrollerini peşinen satın alacağı ön görülmüş ve her bir .../22 sn 1 kontör olarak ve 0.0295-TL üzerinden fatura edileceği, ... ücretlerinde KDV'nin hariç olduğu, birim fiyatların yurt içinden gönderilen ...'lere ilişkin bulunduğu sözleşme ile hüküm altına alınmıştır. Sözleşme altında davacı ve davalı şirket kaşeleri üzerine atılmış imzalar bulunmakta olup, bu noktada davalı taraf, sözleşmenin davacı temsilcisi ile davalı şirketin temsil yetkisi bulunmayan çalışanları arasında imzalandığını ve davalı şirket yönünden bir bağlayıcılığı olamayacağı ileri sürülmüş olmakla birlikte, sözleşmenin davacı temsilcisi ile iletişim departmanı yetkilileri arasında muhtelif tarihlerde yapılan elektronik yazışmalar sonucunda imzalandığı, imzası bulunan davalı çalışanlarının davalıyı temsilen sözleşme yapma yetkileri bulunmamakla birlikte bu sözleşmenin davalı tarafçada aynen benimsenmek suretiyle sözleşme kapsamında hizmet alımları yapıldığı ve keza davacı tarafın sözleşmeye göre tanzim ettiği hizmet faturalarını da davalı tarafın alıp ticari defterlerine kaydettiği ve bu kapsamda davacıya ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin davalı şirket tarafından benimsendiği ve onay verildiğinin kabulü gerekmiştir. Yine davacı tarafın bir şahıs firması olması hasebiyle taraf sıfatına ilişkin itiraza da itibar edilmemiştir. Davalı tarafça taahhüt edilen ancak gerçekleştirilmeyen arama sayısına karşılık gelen kontör bedeli ve zarara dayalı alacağın davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle, davacı tarafça .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ile 24/09/2013 tarihinde davalı/borçlu aleyhine 01/03/2013 tarihli toplu ... sözleşmesine dayalı 1.063.201,00-TL asıl alacak, 72.494,29-TL ticari avans faizi ve 664,00-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 1.136.359,29-TL alacağın; takip tarihinden itibaren icra giderleri, vekalet ücreti ve asıl alacak için değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin alacak ve faiz talep etme hakları saklı kalmak ve BK'nın 100. maddesinin uygulanması kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 30/09/2013 2013 tarihinde borçları bulunmadığı gerekçesiyle takibe, borca, faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça borçlu bulunulmadığı ileri sürülmüş ise de, mahkememiz dosyası kapsamında temin edilen 04/09/2024 havale tarihli rapor ile davalının taahhüt ettiği toplam kontör sayısının 42.000.000 adet olduğu, gerçekleşen sesli mesaj sayısının 11.457.000 adet olduğu ve de kullanılmayan toplam sesli mesaj sayısının ise 30.543.000 adet olduğu, taraflar arasında akdedilen 29/03/2013 tarihli sözleşmeye göre davalı tarafından taahhüt edilip kullanılmayan kontörler nedeniyle davacının kâr kaybı veya cezai şart bedeli talep edebileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, dava konusu uyuşmazlığın esasını oluşturan kullanılmayan kontör kavramının, alım sırasında ödenen bir bedel olarak düşünülmemesi gerektiği, davacı peşinen bu tutarı ödemediğinden ya da bunun için ek bir maliyet söz konusu olamayacağından, kullanılmayan kontörler dolayısıyla ek bir zarara uğradığının da düşünülemeyeceği, davacının kullanılmayan kontörler nedeniyle 30.543.000 adet kontör*0,0223=681.108,90-TL kâr tutarı hesap edildiği, bu tutara KDV eklenmesinin davacının talebinin tazminat hükmünde kâr kaybı alacağı olduğu için uygun olmayacağı, 27.03.2013 temerrüt tarihi ve 24.09.2013 takip tarihi baz alınarak icra dosyası faiz hesabının 46.441,36-TL olarak hesap ve tespit edildiği, asıl alacak ve faiz tutarının ise toplamda 727.550,30-TL olarak hesap edildiği, davacının, davalı şirkete 2012 yılında 7.875.900 adet kontör karşılığı KDV dahil 274.160,08-TL, 2013 yılında 3.581.000 adet kontör karşılığı KDV dahil 129.650,73-TL olmak üzere toplam 11.456.900 kontör bedeli olarak KDV dahil 403.810,81-TL tutarında fatura düzenlediği, davacı tarafından 12.03.2012-16.04.2013 tarihleri arasında düzenlenen hizmet faturalarının davalı şirket defter kayıtlarında yer aldığı, 24.09.2013 takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıdan 0,11-TL alacaklı göründüğü tespit edilmiş, mahkememizce denetime ve hüküm tesisine elverişli bulunan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak miktarı tespitinin yargılamayı gerektirdiği ve likit olmadığı da gözetilerek, icra inkar tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 681.108,90-TL asıl alacak, 46.441,36-TL işlemiş faiz ve 664,00-TL ihtarname gideri üzerinden iptali ile, takibin 681.108,90-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülmesi suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Alınması gerekli 49.744,31-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 13.724,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 36.019,81-TL harcın, davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin olarak yatırılan 13.724,50-TL harcın, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen 113.232,14-TL vekâlet ücretinin, davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden belirlenen 65.221,75-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 24,30-TL başvurma harcı, 26.900,00-TL bilirkişi ücreti ve 943,50-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 27.867,80-TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 17.858,55-TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine; kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 59,50-TL'den ibaret yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 21,37-TL'sinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine; kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17/10/2024 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır