Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/314 E. 2023/649 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/314
Karar No
2023/649
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/314 KARAR NO :2023/649 DAVA:Şirketin İhyası DAVA TARİHİ:11/05/2023 KARAR TARİHİ:05/10/2023 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili, 01.07.1999 - 11.08.2002 tarihleri arasında, Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş. nezdinde kesintisiz ve aralıksız olarak çalıştığını, davacı müvekkili ile işveren arasında akdedilen iş sözleşmesinin deneme süreli olması hususunda tarafların anlaştığını, ancak, davacı müvekkilin işveren tarafından deneme süresinde sigortasız olarak çalıştırıldığını ve işe giriş tarihinin de 15.10.1999 olarak bildirilmek suretiyle geç bildirildiğini, davacı müvekkilinin 01.07.1999 - 11.08.2002 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.07.1999 olduğunun tespiti için hizmet tespit davası açılacağını, taraflarınca yapılan araştırmalar neticesinde, davacı müvekkilinin işvereni ... - ... A.Ş.'nin ticaret unvanının 21.01.2009 tarihinde Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş. olarak değiştirildiğini ve bu unvan altında işlemlerini yürüttüğünü, 25.01.2011 tarihinde ise tasfiyenin tamamlanarak şirket kaydının silindiğinin tespit edildiğini, TTK md. 547’ye göre; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebileceklerini, bu durumda yapılması gereken; davacı müvekkili adına taraflarınca ... İş Mahkemesi nezdinde açılacak olan hizmet tespiti davasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi için bu işle sınırlı olarak işveren şirketin ihyasına karar verilerek ek tasfiye işlemlerinin yapılması gerektiğini, bu kapsamda Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş.'nin yeniden ihyası ile ek tasfiye işlemlerinin yapılmasını, taraflarınca açılacak olan hizmet tespiti davasına taraf olarak katılabilmesi için tasfiye memurunun görevlendirilmesini, arz ve izah edilen ve resen göz önüne alınacak sebeplerle, Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş.'nin ihyasına ve şirket adına tasfiye memuru atanmasına, ... İş Mahkemesi nezdinde açılmış / açılacak olan hizmet tespiti davasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi için bununla sınırlı olmak üzere Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş.'nin TTK md. 547 uyarınca ek tasfiyesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, (6762 Sayılı TTK m. 445 ve 6102 sayılı TTK m. 541), bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtıldığını ve şirket kayıtlarının sicilden terkin edilmiş ise terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olduğunu, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabınün tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, yasal hasım konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, arz ve izah edilen nedenlerle müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal zamanaşımı süresi geçtikten çok sonra açıldığını ve bu sebeple reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere iş bu daa ile özetle 25.01.2011 tarihinde tasfiye edilerek şirket kaydı sicilden silinen ... ... A.Ş'nin daha sonra bir hizmet tespiti davası açmaya yönelik Türk Ticaret Kanunu'nun ek tasfiye başlıklı 547 nolu maddesi kapsamında ihya edilmesi ve bu şirket adına tasfiye memuru atanmasının talep edildiğini, TTK'nun 7 nolu geçici maddesinin 15.fıkrasında yazılı olan düzenleme gereği ihya davaları için 5 yıllık bir zamanaşımı süresi belirlendiğini, bu durumda iş bu dava ile ihyası talep edilen ... ... A.Ş'nin şirket kaydı tasfiye edilerek 25.01.2011 tarihinde ilgili ticaret sicilinden silindiğine göre sebebi her ne olursa olsun aradan geçen 12 yılı aşkın süreden sonra bu şekilde bir ihya talebinde bulunulmasının TTK'nın 7 nolu geçici maddesinin ilgili 15 nolu fıkrasında yer alan silinme tarihinden itibaren başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresi kuralına açıkça aykırı olduğunu, dava dilekçesinde bahis konusu tasfiye edilen işveren şirketin davacıyı deneme süresinde sigortasız olarak çalıştığı ve davacının işe giriş tarihini de geç bildirdiği yönünde bir iddia yer aldığını, yanı sıra dava dilekçesinde iş bu mevcut davanın daha sonra açılması düşünülen hizmet tespiti davasına tasfiye edilmiş bulunan eski işveren şirketin taraf olarak katılabilmesini sağlamak için açıldığı belirtilmekle birlikte davacının bu davayı açması için gerekli olan hukuki fayda ve çıkarın esasen ne olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmadığını, bilindiği üzere HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114.maddesinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasının da zorunlu dava şartlarından biri olup bu yönden mahkemenin resen bir inceleme yapması ve karar vermesi gerektiğini, bu yönden ortada davacı tarafından açıkça ortaya konulmuş bir hukuki yarar bulunmaması sebebiyle mevcut davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın usule ve esasa ilişkin itirazları doğrultusunda reddine karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş'nin TTK 547 uyarınca ek tasfiye amacıyla ihyası talebinin sübut bulup bulmayacağı noktasında toplanmış olduğu görüldü. DELİLLER; Şişli Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak Tasfiye Haline ... ... ...A.Ş'nin sicil kayıtları celp edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Tasfiye Haline ... ... ...A.Ş'nin tasfiye olup olmadığı, sicilden terkin edilip edilmediği var ise tasfiye memurunun kim olduğu, şirket muamele merkezini gösterir sicil kayıtlarının gönderilmesi, şirket geçici 7. madde uyarınca resen terkin edilmiş ve yöneticilerine gönderilen tebligat evrakları ve dayanaklarının terkin gerekçesi de bildirilerek mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. Davacı tarafından tasfiye halinde ... - ... A.Ş nezdinde 01/07/1999 - 11/08/2002 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız olarak çalışılmasına rağmen müvekkilinin işveren tarafından deneme süresinde sigortasız olarak çalıştırıldığı ve işe giriş tarihinin de 15/10/1990 olarak bildirilmek suretiyle geç bildirildiği, davacı tarafından 01/07/1999 - 11/08/2002 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01/07/1999 olduğunun tespiti için hizmet davası açılacağı belirtilerek eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş 'nin tasfiyesinin sona erdiğinin 25/01/2011 tarihinde tescil edildiğinden kaydının kapatıldığı görülmüştür. TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir. Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122). Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır. Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulmalıdır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır. Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/10-956 Esas, 2022/1538 Karar.) ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2023/15 Esas 2023/592 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere; "Dava hakkı açılacak davalarda karar alma ve alınan kararın icra edilme hakkını kapsamaktadır. Şirketin ihya edilmemesi halinde terkin edilen şirket aleyhine açılan davada dava pasif husumet yokluğundan reddedilecektir. Bu durum ise davacının o davada adil yargılanma hakkı ve davacı olabilme hakkının ihlali ve neticesinde de mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır." Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/6702 Esas 2022/580 Karar sayılı karında; "Sicilden terkin edilmiş şirket hakkında alacak davası açılacağı istemi ile ihyanın istenildiği davada alacağı muhtemel gösteren bilgi ve belgelerin bulunması halinde, şirketin ihyasını istemekte davacının hukuki yararının olduğu kabul edilmelidir." denilmiştir. Davacının ,uyuşmazlığa konu somut olayda uyap üzerinden alınan SGK hizmet dökümlerinden davacının ihyası talep edilen şirkette sigortalı çalıştığı bir dönem bulunup sigorta başlangıç tarihinin tespitine ilişkin dava açmasına yönelik bilgi ve belgeler kapsamında davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davalı tasfiye memuru tarafından kendisi dışında bir tasfiye memuru atanması gerektiği belirtilmiş ise de; tasfiye memurunun bu aşamada geçerli bir mazeret sunmaması ve belgelememesi, belgelenmesi halinde her zaman ek karar ile tasfiye memurunun değiştirilmesinin mümkün olması karşısında davalı tasfiye memurunun itirazı yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler kapsamında TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, TTK 547 /1. maddesi gereğince İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-0 sicil no'lu üyesi olan Tasfiye Halinde ... - ... A.Ş.'nin davacı tarafça açılacak olan hizmet tespiti davasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi için dosyanın görülüp sonuçlandırılması ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline, 2-Şirketin ihya işlemlerinin gerçekleştirilmesi için bu işlemde sınırlı olarak mali müşavir Gülnur Türkiş'in atanmasına, 3-Ek tasfiye memurunun yapacağı işler ve masraflar nazara alınarak toplam 5.000,00 TL ücret takdirine, takdir edilen ücretin tasfiye memuru görevlendirilmeden önce mahkeme veznesine gider avansı olarak davacı tarafından yatırılmasına, tasfiye işlemleri tamamlandığında ücretin ek tasfiye memuruna ödenmesine, ayrıca ek tasfiye işlemleri için gereken giderin davacı vekilince gider avansı olarak mahkeme veznesine yatırılmasına, tasfiye memuru ücreti ve gider avansının tasfiye sırasında şirket mal varlığından karşılanmasına ve davacıya ödenmesine, 4-İhya işlemlerinden sonra şirketin tasfiye süreci tekrar başlayacağından ek tasfiye işlemleri için son tasfiye memuru ...'in (T.C. ...) tasfiye memuru olarak atanmasına, 5-Keyfiyetin ticaret siciline tesciline ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, 6-Tasfiye memurunun davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden ve Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davalı ... Sicil Müdürlüğü zorunlu yasal hasım olduğundan, davalı tasfiye memuru davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davalılar aleyhine vekalet ücreti ve masraf tayinine yer olmadığına, 9-Davalı tasfiye memuru davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 10-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne , davalı yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/10/2023 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/314, K. 2023/649, T. 05.10.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-314-e-2023-649-k-18a9bad7f19b