İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/674 E. 2024/637 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/674
Karar No
2024/637
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2022/674 KARAR NO:2024/637 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:28/09/2022 KARAR TARİHİ:12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş yapmış olduğu müşterisinden almış olduğu ... Bank A.Ş. 31/12/2018 vade tarihli 150.000-TL sı bedelli ... nolu çeki davalıya ciro etmiş ve finansman sağladığını, çek vadesinde keşidecisi tarafından ödenmediğini ancak birkaç gün sonra çek keşidecisi tarafından ödendiğini ve çekin alındığını, müvekkilinin davalı şirket nezdinde bulunan faktoring hesabında başkaca bedeli ödenmemiş çek bulunmadığını, faktoring sözleşmesi imzalanırken teminat senedi olarak alınan senet bedelsiz olduğunu, davalı şirket bedelsiz senedi takibe koyduğunu, davalı şirket ... Bank A.Ş. 31/12/2018 vade tarihli 150.000-TL' sı bedelli ... nolu çekin bedeli ödendiği halde müvekkilin haksız ve kötü niyetli takip yapmakla mükerrer tahsilat yapmak istediğini, ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında borçlu bulunmadığımızın tespiti ile takibin iptaline haksız yapılan icra takibi sebebiyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borcun, faktoring sözleşmesinin imzalanması ile birlikte doğduğunu, davalı firmanın faktoring piyasasında faaliyet gösteren bir sermaye şirketi olduğunu, davalı şirket müşterilerinin üçüncü şahıslardan olan alacaklarının tahsilini üstlendiğini, temlik almış olduğu alacaklarının garantisi olarak çek veya benzeri belgelerin davalıya devredildiğini, Borçlar Kanunu madde 117 “ Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.” Hükümleri uyarınca borcun doğumu ile birlikte muaccel olduğunun açık olduğunu, itiraz eden borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile davacının müvekkil şirkete ödeme aracı olarak vermiş olduğu çek keşidecisinin çeklerinin yazılması ve acz içine düşmesi nedeniyle sözleşmenin fesih edildiği ve borcun ödenmesi ihtar edilmiş ve ihtarnamenin gereği ifa edilmediğinden itiraz eden borçlunun temerrüde düştüğünü, bu nedenle takiple talep edilen alacağın muaccel bir alacak olduğunu, davalı şirketin, sözleşmeden doğan fesih yetkisini kullandığını, davalının, çek keşidecisinin acz içine düştüğünü öğrenmesi üzerine müşterisinden sözleşme kapsamında kullanılan kredinin başlatılan takip ile iadesini istediğini, sözleşmenin feshi ile birlikte borç muaccel hale geldiğini, bu nedenle bedelsiz senedin kullanıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, takip başlatıldığında muaccel hale gelen ve ödenmesi gereken bir borcun bulunduğunu, çekin de günü geldiğinde bankaya ibraz edildiğini, karşılığının tahsil edilemediğini, çek bedeli çekte yine cirosu bulunan fatura borçlusu tarafından haricin davalı şirkete ödendiğini, dava konusu bononun hukuken teminat senedi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu bononun temlik teri tarafından verilen ödeme davalı şirket tarafından ek ödeme aracı olarak alınan bono üzerinden alacağın tahsilinin talep edildiğini, davacının edilen alacağı garanti etmek adına düzenlendiğini, davacı mi araçlarının sorunlu hale geldiği, borçlunun müzayaka haline dü; davalıya olan borcunun teminatı olarak bono düzenlenmesi ile ticari anlaşmalarda düzenlenen teminat senedinin tamamen birbirinden ayrı özellikleri taşıyan belgeler olduğunu, teminat senedinin bir sözleşmeye güvence olarak ileri sürülen sözleşme konu olan iş eksik veya hiç yapılmazsa karşı tarafın zararını tazmin etmek üzere karşılıklı menfaat ilkesine göre hazırlanmış güvence belgesi olduğunu, borç senedinin ise herhangi para veya mal borcuna ilişkin vadesi, tutarı belirlenmiş tarafların bilerek, isteyerek vardığı anlaşma üzerine ödeme sözü niteliği taşıyan imzalı kıymetli evrak, bono olduğunu, davacının temlik etmiş olduğu alacağın ödenmesini sağlamakla mükellef olduğunu, davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği tutarın; dav cı aleyhine başlatılan takibin ferilerine yani tahsil harcı, faiz, vekalet ücreti, komisyon ve masrafına ilişkin olduğunu, muaccel borcun takibe konu edilmesi ile takibe ilişkin ferilerin de ödenmesi gerekeceğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesinin” talep edilmiş olduğu görülmektedir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faktoring sözleşmesine konu senetten kaynaklı menfi tespit davasıdır. Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyası dosya arasına alınmış ve Mahkememizce 29/05/2023 tarihli ara karar ile dosyanın faktoring uzmanı bilirkişi ile SMM blirkişi tevdi ile davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinin SMM aracılığı ile incelenmesinin istenilmesine ve rapor düzenlenmesine karar verilmiştir. 15/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Dosyadaki bilgi ve belgelerin, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olmak kaydıyla nihai takdir Yüce Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı ... Ltd. Şti. ile davalı ... Faktoring A.Ş. arasında 02.04.2014 tarihinde Faktoring sözleşmesi imzalandığı, azami faktöring hacminin 1.000.000,00.-TL olduğu, müteselsil kefil ... olduğu, Taraflar arasında imzalanan faktöring sözleşmesi çerçevesinde; davacı şirket tarafından tanzim edilen ve borçlusu ... Ltd. Şti. olan 31.07.2017 tarihli 91403 no.lu 619.948,40 TL tutarındaki faturaya istinaden, keşidecisi ...San. Ve Tic, A.Ş. olan .../... Şb. 28.02.2018 tarihli ... no.lu 148.500,00 TL bedelli Çekin, davacı şirket tarafından 05.10.2017 tarihinde davalı şirkete devir ve teslim edilmiş olduğu, Davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edilen 148.500,00 TL bedelli çeke istinaden, toplam 13.765,00 TL tutarında faiz, komisyon, masraf ve BSMV bedelinin tahakkuk edilmesi neticesinde, davalı şirket tarafından 05.10.2017 tarihinde davacı şirkete 134.735,00 TL tutarında ödeme yapılarak finansman sağlanmış olduğu, Davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında; davacı şirket cari hesabının 01.01.2018 tarihi itibarıyla 148.500,00 TL borçlu durumda olduğu, Davaya ve faktöring işlemine konu edilen çekin takip tarihinden sonra 02.03.2018 tarihinde ... Aydınlatma (çek keşidecisi) tarafından davalı şirkete ödenmiş olduğu, Buna göre; taraflar arasındaki faktöring işlemine konu davalı şirkete temlik edilen fatura karşılığında davacı tarafından teslim edilen 148.500,00 TL bedelli çekin, davaya konu edilen icra takip tarihinden sonra davalı şirket tarafından tahsil edilmiş olduğu, Huzurdaki davaya konu edilen .... İcra Dairesi ... E. sayılı takip dosyasında; davalı şirketin, icra takibinde talep edilen 148.500,00 TL tutarının takip tarihinden sonra tahsil edilmiş olması sebebiyle söz konusu icra takibine ilişkin tahakkuk eden feri alacak masraflarını talep etmekte olduğunun anlaşıldığı, bu icra takibine ilişkin dosya kapak hes: 02.03.2018 tahsilat tarihi itibarıyla ....İcra Müdürlüğünden talep edilmesi gerektiği ve buna göre yapılacak hesaplama neticesinde, davalının bakiye alacağı hususunda tespit yapılabileceği sonucuna ulaşıldığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Bedelsizlik iddiası, 6762 sayılı TTK’nın 599. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 vd. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 vd.) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir. İstanbul BAM 2021/988 E -2023/517 karar sayılı ilamında "Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir." şeklindedir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı tarafça faktoring sözleşmesi kapsamında uyuşmazlık konusu senedin teminat senedi olarak alındığı, senedin bedelsiz olduğunu, davalı tarafça bedelsiz senedin takibe koyduğunu, davalı şirket ... Bank A.Ş. 31/12/2018 vade tarihli 150.000-TL' sı bedelli ... nolu çekin bedelinin ödendiğini, mükerrer tahsilat kapsamındaki .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe başlanıldığını bu nedenle .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlu bulunmadığımızın tespitinin talep edildiği, davalı tarafça senedin teminat senedi olmadığı, takip dayanağı 10/01/2018 tarihli, 1.000,00 TL bedelli bononun faktoring sözleşmesi kapsamında takibin başlatıldığı belirtilmiştir. Mahkememizce aldırılan ve hükme esasa alınan bilirkişi raporuyla taraflar arasındaki faktoring işlemine konu davalı şirkete temlik edilen fatura karşılığında davacı tarafından teslim edilen 148.500,00 TL bedelli çekin, davaya konu edilen icra takip tarihinden sonra davalı şirket tarafından tahsil edilmiş olduğu hususunun tespit edildiği, uyuşmazlık konusu bonunun teminat senedi olup olmadığı hususunda senet üzerinde ibarenin bulunmadığı, senedin teminat senedi olduğu hususunda ispat yükü kendisinde olan davacı yanca bu kapsamda bilgi belge sunulmadığı bu haliyle 148.500, 00 TL bedel yönünden ödeme bulunduğu anlaşılmakla aşan bedel yönünden davacı yanın sorumluluğun devam ettiği anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile; 10/01/2018 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli bonodan dolayı 148.500,00-TL bedel ile davacı yanın .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile aşan bedel olan 38.710,32-TL üzerinden tahsilat tarihi itibariyle borçlu olduğunun tespitine, yasal şartları oluşmayan kötüniyet ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 10/01/2018 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli bonodan dolayı 148.500,00-TL bedel ile davacı yanın .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespiti ile aşan bedel olan 38.710,32-TL üzerinden tahsilat tarihi itibariyle borçlu olduğunun tespitine, 2-Yasal şartları oluşmayan kötüniyet ve icra inkar tazminatı taleplerinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 10.144,04.TL nispi karar harcının, peşin alınan 2.560,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.583,19TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 2.653,05 TL (80,70TL BVH , 11,50 TL VSH,2.560,85 TL peşin harç harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 4,253,00 TL ( 253,00TL tebliğler ve posta, 4.000,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.373,59TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/11/2024 Katip ... Hakim ...

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/674, K. 2024/637, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-674-e-2024-637-k-730dc6a154d1