İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/652 E. 2024/33 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/652
- Karar No
- 2024/33
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/652 KARAR NO : 2024/33 DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 18/07/2018 KARAR TARİHİ : 18/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. (Eski ünvanı; ...Ltd. Şti.) arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi çerçevesinde dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, müvekkili ...' in ise kredi sözleşmesine kefil olduğunu, teminat olarak İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi,...parsel sayılı taşınmazını ipotek ettiğini ancak müvekkilin kefil olduğunu sonradan öğrendiğini, müvekkilinin yalnızca şirketin borçlarına karşılık anılan gayrimenkulü ipotek ettirdiğini zannettiğini, banka tarafından bilgisi dışında kredi borcunun kefili olarak borçlandırıldığını, kefalet akdinin ve ipoteğin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini, müvekkiline sözleşmenin örneğinin sunulmadığını, eş rızasının alınmadığını, bu nedenlerle usul ve hukuka aykırı olarak tesis edilen kefalet akdinin ve buna bağlı olarak kurulan ipotek akdinin geçersiz olduğuna müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kurulan ipoteğin fekkine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ...Ltd. Şti. İle müvekkili Bankanın Iğdır Şubesi arasında 08.11.2013 tarihinde 3.000.000 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, 27.04.2016 tarihinde sözleşmede limit artımı gerçekleştiğini, davacının usul ve yasaya uygun prosedürler çerçevesinde kefil olduğunu, davacının sözleşmeye kefil olma tarihinin 27.04.2016 olduğunu, ipotek işleminin de aynı tarihte gerçekleştirildiğini, Genel Kredi Sözleşmesi Kefil İmza sayfasını davacının kendi el yazısı ile doldurduğunu, "Kefil Beyanı" kısmına "Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ediyorum." yazdığını ve imzaladığını, davacının eşi ...' in davacı ile birlikte imzaların alındığı Arnavutköy Şubeye gelerek Eş Muvafakatnamesini imzaladığını, davacının sözleşmeye kefil olması ve ipoteğin tesisi işlemlerinin hiçbirinde usulsüzlük ya da hukuka aykırılık bulunmadığını, gerekli görüldüğü takdirde, müvekkili bankanın Iğdır Şubesi' nden belgelerin asıllarının celbini ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, davacı yanın davasında hiç bir haklı yan ve hukuka uygunluk bulunmadığını, birlikte, dava konusu edilen ipotek ve kefalet işlemleri gerekli yasal şartlara uygun olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 29/12/2021 tarihli ara kararı ile dosyanın miktar itibariyle heyete tevdii edildiği görülmüştür. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Davalı kreditör banka ile dava dışı kredi borçlusu/kredi lehtarları (asıl borçlular) ...LTD.ŞTİ.arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi başta davacı ile diğer dava dışı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, işbu sözleşmeye istinaden muhtelif kredilerin kullandırılmış olduğu görülmüştür. 2- Başta davacının şahsi kefalet tesisi ile mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazını davalı bankaya ipotek vermiştir. Yani davacı hem kefaleten ve hem de ipotekten dolayı davalı bankaya karşı sorumludur. ANCAK, dava açıldıktan sonra TÜM KREDİ BORCU ÖDENİP TAMAMEN KAPATILMIŞTIR. Yani davacının davalı bankaya herhangi bir borcu kalmamıştır. Esasen davanın konusuz kalmış olduğu bile söylenebilir. Dolayısıyla tesis edilen kefalet akdi ile ipotek tescili görünürde mevzuata uygun olarak kurulmuş oldukları da gözetildiğinde, davanın açılmasında davalı bankaya atfedilebilecek herhangi birkusurun tespit edilememiş olduğu, 3)Böylece ipoteğin fek edilmiş olması, borcunda ödenmiş olması ve TBK'nun 599 m. kapsamında kefaletten dönme-çekilme talebi-ihbarı da nazara alındığında kefaletinde hükümsüz kalmış olduğu," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından 18/01/2024 tarihli celsede 16/01/2024 tarihli beyan dilekçesini tekraren "kefalet geçersiz olduğu için ipotekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki talebi ile dava açmıştık, davamız ipoteğin fekki nedeniyle konusuz kaldı, ancak dava tarihinden sonra ipotek fek edildiği için yargılama gideri talebimiz vardır, ipotek ayrı bir sözleşme olmayıp kefalet sözleşmesine bağlı bir sözleşmedir, nitekim bu husus davalı tarafça da beyan dilekçelerinde ikrar edilmiştir," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. DELİLLER: Davacı vekili tarafından sunulan 08/11/2013 tarih ve 3.000,000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi, Genel Kredi Sözleşmesi Limit Artırım Kefil imza sayfası aslı mahkememizin 7394 kasa sırasına, ...Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü'nün 01/11/2019 tarih... numaralı yazısı ile gönderdiği 26/04/2016 tarih 11550 yevmiye numaralı Resmi Senet ve 27/04/2016 tarih ve 11550 yevmiye numaralı Tapu Müdürlüklerince Düzenlenen Resmi senet, asılları 7475 kasa sırasına kaydı yapılmış, davacı vekilinin bir kısım imza örnekleri celp edilmiş ancak davacı tarafça imzaya itiraz edilmediği anlaşıldığından ilgili evrakların iadesine karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, ipotekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki talebine ilişkindir. Esasen davacı, dava dilekçesinde dava dışı... Ltd. Şti' nin davalı bankadan kullanmış olduğu krediye kefil olduğunu ve teminat olarak taşınmazını ipotek ettiğini, kendisinin sadece taşınmazını ipotek ettirdiğini zannetmesine karşın bankaca aynı zamanda kefil olarak borçlandırıldığını kefalet sözleşmesinin usul ve yasaya aykırı olup kefalet akdi ve buna bağlı olarak kurulan ipoteğin geçersiz olduğunu iddia etmiş, 18/01/2024 tarihli celsede de "kefalet geçersiz olduğu için ipotekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve ipoteğin fekki talebi ile dava açmıştık, davamız ipoteğin fekki nedeniyle konusuz kaldı, ancak dava tarihinden sonra ipotek fek edildiği için yargılama gideri talebimiz vardır, ipotek ayrı bir sözleşme olmayıp kefalet sözleşmesine bağlı bir sözleşmedir, nitekim bu husus davalı tarafça da beyan dilekçelerinde ikrar edilmiştir," şeklinde beyanda bulunmuştur. Yargılama sırasında yapılan inceleme neticesinde davacının davaya konu ettiği kefalet sözleşmesinde eş rızasının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu görülmüştür. Davacı her ne kadar kefalet sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle ipotekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuş ise de; davaya konu ipotek, kefalet akdine istinaden kurulmamış olup bu nedenle kefaletin geçersizliği resmi şekilde düzenlenen ipotek akdinin geçersizliği sonucunu doğurmaz. Davacı resmi senede ilişkin sahtelik iddiasında da bulunmayıp yalnızca kefaletin geçersiz olması nedeniyle ipoteğin geçersiz olduğunu ileri sürdüğüne göre; 27/04/2016 tarih ... yevmiye nolu ipotek resmi senedinde davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine 3.600.000,00 TL 1. Derecede borçlu ... Kimya ve ...Gıda ... Ltd. Şti' nin borçlu ya da kefil sıfatıyla imzaladıkları nakdi ve gayri nakdi sözleşmelerinden, kambiyo senetlerinden ve bankayla imzaladığı tüm sözleşme ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak banka alacaklarının tahsilinin temini için ipotek tesis edilmesi karşısında ve dava tarihi itibariyle borçlu şirketin kredileri kapanmamış olup krediler dava açıldıktan sonra 24/09/2018 ve 01/11/2021 tarihlerinde tamamen kapatıldığından, davacı dava tarihi itibariyle davasında haksız bulunmuştur. İpoteğin davalı banka tarafından 04/11/2021 tarihinde fek edildiği anlaşılmakla konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılış tarihi itibariyle davacı davasında haksız olup yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM /Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL ve tamamlama harcı olarak alınan 61.308,22 TL harç olmak üzere toplam 61.479,00 TL harcın mahsubu ile 61.051,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince hesap olunan 310.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider ve delil avanslarının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne (e-duruşma ile), ; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/01/2024 Başkan ... e- imza Üye ... e- imza Üye ... e- imza Katip ... e- imza