İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/665 E. 2025/475 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/665
- Karar No
- 2025/475
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/665 Esas KARAR NO : 2025/475 Karar DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 05/11/2024 KARAR TARİHİ : 04/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirket tarafından ... numaralı ... tarihli Kobi Paket Sigorta Poliçesi ile korumalı ... A.Ş.’nin faaliyet göstermekte olduğu ... adresinde bulunan iş yerinde 23.12.2022 tarihinde 30 KVA kapasiteli ...’ nin şehir şebekesinden kaynaklı voltaj dalgalanması sonucu cihazın elektronik kartının, redresörün, 300 amper ... transistörün, invertörün, 125 amper 690 V sigortanın yanarak hasarlandığını, hasarlanan elektronik kartının tamir edilerek tekrar devreye alınabileceğini, diğer parçaların ise tamir imkânı olmadığından yenilenmeleri gerektiğinin tespitini. meydana gelen hasar davalı ...Şirketi'nin görev ve sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklandığını, bu sebeple mezkur hasarın davalı tarafça giderilmesi gerektiğini, hasarın meydana geldiği bölgede elektrik enerjisi dağıtımı davalı şirketçe gerçekleştirildiğini bu sebepler göz önünde bulundurularak ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla: davamızın kabulüne, 26.434,84-TL rücu tazminatının ödeme tarihi olan 03/02/2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...A.ş. vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davacı taraf hiç bir delil ileri sürmeden, soyut söylemler ve sadece ekspertiz raporuna dayanarak 23.12.2022 tarihinde ... kapasiteli ...’ nin şehir şebekesinden kaynaklı voltaj dalgalanması sonucu zarar gördüğünü ve hasar oluştuğu belirterek müvekkil şirkete dava açtığını, öncelikle müvekkil şirketten kaynaklı olan bir olaydan mı kaynaklandığını ispat etmeden, buna yönelik herhangi bir araştırma da bulunmadan ekspertiz raporunu baz alarak sorumlu tutulamayacağını, iş yerinin kullandığı elektrik hattının diğer abonelerde benzer arızalar olup olmadığının bilinmediğini, davacının dava dilekçesinden anlaşılan söz konusu iş yeri dışında başka arıza çıkan iş yeri olmadığını, söz konusu iş yerinin kullandığı enerji, davalı şirketin sağladığı trafodan mı yoksa iş yerinin kendi özel trafosu var mı bunun tespit edilmesi gerektiğini, ... cihazının sayılan sabit cihazlara giden elektriği kontrol noktasında yeterli olup olmadığı araştırılması gerektiğini, açıkladığımız nedenlerle;İşbu davanın yukarıda arz edilen sebepler uyarınca reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Davayı ihbar talebimizin kabul edilerek; davanın .... A.Ş.'ye ihbar edilmesine, karşı delil ve ek delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla delil listemizin kabulüne, fazlaya dair her türlü talep, tazminat ve dava haklarımızın en geniş anlamda saklı tutulmasına, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Mahkememiz dosyasına elektrik/elektronik mühendisi bilirkişi ... tarafından sunulan 10/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda; " Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının dava dışı sigortalısının işyerinde bulunan ... cihazında meydana geldiği beyan edilen arızanın, şebeke elektriğindeki bir kesintiden veya dalgalanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi noktasında toplandığı, Niteliği itibariyle bir elektrik kesintisi sırasında meydana gelmiş olabileceği anlaşılan dava konusu ... cihazında meydana gelen elektronik arızaların ilgili bölgede ve ilçede meydana geldiği internet ortamından öğrenilen elektrik kesintileri sırasında aşırı yüklenme/kesinti nedeniyle meydana gelmiş olabileceği, bunun bir işletme kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği ve davalının oluşan arızadan sorumlu olduğu, Davacı tarafından sigortalısına 03/02/2023 tarihinde 26.434,84.TL ödendiği anlaşılmakla, talep edilebilir alacak bedelinin 05/11/2024 dava tarihi itibariyle 42.513,56.-TL olduğu, "yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödemiş olduğu tazminatın davalıdan rücuen tazminine ilişkin tazminat davasıdır. Davacı taraf, ... poliçe numarası ile sigortalısı olan dava dışı ...AŞ'nin iş yerinde 23.12.2022 tarihinde voltaj dalgalanması sebebiyle dava dışı şirketin cihazlarının hasar gördüğünü, bu hasar sebebiyle dava dışı şirkete 03/02/2023 tarihinde 26.464,84 TL ödeme yaptıklarını belirterek sigortalıya ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. Davacı ile dava dışı ... AŞ'ni arasındaki sigorta poliçesi incelendiğinde sigorta poliçesinin tanzim tarihinin 05/04/2022 sigorta başlangıç tarihinin 05/04/2022 bitiş tarihinin 05/04/2023 olduğu davaya konu hasarın 23.12.2022 tarihinde sigorta poliçesini kapsadığı tarih içerisinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu sigorta tazminatını davalıdan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmıştır. TTK 1472 maddesinde sigortacı ödemiş olduğu tazminat sebebi ile sigortalısının yerine geçeceği ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı olan dava hakkının tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiş olup davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedeli talep edebilmesi esasen haksız fiil sorununa dayanmakta olup haksız fiil TBK 49 maddesinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır. Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, davalı şirketlerin kusurlu eylemleri ve ihmalleri sebebi ile dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tazminata konu zararı zarar ile davalıların ihmalleri arasında illiyet bağının olduğunu ispatlamak durumundadır. Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 10/04/2025 tarihli raporda; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının dava dışı sigortalısının işyerinde bulunan ... cihazında meydana geldiği beyan edilen arızanın, şebeke elektriğindeki bir kesintiden veya dalgalanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi noktasında toplandığı, Niteliği itibariyle bir elektrik kesintisi sırasında meydana gelmiş olabileceği anlaşılan dava konusu ... cihazında meydana gelen elektronik arızaların ilgili bölgede ve ilçede meydana geldiği internet ortamından öğrenilen elektrik kesintileri sırasında aşırı yüklenme/kesinti nedeniyle meydana gelmiş olabileceği, bunun bir işletme kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiği ve davalının oluşan arızadan sorumlu olduğu, Davacı tarafından sigortalısına 03/02/2023 tarihinde 26.434,84.-TL ödendiği anlaşılmakla, talep edilebilir alacak bedelinin 05/11/2024 dava tarihi itibariyle 42.513,56.-TL olduğu yönünde rapor ibraz edilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere dava dışı sigortalının işyerinde meydana gelen dalgalanmanın meydana gelmesinde davalı tarafın sunmuş olduğu hizmetten dolayı kusurunun bulunduğu ve bu kusur sebebiyle davacı şirketin sigortalısı olan dava dışı şirketin zararının oluştuğu ve bu zararı davacının sigortalısına ödemesi sebebiyle sigortalısının haklarına halef olduğu ve bu sebeple davacının sigortalısına ödediği 26.434,84 TL'yi ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmış ve Davanın kabulü ile 26.434,84 TL'nin 03/02/2023 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kabulü ile 26.434,84 TL'nin 03/02/2023 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.805,76-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 451,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.354,31 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 451,45-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcın davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 5.080,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına 6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesap olunan 26.434,84-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 04/07/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır