İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/615 E. 2025/217 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/615
Karar No
2025/217
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/615 Esas KARAR NO : 2025/217 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 15/10/2024 KARAR TARİHİ : 11/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; Davacı ... A.Ş ile dava dışı ...A.Ş arasında ... numaralı kapsamlı işyeri sigorta poliçesi 29.04.2022-27.12.2022 tarihleri kapsamında poliçede belirtilen ... adresi için — düzenlendiğini, 21.10.2022 tarihinde voltaj dalgalanması sebebi ile sigortalının iş yerinde hasar meydana geldiğini, dava dışı sigortalıya 68.938,07 TL lik ödeme yapıldığı , bu bedelin tahsili için davalı aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü... E sayılı dosyası ile takip yapıldığını, söz konusu tarihte sigortalının adresinde meydana gelen voltaj dalgalanması sebebi ile iş yerinde bulunan ... Marka ...model kompresörün içinde şalter açıldığı sırada patlama meydana geldiğini, patlamanın etkisi ile kompresörün yarılarak kapakta yer alan havalandırma menfezinin yerinden çıktığını, yapılan incelemede yüksek voltaj neticesi oluşan kısa devre sebebi ile hasarın meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemesinde davalının 90100 oranında kusurlu bulunduğunu, davacı sigorta şirketinin TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, sigortalıya ait cihazda meydana gelen zarara ilişkin davacı şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporuna göre sigorta muafiyeti uygulandıktan sonra sigortalıya ödenen hasar bedelinin faiziyle birlikte ödenmesi hususundaki icra takibi bakımından davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptalini istemiştir. Davalı ... vekili, dosyaya sunduğu cevap dilekçesi ile ; davalı ... A.Ş 'nin faaliyet alanı sadece perakende satış hizmeti olduğunu, Davacının iddia ettiği hasar konusunun dağıtım şirketinin faaliyet alanına girdiğini , davanın davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), bu doğrultuda voltaj değişimi ve ani kesinti gibi sebeplerle cihazları arızalanan tüketicinin mağdur olmaması için elektrik dağıtım şirketlerine sorumluluklar getirdiğini, Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'ne göre voltaj dalgalanmalarından kaynaklanan elektrikli ve elektronik cihazların hasarlarından dağıtım şirketlerinin sorumlu olduğunu, davaya konu hasardan ...'ın sorumlu olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Davaya konu hasar dağıtım sisteminden kaynaklanmadığını, Elektrik Dağıtım ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği uyarınca oluşan zararın tazmin edilebilmesi için dağıtım şirketi tarafından yapılan/yaptırılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde söz konusu hasarın dağıtım şebekesinden Kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, Elektrik kesintileri ve voltaj dalgalanmaları düzenli olarak davalı şirket tarafından kayıt altına alındığını, davalı şirketin arıza kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda bahse konu adresle ilgili ... kaynaklı bir arıza bulunmadığının tespit edildiğini, hasar tarihinde davalı şirket tarafından yapılmış bir çalışma olmadığını ve herhangi bir arıza başvurusu bulunmadığını, hasarın ortaya çıkmasından sonra hasara uğrayan cihazın tamirine ilişkin sağlıklı bir kaydın olmadığını, davaya konu edilen hasarın iç tesisat veya tesisat arızasından kaynaklandığını, hasarlanan cihazın arızalanması sonucu bir yetkili servise gösterilip gösterilmediğine dair her hangi bir belge olmadığını beyan ile davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf, dava dışı ... aş'nin ... poliçe nosu ile 29/04/2022-27/12/2022 tarihleri arasında ... adresindeki işyerinde meydana gelen rizikolara karşı teminat altına alındığını bu adreste 21/10/2022 tarihinde davalıların kusur ve sorumluluğu ile hasar meydana geldiğini bu hasarın dava dışı sigortalıya 68.938,07-TL olarak ödendiğini bu ödemeye istinaden davalılar aleyhine .... 1 İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını bu dosyanın yetkisizlik ile ... 13 İcra Müd. ... esas sayısını aldığını davalıların bu takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. ... 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının dosyamız davacısı ...Anonim Şirketi, borçlunun dosyamız davalısı ... Şirketi olduğu takip çıkışının 68.938,07-TL rucuen tazminat talebi 1279,13-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 70.217,20-TL olduğu takip dayanağının...poliçe nolu ... hasar nolu dosya kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin rucuen tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı ile dava dışı ... aş'nin arasındaki sigorta poliçesi incelendiğinde sigorta poliçesinin tanzim tarihinin 10/05/2022 sigorta başlangıç tarihinin 29/04/2022 bitiş tarihinin 27/12/2022 olduğu davaya konu hasarın sigorta poliçesini kapsadığı tarih içerisinde meydana geldiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu sigorta tazminatını davalılardan tahsili için başlatmış olduğu icra takibinde haklı olup olmadığı noktasında toplanmış olup davacının davalılardan bir alacağının olup olmadığı noktasında bilirkişi heyetine tevdi edilmiş bilirkişi heyeti dosyaya sunduğu 09/03/2023 tarihli raporda sigorta konusu cihazda meydana gelen arızanın, davalı kurumun şebekeye verdiği elektrik enerjisindeki gerilimden kaynaklı olduğuna dair belge bilgi bulgunun olmadığı dolayısıyla arızanın meydana gelmesinde davalı şirketin bir kusurunun bulunmadığı, davalı şirketin temin ettiği elektriğin kalitesindeki olumsuzluk ile dava konusu arızaların meydana gelmesi arasında kusur yönünden her hangi bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olamadığı ve dolayısıyla davalı şirketin herhangi bir ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, Davacı ... A.Ş. tarafından düzenlenen “Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi” teminatları kapsamında 21.10.2022 tarihinde meydanana gelen hasar sonucu dava dışı sigortalısına ödediği 68.938,07TL hasar tazminat tutarını, meydana gelen hasarın oluşumunda davalıların herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle davacı sigortacı yönünden halefiyet koşullarının oluşmadı Davacı ... A.Ş. tarafından Davalı ... A.Ş (...) ve davalı ... Satış A.Ş 'ye rücu talebinde bulunamayacağı şeklinde rapor ibraz etmiştir. TTK 1472 maddesinde sigortacı ödemiş olduğu tazminat sebebi ile sigortalısının yerine geçeceği ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı olan dava hakkının tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiş olup davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedeli talep edebilmesi esasen haksız fiil sorununa dayanmakta olup haksız fiil TBK 49 maddesinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır. Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır. Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, davalı şirketlerin kusurlu eylemleri ve ihmalleri sebebi ile dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tazminata konu zararı zarar ile davalıların ihmalleri arasında illiyet bağının olduğunu ispatlamak durumundadır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere dava dışı sigortalının işyerinde meydana gelen dalgalanmanın meydana gelmesinde davalı şirketlerin bir kusurunun bulunmadığı davacı şirketlerin temin ettiği elektriğin kalitesinde olumsuzluk ile dava konusu arızaların meydana gelmesi arasında kusur yönünden herhangi bir illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı davalıların 21/10/2022 tarihinde meydana gelen hasarın oluşumunda herhangi bir kusur ve sorumluluğun bulunmadığı bu sebeple davacı sigorta şirketi yönünden halefiyet koşullarının oluşmadığı davalılardan rucü talebinde davacı şirketin haklı olmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar verilmiş, davacının icra takibi yapmasında kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın Reddine, 2- Davacının icra takibi yapmasında kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, 3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.199,14-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 583,74-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00-TL bedelin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/04/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır "Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."

Atıf: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/615, K. 2025/217, T. 11.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-615-e-2025-217-k-e6d5d8a64cc8