İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/756 E. 2025/825 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/756
Karar No
2025/825
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMES

ESAS NO : 2024/756 Esas KARAR NO : 2025/825

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle;müvekkilinin ... A.Ş adı altında araç kiralama sektöründe binek otomobil için uzun dönem operasyonel filo kiralama hizmeti sunduğunu, 22/12/2022 günü müvekkili firmanın uzun dönem kiralama sözleşmesi ile kiraladığı ... plakalı aracın park halindeyken davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın dikkatsiz, tedbirsiz ve kusurlu olarak çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin ... plakalı aracının davalının çarpmasının sonucu hasar gördüğünü, onarım ve tamir için 9 gün boyunca serviste kaldığını, bu süreçte müvekkilinin kazanç kaybına uğradığını, kusur oranı, zarar miktarı, onarım süresi ve başkaca tüm talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300,00 TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri, harç ve masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacı tarafın iddialarının haksız, dayanaksız ve gerçeği yansıtmadığını, davaya konu kazanın meydana geliş şekli, kusur oranlı ve zarar miktarı hususlarında ciddi ihtilaflar bulunduğunu, kaza tespit tutanağına göre müvekkili şirketin asli kusurlu olduğunun iddia edildiğini, ancak bu hususun kabul edilemez olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığının tartışmasız olduğunu, kazaya asıl sebep verenin davacı taraf olduğunu, davacı tarafın aracınını hatalı park yaptığını ve kusurlu olan tarafın davalı taraf olduğunu belirterek açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ...'ye dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kaza sigortasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, 22.12.2022 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kazanın taraflarının kusur durumu davacının aracında oluşan hasardan bahisle onarım bedeli isteminin yerinde olup olmadığı ve miktarı hususunda toplanmaktadır. Mahkememizin 06/05/2025 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere Makine Mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 11/08/2025 tarihli raporda özetle; "... Dava konusu olayda davalı sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı kamyonet tipi aracıyla geri manevrası sırasında aracının hızını mahal şartlarına göre ayarlamamış, park halindeki araçla arasında güvenli ve yeterli bir mesafe bırakmamış ve dikkatsiz geri manevrası sırasında yol kenarında park halindeki davacı aracına ön tampon kısmından çarparak hasar görmesine neden olmuştur. Bu nedenle davalı sürücü ... manevraları düzenleyen genel şartlara uymadığından olayda %100 oranında asli kusurludur. Davacı şirkete ait ... plakalı araç ise yerleşim yeri içinde yol kenarında kurallara uygun şekilde park halinde olduğundan sürücüsüne kusur yüklenmesi mümkün görülmemiştir. Davacı şirkete ait ... plakalı araç ise yerleşim yeri içinde yol kenarında kurallara uygun şekilde park halinde olduğundan sürücüsüne kusur yüklenmesi mümkün görülmemiştir. ARAÇ MAHRUMİYET ZARARI YÖNÜNDEN İNCELEME: Yargıtay kararlarına göre araç mahrumiyet zararının belirlenmesinde aracın tamirde kaldığı sürenin değil, makul tamir süresinin dikkate alınması gerekmektedir. Yargıtay 17. H.D. ...E.... K.13.10.2020 T. Kararı “Aracın makul tamir süresinin belirlenmesi konusunda ek rapor alınıp, bu zarar kalemi yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, Dairemizin önceki bozma ilamında belirtilmiş olmasına rağmen, aracın onarım için servise giriş- çıkış tarihleri arasındaki süreyi makul tamir süresi kabul ettikten sonra, bu sürenin 4 günlük bölümü için kazaya neden olan davalı gerçek kişilerin ve 12 günlük bölümü için kasko şirketi olan davalının sorumlu olduğu yönünde görüş bildiren yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiği görülmektedir. Davacı aracının kazada oluşan hasarının nitelik ve niceliği de dikkate alınarak (kasko şirketinden ya da kasko şirketinin anlaşmalı servisi olan işletmenin eksiğinden kaynaklanan hususlar dikkate alınmadan) makul tamir süresi belirlemesinin yapılması için, farklı bir makine mühendisi bilirkişiden rapor alınıp kazanç kaybı talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru değildir.” Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 29.09.2022 tarihli ve ... E.... K. sayılı kararı “Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Yargıtay’ın kararlarında da açıkça vurguladığı üzere; araç mahrumiyeti tazminatı ile ilgili önemli bir husus da kazaya uğrayan aracın nasıl kullanıldığı ile aracı kullanan kişinin gittiği güzergahı zaten araç kullanılsaydı da gidip gelmesi halinde yapacağı zorunlu giderlerdir. Belirlenecek olan bu giderler, araçtan yoksun kalma tazminatından indirilir. Nitekim yakıt gideri gibi giderler söz konusu trafik kazası ile ilgili olmayan her durumda araç sahibi tarafından karşılanması gereken giderlerdir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ...E. , ...K. Sayılı ve 17.1.2017 tarihli kararında; ''Davaya konu kaza sonucunda araçtaki hasarın giderilmesi için gereken onarım süresi içinde emsal nitelikteki bir aracın, araç mahrumiyeti bedelinin tespiti hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Tabi bu yapılırken, kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs gibi zorunlu giderlerin de indirilmesi gerekmektedir. '' ... plakalı ... marka ... tipi araçtaki hasar miktarı aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. ¸ Davacı şirket araç kiralama şirketi olup olayda hasar gören araç da belirli bir kiralama bedeli karşılığı 3. şahsa kiralık olarak kullandırılırken kaza yapmıştır. Davacı şirket vekili tarafından aracın hangi bedelle kiralanmış olduğu bilgisi dosyaya sunulmamış olduğundan aracın günlük kira bedeli piyasa araştırması yapılarak tespit edilmiştir. Araçtaki hasarın ağırlığı, markası ve modeli, ithal olduğu, yedek parçalarının temin süresi, yetkili-yetkisiz tamir servisinin olduğu hususları da dikkate alındığında, hasarın makul tamir süresinin 3 gün olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili her ne kadar aracın 9 gün serviste kaldığını ifade etmişse de Yargıtay yerleşik kararlarında, aracın tamirde kaldığı toplam sürenin değil makul tamir süresinin dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir. Makul tamir süresi belirlenirken davalının sorumlu olmadığı hususlar olan servisin iş yükünden, personel eksikliğinden, ekipman yetersizliğinden dolayı oluşan gecikmelerin dikkate alınmaması gerekmektedir. Aynı marka ve model bir aracın kaza tarihi itibariyle günlük kira bedeli, yapılan piyasa araştırmasına göre ortalama 1.060,00 TLdir. Dolayısıyla 3 günlük araç kiralama bedeli 3.180,00 TL'dir. 3 günlük araç kiralama boyunca davacının kendi aracını kullanmaması nedeniyle sağlayacağı amortisman, sabit giderler, gelir vergisi, yakıt vb. kazançları toplamı olarak takdiren 250,00 TL'nin araç kiralama bedelinden düşülmesi gerekir. Buna göre davacının gerçek araç mahrumiyet zararı 2.970,00 TLdir. SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere: 1-Dava konusu olayda davalı sürücü ...'nin %100 oranında asli kusurlu olduğu, 2-Davacının talep edebileceği toplam araç mahrumiyet zararının 2.970,00 TL olduğu..." yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Davacı vekilinin 07/11/2025 tarihli talep arttırım dilekçesi ile müvekkili şirketin uğramış olduğu maddi zarar olan 2.970,00-TL'nin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği ve buna ilişkin harcın yatırılmış olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, alınan raporun dosya kapsamına uygun, denetime elverişli şekilde düzenlendiği anlaşılmış, Mahkememizce itibar edilebilir bulunmuştur. Buna göre, dava konusu kazada davalı sürücünün % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsüne ise yüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı, tespit edilen kusur oranları doğrultusunda davacının talep edebileceği toplam araç mahrumiyet zararının 2.970,00 TL olduğu tespit edilmiş olmakla dava ve ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Davanın kabulü ile, 2.970,00 TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 22.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Karar tarihine göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olmak üzere toplam 473,20 TL harcın mahsubu ile eksik yatan 270,32 TL davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 2.970,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 473,20 TL peşin ve ıslah harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.235,00 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 9.696,60 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davacı ve davalılar tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi. 25/11/2025

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/756, K. 2025/825, T. 25.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-756-e-2025-825-k-d67775b1dfe8