İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/170 E. 2025/253 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/170
- Karar No
- 2025/253
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/170 Esas KARAR NO : 2025/253 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/03/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 16/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 11/03/2021 tarihinde ... toprak yolda yaya konumunda bulunan müvekkile sürücüsünü ve plaksını bilmediği bir aracın çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza sebebiyle müvekkilinin yaralandığını, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında tanınmayan bilinmeyen araçlar ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının söz konusu trafik kazası nedeniyle, ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp ABD.'ndan 25/11/2021 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %8 oranında malul kaldığını, açıklanan bu nedenlerle; 50 TL Sürekli iş göremezlik, 25 TL Sürekli Bakıcı gideri, 25 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 28/03/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yaralanmasına sebep olan davaya konu kazanın plakası ve sürücüsü belirsiz araç sebebiyle meydana geldiğini ispatla yükümlü olduğunu, davaya konu olayda davalının sorumlu tutulabilmesi için öncelikle zarara yok açan bir trafik kazasının ve işleten sorumluluğunun kanıtlanması gerektiğini, her ne kadar plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların karıştığı trafik kazaları yönünden ... hesabının yasal sorumluluğu söz konusu ise de somut olayda zararın plakası alınamayan bir aracın işleteninin hukuki sorumluluğunu gerektiren bir maddi vakanın varlığının ispatlanmış olmadığını, başvuru şartının usulüne uygun gerçekleşmediğini, davanın dava şartı sebebiyle usulden reddi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın öncelikle usulden reddine, taleplerinin kabul edilmemesi halinde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: SGK yazı cevabı, ...Devlet Hastanesi tedavi kayıtları, ... Üniversitesi yazı cevabı, Sigorta Tahkim Komisyonu yazı cevabı, ... CBS ... soruşturma sayılı dosyası, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı ortaya çıkan sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi giderinin tazmini davasıdır. Huzurdaki davada, 11/03/2021 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın davalıya çarpması neticesinde meydana gelen kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tazmini amacıyla açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında maluliyet raporu tanzimi yönünden dosya İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş, ... İhtisas Kurulunun 16/09/2024 tarihli raporuyla davacı hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için eksik olduğu anlaşılan ve 4 bent halinde sayılan bilgi ve belgelerin temini ile davacının adli tıp birimi olan ya da tam teşekküllü bir hastaneye başvurarak tıbbi kayıtlarının tamamlanması istenilmiştir. Davacının ATK'nın 16/09/2024 tarihli yazısı gereğinin davacı vekiline tebliğ edildiği, aradan geçen süreye rağmen gerekli başvurunun yapılmaması üzerine, Mahkememizin 26/11/2024 tarihli ara kararı ile davacı yana süre verilmesine rağmen davacı yanın tam teşekküllü hastaneye sevk için talepte bulunmadığı, davacı vekilinin 23/03/2025 tarihli dilekçesi ile de ara kararın gereğinin yerine getirilmeyeceği anlaşıldığından dava dosyanın sürüncemede kalmaması ve yargılamanın uzamaması adına davacı yanın ATK incelemesinden vazgeçmiş sayılarak dava dosyasının mevcut haliyle ele alınmasına karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 50.maddesi hükmü uyarınca, "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." Somut uyuşmazlıkta zararın takdiri açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi, sözkonusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Bu nedenle kesin süreli ihtar ve makul süre verilmesine rağmen, davacı yanca hiçbir özür ya da mazeret bildirilmeksizin ara kararların yerine getirilememesi ve dava dosyasında takdir edilecek tazminatın mevcut itibariyle değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14.maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/03/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır