İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/377 E. 2024/8 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/377
- Karar No
- 2024/8
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/377 Esas KARAR NO : 2024/8 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2023 KARAR TARİHİ : 10/01/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 04.06.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalı ile iletişime geçip şirketinin ofis ihtiyaçları için kahve makinesi talep ettiğini, akabinde de 12 parçadan oluşan kahve makineleri için davalı ile anlaşıldığını, davalının 01/04/2022 tarihinde toplam 12 parça kahve makinesi için KDV, nakliye, ve montaj dahil 3.900,01-EURO tutarında bedel biçtiğini, davacının aynı tarihte ... Bankası hesabından davalının şirket hesabına o günkü döviz kuru üzerinden hesaplama yaparak, 63.790,00-TL havale işlemi gerçekleştirdiğini, davalının bu işlemi onaylayarak davacıya EURO para cinsi üzerinden mallara ilişkin fatura gönderdiğini, davacının, değişen ekonomik durum nedeniyle uğradığı zarara binaen malları almaktan vazgeçip ödemiş olduğu paranın iadesini 29/04/2022 tarihinde talep ettiğini, davalının ise çeşitli bahaneler ve davacının sürekli yazması akabinde 26/05/2022 tarihinde davacı hesabına, davacının 01/04/2022 tarihinde göndermiş olduğu tutarın aynısını, 63.790,00- TL'yi, iade ettiğini, davacının, davalıya ... 24. Noterliğinden ... yevmiye numaralı ve...tarihli ihtarname keşide ettiğini, ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini ve davalının temerrüte düştüğünü, davacının davalıya ödeme yaptığı gün ile geri ödeme talep ettiği günkü döviz kuru farklı olduğundan, davacının bu parayı faizi ile geri ödeme şartı ile bankadan kredi çekmek suretiyle temin ettiğinden, davacıya yapılan ödemenin eksik kaldığını, davalının, basiretli iş adamı olan tacir sıfatı ile yabancı birimi üzerinden faturalandırma yaptığından dolayı anlaşılan yabancı para biriminin o günkü döviz kuru üzerinden geri ödemesi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptalini, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 05.07.2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının TL cinsinden ödeme yapması ile taraflar arasındaki para cinsinin TL olarak sabitlendiğini, iade işleminde kur farkının ödenmesi gibi bir yasal uygulama olmadığını, her ne kadar proforma faturada EURO gözükmekteyse de EURO cinsi üzerinden düzenlenen bir fatura olmadığını, yabancı para cinsi üzerinden ticari iş yapılamayacağının izahtan vareste olduğunu, alıcının TL cinsinden ödeme yaptığı gün fiyatın sabitlenmiş ve hesabın kapanmış olduğunu, EURO üzerinden proforma fatura düzenlenmiş ve anlaşılmış olsa da bankadan alınan /faturaya yansıtılan TL tutarının geçerli olduğunu, davaya konu ürünün sevk irsaliyesi ile hareket eden ve irsaliye ile teslim edildikten sonra fatura düzenlenmesi gereken bir emtia olduğunu, kurun ödeme günü olarak sabitleneceğini, ürün bedelinin mevzuata uygun olarak dövizli şekilde bildirildiğini, TL cinsinden sipariş avansı alındığını, davacı siparişi iptal etmeseydi düzenlenecek fatura bedelinin alınan TL tutarında olacak şekilde yazılacak olduğunu, davacının haksız bir talepte bulunmasının TMK m. 2'ye aykırılık teşkil ettiğini, davacının, kurun yükseldiğini görmesiyle ürün alımından vazgeçip aradan geçen süredeki kur farkını talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; tüm beyan ve itiraz haklarımız saklı kalmak, müvekkilinin uğradığı zararlara yönelik tüm talep ve dava hakkımız saklı kalmak üzere; haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Bilirkişi Raporu, Ticaret Sicil Kayıtları, ... 37. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, Arabuluculuk Anlaşamama Tutanağı, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 17.11.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunması veya faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiği, Dosya içeriğinde, kur farkı alacağının saklı tutulduğuna ilişkin herhangi bir belgenin müşahede edilmediği, Davacının, davalının şirket hesabına o günkü döviz kuru üzerinden hesaplama yaparak, 63.790,00-TL havale işlemi gerçekleştirdiği dikkate alındığında, taraflar arasında gerçek olmayan yabancı para ilişkisi bulunduğu, şayet Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde taraflar arasında gerçek yabancı para borcu olduğu sonucuna varılacağı, Şayet Sayın Mahkemece kur farkı tutar talebinin şartları oluştuğu kanaatinde olunması halinde bu tutarın hesaplanmasında ödeme tarihi iade tarihi olan 26/05/2022 tarihlerinin esas alınması gerektiği," sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE: Dava, ticari satım nedeniyle oluşan kur farkı alacağından kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 12 parça kahve makinesinin alımı için davalı ile anlaşıldığı, 3.900,01 EURO bedel karşılığı davalı şirket hesabına o günkü döviz kuru üzerinden hesaplama yaparak 63.790,00 TL havale yapıldığını, davacının değişen ekonomik durum nedeniyle uğradığı zarara binaen malları almaktan vazgeçtiği ve ödemiş olduğu bedeli 29/04/2022 tarihinde talep ettiği, ancak bedelin 26/05/2022 tarihinde ödenen bedel olan 63.790,00 TL'yi gönderdiği, ancak ödeme tarihindeki kurun farklılığından kaynaklı olarak kur farkı alacağı nedeniyle icra takibi yapıldığı, takibe yapılan itiraz üzerine işbu itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır. Alacağın varlığı hususunda yapılan bilirkişi incelemesinde sonunda hazılanan 17.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda; kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunması veya faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerektiği, dosya içeriğinde, kur farkı alacağının saklı tutulduğuna ilişkin herhangi bir belgenin müşahede edilmediği, kanaati belirtilmiştir. Hazırlanan rapora karşı davacı vekili itiraz, davalı vekili beyan dilekçesi sunmuştur. Kural olarak kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir. Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların TL karşılığında gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olmayacaktır (Yargıtay 19. HD. 11/09/2018 tarih, 2017/3549 Esas ve 2018/4033 karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 17/01/2023 Tarih, 2020/1197 Esas ve 2023/40 Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 18.11.2021 Tarih, 2019/1571 Esas ve 2021/1376 Karar sayılı kararı). Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Satım bedelinin tahsili amacıyla düzenlenen faturalar TL cinsinden düzenlenmiş, faturalarda ürünlerin birim fiyatı ile düzenlenme tarihindeki döviz kuru yazılmamıştır. Bu durumda sözleşmede kararlaştırılan bedel, Türk Parası cinsindendir. Bu durumda kural olarak davacı alacağını yabancı para cinsinden talep edemez. Dolayısıyla ödediği bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez. Dolayısıyla davacı ödediği bedelin aynı şekilde iadesini kabul etmiş bulunduğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 11. HD. 08.12.2020 Tarih, 2020/2682 Esas ve 2020/5731 Karar sayılı ilamı). Davalı alacaklının başlatmış olduğu icra takibinde davacı yönünden haksız olduğu, ancak davalı yanın kötüniyetli olduğu İİK 72. Maddesi gereğince ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından davacı yanın kötüniyet tazminat talebi reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Şartları oluşmadığından ve ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL peşin harçtan alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik alınan 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye İrad Kaydına, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 6.191,12 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı. 10/01/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır