İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/608 E. 2024/441 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/608
- Karar No
- 2024/441
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/608 Esas KARAR NO : 2024/441 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/10/2020 KARAR TARİHİ : 19/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 26/10/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... ...'ün 13/08/2014 günü saat 21:20 sıralarında, idaresindeki tescilsiz motosiklet ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyreden müvekkili ... ... idaresindeki ... plakalı motosiklete aslı ve tam kusurlu bir şeklide çarptığını ve dava konusu kazanın meydana geldiğini, kaza neticesinde davacının ağır bir şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza sonucu müvekkili ... ...'ün ağır bedeni ve ruhi maluliyetinin söz konusu olduğunu, kaza sonrasında KTK hükümleri gereği davalı şirkete başvuru yapılmış olup davalı tarafından başvurunun yanıtsız bırakıldığını, yapılan Arabuluculuk görüşmeleri neticesinde karşı tarafla uzlaşılamadığını, kaza sonucu ağır şekilde yaralanan müvekkilinin sürekli maluliyet oranları Yargılama esnasında ilgili yönetmeliklere göre alınacak Sağlık Kurulu Raporlarında tespit edileceğini, müvekkilinin artan maluliyet durumunun mevcut olduğunu, Yargılama sırasında Adli Tıp'tan yönetmeliğe göre alınacak sağlık kurulu raporlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin maluliyetinin git gide arttığını, müvekkilinin söz konusu kazada ağır şekilde yaralanmış olup, gündelik işlerini dahi başkalarının yardımı olmaksızın sürdürdüğünü, Yargılama sırasında belirlenecek Sağlık Kurulu Raporları doğrultusunda müvekkilinin ne kadar bakıcının ihtiyacına muhtaç olacağının belirleneceğini, müvekkilinin kazanın meydana geldiği dönemde asgari ücretin üzerinde gelire sahip olduğunu ancak kaza nedeniyle vücudundaki oluşan hasarlar nedeniyle işini gereği gibi yapamadığını, tazminat hesaplamalarının bu beyanlara ve yargılama esnasında yapılacak olan mali ve sosyal durum araştırmasına göre yapılması gerektiğini beyan ederek, müvekkilinin adli yardımdan faydalanılarak yargılama harç ve giderlerinden muaf tutulmasını, 10,00 TL geçici maluliyetten ve 10,00 sürekli maluliyetten kaynaklı ve 10,00 TL bakıcı giderinden kaynaklı maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini ve her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 25/11/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dosya münderecatında bulunan makbuz ve ibraname gereğince davacı tarafın tüm tazminat alacaklarına ilişkin olarak müvekkili kurumdan başka bir alacağının kalmadığının anlaşıldığını, davacı tarafın dava konusu kaza ile ilgili olarak, daha önce Müvekkili kuruma yapmış olduğu müracaatı incelenmiş olup, müvekkili kurum tarafından davacıya 22/07/2016 tarihinde 46.380- TL ödendiğini, bunun dışında ... ’nun 2016/... E. 2016/... K. sayılı kararına istinaden aleyhlerine başlatılan ... İcra Müdürlüğü’nün 2016/... Esas sayılı dosyasına 26.12.2016 tarihinde 40.266,64 TL ödendiğini, dolayısıyla başvuruya toplamda 86.646,64 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkili kurum tarafından davacıya yapılan ödemeye ilişkin dekont sureti dosyaya sunulduğunu, bu nedenle müvekkili kurum aleyhine açılmış olan dava ile ilgili olarak dosyada bulunan ödeme dekontundan da anlaşılacağı üzere davanın konusuz kalmış olmakla, davanın reddine, aleyhlerine faiz, yargılama gideri ve avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili kurumun davacıa ödenen tazminatı uzman aktüere hesaplatarak ödediğini, davacı tarafın müvekkili kuruma yapmış oldukları başvurunun değerlendirildiğini, aktüer incelemesi yapıldığını ve maluliyet tazminatı tutarı 20.06.2016 tarihli aktüer raporu ile tespit edildiğini, Aktüer raporu ile belirlenen tazminat tutarından davacının %50 kusuru oranında indirim yapılarak 92.761-TL tutarında maluliyet tazminatı makbuz ve ibraname imzalanmak üzere müvekkili ... tarafından davacıya gönderildiğini, söz konusu raporu ile davacının gerçek zararının hesaplandığını, kurum tarafından alınan 20.06.2016 tarihli aktüer raporuna göre davacı ... ... için ödenmesi gereken tazminat tutarı herhangi bir indirim olmaksızın toplam 92.761-TL olup, bu tutardan %50 kusur indirimi yapılmak suretiyle hesaplanan 46.380-TL tazminat ödendiğini, buna göre davacı tarafa 86.646,64-TL maluliyet tazminatı, müvekkili kurumun sorumluluğunu yerine getirdiğini, karşı tarafça imzalanan ibranamenin hukuken geçerli olduğunu, karşı tarafın işbu dava ile müvekkili kurumdan ek tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, davacı vekilinin imzalamış olduğu ibranamenin anlaşma tarihinin 20/07/2016 olmakla beraber, ibranamenin iptalinin istenebilmesi için gerekli sürenin 20/07/2018 tarihinde sona erdiğini, dolayısıyla davacı tarafın işbu dava ile müvekkili kurumdan ek tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, bu hususta Yargıtay kararlarının mevcut bulunduğunu, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, müvekkili kurumun bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olabileceğini, davacının maluliyet ile ilgili ek tazminat talebinde bulunabilmesi için maluliyet raporunda belirtilen arazlar ile geçirilen trafik kazası arasında illiyet bağı bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, davacının bu aşamada artan maluliyetini ispatlayabilmesi için süregelen tedavilerini ve muayenelerini, tetkiklerini gösteren belgeleri iletmesi ve bunun sonucunda alınacak sağlık kurulu raporu ile ispatlaması gerektiğini, zarar görenin kazadan kaynaklı maluliyet oranının da yetkili kurumlarca tespitinin gerektiğini, davacı ... ...'ün sevk ve idaresindeki motosiklete ilişkin olarak kaza tarihindeki yaşı itibari ile sürücü belgesinin bulunmadığının izahtan vares olduğunu, davacının bu sebeple müterafik kusurlu olduğunu, davacının sevk ve idaresindeki motosiklette koruyucu ekipmanı bulunmadığının kaza sonrası vücudunda oluşan arazlardan anlaşıldığını, müvekkili kurum tarafından yapılan ödemenin güncellenerek hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLER: Adli Tıp Raporu, SGK yazı cevapları, ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/... Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü yazı cevabı, ... Hastanesi yazı cevabı, ... Hastanesi yazı cevabı, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/... Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları, ... Üniversitesi Rektörlüğü yazı cevabı, ... İl Sağlık Müdürlüğü yazı cevabı, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın 2020/... Sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 03/11/2021 tarihli ATK raporunda özetle; "A) Sürücü ... ...’ün %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, Davacı sürücü ... ...'ün %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." sonucuna varılmıştır. GEREKÇE: Dava, cismani zarar nedeni ile açılan tazminat davasıdır. Huzurdaki davada, 13/08/2014 tarihinde dava dışı ... ...'ün sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile ... istikametinden ... istikametine doğru seyreden davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tazmini amacıyla açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında maluliyet raporu tanzimi yönünden dosya ... Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş, ... İhtisas Kurulunun 24/03/2022 tarihli ... karar sayılı raporuyla davacı hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için eksik olduğu anlaşılan ve 4 bent halinde sayılan bilgi ve belgelerin temini ile davacının adli tıp birimi olan ya da tam teşekküllü bir hastaneye başvurarak tıbbi kayıtlarının tamamlanması istenilmiştir. 29/06/2022 tarihli 5. Celsede İstanbul ATK ... İhtisas kurulunun 24/03/2022 tarihli 3985 karar sayılı kararına istinaden davacının 4 bent halinde sayılan bilgi ve belgelerin temini ile davacının adli tıp birimi olan ya da tam teşekküllü bir hastaneye başvurarak tıbbi kayıtlarının tamamlanması istenilmiş, aynı şekilde Mahkememizin 05/05/2023, 27/09/2023, 28/02/2024 ve 11/06/2024 tarihli ara kararlarına rağmen davacının ATK ön raporunda bulunan eksikliklerin tamamlanması için hastane başvurusunu yapmamış olduğu anlaşılmakla; davacı yana yeniden süre verilmesinin dava dosyasına katkı sağlamayacağı, dava dosyasının davacı yanca bilerek ve isteyerek sürüncemede bırakılması ve usul ekonomisi gereğince davacı yanın ATK inceleme talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Yaklaşık 2 yıllık süre geçmesine rağmen davacının eksiklikleri neden tamamlamadığı hususunda hiçbir açıklama ya da mazeret de bildirilmemiştir. Nitekim Mahkememizin 11/06/2024 tarihli celsede, davacının bizzat sevkini istediği ... ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine müzekkere yazılarak, davacının muayene amacıyla 12/03/2024 tarihinden sonra başvurusunun olup olmadığının sorularak başvuru yapmış ise müzekkereye ekli olarak gönderilen ATK raporu kapsamında hazırlanan tıbbi kayıtların dijital ortama aktarılmış halde gönderilmesinin istenilmiştir. ... ... nin 24/06/2024 tarihli cevabi yazısında davacının hiçbir başvurusunun olmadığı görülmüştür. Bu aşamadan sonra Mahkememizin 11/06/2024 tarihli celse 2 nolu ara kararı gereği; "1 nolu ara karar gereği davacının ilgili hastanede tedavi için herhangi bir başvurusunun bulunmadığının anlaşılması halinde dava dosyasında birden fazla kez davacının ATK'ya sevkinin sağlanmaya çalışıldığı ancak davacının hiçbir gerekçe göstermeksizin ATK ön raporunda ki eksikliklerin giderilmesi adına hastaneye başvurmadığı da dikkate alınarak davacı yanın işbu talebinden vazgeçmiş sayılacağının işbu tutanak ile kendilerine ihtarına," karar verilmiş ve karar davacı vekiline tebliğ edilmiştir. Ancak yine bu hususta hiçbir açıklama ve beyanda bulunulmadığı görülmekle, dosya ATK'dan işlemsiz olarak Mahkememize iadesi istenilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 50.maddesi hükmü uyarınca, "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." Somut uyuşmazlıkta zararın takdiri açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi, sözkonusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Bu nedenle 2 yıllık süre zarfında 3 farklı kesin süreli ihtar ve makul süre verilmesine rağmen, davacı yanca hiçbir özür ya da mazeret bildirilmeksizin ara kararların yerine getirilememesi ve dava dosyasında takdir edilecek tazminatın mevcut itibariyle değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektici nedenlere göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Dava açılırken yatırılmayan 427,60 TL peşin harç+427,60 başvuru harcı olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 30,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/07/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır