İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/210 E. 2026/206 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/210
Karar No
2026/206
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/210 Esas KARAR NO : 2026/206

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/03/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil şirketin vermiş olduğu işbu açık hava reklam yeri kiralama ve kullandırma hizmeti kapsamında Davalı şirket ile Müvekkil arasında 09.02.2024 tarihinde Reklam Yeri Kullanım Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, İşbu Sözleşme uyarınca Müvekkil ... A.Ş., Davalı ... Tic. A.Ş.'ye 7-17 Şubat 2024 tarihleri arasında reklam yeri kullanım hizmeti vermiş ve sözleşme doğrultusunda "..." ve "..." dönemine ilişkin hizmet eksiksiz olarak yerine getirildiğini, Bununla birlikte Sözleşmede kararlaştırılan "..." dönemine ilişkin hizmet, Davalı şirketin reklam görsellerine ilişkin çalışmayı müvekkil şirkete zamanında iletmemiş olması sebebiyle karşılıklı mutabakat neticesinde yerine getirilmediğini, İşbu sebeple itiraza konu icra takibi yalnızca hizmet verilen döneme ilişkin olarak başlatıldığını, Söz konusu kampanya dönemleri ve verilecek hizmetler karşılığında ödenecek tutar Sözleşmeye göre şu şekildedir; Kampanya Dönemleri Müvekkil şirket anılan sözleşme gereği reklam yeri kullandırma hizmet bedelini ve gerçekleştirilen operasyonlara dair hizmet bedellerini içerir faturayı Sözleşme konusu edimi yerine getirdikten sonra 15.02.2024 tarihinde düzenleyerek e-arşiv fatura sistemi üzerinden davalı şirkete gönderdiğini, Ancak her ne kadar Müvekkil şirket Sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimi eksiksiz olarak yerine getirmiş olsa da söz konusu faturaya yasal süresi içerisinde Davalı şirket tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi taraflarca anlaşılan kesin vade niteliğindeki süre geçmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme de yapılmadığını, İşbu sebeple halihazırda muaccel hale gelmiş olan dava konusu faturanın ödenmemiş olması sebebiyle kesin vade tarihi itibariyle temerrüde düştüklerini bildiren ... 37. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ... tarihinde Davalı şirkete keşide edildiğini, Söz konusu ihtarname 20.05.2024 tarihinde davalı şirkete ulaşmış olup, ihtarname ve ihtarnamenin tebliğ şerhini dilekçemizin ekinde dosyaya sunduğumuzu, İşbu ihtarname ile davalı şirkete bir kere daha borcu hatırlatılmış ve ihtarnamenin ekinde borca konu fatura tekrar davalı şirkete gönderildiğini, Müvekkil şirketin bütün bu çabalarına rağmen Davalı şirket yine faturaya herhangi bir itrazda bulunmamış ve yine hiçbir ödeme yapmadığını, Bunun üzerine tarafımızca 22.08.2024 tarihinde ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosya ile huzurda görülen davaya konu icra takibi başlatıldığını, Arz ve izah edilen nedenlerle; itirazın iptaline, takibine devamına, tarafların tacir olması nedeniyle takibe konu alacağa ticari avans faizi yürütülmesine ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalıya tebligat çıkarıldığı ancak davalının cevap dilekçesi sunmamış olduğu anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflar arasında akdedilen Reklam Yeri Kullanma Hizmet Sözleşmesi'ne istinaden davacı tarafından edimlerin yerine getirilmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödemenin yapılmadığı iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali isteminden ibarettir. Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; " Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ... Esas ve... Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Mahkemece inceleme kararı verilmesi üzerine davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği, davacı ticari defterlerinden yevmiye defterinin kapanış tasdikleri yaptırılmadığından sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise defter incelemesi için ticari defterlerini ibrazdan kaçınıştır. Davacı tarafın sahibi lehine delil olma nitelğine sahip olmayan ticari deftelerinde davalıya kesilen faturalar ile yapılan tahsilatların kayıtlı oluğu, takip tarihi itibarıyla bakiye 158.082,69 TL alacak kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf ayrıca davalıya yaptığı satışıları BS formlarını 2014 ve 2015 yıllarında vergi dairesine bildlirdiği, davalının ise 2014 yılına BA formu vermek zorunda olmadığı, 2015 yılında ise davacıdan satınaldığı mallara ilişkin BA formlarını vergi dairesine verdiği, davalının vergi dairesine alış bildirimine göre davacıdan 2015 yılında 78 adet fatura karşılığı 360.997 TL lik KDV hariç alım yaptığı kendi beyanı ile sabittir. Buna karşılık davalı taraf yaptığı ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi borcu sona erdiren bir sebepte ileri sürmemiştir. Davacının talebi davalının kendi BA beyanından düşük olmakla bu miktar alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklinde karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişiden rapor aldırıldığı ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu raporunda özetle: "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, takip konusu yapılan faturanın ticari defter kayıtlarında yer aldığı, Takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 85.200,00 TL alacaklı olduğu, Davalı kete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde K hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, takip konusu yapılan faturaların ticari defter kayıtlarında yer aldığı ve takip tarihi itibariyle 85.200 TL davalı şirkete borçlu olduğu, ... A.Ş.'nin 2024-BA Formuna göre, ... A.Ş.'nin düzenlediği 1 Adet 71.000,00 TL KDV hariç alış faturası, ... A.Ş.'nin de BS bildirimi yaptığı (KDV dahil 85.200,00 TL) bildirimi yaptığı (KDV dahil 85.200,00 TL), Takip tarihi itibariyle 10.661,67 TL İşlemiş faiz miktarı hesaplanmıştır. Takip talebindeki miktar ile aynı olduğu, Buna göre davacı şirket; Takip tarihi itibariyle 85.200,00 TL Asıl Alacak ve 10.661,67 TL İşlemiş faiz miktarı olmak üzere toplam 95.861,67 TL talep edebileceği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından aralarındaki sözleşmeye istinaden edimin ifa edildiği ancak davalının fatura borcunu ödemediği iddiasıyla icra takibi başlatılmıştır. Mahkememizce atanan bilirkişi aracılığıyla yapılan incelemede tarafların ticari defter ve kayıtlarını ibraz ettiği ve sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu bildirilmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında uyuşmazlığa konu faturanın kayıtlı olduğu ancak davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında ise uyuşmazlığa konu faturanın kayıtlı olmadığı bildirilmiştir. Buna rağmen tarafların vergi dairelerine sunmuş oldukları BA/BS formlarının bilirkişi tarafından yapılan incelemesinde dava konusu faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davacı tarafında aynı faturayı BS formu ile vergi dairesine bildirdiği anlaşılmıştır. Emsal mahiyetteki istinaf ilamında da belirtildiği üzere davacının ticari defterlerinde ve BS formunda bahse konu faturanın bildirilmiş olması ve aynı faturanın davalının kendi beyanı ile de BA formu ile vergi dairesine bildirildiği dikkate alındığında her ne kadar davalı tarafça ilgili fatura defterine kayıt edilmemiş olsa dâhi davacı tarafın edimini yerine getirdiğinin ispat edildiği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Buna rağmen davalı tarafça ilgili fatura bedelinin ödendiğine ilişkin herhangi bir savunma ileri sürülmediği gibi buna ilişkin herhangi bir delil de ibraz edilmemiştir. Davacının ihtarname vasıtasıyla davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğü de anlaşılmakla davanın kabulüne ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-Davalı tarafından ... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA, 2-Alacağın % 20'si olan 19.172,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.548,31 TL harçtan peşin alınan 975,70 TL'nin mahsup edilerek bakiye 5.572,61 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 975,70 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 1.591,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 95.861,65 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 167,50 TL tebligat, posta gideri ile 7.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.667,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/04/2026

Katip e-imzalıdır

Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/210, K. 2026/206, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-210-e-2026-206-k-b0852189f56a