İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/357 E. 2025/57 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/357
Karar No
2025/57
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/357 Esas KARAR NO : 2025/57 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 07/06/2024 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "16.04.2018 tarihinde sürücülüğünü ... isimli şahsın yaptığı ... plakalı araç ile sürücülüğünü ...'in yaptığı ... plakalı motosiklet çarpışması sonucu yaralanmalı- ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir. Olay neticesinde ... hayatını kaybetmiştir. İşbu kazada ... plakalı araç kusurludur. Davalı taraf kazanın meydana geldiği yolda kontrolsüz kavşak noktasına geldiği anda hızını yeterince azaltması, seyir yönüne göre solunda bulunan kavşak kolundan gelen araç nedeniyle etkili tedbir alması gerekirken almış olduğu tedbir de yetersiz ve geç kalması sonucu kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği adli tıp raporuyla sabittir, söz konusu rapor dilekçemiz ekinde sunulacaktır. ... Plakalı araç sürücüsü ... ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas ...Karar sayılı ve 27/09/2019 tarihli kararıyla 1 Yıl 8 Ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Meydana gelen kazada ... plakalı motosiklet sürücüsü olan olarak bulunan ... ağır yaralanarak ... Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmış ve 20.04.2018 günü vefat etmiştir. Oğlunun vefatı sonrası müvekkilimin maddi ve manevi olarak oldukça zor duruma düştüğü son derece açıktır. Müvekkilin sonraki yaşamında artık bu tramvayı atlatamayacağı hayatının her döneminde keder çekeceği açıktır. Yukarıda kısaca özetlenen olayla ilgili olarak kaza sonrası müvekkilin psikolojisi önemli ölçüde olumsuz olarak etkilenmiş olup olayın tesiri hala devam etmektedir. Müvekkil halen hem bedenen hem de ruhen acı çekmektedir. Müvekkilin hala yaşı ve yalnız yaşadığı göz önüne alınırsa müvekkilin kazadan sonra hayatı alt üst olmuş, hem sağlık hem de psikolojik olarak hayatının kaza öncesindeki gibi olamayacağı aşikardır. Nitekim müvekkil çalışacak yaşta olmayıp müteveffa ... yardımıyla geçimini sağladığı açıktır. Bu nedenlerle ekonomik olarak sıkıntılar çeken müvekkilin işbu sıkıntıları halen devam etmektedir ve müvekkil kendi geçimini sağlama konusunda zorluklar yaşamaktadır. Müvekkilin yaşı dikkate alındığında söz konusu durumun müvekkilin psikolojisi için ne kadar ağır ve acı verici olduğu aşikardır. Yukarıda kısaca anlatılan olaylar neticesinde müvekkil hem maddi hem de manevi olarak zarara uğramış ve kazanın olumsuz etkileri müvekkil üzerinde halen devam etmektedir. Davalı ... Sigorta A.Ş ile müvekkil arasında ... Arabuluculuk Bürosunun... dosya numarası ile arabuluculuk görüşmeleri sağlanmış, son tutanak ANLAŞAMAMA ile sonuçlanmıştır. Davalı taraf, bugüne değin müvekkil tarafına maddi tazminat adı altında herhangi bir ödemede bulunmamıştır. Davanın kabulüne, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davacı vekili tarafından açılan davada alacağının sonradan arttırılabileceğinden bahisle davasını belirsiz alacak olarak göstermelik bir rakam olarak belirtilmiştir. Ancak işbu davanın belirsiz dava koşullarını taşımadığı açıktır. Zira davacı tarafından dava öncesinde hasar tespiti yapılmış ve açık ve net olarak bir tutar belirlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” Şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Davacı tarafından kesin olarak belirlenmiş bir rakam mevcutken belirsiz dava açılması kabul edilemez. Bu nedenle, davanın reddi gerekmektedir. Husumet yokluğu sebebiyle davanın reddi gerekmektedir. Çünkü Davacı yasal mirasçı değildir. Bu kapsamda alınan veraset ilamı ektedir. Alınan veraset ilamına göre mirasçıları Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuş ve neticesinde dosyada ibraname imzalamışlardır. Mirasçılar arasında yer almayan davacının haksız davasının reddi gerekmektedir. Müvekkil-şirket nezdinde sigortalı aracın kazadaki kusur oranı nispetinde müvekkil-şirketin sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda kusur oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan rapor ile tespit edilerek yargılamaya devam edilmesini talep ederiz. Adli Tıp Kurumu Kanunu ve bu kanunun Uygulama Yönetmeliği ile trafik kazalarından doğan uyuşmazlıklarda trafik kazaları ile ilgili tahkikat dosyaları üzerinde incelemeler yaparak kazaya ilişkin kusur oranlarının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi hususunda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi görevlendirilmiştir. dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesi önem taşımaktadır. Çünkü sigorta bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketinin, sigortalı aracın sebep olduğu riziko sebebiyle üçüncü kişilere ait mal veya bedeni zarardan ötürü poliçede gösterilen limit meblağın tamamını değil üçüncü kişilerin maruz kaldığı gerçek zarar miktarını araştırıp saptayarak ödemesi esastır. 16.04.2018 tarihinde meydana gelmiş olan kazada maktül Muhammed Mendil'in ölümü sebebiyle destekten yoksun kalma şartları oluşmamıştır. Dolayısıyla müvekkil-şirket meydana gelen olaydan dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı taraflarca destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesi için müteveffa ile davacılar yönünden düzenli ve eylemli yardımın varlığı gerekmektedir. TBK'nın 53. maddesinde belirtilmiş olan destek kavramı, bir başkasını veya başkalarının geçimini kısmen veya tamamen karşılayan ve ileride ona bakması muhtemel olan kişiyi ifade etmektedir. Maddi yardım ihtiyacı olmayan kişiye yapılan yardımlar ne kadar düzenli, sürekli ve karşılıksız olursa olsun, bu bakım yardım niteliğinde değildir. Bu bakımından davacının gerçekten mütevvefanın desteğine yardımına ihtiyaç duyup duymadığı araştırılmalıdır. Destek sayılmanın şartları: Yardımın eylemli olması, ölümden sonra da düzenli bir şekilde devam edeceğinin anlaşılması, destekten yoksun kalan kimsenin devamlı ve gerçek bir ihtiyacının olması şeklindedir. Bu kapsamda davacı tarafından müteveffanın desteğine- yardımına ihtiyaç duyup duymadığı araştırılmalıdır. Yargıtayın içtihatlarında da belirtildiği üzere; "ölümden önce sürdürülmekte olan aşırı lüks ve israflı bir hayat tarzının devamı istemiyle" destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesi mümkün değildir. Dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde destekten yoksun kalma tazminat hesabı sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca hazine müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Hazine Müsteşarlığı’nın 01.06.2015 tarihli Genel Şartları genelgesi uyarınca, aktüer hesaplamalarının Müsteşarlık nezdinde tutulan Aktüer Siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılması uygun görülmektedir. Yine aynı Genelgede tazminat hesaplamalarında asgari, TRH 2010 1980 kadın ve erkek mortalite tablolarının kullanılması, teknik faiz oranının ise %1,8 olması öngörülmektedir. Müvekkil şirketin sorumluluğu öncelikli olarak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkindir. Müteveffanın Sosyal Güvenlik Kurumu'na tabi olup olmadığı araştırılmalı, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan başvuru konusu kaza nedeniyle kurum tarafından davacıya gelir veya aylık bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise peşin sermaye değeri Sayın Mahkeme tarafından sorulmalıdır. Başvurunun mahiyeti gereğince, haksız fiil sonucunda gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi gerekmektedir. Başvuru konusu kaza nedeniyle davacının gerçek zararının belirlenebilmesi için dava konusu kaza nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Başvuran/lara –var ise- yapılan ödemeler belirlenmeli ve tazminat tutarından indirilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara yapılan peşin sermaye değerli ödemeler nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu'nun müvekkil şirkete rücu hakkı bulunduğu hususu göz önüne alınmalıdır. Trafik Sigortası Genel Şartları’nın A-1 maddesine göre, “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 Sayılı Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” denilmektedir. Yine Genel Şartların B-2-b maddesine göre “Sigortacı, dava masrafları ile avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlüdür. Şu kadar ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dâhilinde öder.” denilmektedir. Açıklanan nedenle, her durumda, başvurunun kabulüne karar verilmesi halinde dahi müvekkil şirketin asıl alacak ve yargılama masrafları açısından poliçe limiti sınırlı olarak sorumlu tutulması gerekmektedir. ZMMS Genel Şartlarının uygulanacağına yollama yapan düzenlemelerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) metninden çıkarılmasına sebep olan Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelere etkisinin söz konusu olmayacağını ifade edilmektedir (Kayıhan, Şaban ve Selanik, Adem Atakan, Sigorta Hukukunda Alternatif Çözüm Yolları ve Tahkim Usulü, Ankara, 2022, Seçkin Yayıncılık, 1. Baskı, s. 195). Her ne kadar mevcut uyuşmazlıklara doğrudan uygulandığın dan bahsedilse de taraflar arasında yapılmış olan sözleşme maddelerini değiştirilmesi mümkün değildir. Trafik sigortaları netice olarak sözleşme olup yürürlüğe girmesi ile tarafları bağlayacaktır. İlgili olayda müvekkil-şirketin herhangi bir ilgisi bulunmadığından olay tarihi itibariyle faiz istenilmesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Nitekim Yargıtay uygulamasına bakıldığından da faiz başlangıç tarihinin davanın açılma tarihi itibariyle uygulanması gerektiği yönündedir: Davanın öncelikle usulden reddine, Davanın usulden reddedilmemesi durumunda esastan reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizin 25/10/2024 tarihli celsesinde tarafların davayı takip etmemeleri nedeniyle davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. HMK.m.150/5 hükmünde davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek esas kaydının kapatılacağı düzenlenmiştir. Mahkememizin bu dosyası işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç içinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-25/10/2024 tarihli oturumda davacı tarafından takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve bu tarihten itibaren 3 ay içinde davanın yenilenmediği anlaşılmakla H.M.K 150. Maddesinin 5. Bendi uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, dava açıldığı sırada peşin alınan 427,60 TL harç mahsup edilerek, kalan bakiye 187,8‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi gereğince dava değeri olan 1,000,00 TL üzerinden hesaplanan 1,000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/01/2025 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/357, K. 2025/57, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-357-e-2025-57-k-816c30578274