İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/311 E. 2025/561 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/311
Karar No
2025/561
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/311 Esas KARAR NO : 2025/561 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/05/2023 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen iş sözleşmesi kapsamında davalının ... adlı davacı şirket politikasını onaylamış olduğunu, davalının müvekkili şirketle iş ilişkisini sonlandırmasından sonra doğrudan rakip olan ve ikinci el araç alım satımı yapan...Şirketi'nde müvekkili şirketteki aynı görevi olan Ticari Başkan olarak çalışmaya başladığını, bu kapsamda davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının sözleşme ve anlaşma belgesi uyarınca kendisinin iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren müvekkili şirketin yazılı ön onayını almaksızın, 2 yıl süresince herhangi bir nedenle müvekkili şirket'in aktif olarak faaliyette bulunduğu tüm illerde, doğrudan veya dolaylı olarak, kendi veya başkası namına müvekkili şirketin veya herhangi bir grup şirketinin işleri ile doğrudan rekabet halinde olan herhangi bir faaliyette bulunmayacağı ve müvekkili şirketin işleri ile doğrudan rekabet halinde bulunan herhangi bir şirket veya diğer bir kuruluşa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmayacağı ve bu kuruluşlarda yöneticilik yapmayacağı veya bu kuruluşlara başka bir şekilde hizmet vermeyeceğinin anlaşma şartlarından olduğunu, davalının iş sözleşmesine ve rekabet yasağına aykırı şekilde hareket ettiğini, davalının ihlalleri sebebiyle müvekkili şirketin önemli derecede zarara uğradığını ve zarar tehlikesinin devam ettiğini belirterek davanın kabulüyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; işbu davanın görevsiz mahkemede açıldığını ve iş mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacının iddialarının aksine, taraflar arasında herhangi bir ikale sözleşmesi imzalanmadığını, davacının iş sözleşmesinin esasen işverence feshedildiğini, fesih herhangi bir geçerli veya haklı nedene dayanmadığı için davacı'nın rekabet yasağının ihlali iddiasıyla alacak iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde ve arabuluculuk anlaşma tutanağında düzenlenen rekabet yasağının kanuni sınırlamalara aykırı olduğunu belirterek davanın reddine ve karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davanın taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi kapsamında davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ... ŞİRKETİ tarafından borçlu ... aleyhine taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesine dayanarak 1.020.000,00-TL asıl alacağa 13.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile tahsili talebi ile 13.03.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK 67. Maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için davanın taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi kapsamında davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 29.05.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...Davacı Şirketin Ticari Defterlerinden 2022 yılına ait Açılış- Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye ve Defter-i Kebir Defterlerini e-defter olarak tuttuğu ve Envanter Defterlerinin Açılış Noter Tasdiklerinin eksiksiz ve süresinde yapıldığı görülmüş olup tüm defterlerin kendi içlerinde birbirini teyit ettiği, genel kabul görmüş muhasebe esas ve tekniğine uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu görülmüş olup defterlerin Davalı lehine delil teşkil etmesi kararı Mahkemenin kararıdır. Davacı Şirket, Davalı... ile yaptığı “İŞ SÖZLEŞMESİ” ile Davalı'nın, Davacı Şirket'te 20.01.2022 tarihinde bağlı olduğu SGK'ya Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi ile Sigortalı itibaren çalışmaya başlayacağını, Davalı'nın iş sözleşmesi ile ...yani Ticari Başkan olarak Sözleşme imzalandığı görülmektedir. ile Davacı Şirket ... durumunda olan “...” ya direct bağlı olduğu...Davalı ... yani Ticari Başkan olarak çalışırken Davacı Şirket ... A.Ş.'in Şirket Prosedür ve İç Uygulamalarına ait dosyalara erişim yetkisi olduğu Görülmektedir Davalı ..., Davacı Şirket ... A.Ş.'den 12 Ağustos 2022 tarihinde ihtiyari arabuluculuk vasıtasıyla ikale yoluyla işyerinden ayrıldığı ve taraflar arasında imzalanan 12/08/2022 tarihli Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı imzalandığı ve ilgili tutanağın 4. Maddesinde “Rekabet Yasağı düzenleme yapıldığı görülmektedir. Davacı Şirket, Davalı ... ile yaptığı 12/08/2022 tarihli Arabuluculuk Anlaşma sonrası Davacı Şirket'te 12/08/2022 tarihinde bağlı olduğu SGK'ya Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi ile Sigortalı'nın işten ayrıldığına dair Bildirge verdiği ve taraflar arasında imzalanan 12/08/2022 tarihli Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı ekinde düzenlenen Sulh ve İbra Sözleşmesi ile Davacı'nın Davalı'ya ödeyeceği Maaş ve Tazminatlar hesaplandığı ve karşılıklı imza edildiği görülmektedir. Davalının rakip bir firmada rekabet yasağına aykırı bir biçimde çalışmaya başladığı hususunda dosya kapsamında bilgi bulunmadığı, a. üçüncü kişi durumundaki ... AŞ'den bilgi istenmesi gerekeceği; b. SGK kurumundan davalıya ait sigortalılık dökümü ile işe giriş ve çıkış bildirimlerinin istenmesi halinde bu konuda belanda bulunulabileceği, Sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart, bir yıllık brüt ücret olup, 1.020.000 TL olduğu sözleşme ile kararlaştırılmıştır. Rekabet yasağına aykırı davranışı - şartları gerçekleştiği belirlenirse, bu miktarın talep edilebilmesi mümkündür..." şeklinde görüş belirtilmiş, tarafların kök rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. 06.02.2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...İş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedildiğine yönelik iddialar ile davalının iradesinin sakatlandığına yönelik iddialar ile bağlantılı bilgi ve belge sunulmadığından, bu yönde bir değerlendirme yapılamamıştır. Takdiri Mahkemeye aittir. Zarar ve zarar tehlikesine yönelik olarak davacı ve davalının bilahare işe girdiği dav dışı şirkette müşteriler ile doğrudan bağlantı kurulabilecek bir konumda olduğu kanaatinin, SGK kayıtlarından belirtilen iş ilişkisi ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Zarar tehlikesine yönelik Takdiri Mahkemeye aittir. Rekabet yasağı sözleşmesinde kanunen olmamakla birlikte acentelik sözleşmesine kıyasen bir karşı edim bulunmasına yönelik olarak, sözleşme gereği davacıya ödenen ve iş hukuku kapsamında ücret eki olarak değerlendirilemeyecek nitelik taşıyan ve davalı tarafından da dilekçesinde üç aylık ek ücret olarak kararlaştırılan miktarın sosyal yardım olarak nitelendirildiği, bu haliyle bir ek ödeme aldığı ancak söz konusu ek ödemenin rekabet yasağının karşılığı olmadığı yönünde savunmada bulunulduğu anlaşılmakta olup, bu yöndeki takdirin Mahkemeye ait olacağı açıktır. Sair hususlarda gelen belge ve cevaplardan davacının çalıştığı işyerlerinin ve işe başlama ve bitiş tarihlerinin gösterildiği belirtilmelidir. Kök raporda belirtilen sair hususlarda farklılık bulunmamakta olup, davacının davalı nezninde “genel müdür yardımcısı”, bilahare benzer işkolunda çalışan dava dışı şirkette ise “müşteri ilişkileri yöneticisi” olarak çalıştığı, iş kollarının ve müşteri bilgilerine hakim olma durumunun bulunduğu değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde bulunacağı belirtilmelidir..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; davacı ile davalı arasında yapılan haksız rekabet sözleşmesi incelendiğinde davalının iş akdi son erdikten sonra 2 yıl süresince herhangi bir nedenle davacı şirketin aktif olarak faaliyette bulunduğu tüm illerde, doğrudan veya dolaylı olarak, kendi veya başkası namına şirketin veya herhangi bir grup şirketinin işleri ile doğrudan rekabet halinde olan herhangi bir faaliyette bulunmayacağı ve şirketin işleri ile doğrudan rekabet halinde bulunan herhangi bir şirket veya diğer bir kuruluşa doğrudan veya dolaylı olarak ortak olmayacağı ve bu kuruluşlarda yöneticilik yapmayacağı veya bu kuruluşlara başka bir şekilde hizmet vermeyeceği konusunda anlaşmaya varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde, davacının aktif olarak faaliyet gösterdiği tüm illerde davalının otomotiv sektöründe görev almaktan yasaklandığı anlaşılmaktadır. Somut olayda işçi yaklaşık altı ay gibi kısa bir süre için davacı şirkette çalışmıştır. Buna karşılık, mevzuatta öngörülen azami süre olan iki yıl boyunca işçiye davacının faaliyet gösterdiği illerin tamamında, bir başka ifadeyle ülke genelinde çalışma yasağı getirilmiştir. Bu sınırlama, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup, tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek her hangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle geçersizdir. Zira davacı, sadece davalının aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başlamasını haksız rekabet yasağının ihlali olarak nitelendirdiği, davalıya atfedilen somut bir eylem, haksız rekabete sebep olacak veya davacıya zarar verebilecek bir davranış, eski müşterileri ile bu bağlantılarını kullanarak iletişime geçme veya benzer bir somut delil sunulmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve ... sayılı ilamında da belirtildiği gibi sözleşme çalışma hürriyetini tamamen ortadan kaldıran nitelikte bir düzenleme olduğu, ayrıca davacının çalışma süresi ile getirilen kısıtlama karşılaştırıldığında davalı aleyhine ölçüsüz olarak kabul edilebilecek nitelikte ağır bir kısıtlama getirildiği, davalının iş akdi sona erdikten hemen sonra işe başlamadığı ve yaklaşık beş aylık bir boşluğun söz konusu olduğu, somut olay yönünden davalının doğrudan rakip şirkete geçerek davacıyı zarara uğratma amacıyla hareket ettiğine dair hiçbir delil bulunmadığı göz önüne alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 12.319,05-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 11.703,65‬-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili lehine takdir olunan 154.800,00-₺ nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği karar verildi. 26/06/2025 Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/311, K. 2025/561, T. 26.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-311-e-2025-561-k-d5a285cbb1cc