İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/5 E. 2024/870 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/5
Karar No
2024/870
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/5 Esas KARAR NO : 2024/870 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2018 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; taraflar arasında ... ili, ... İlçesi, ... Köyü 1483 parselde kayıtlı 6.060,00 m²'lik taşınmazda kurulu bulunan akaryakıt istasyonunda "..." markası altında bayilik yürütülebilmesi için taraflar arasında 2004, 2009, 2010 tarihli muhtelif sözleşmeler akdedildiğini, son olarak davalı şirket ile en son 5 yıl süreli yeni bir bayilik anlaşması akdedilmesine yönelik olarak 20.09.2010 tarihli bayilik protokolü akdedildiğini, anılan protokolün diğer davalı ... tarafından garantör sıfatıyla imzalandığını, protokol ve akdedilecek olan bayilik sözleşmesinden kaynaklanacak olan yükümlülükler ve edimlerin garantör tarafından taahhüt edildiğini, ...'in 20.09.2010 tarihli kefaletname başlıklı belgeyi de müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, yine muhtelif tarihlerde ariyet sözleşmeleri ve protokoller akdedildiğini, davalının istasyonu kapalı tutması, otomasyon sistemini kapalı tutarak veri iletiminin bulunmasına engel olması, taahhütlerini yerine getirmemesi nedeni ile ... 8. Noterliğinin ... tarih, .. yevmiye numaralı ihtarnamesi ile doğmuş ve doğacak her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini, davalı şirketin cezai şart borcu doğduğunu, satış taahhütlerine uymadığını, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete yapılan yazılı uyarı ile satış taahhütlerini yerine getirmeleri ve satış taahhüdünün ihlali nedeniyle doğmuş hak ve alacak haklarının saklı tutulduğunun bildirildiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davalı bayinin 2011-2012 yılları bakımından satış taahhütnamesine aykırı bir şekilde eksik çekiş yaptığı beyaz ürün miktarı üzerinden dava tarihi itibari ile 10.000,00-USD üzerinden fiili ödeme tarihindeki kur karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, bayilik sözleşmesi uyarınca fesih tarihinden sözleşmenin normal sona erme tarihi olan 20.09.2015 tarihine kadar olan dönem bakımından müvekkili aleyhine oluşan kar mahrumiyeti alacağının dava tarihi itibari ile 10.000,00-USD tutarındaki kısmının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalıya teslim edilen ariyet ve demirbaşlardan kurumsal kimliğe konu olan malzeme ve teçhizatın aynen ve hasarsız şekilde davacı müvekkiline iade edilmesine; aynen iadenin mümkün olmaması halinde tespit edilecek olan rayiç bedellerinin bu aşamada 10.000,00-USD tutarındaki kısmının fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davaya konu sözleşme fesih tarihinin 2012 olduğunu, işbu davanın 5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, davacı tarafın alacaktan fazlasını... Bank ... Şubesi'nin 50.000,00-₺ bedelli banka teminat mektubundan tahsil ettiğini, istirdat için davalı ...Ltd. Şti. tarafından ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyada davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacı taraf aleyhine ipotek sebebiyle taşınmaz sahipleri tarafından ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ipoteğin fekki davası açıldığını, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacı tarafça 2012 yılı bitmeden sözleşmenin feshedilmesi sebebi ile müvekkilinin mağdur olduğunu, Suriye'de yaşanan iç savaş nedeni ile ... ilinde uygulanması öngörülen sözleşme şartlarının yerine getirilememesinde mücbir ve elde olmayan sebeplerin meydana gelmesinin etkisinin bulunduğunu, taraflar arasında açık hesap ve çek ile alışverişin uzun süredir devam ettiğini ancak davacı tarafça müvekkiline sınırda yaşanan karışıklıklar nedeni ile çek karşılığı akaryakıt vermediğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 16.06.2021 tarihli ıslah dilekçesinde satış taahhüdünü ihlalden doğan cezai şart için 236.047,99-USD tutarın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek bankaların dövize uyguladıkları en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bayilik sözleşmesinin 46/d maddesi uyarınca fesih tarihinden sözleşmenin normal sona erme tarihi olan 20.09.2015 tarihine kadar olan dönem bakımından davacı müvekkil aleyhine oluşan kar mahrumiyeti alacağının şimdilik 10.000,00-USD tutarındaki kısmının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalıya teslim edilen ariyet ve demirbaşlardan kurumsal kimliğe konu olan malzeme ve teçhizatın aynen ve hasarsız şekilde davacı müvekkiline iade edilmesine, aynen iade mümkün değilse, tespit edilecek olan rayiç bedellerinin şimdilik 10.000 USD tutarındaki kısmının fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve ıslah etmiştir. Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen cezai şart, kar mahrumiyeti, ariyetlerin ve demirbaşların aynen iadesi, mümkün olmaması halinde bedellerinin iadesi talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için talep edilen alacak kalemlerinin her birinin istenip istenemeyeceği, istenebilirse miktarlarının ne olduğu, talep edilen cezai şart miktarının davalının mahvına sebep olup olmayacağı, mahvına sebep olursa talep edilebilir makul cezai şart miktarının ne olabileceği, davalının temerrüdü düşüp düşmediği, düşmüşse hangi tarihte düştüğünün tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 19.04.2019 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunun sonuç kısmında "...Gerek 13.09.2012 tarihli sevk irsaliyesi, gerek 15.09.2012 tarihli teslim tutanağı ve gerekse davacı vekilinin 06.06.2018 tarihli dilekçesinde ariyete konu malzemelerin davacı şirkete iade edilmiş olduğunun kabul! edildiği görüldüğünden, ariyet ve demirbaşlara ilişkin bir alacak kalemi bulunmadığı, Davacının, uğradığı kâr mahrumiyetinin tazminini isteyebilmesi için, kâr mahrumiyeti zararının cezai şart tutarını aşmış olması gerektiği; davacının SEKTÖREL TESPİTLE MAKUL SÜRE 3 AY olarak alındığında 3 aylık kâr mahrumiyeti yani sözleşmenin feshinden dolayı uğradığı zararı 425,86-TL olarak hesaplanmış olduğu, SÜRE SONUNA KADAR OLAN KAR MAHRUMİYETİ HESAPLANDIĞINDA 5.072,50 TL Olduğu, Bu durumda davacının uğradığı zararın sözleşmede belirlenen $50.000 cezai şart miktarını aşmadığı, bu sebeple ayrıca kâr mahrumiyeti talep edilemeyeceği, Sözleşmede yer alan $50.000 tutarındaki cezai şartın fahiş olması sebebiyle davalı tarafça indiriminin talep edilemeyeceği, ancak bu miktardaki bir cezai şartın davalının ekonomik yıkımına sebep olacak derecede ağır olduğu tespit edilirse kısmen veya tamamen iptaline karar verilebileceği; bu kapsamda takdir tümüyle Mahkemeye ait olmak üzere, davalı şirketin aktif malvarlığının 5.661.797,91-TL olduğu dikkate alındığında, $50.000 cezai şartın davalının mahvına sebep olmayacağı ve talep edilebilir bir alacak kalemi olarak değerlendirilebileceği, - Sözleşmeden doğan ceza koşulunun sözleşmenin feshi üzerinden 5 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra talep edilmesinin süre ve iyi niyet hükümleri çerçevesinde takdir ve değerlendirilmesi tümüyle Mahkemeye ait olduğu, Cezai şart talebi bakımından Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki Protokol'de düzenlenen cezai şart hükümleri uyarınca cezai şart alacağı bakımından temerrüdün sözleşmenin feshi ihtarının gönderildiği tarih itibariyle gerçekleştiği, buna göre temerrüt tarihinin 13.10.2012 olarak kabul edilebileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi kök raporuna karşı beyan ve itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 24.11.2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...1-Davalı ...'nin Davacı şirketten almış olduğu beyaz-motorin grubu ürünler tabloda detaylandırılmış olup davalı şirketin sadece 2010 ve 2011 yıllarında Davacı şirketten beyaz ürün toplamda 892.117,00 TL ürün aldığı, alınan ürünün taahhüt miktarından toplamda 107.883 eksik olduğu, yıllık bazda ise 2010 yılında 142.593 eksik olduğu,201 1 yılında ise 34.710 taahhüt miktarından fazla alım yapıldığı görülmüş olup, sonraki yıllarda beyaz ürün grubundan ürün almadığı tespit edilmiştir. Eksik kalan beyaz ürün yönünden yapılan cezai şart hesaplamasında Davacı şirketin ; 2010 yılına istinaden 85.555,80 USD 2011 yılında istinaden 64.729.80 USD cezai şart talebinde bulunabileceği, 2-Davalı ... yağ grubu ürünler tabloda detaylandırılmış olup davalı şirketin 2010 yılında 245 kg ürün aldı ise Davalı şirketin yağ alımında bulunmadığı tespit edilmiştir. kalan ürün yönünden vapılan cezai şart hesaplamasında Davacı şirketin ; 2010 yılına istinaden 237,75 USD 2011 yılında istinaden 1.250,00 USD cezai şart talebinde bulunabileceği, in Davacı şirketten almış olduğu 2011 yılında 3-Davalı şirketin 2012 yılında Davacı şirketten ürün almadığının tespiti ile birlikte sözleşmeninde 13.10.2012 tarihinde fiilen sona erdiğinin kabulü neticesinde 2012 yılına istinaden eksik üründen kaynaklı cezai şart hesaplaması tabloda detaylandırılmış olup davacı şirketin 2012 yılında eksik alınan ürünlere istinaden 236.047,99 USD alacak talebinde bulunabileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyetinden 2. ek rapor alınmasına dair verilen karar neticesinde 16.04.2021 tarihli 2. ek raporun sonuç kısmında "...Davalı şirketin dosya kapsamında yer alan Kurumlar Vergisi Beyannamesinin incelenmesi neticesinde 2016-2017 yıllarında bir gelirinin bulunmadığı , diğer bir ifade ile satışının ( cirosunun) olmadığı, ve şirketin 2017 yılında öz kaynaklarının *1.427.724,61 TL olduğu, borca batık durumda olmadığı, öz kaynaklarını koruduğu ancak Davalı şirketin ekonomik mahvına ilişkin dava dosyasında müzekkere cevapları ile sunulan icra takiplerine konu icraların kapak hesaplarının toplamı 2.761.367,49 TL, 34.364,86 Euro ve SGK borcunun da 305.230,89 TL olduğu dikkate alındığında Davacının talep edebileceği cezai şartın Davalının ekonomik mahvına neden olabileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Dosyada mevcut bilirkişi heyeti kök ve ek raporu hüküm kurmaya, kanaat oluşturmaya yeterli görülmediğinden taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davacının davalılardan davaya konu alacak taleplerinde haklı olup olmadığının, haklı ise her bir alacak kalemi yönünden dava tarihi itibari ile talep edebileceği tutarın, davalı ...'in garantör sıfatı ile sorumlu olup olmadığının tespiti ile neticeten her bir davalının dava tarihi itibari ile sorumlu olduğu tutarın tespiti için yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 14.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunda "...Taraflar arasındaki 20.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik protokolü 20.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesi ve 20.09.2010 tarihli Taahhütname olduğu ticari faaliyetin bu çerçevede yürütüldüğü, Davalının satış taahhütnamesine aykırı bir şekilde eksik alım yaptığı beyaz ürün miktarı üzerinden Cezai şart bedelini 28.122,60 USD hesaplandığı, Raporun yazılma tarihi itibariyle T.C. Merkez bankası usd satış kuru 18,8426.- TL olup hesaplan cezai şart bedelin TL karşılığı * 18,8426 x 28.122,60 USD- 529.902,90.-TL hesaplandığı ancak davacı talebinin 10.000 USD olduğu talebe bağlılık ilkesi gereğince davacı talebine bağlı kalınması gerektiği, konu hakkında takdir yetkisinin sayın mahkemeye ait olduğu, Şirketin doğrudan mahvına (yıkımına) neden olunması için şirket borçlarının şirket aktiflerinden fazla olması gerektiği Bu durum şirketin özvarlığının yitirilmesi ile ortaya çıktığı (- özvarlık) Davalı şirketin en son mali bilançosuna (2017 mali bilanço ) göre ödenmiş sermayesi 5.000.000,00.-TL ve özvarlığı 1.427.724,61-TL hesaplandığı, Davalı tarafın 1.427.724,61-TL tutarındaki zarara kadar ( zarar, tazminat cezai- şart bedeli vb.) şirketin mahvına ( yıkımına) neden olmayacağından bu tutara kadar davalının yaptığı ödeme tutarı davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceği gibi ödenebilecek tutardan da (zarar, tazminat cezai- şart bedeli vb.) indirim gerekmeyeceği değerlendirilmekle birlikte nihai karar sayın mahkemeye ait Olduğu, Taraflar arasındaki 20.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik protokolü 20.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesi ve 20.09.2010 tarihli Taahhütname olduğu ticari faaliyetin bu çerçevede yürütüldüğü, Davalının satış taahhütnamesine aykırı bir şekilde eksik alım yaptığı beyaz ürün miktarı üzerinden Cezai şart bedelini 28.122,60 USD hesaplandığı, Raporun yazılma tarihi itibariyle T.C. Merkez bankası usd satış kuru 18,8426.- TL olup hesaplan cezai şart bedelin TL karşılığı * 18,8426 x 28.122,60 USD- 529.902,90.-TL hesaplandığı ancak davacı talebinin 10.000 USD olduğu talebe bağlılık ilkesi gereğince davacı talebine bağlı kalınması gerektiği, konu hakkında takdir yetkisinin sayın mahkemeye ait olduğu, Şirketin doğrudan mahvına (yıkımına) neden olunması için şirket borçlarının şirket aktiflerinden fazla olması gerektiği Bu durum şirketin özvarlığının yitirilmesi ile ortaya çıktığı (- özvarlık) Davalı şirketin en son mali bilançosuna (2017 mali bilanço ) göre ödenmiş sermayesi 5.000.000,00.-TL ve özvarlığı 1.427.724,61.-TL hesaplandığı, Davalı tarafın 1.427.724,61-TL tutarındaki zarara kadar ( zarar, tazminat cezai- şart bedeli vb.) şirketin mahvına ( yıkımına) neden olmayacağından bu tutara kadar davalının yaptığı ödeme tutarı davalı şirketin mahvına sebebiyet vermeyeceği gibi ödenebilecek tutardan da ( zarar, tazminat cezai- şart bedeli vb.) indirim gerekmeyeceği değerlendirilmekle birlikte nihai karar sayın mahkemeye ait olduğu, Taraflar arasındaki sözleşmenin 46/1-d hükmünde sözleşmenin sonuna kadar kar kaybının istenebileceği açıkça kararlaştırıldığından, bu hüküm uyarınca sözleşmenin sonuna kadar davacının uğramış olduğu kar kaybının ödenmesi gerektiği, buna göre istenebilecek kar kaybının 287,95.-TL olarak hesaplandığı, Ariyet alınan ürünlerin iade edilmesi nedeni ile davacı talebinin konusuz hesaplanan alacaklardan hem garantör hem de kefil sıfatıyla müteselsil sorumluluğunun bulunduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların kök rapora karşı beyan ve itirazları doğrultusunda bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporun sonuç kısmında kök rapordaki kanaatlerin değişmediği yönünde görüş belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında ... ili, ... İlçesi, ... Köyü 1483 parselde kayıtlı taşınmazda "..." markası altında akaryakıt bayiliği yürütülmesi için sözleşme imzalanmıştır. Taraf şirketler arasında son olarak imzalanan 20.09.2010 tarihli bayilik protokolüne diğer davalı gerçek kişi ... garantör olarak kefaletname başlıklı belgeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davalının anlaşmaya konu akaryakıt istasyonunu kapalı tutması ve otomasyon sistemi üzerinden davacının verilere erişimine izin vermemesi nedeniyle ... 8. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacı tarafından sözleşme feshedilmiştir. Davacı, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini belirterek ariyet bedeli, kâr mahrumiyet bedeli ve cezai şart isteminde bulunmuştur. Davalı, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, Suriye'de yaşanan iç karılıklık nedeniyle ödemeleri akaryakıt istasyonunun işletilmesine ve ürün tedarikine ilişkin sorun yaşandığını belirtmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının sözleşmenin feshedilmesine ilişkin ortaya koyduğu gerekçelerin haklılık arz ettiği, davalının savunmasının yerinde olmadığı kabul edilmiş ve bu kabul üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Bu çerçevede, her ne kadar davacı tarafından ariyet iadesi talebinde bulunulmuş ise de yargılama sırasında ariyetlerin davalı tarafından iadesinin gerçekleştiği davacının 06.06.2028 tarihli dilekçesinden anlaşıldığından bu husus konusuz kalmış ve ayrıca hüküm kurulmasına gerek görülmemiştir. Diğer taraftan, her ne kadar davacı tarafından kâr kaybı isteminde bulunulmuş olsa da, somut olayda davacının kar kaybı talep edebileceği toplam miktarın 287,50 TL olduğu, buna karşılık ... Bank ... Şubesi'nin 50.000,00-₺ bedelli banka teminat mektubunun sözleşmenin feshinden sonra davacı tarafından nakde çevrildiği ve dolayısıyla davacının kar kaybına yönelik isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Son olarak, davacı tarafından satış taahüttünden kaynaklı cezai şart talebinde bulunmaktadır. Davacının 2010, 2011 ve 2012 yıllarında eksik ürün aldığı ve bundan kaynaklı olarak sözleşme kapsamında cezai şart ödemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, yukarıda belirtildiği üzere 2012 yılına ilişkin cezai şart istemi ıslah yoluyla 236.047,99-USD olarak talep edilmiştir. Cezai şart, sözleşmeye aykırılık halinde, zararın varlığı veya miktarı ile bağlı olmaksızın ödeneceği kararlaştırılan maktu tazminat olarak belirlenmiştir. Davacının sözleşme bitmeden önce haklı nedenle fesih hakkını kullanması nedneiyle cezai şarta hak kazandığı kabul edilmekle, dosya kapsamındaki delillere göre her ne kadar cezai şart davalının mahvına sebebiyet vermeyecek olsa bile somut olayın özelliği, davalının kârlılık durumu ve savunması da dikkate alınarak talep edilen cezai şarttan yarı oranında takdiri indirim yapılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Ariyetlerin iadesine ilişkin talebin konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Kar mahrumiyetine ilişkin talebin reddine, 3-Satış taahhüdünü ihlalden kaynaklı cezai şart talebinin KISMEN KABULÜ ile; 2012 yılına ilişkin olarak 118.023,99-USD'de cezai şartın 13/09/2012 tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve 2011 yılına ilişkin cezai şart talebinin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 139.554,26-₺ nispi harçtan peşin alınan 34.947,88‬-₺ harcın mahsubu ile bakiye 104.606,38‬-₺ nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 14.250‬,00-₺ bilirkişi ücreti, 384,35‬-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 14.634,35‬-₺ üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.192,84-₺ ile 34.988,98‬-₺ harç gideri olmak üzere toplam 41.181,82‬-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 4.500,00-₺ yargılama gideri üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.595,73-₺ yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 470.343,89-₺ nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 141.121,74-₺ nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/5, K. 2024/870, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-5-e-2024-870-k-373b03f9717b