İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/50 E. 2025/363 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/50
- Karar No
- 2025/363
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/50 Esas KARAR NO 2025/363 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:22/01/2025 KARAR TARİHİ:29/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 22/01/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın 27.09.2022 tarihinde...karayolu üzerinde meydana gelen trafik kazasında yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı ölümlü ve yaralanmalı kazada ağır şekilde yaralandığını, kazada sol bacağının 1/3’ünü kaybettiğini ve protez kullanmak zorunda kaldığını, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 24.11.2022 tarihli raporuna göre müvekkiline %43 oranında sürekli engellilik verildiğini, ayrıca 6 aylık iyileşme süresince %100 özürlü kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, kaza tespit tutanağına göre ... plakalı aracı kullanan ...’ın ve müvekkilin içinde bulunduğu aracı kullanan ...’nun Karayolları Trafik Kanunu’nu ihlal ettiğinin tespit edildiğini, bilirkişi raporuna göre ...’nun hem geçerli ehliyetinin bulunmadığını hem de özel donanımlı araç kullanması gerekirken uygun olmayan araç kullandığını, ayrıca kaza tarihinde ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin bulunmadığını, bu nedenle ... Hesabı’nın sorumlu olduğunu, ... Sigorta A.Ş. ile birlikte her iki davalıya başvuru yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ... Arabuluculuk Bürosunun ... ve 2023/8505 numaralı dosyalarında arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilin kaza nedeniyle iş gücünü kaybettiğini, ciddi maddi sıkıntı yaşadığını, halen çalışamadığını ve geçimini sağlayamadığını, kazanın müvekkilin psikolojisinde kalıcı olumsuz etkiler bıraktığını, yaşamını sürdürebilmesi için sürekli bakıma ve protez giderlerine ihtiyaç duyduğunu, bu nedenlerle şimdilik sürekli sakatlık tazminatı, geçici maluliyet, geçici bakıcı, protez bedeli ve yaşam boyu bakıcı gideri adı altında toplam 3.000 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, ayrıca müvekkilinin mali gücü bulunmadığından adli yardımdan faydalandırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... Hesabı vekilinin tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının, 27.09.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazası sebebiyle müvekkili ... Hesabı'na karşı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı, geçici ve sürekli bakıcı gideri ile protez bedeli, bakım ve değiştirme giderleri için dava açtığını, ancak davacının Suriye vatandaşı olması nedeniyle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesi uyarınca teminat yatırma yükümlülüğü bulunduğunu, bu teminatın yatırılmaması halinde davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini, benzer bir uyuşmazlıkta .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin aynı yönde karar verip kesinleştirdiğini, müvekkili kuruma yapılan başvurunun da usule uygun olmadığını, çünkü başvuru dilekçesine eklenen sağlık kurulu raporunun Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş kurumlarca düzenlenmediğini, raporun kazadan sadece 2 ay sonra alındığını, 1 yıllık stabilizasyon süresinin beklenmediğini, hatta raporda kaza tarihinin yanlış yazıldığını, bu yönüyle başvurunun dava şartı olarak eksik kaldığını ve sonradan tamamlanamayacağını, başvuru ekinde ayrıca kazaya ilişkin ceza mahkemesi kararı ve bilirkişi raporunun da sunulmadığını, bu eksikliklerin ... Hesabı Yönetmeliği ve Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. ve 99. maddelerinde belirtilen ön şartlara aykırılık teşkil ettiğini, dolayısıyla mahkemenin esasa geçmeden davayı usulden reddetmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca zorunlu trafik sigortası kapsamı ve kazaya sebep olan aracın kusur oranı ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın kusursuz olduğunu ve asli kusurun ... plakalı aracın sürücüsünde olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kazadan kaynaklı tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca davacının sunduğu maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun şekilde düzenlenmediğini ve ...’te alınan bu raporun olay yeri olan Bursa ile ilgisiz olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporda yer alan %6 oranındaki maluliyetin yönetmelik gereklerine uygun şekilde alınmadığı ve değerlendirmeye alınamayacağını, tazminat hesabı yönünden de TRH 2010 yaşam tablosu, %1,65 teknik faiz oranı ve davacının gelirini belgeleyememesi sebebiyle net asgari ücret esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve protez bakım giderlerinin ise SGK tarafından karşılanması gereken, poliçe teminatı dışında kalan kalemler olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini beyanla, başvuru sürecindeki eksiklikler ve somut tıbbi delil yetersizliği nedeniyle davanın usulden ve esas yönünden reddini talep etmiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, 27.09.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasında müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde sigortalı ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu ve bu kaza neticesinde sürekli ve geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve protez bedeli gibi çeşitli tazminat taleplerinde bulunduğunu, ancak müvekkili sigorta şirketinin 564.270,29 TL sürekli iş göremezlik, 13.200,84 TL geçici iş göremezlik ve 3.300,21 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 580.771,34 TL ödeme yaptığını, ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde sulh yoluna gidildiğini ve bunun sonucunda 330.000 TL daha ödeme gerçekleştirilerek toplamda 910.771,34 TL ödeme yapıldığını, bu çerçevede davacı vekilinin imzası ile düzenlenen ibraname uyarınca ... Sigorta A.Ş., sigortalısı ve sürücüsünden herhangi bir hak ve alacak talebinden feragat edildiğini, bu nedenle davacının herhangi bir tazminat hakkı kalmadığını ve davanın bu sebeple reddi gerektiğini, poliçe limitinin 1.000.000 TL olduğunu ve yapılan ödemelerle bu limitin fiilen dolduğunu, buna rağmen açılan davanın hem maddi hem usuli yönden yersiz olduğunu, ayrıca davacının yabancı (Suriye) vatandaşı olması nedeniyle 5718 sayılı Kanun uyarınca teminat yatırma zorunluluğunun doğduğunu ve bu teminatın yatırılmamış olmasının dava şartı noksanlığı anlamına geldiğini, bu nedenle usulden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının da HMK m.107’ye aykırı olduğunu, çünkü zarar miktarının belirlenebilir nitelikte olduğunu, ayrıca dava öncesi sigorta şirketine yapılan başvurunun eksik evrak nedeniyle usule uygun olmadığını, başvuru ekindeki maluliyet raporunun Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş bir sağlık kurulunca düzenlenmediğini, dolayısıyla geçerli bir başvuru yapılmadığını, bu nedenle dava şartı olan yazılı başvurunun gerçekleşmediğini, yine bu raporun stabilizasyon süresi dolmadan düzenlendiğini, kurulun yönetmelikte belirtilen şekilde teşekkül ettirilmediğini, şeklen ve içerik olarak eksik olduğunu, tazminat hesabında müvekkili tarafından yapılan ödemelerin faizleriyle birlikte dikkate alınması gerektiğini, SGK’nın sorumlu olduğu kalemler bakımından müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, tedavi, ulaşım, barınma, pansuman, rehabilitasyon gibi giderlerin ve geçici iş göremezlik taleplerinin de teminat dışı olduğunu, ayrıca kusur durumunun net olarak ortaya konması için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini ve müterafik kusur olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatteyse esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER: - Poliçe, Tedavi evrakları, Arabuluculuk tutanağı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, 27.09.2022 tarihli kazada davacının talep etmiş olduğu maddi tazminat kalemlerine hak kazanıp kazanmadığı, davalının bundan dolayı sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkin tazminat davasıdır. Dosya kapsamındaki vekaletnameden davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılmıştır. Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk Mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK’nın 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir. MÖHUK’nın 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile ... arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişi teminattan muaf olacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Yine; "Yabancıların ...’ye girişleri, ...’de kalışları ve ...’den çıkışları ile ...’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir. Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamında yapılan araştırmada Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü cevabi yazısında; Suriye ülkesinin ...'nin taraf olduğu 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'ne taraf olmadığını, henüz Suriye ile yapılan Adli Yardımlaşma anlaşmasının yürürlüğe girmediğini, bu nedenle karşılıklılık bulunmadığını belirttiği görülmüştür. Açıklanan sebeplerle Suriye vatandaşı olan davacıya 30.000,00TL yabancılık teminatı yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, ara kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak verilen süre içerisinde teminatın yatırılmadığı, bu nedenle HMK 114.maddesi gereğince dava şartı bulunmadığı anlaşılan davanın reddine dair karar verilmiş; aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;. 1-Davacının davasının HMK 114/1-ğ maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40-TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında suçüstü ödeneğinden karşılanan tebligat ve müzekkere masrafı olan 357,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-HMK madde 333 uyarınca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 6.320,00 TL nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi, verilen karar usulen okundu anlatıldı.29/05/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır