İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/593 E. 2025/189 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/593
Karar No
2025/189
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/593 Esas KARAR NO 2025/189 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:28/09/2022 KARAR TARİHİ:27/03/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.03.2022 tarihinde saat 15.30 sıralarında sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davalı ... Sigorta tarafından sigortalanmış olan ... plaka sayılı araçla ... sokağından Üst baruthane caddesine seyir halinde iken karşıdan gelen araca yol vermek için aynı şeritte geriye doğru manevra yaparken müvekkillerinin murisi olan ...’a çarpması sonucunda müvekkillerin murisi vefat ettiğini, istanbul cumhuriyet başsavcılığı 2022/... soruşturma no ile soruşturma başlatıldığının ve yargılamanın devam ettiğini, meydana gelen trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının tam ve kesin olarak belirlenmesini maddi tazminatın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için 100,00 er TL olmak üzere 400,00-TL, sorumluluğun derecesine ve maddi zararın da kapsamına göre manevi tazminat taleplerinin olay tarihinden itibaren her bir davacı için sigorta şirketi hariç olmak üzere şimdilik 50.000,00 er TL olmak üzere 200.000,00 TL işletilecek faizi yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle ortaklaşa ve zincirleme işleten ve sürücüden tahsilini, davalıların kötü niyetli olarak müvekkillerinin alacaklarını ödememe yoluna gitme saikiyle menkul ve gayrimenkul mallarını elden çıkarması kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkillerinin ileride telafisi zor zararlarının önlenmesi ve alacağının güvence altına alınabilmesi ile dava sonunda verilecek kararın infazının sağlanabilmesi için davalılara ait menkul ve gayrimenkul mallar, üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ve bankalardaki mevduatları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; “Yargılamanın yapıldığı davada davacıların, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak Müvekkillerinden tazminat talep etmesi sebebiyle davanın mutlak ticari dava olduğunu, dava şartı arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğunu, ancak müvekkilleri yönünden herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, davacının sadece davalı ... Sigorta A.Ş. İle arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirdiğini, bu sebeple dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin tedbirsizlikle ve dikkatsizlikle bu kazaya sebebiyet verdiği iddiasının yalnızca “Trafik Kazası Tespit Tutanağına” dayandırıldığını, ancak tutanaktaki bu belirlemelerin hatalı olduğunu, müvekkilinin kazanın meydana geldiği çıkmaz sokaktan son derece düşük bir hızla çıkmaya çalıştığını, söz konusu sokakta sürat yapılmasının mümkün olmadığını, kamera kaydının aracın kazanın meydana geldiği sokakta son derece yavaş bir manevra yaptığını ortaya koyduğunu, kazanın meydana geldiği sırada müvekkilinin yayaya çarpmadığı, tam aksine müteveffanın sendeleyerek düşmesi sebebiyle müvekkili ...'in müteveffayı görebilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle kazanın meydana geldiğini, soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen tutanakta yayanın hareketinin tespit edilemediğinin belirtildiğini, ancak bu belirlemenin dahi dikkate alındığında, vefat edenin müvekkilinin çarpması sonucu mu yoksa kendisinin kusuru sebebiyle mi kazaya sebebiyet verdiği konusunda açık ve net bir belirlemenin ortaya koymadığını, olayda müvekkiline atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, olay tarihinde 83 yaşında olan müteveffanın maalesef son derece yavaş seyreden aracın arkasına düştüğünü ve kendi kusuru neticesinde hayatını kaybettiğini, davacıların müteveffanın ev işlerine sürekli olarak yardım ettiğini, her ay eşinin emeklilik maaşını alarak ev bütçesine katkıda bulunduğunu ve mirasçıları olarak bu destekten yoksun kaldıklarını ileri sürdüklerini, ancak müteveffanın ev işlerine yardım ettiği yönündeki iddiayı kabul edebilmenin mümkün olmadığını, müteveffanın yaşı itibariyle ortada olduğunu, her ay eşinin emekli maaşı aldığını ileri sürdükleri gelirini kanıtlayacak bir belge sunmadıklarını, ev işlerine verdiği ekonomik desteğin açıklanmadığını, belgelenmediğini, ekonomik destek verdiği yönündeki iddianın maddi dayanaktan yoksun olduğunu, 83 yaşında bir emeklinin ev bütçesine katkıda bulunduğu, hala ev işlerine yardım ettiği ve davacıların bu destekten yoksun kaldıklarını kabul edebilmenin hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, davacıların yaşları ve konumları itibariyle destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını, davacılardan ...'nin 60, ...'nun 57 ve ...'ın 53 yaşında olduklarını, davacıların kaza tarihinde anneleriyle aynı evde yaşamadıklarını, davacıların yaşları ve sosyal durumları itibariyle kendi hayatlarını idame ettirebilecek konumda olduklarını, müvekkilinin yargılama konusu kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın yaşı ve sağlık durumu nedeniyle sendeleyerek sokakta yürümekte iken yola düştüğünü, kazanın bu şekilde meydana geldiğini, meydana gelen üzücü olayla eylem arasında illiyet bağı kurulamayan müvekkilinin manevi tazminata mahkum edilmemesinin gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, sebepsiz zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçsinde özetle; Kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete 24.02.2022 - 24.02.2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 500.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, ancak maktuen ödenecek rakam olmadığını, bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, bu kapsamdaki zararların dava yolu ile çözümü öncesi sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğunun getirildiğini, sigortacıya dava açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvurmak zorunda olduğunu, usulüne uygun yazılı başvurusundan itibaren 15 günlük sürenin dolmasının gerektiğini, yazılı başvurunun tazminat davası açılmasının ön şartı olduğunu, olayda ise tazminata ilişkin belgelerin eksiksiz bir şekilde müvekkil şirkete iletilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, aynı nedenle dava şartının da yerine getirilmediğini, müteveffanın 1939 doğumlu olduğunu, kaza tarihinde 83 yaşında olduğunu, Müteveffanın altsoyunun davacıların yaşları itibariyle destekten çıkmış olduklarını, destekten yoksun kalma zararlarının hesaplanamayacağını, Yargıtay kararlarında müteveffanın eşi lehine tazminata hükmedildiğini, ancak dava konusu olayda eşinin vefat ettiğini, çocuklarına ise destek durumunun sözkonusu olmayacağını, erkeklerde 18 yaşın ikmalinden sonrası için de, yüksek öğrenim nedeniyle 25 yaşını ikmal edeceği tarihe kadarki sürenin, kız çocukları yönünden köyde oturmaları halinde 18 yaşına, kentte oturmaları durumunda 22 yaşına kadar destek göreceklerinin gözönünde tutulmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yeni genel şartlar uyarınca destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamalarında TRH-2010 KADIN/ERKEK TABLOSU ve 941,8 Teknik faizle yapılmasının gerektiğini, ZMSS kapsamında araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu alınmasının gerektiğini, şirkete müracaat tarihinden öncesinde şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren (8) işgünü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluğunun da bulunmadığını, davacı vekilinin talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce resen seçilen Aktüer bilirkişi tarafından 02/12/2024 tarihli bilirikişi raporunda özetle; "Müteveffanın 07.03.2022 tarihinde vefat etmesi sebebiyle çocukları tarafından talep edilen maddi tazminatın hesaplanmasında; TRH 2010 Tablosu ve Progressive Rant yöntemi kullanıldığını, TAZMİNAT HESAPLAMALARI : Davacıların destekten yoksun kaldığı sürelerin rapor tarihine kadar olan süresi BİLİNEN(İŞLEMİŞ) DÖNEM TAZMİNATI olarak rapor hesap tarihine kadar hesaplandığını, Rapor tarihinden sonra ise, İŞLEYECEK DÖNEM TAZMİNATI başlığı altında kalan hesaplama yapıldığını, A-BİLİNEN (İŞLEMİŞ) DÖNEM TAZMİNATI : Müteveffanın vefat tarihi olan 07.03.2022'den rapor tarihine kadar hesaplanan tazminat miktarı tüm davacılar için 35.208,66 TL olduğunu, B- İŞLEYECEK DÖNEM TAZMİNATI : Rapor tarihinden itibaren her bir davacının, müteveffanın bakiye ömür süresi kapsamında tespit edilen tazminat miktarları olup davacılar için 70.694,81 TL olduğu tespit edildiğini, B- İŞLEYECEK DÖNEM TAZMİNATI : Rapor tarihinden itibaren her bir davacının, müteveffanın bakiye ömür süresi kapsamında tespit edilen tazminat miktarları olup davacılar için 70.694,81 TL olduğu tespit edildiğini, D- TOPLAM TAZMİNATLAR: Müteveffanın yaşarken çocukları için destek verdiğinin kabulü halinde; vefatı ile çocuklarının toplam destekten yoksun kalma tazminatı miktarının 105.903,47 TL olduğu tespit edildiğini, 6- TEMERRÜT VE FAİZ, 1- Sigorta Şirketi Bakımından : ... Sigorta'ya 24.02.2023 tarihinde başvuru yapıldığı, ancak başvuran tarafın eksik belgelerin sunulmadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple, dava şartı niteliğindeki arabuluculuk başvurusu ile 10.10.2022 tarihinde düzenlenen ANLAŞMAMA TUTANAĞI ile davalı sigorta şirketi temerrüdün gerçekleştiği ve kazaya karışan ... plakalı aracın ticari araç (kamyonet) olması sebebiyle AVANS faizi uygulanması gerektiği tespit edildiğini, 2- ... Boylu ve ... Bakımından: Dava konusu olay haksız fiil niteliğinde olduğundan olayın gerçekleştiği tarih olan 07.03.2022 tarihinden itibaren temerrüt gerçekleştiği ve yasal faiz uygulanması gerektiği tespit edildiğini, 7-SONUÇ : Delillerin takdiri ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemenin hakimine ait olmak üzere, 07.03.2022 tarihinde olan trafik kazası sebebiyle vefat eden ...'ın çocuklarının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi sonucunda; 1- Davacıların tümü için destekten yoksun kalma tazminatı için belirlenen yaş sınırlarının üzerinde olmaları ve müteveffanın kendilerine desteklerinin olduğunu gösterir bir bilgi veya belge tespit edilemediğine, bu sebeple kural olarak destekten yoksun kalma tazminatlarının olmadığına, 2- Ancak, bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve tazminata hak kazanmaları hususunda nihai takdir hakkının Sayın Mahkeme Hakimine ait olması sebebiyle; müteveffanın desteğinin kabulü varsayımına ilişkin olarak hesaplama yapıldığında; davacıların her ayrı ayrı 105.903,47 TL destekten yoksun kalma tazminatlarının tespit edildiğine, bu tutarlardan davalıların Mütesesilen sorumlu olması gerektiğine, (Davalılardan sigorta şirketinin bu tutarların ZMSS kapsamında belirtilen limitlerle sınırlı olmak üzere sorumlu olduklarına) 3- Bu tutarlara temerrüt tarihlerinden itibaren temerrüt faizlerinin uygulanması gerektiğini," bildirmiştir. Adli Tıp Kurumu 19/09/2023 tarihli Trafik ihtisas kurulu kusur raporunda; "A)Sürücü ...'in, %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu, B)Yaya Yetr FIRFIR'ın, %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğunu," bildirmiştir. Adli Tıp Kurumu 22/01/2024 tarihli Trafik İhtisas Kurulu Kusur raporunda: " A)-Davalı sürücü ...'in %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu olduğu, B)-Müteveffa yaya ...'ın %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğunu," bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefatı nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep etme haklarının bulunup bulunmadığı, tazminata hak kazanılması halinde bunun miktarının ne kadar olduğu noktalarında toplandığı görüldü. 07/03/2022 tarihli kazada davacıların desteği olduğu iddia edilen ...'ın vefat ettiği; davacı yasal mirasçılarının bu nedenle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep ettikleri dosyada yapılan yargılamada; mahkememizce alınan kusur raporuna göre yaya ...'ın %10, sürücü ...'in ise %90 kusurlu olduğunun tespit edildiği, ...'ın vefat ettiği tarihte 83 yaşında olduğu ve herhangi bir gelirinin olmadığı görülmüştür. Alınan bu kusur raporu hükme esas alınarak dosyadaki sosyal ekonomik durum araştırmaları ve gelir gider durumlarını gösteren belgeler ve tanık beyanları ile dosya Aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş; alınan rapora göre davacıların tümü için destekten yoksun kalma tazminatı için belirlenen yaş sınırlarının üzerinde olmaları ve müteveffanın kendilerine desteklerinin olduğunu gösterir bir bilgi veya belge tespit edilemediğinden destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanamadığı görülmüş; alınan rapor yerleşik içtihatlara ve uygulamaya uygun olduğu değerlendirilerek mahkememizce de hükme esas alınmış ve neticeten davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanmadıkları anlaşılmakla bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmiştir. Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede; davacıların vefat nedeniyle bozulan ruh halleri, ileride duyulacak elem ve ıstırapları, zarar görenlerin ekonomik ve sosyal durumu, kazadaki kusur oranı ve paranın alım gücü kriter olarak alınmış; vefat eden kişinin 83 yaşında oluşu nedeniyle ileride duyulacak keder, davacıların sosyal ekonomik durumlarının talep kadar manevi tazminat ve faizine hükmedilmesi halinde tarafların zenginleşmesine yol açabileceği ve karşı tarafın kusur durumunda hafifletici etkilerin bulunması nedeniyle manevi tazminat talebinden bir miktar düşülmüş, davacıların kederiyle orantılı olacak şekilde manevi tazminat miktarı belirlenerek talebin kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi'nin ... karar ve 25/12/2024 tarihli iptal kararı uyarınca, 6100 sayılı HMK'nın 326/2.maddesinin iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü halinde davacı tarafın hak arama özgürlüğüne kısıtlama getireceği gerekçesi ile karşı taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1- Maddi tazminat talepleri yönünden davacının davasının sübut bulmadığı anlaşılmakla davacıların davasının REDDİNE, 2- Manevi tazminat talepleri yönünden davacıların davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; a)15.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, b)15.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacı ...'na verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, c)15.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, d)15.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müşterek ve müteselsil olarak alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Kabul edilen manevi tazminat dava değeri üzerinden hesaplanan 4.098,6‬0 TL harçtan, peşin alınan 3.422,34 TL harcın mahsubu ile kalan 676,26‬ TL harcın davalılar ... ve ...' ten müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 4- Manevi tazminat yönünden kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda verilmesine, 5- Maddi tazminat yönünden red edilen kısım üzerinden AAÜT göre hesap ve takdir edilen 400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara müteselsilen verilmesine, 6- Manevi tazminat davası mahkememizce kabul edilip miktarı mahkememizce resen takdir edildiğinden, davalılar lehine karşı vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 5.693,00 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'ten müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 8-Davalı ... Sigorta tarafından dosya masrafı olarak yatırılan 360,00 TL' nin davacılardan müteselsilen alınarak davalı ... Sigorta' ya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatırılan peşin ve başvurma harcı olan 3.503,04‬ TL' nin davalı ... ve ...' ten müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 10-Adli Tıp Kurumu Faturası ödendiğine dair bir beyan olmadığından ödenmeyen 20/09/2023 tarihli 2.345,00 TL fatura ve 22/01/2024 tarihli, 2.345,00 TL bedelli toplam 4.690‬,00 TL' nin davalılar Haldun ve Yılmaz'dan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/593, K. 2025/189, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-21-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-593-e-2025-189-k-a5403a2fd0aa