İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/149 E. 2025/384 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/149
- Karar No
- 2025/384
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/149 Esas KARAR NO : 2025/384 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 09/03/2024 KARAR TARİHİ : 20/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 09/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; 30/12/2021 tarihinde sürücü ...sevk ve idaresindeki ... sayılı plakalı aracı ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, araç içerisinde yolcu konumunda bulunan müvekkili yaralandığını, taraflarnıca önce davalı Sigorta şirketine başvuru yapıldığını herhangi bir netice elde edilemediğinden zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşılamadığını, araç sürcüsünün kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından 80.000 TL gibi bir ödeme yapıldığını, müvekkili söz konusu trafik kazası nedeniyle, ... Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp ABD'den tarafından düzenlenmiş olan 13/10/2022 tarihli rapora göre %8 oranında malul kaldığını, kazadan kaynaklı ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ...sayılı soruşturma dosyası olduğunu, 50 TL Sürekli iş göremezlik, 25 TL Geçici iş görmezlik, 10 TL Sürekli Bakıcı gideri, 15 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkiline ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan 18/03/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıya arabuluculuk aşamasında 24.03.2022 tarihinde 85.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme ile müvekkili sigorta şirketin bir sorumluluğu kalmadığını, davanın reddi gerektiğini, sürekli iş göremezlik talebi, kalıcı sekel halinde talep edilecek bir tazminat kalemi olduğunu, kalıcı sekelin belirlenmesi için yönetmelikte bir yıllık stabilizasyon süresi beklenmesi gerektiğini, yönetmelik uyarınca, iyileşme süresi beklenmesi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusuru oranında olduğunu, tazminat hesaplanmasına karar verilmesi halinde, tazminat hesabının genel şartlar uyarınca trh 2010 tablosuna göre %1,8 teknik faiz oranı kullanılarak yapılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, hatır için taşımanın söz konusu olabilmesi için, sürücünün taşımak üzere araca aldığı yolcudan hiç karşı edim almamış ya da alsa bile bunun önemsiz olması gerektiğini, söz konusu kazada sigortalı araç sürücüsünün, başvuranı herhangi bir karşılık olmaksızın taşıdığı için hatır taşıması mevcut olduğunu, Arabuluculukta anlaşma sağlandığından davanın reddine, 12 aylık iyileşme süresi beklenmediğinden başvurunun usulden reddine, Bakıcı gideri talebinin reddine, kabulü halinde hakkaniyet indirimi uygulanmasına, Davacının koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanmasına, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLER : Kaza tespit tutanağı, sigorta başvuru, tedavi evrakları, sosyal ekonomik durum araştırması, poliçe, ödeme dekontu, SGK kaydı,... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma nolu dosyası, ATK raporu ve tüm dosya kapsamı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İkinci İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan Maluliyet raporunda; "...Mevcut belgelere göre; Ahmet ve Sakine kızı, 10/07/1998 doğumlu, ...’ın 30/12/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesinde; Kas-İskelet Sistemi, omurgaya ait sorunlarda özürlülük, tablo 1.1’e göre; 1) Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %8 (YÜZDESEKİZ) olduğu, 2) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 6 (ALTI) aya kadar uzayabileceği, 3) Başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı..." görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderleri ) istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunun 49 maddesi gereğince; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. HMK 190. maddesinde: İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Şeklinde hüküm bulunmaktadır. Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Arabuluculuk Kanunu 18/5 maddesinde:'' (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.'' şeklinde ve Türk Borçlar Kanunu 28. maddesinde: Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi ve manevi tazminat talepli açılan davada davacı, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu sigortacısı olan davalıya husumet yöneltmiştir. Davalı sigorta şirketi davacı ile ...dosya numaralı, 18.03.2022 son oturum tarihli arabuluculuk görüşmesi ile anlaştıklarını bu kapsamda 85.000,00TL ödeme yaptıklarını davacının Arabuluculuk kanunu 18. Maddesi gereğince dava açamayacağını savunmuş olup mahkememizce TBK 28 gereği oransızlığın giderilmesi talep edilebileceğinden yargılamaya devam olunmuş davacının maluliyet oranı ATK raporu ile tespit edildikten sonra oransızlık bulunup bulunmadığının tespiti için dosya hesap bilirkişisine tevdine karar verilmiş ise de davacı taraf verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığından dosya bilirkişiye verilememiş olup HMK 190 maddesi ve TMK 6 maddesi gereğince ispat yükü üzerinde olan davacı taraf yapılan ödeme ile gerçek zarar arasında oransızlığın bulunduğunu, alacağını ve miktarını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken harç 615,40TL olmakla peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/06/2025 Katip E-İmzalıdır Hakim E-İmzalıdır Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.