İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/591 E. 2025/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/591
Karar No
2025/28
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/591 Esas KARAR NO : 2025/28 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/09/2022 KARAR TARİHİ : 17/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 28/09/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; 11.09.2021 tarihinde sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... ilçe istikametinden ... ilçesi istikametine seyir halinde iken, ... mevkiine geldiği sırada, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun sağında bulunan beton duvara çarpması sonucu meydana gelen kazada, araç içerisinde yolcu olarak davacı ... ... ağır yaralandığını ve neticesinde sakat kaldığını, kaza sonrasında düzenlenen trafik tespit tutağına göre; ... plakalı araç sürücüsü ... ...’ın şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymadığını, asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, kazayla ilgili evraklar ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/...-2021/... K. sayılı soruşturma dosyasında bulunduğunu, davacının kazadan sonra tedavisi ... Devlet Hastanesinde yapıldığını, kazadan sonra sakat kalan davacının yapılan muayenesi sonucunda ... Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Uzmanlar Kurulunca verilen 13.06.2022 tarih 2022/... sayılı % 5 raporu bulunduğunu, ancak vücut fonksiyonlarını daha büyük oranda yitiren davacının Adli Tıp Kurumu’na sevki ile SGK Mevzuatına göre maluliyet oranının tespit edilmesini talep ettiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın ZMSS poliçe şirketi davalı şirket olup, sigorta poliçe numarası ... olduğunu, poliçenin güvence altına aldığı risk gerçekleştiğini, bu nedenle davalı şirket tam tazminatla mükellef olduğunu, kazaya bağlı olarak davalı sigorta şirketine 03.06.2022 tarihinde müracaat neticesinde herhangi bir tazminatın alınmadığını, bu sebeple, işbu davanın açıldığını, deliller çerçevesinde ilgili yerlerden davacının tedavi evraklarının celbini ve Adli Tıp Kurumu’na sürekli sakatlık ve tedavi gördüğü süre boyunca yüzde yüz malul kaldığı ve bakıma muhtaç olması nedeniyle geçici bakıcı ihtiyacı süresi yönünden dosya ile beraber gönderilerek SSK Mevzuatına göre yeniden rapor düzenlenmesinin sağlanmasını tensip kararıyla birlikte talep ettiğini, davacının mağduriyetinin giderilmesinin gerektiğini, davacının kalıcı iş gücü kaybından doğan halihazırda ve geleceğe dönük maddi kaybının giderilmesi için şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihini müteakip 8.işgünü bitimi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, mutad iştigalinden geri kalan ve çalışamayarak gelir kaybına uğrayan davacı için şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihini müteakip 8.işgünü bitimi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, davacının tedavi gördüğü süre boyunca yüzde yüz malul kaldığı ve bakıma muhtaç olması nedeniyle geçici bakıcı gideri olarak şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalıya başvuru tarihini müteakip 8.işgünü bitimi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan 11/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından ... nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın 11.09.2021 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davalı şirket maddi tazminat talepleri açısından, poliçe limitleri dâhilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, ayrıca davacının içinde bulunduğu araç ticari bir araç olmadığı gibi yapılan taşıma da hatır taşıması olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, hatır taşımasının söz konusu olduğu durumlarda BK.43-44 maddeleri uyarınca tazminattan belli bir ölçüde hakkaniyet indirimi yapılması öngörüldüğünü, Yargıtay’ın indirimle ilgili kararlarında hatır için taşınanın da kusura katıldığı ve bu nedenle tazminattan indirim yapılması görüşü benimsenmediğini, genellikle, hatır için taşınanın, sürücünün içki içmesine veya hız yapmasına engel olmaması, içkili olduğunu bilerek taşıta binmesi durumlarında kusura katılım söz konusu olduğunu, davacı, içinde bulunduğu aracın sürücüsünün kuralları ihlal etmesine engel olmadığı için kusura katıldığını, borçlar Kanununun 44/1. maddesi hükmünde; zarar gören tarafın zararın meydana gelmesine razı olması yahut kendi fiili ile zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına yardım etmesi veya zararı meydana getiren kişinin durumunu ağırlaştırması durumunda, hâkime hükmedilecek tazminatta indirim yapma veya tazminata hükmetmekten tümüyle kaçınma yetkisi tanımak suretiyle ortak kusurlu davranışın tazminata etkisini kabul etmiş bulunduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte, davacı lehine tazminata hükmedilmesi hakinde davacının kusura katılımı dikkate alınarak gerekli indirimlerin yapılmasını talep ettiklerini, davacıların kaza nedeniyle oluşmuş maluliyetinin bulunmadığını, bu nedenle dava reddedilmesinin gerektiğini, davalı şirket tarafından sigortalanan aracın ZMSS Poliçesi Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümlerine tabi olduğunu, davalı şirket tarafından sigortalanan aracın ZMSS Poliçesi, 16.03.2021 - 16.03.2022 tarihlerini kapsadığından, poliçe ile ilgili çıkan uyuşmazlıklar 14.05.2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümlerine tabi olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın 5. Maddesinde poliçe kapsamına giren teminat türleri belirlendiğini, bu şartlar içinde geçici iş görmezlik tazminatı, bakıcı giderleri ve tedavi giderlerinin sayılmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte geçici iş görmezlik, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri talepleri poliçe teminatı dışında olduğunu, davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, ... CBS soruşturma dosyası, ... Üniversitesine ait kayıtlar, ... hastanesine ait kayıtları, Kaza tespit tutanağı, Hasar dosyası, Poliçe, Islah dilekçesi, Adli tıp kurumu raporları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 06/03/2023 tarihli adli tıp raporuna göre; Sürücü ... ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 16/05/2024 tarihli adli tıp raporuna göre; ... ve ... kızı, 02/09/1986 doğumlu, ... ...’ın 11/09/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması, kaza tarihinde yürürlükte olan 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre değerlendirildiğinde; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, dava konusu olay nedeniyle başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi Filiz Yaylacı tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Delillerin ve hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; rapor içerisinde yer alan tespit ve değerlendirmeler ışığında; 11.09.2021 Tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanan davacı ... ...'ın; Geçici iş göremezlik nedeniyle nihai ve gerçek zararının 9.122,61 TL olacağı, sürekli maluliyeti bulunmayan davacının sürekli iş gücü kaybı nedeniyle maddi zararının bulunmadığı iyileşme süresi içerisinde ve sonrasında başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmayan davacının, bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının bulunmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 16/12/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Yerel mahkemede görülmekte olan dosya ile ilgili olarak dosyada daha önce fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak davayı açtıklar nedeniyle gelen raporlar doğrultusunda dava dilekçesini ıslah etme zarureti hâsıl olduğunu, dilekçede tazminat taleplerine ilişkin olduğunu, ıslah dilekçesinin kabulü ile duruşma günü beklenmeksizin karşı tarafa tebliğ edilmesine karar verilmesini talep ettiğini, ıslah talebi ile davacı ... ... için geçici iş göremediği süre içerisinde uğradığı kazanç kaybı Tazminatı 9.122,61 TL, tazminat için daha önce istenen 100.000 TL’nin 9.022,61 TL arttırılmak suretiyle ıslahı ile toplam 9.122,61 TL tazminatın, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) istemine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden 11/09/2021 tarihinde sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin ... mevkiinde gidiş istikametine göre yolun sağ tarafında bulunan beton duvara çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve Sürücü ... ... olay yerinde seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, seyrini taşıt yolu üzerinde emniyetli ve güvenli şekilde sürdürmesi gerekirken sevk ve idare hatasıyla yönetimindeki otomobilin sağ taraftan yol dışına çıkıp beton duvara çarptığı olayda %100 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. ... plakalı aracın dava dışı ... ... adına kayıtlı aracın 16/03/2021-16/03/2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı ... sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe ile sigortalandığı, poliçede vefat/maluliyet tazminatı için belirlenen teminat limitinin 4300.000,00TL olduğu görülmüştür. Türk Borçlar Kanunun 49 maddesi gereğince; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli 2003/3586 Esas ve 2003/3516 Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren ... yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının ... yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında da herhangi bir çelişki doğmadığı ve soruşturma dosyasında şikayet yokluğu sebebi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat hesaplaması yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi (geçici/sürekli iş göremezlik, bakıcı giderleri ) tazminat talepli açılan davada davacı, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ... ...'ın kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu sigortacısı olan davalıya husumet yöneltmiştir. Yapılan incelemelerde, davacının iş bu trafik kazası geçirerek geçici iş göremez durumuna düştüğü, alınan ATK raporu ile davacının engellilik durumunun bulunmadığı, geçici veya sürekli bir bakıma muhtaç durumda olmadığı tespit edilmiş olup davacının kaza sonucu çalışamayarak tedavi görmek durumunda kaldığı, davacının gelir durumuna dair sunulan kayıtlardan asgari ücret seviyesinde geliri olduğundan buna göre hesaplama yapılmış olup sgk tarafından yapılan bir ödemenin bulunmadığı yapılan yazışmalar sonucu anlaşılmıştır. Davalı taraflarca müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması talep edilmiş ise de kaza tespit tutanaklarından veya dosyada bulunan belgelerden müterafik kusur olarak değerlendirilecek (emniyet kemeri takmaması gibi) dair bir delil bulunmaması nedeni ile müterafik kusur indirimi yapılmamış yine hatır taşımacılığı koşulları oluşmadığından hatır indirimi yapılmamıştır. Kaza sonrası davacının iyileşme süresi olduğu görülmekle geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmış olup davacının bakıma muhtaç olmadığı tespit edildiğinden buna ilişkin talep kabul edilmemiştir. Dosya kapsamına uygun denetime elverişli bilirkişi hükme esas alınmış ve trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında sorumluluk Borçlar Hukuku yönünden haksız fiil sorumluluğu olup zarar ve dolayısıyla da tazminat alacağı olay anında ortaya çıktığı için haksız fillerde temerrüt olay tarihinde gerçekleşmekte ise de sigorta yönünden başvuru yapıldıktan 8 iş günü sonrası temerrüt gerçekleşeceğinden dosya kapsamında başvurunun 24.06.2022 tarihinde yapıldığından 07.07.2022 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (kabul oranı: % 97,85 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddî tazminat talebinin kısmen KABULÜ ile; 9.122,61TL geçici iş göremezlik tazminatının (davalı sigortanın sağlık/ tedavi tazminatı için teminat limiti 430.000,00TL den sorumlu olmak üzere) 07.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 623,16TL nispi karar harcından peşin ve ıslah harcın mahsubu ile bakiye kalan 512,32TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan 110,84-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan toplam 8.068,20-TL yargılama giderinin kabul oranına göre 7.894,73TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 9.122,61TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-ATK Başkanlığının 12/03/2024 tarihli 3.875,00-TL bedelli faturası dosyada tahsil edilmemişse (tahsilde tekerrür olmamak üzere) 3.791,87-TL'lik kısmı davalıdan, 83,13‬-TL 'nin davacıdan tahsili için yazı işleri müdürlüğünce harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 8-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.560,00TL'nin 1.526,53-TL sinin davalıdan, 33,47-TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 17/01/2025 Katip ... E-İmzalıdır Hakim ... E-İmzalıdır Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/591, K. 2025/28, T. 17.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-591-e-2025-28-k-d1c738d3762f