İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/329 E. 2025/243 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/329
Karar No
2025/243
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2020/329 Esas KARAR NO :2025/243 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:24/07/2020 KARAR TARİHİ:25/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan 24/07/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; 30.11.2015 tarihinde davacı ... davacı ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı otomobili ile seyir hâlinde iken, davalı araç sürücüsü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması ile maddi zararlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacı müvekkil ... yüzünde sabit ize sebebiyet verecek şekilde yaralanmış olup özellikle müvekkilin genç bir kadın olması sebebiyle yüzünde sabit bir izle yaşamına devam etmeye çalışmasının müvekkiller açısından telafisi asla mümkün olmadığını, ancak müvekkillerimizin yaşadığı maddi ve manevi zararın bir nebze olsun karşılanabilmesi için iş davanın açılma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalı ... hakkında, ... Asliye Ceza Mahkesinde ... Esas dosyası ile kamu davası açıldığını, müvekkillerin meydana gelen trafik kazası sonrasında yaralanmaları sebebi ile uğradığı maddi zararları davalılar tarafından giderilmediğini, müvekkillerinin geçirdiği kaza sonucu yaralanmaları sebebi ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik her davacı için ayrı ayrı 10-TL maddi zararın; olay tarihiden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, keza müvekkili ...'nın, meydana gelen trafik kazası sonucunda yüzünde sabit iz kalması sebebi ile 50.000,00.-TL manevi zararın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi haricindeki davalıdan talep etmek gerektiğini, yine müvekkili ...'nın, meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralanmış olması ve eşinin yüzünde sabit iz kalması sebebi ile 50.000,00.-TL manevi zararın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi haricindeki davalıdan talep etmek gerektiğini, ayrıca KTK gereği, müvekkilimin yaralanması ve beden gücü kaybına uğramasına sebep olan davalı araç sürücüsünün kullandığı ... plaka sayılı aracın üçüncü kişilere devir ve temlikini önleyici ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk(Trafik) Sigortası (ZMSS) ile sigortalanan ... plakalı aracın 30.11.2015 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada ... ve ... Tufanlının yaralandığını, davacının davalı şirkete usulüne uygun başvuru yaptığını ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davalının şirket maddi tazminat talepleri açısından, poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, davacı ... havanın kapalı olduğu ve yoğun kar yağışı bulunan kaza yerinde; aracının farlarını karşı şeritten gelen davacı şirket sigortalısının yolu görüşüne engel olacak şekilde açmış olduğu, şerit izleme kuralına riayet etmediği, dikkatsiz ve özensiz bir şekilde trafikte seyir halinde olduğu için kazanın oluşumunda kusurlu olduğunu, bu nedenle davanın reddedilmesinin gerektiğini, ayrıca davacı ... da araç içinde yolcu konumunda olduğunu, davacının içinde bulunduğu araç ticari bir araç olmadığı gibi yapılan taşıma da hatır taşıması olduğunu, başvuru konusu kazada davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün %100 kusuru nedeniyle meydana geldiğini, davacı, içinde bulunduğu aracın sürücüsünün kuralları ihlal etmesine engel olmadığı için kusura katıldığını, Türk Borçlar Kanunu madde 52/1 uyarınca ‘’Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.’’ buna göre davacının zararının ZMSS teminatı içinde kaldığı kabul edilse dahi davacının kendi kusuruna karşılık gelen zararının davalı şirket tarafından tazmin edilmesi hukuka aykırı olacağını, davacıların talepleri, davacı ...’nın asli kusurlu olması, ...’nın da kusura katılması sebebiyle reddedilmesinin gerektiğini, ya da davalı şirket sigortalısının kusuru olması halinde, davalı şirket sigortalısının kusuru oranında tazminatın belirlenmesinin gerektiğini, davacıların davalı şirkete usulüne uygun başvuru yaptığını ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacıların dava konusu kazada oluşup oluşmadığı belli olamayan maluliyeti nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve sair taleplerde bulunduğunu, davalı şirket tarafından sigortalanan aracın ZMSS Poliçesi 06/07/2015-2016 tarihlerini kapsadığından, poliçe ile ilgili çıkan uyuşmazlıklar 14.05.2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümlerine tabi olduğunu, 01.06.2015 Tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının 5. Maddesinde poliçe kapsamına giren teminat türlerinin belirlendiğini, bu şartlar içinde geçici iş görmezlik tazminatı, bakıcı giderleri ve tedavi giderlerinin sayılmadığını, başvuruyu kabul etmemekle birlikte geçici iş görmezlik tazminatı talebi ve tedavi için yol masrafı poliçe teminatı dışında olduğunu, bu nedenle davacıların bu talebi reddedilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini dava dilekçesinde belirsiz alacak davasının açıldığı belirtilmesine karşın, fazlaya ilişkin tüm hakların saklı tutulduğu da beyan edilmiş olup, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kısmi dava açtığının anlaşılacağını, davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; 30/11/2015 tarihinde gerçekleşen işbu davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, davalının hız sınırını aşmadan yol istikametinde seyir halinde iken gerek karşı yönden gelen davacı ...'nın usulsüz bir şekilde uzun farlarını kullanarak yolculuk yapması gerekse olumsuz hava şartları sebebiyle işbu kaza meydana geldiğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun olduğu sabit olmadığını, davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın gece vakti, yoğun kar yağışı nedeniyle karlı bir zemine sahip yolda gerçekleştiği açıkça belirtildiğini, ayrıca davacı ...'nın da davalının görüş açısını kapatacak şekilde kural ihlali yapmak suretiyle uzun farları açık bir şekilde seyir halinde olması kaçınılmaz kazanın asli sebeplerinden birisi olduğunu, bununla birlikte davalının olay günü hiçbir şekilde hız sınırını aşmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte ... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. ve ... K. sayılı dosyada davalının atfedilen kusurun hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, zira söz konusu dosyada davalının hız sınırını aştığına ilişkin somut bir delil elde edilmediğini, hal böyleyken gerekli hiçbir hukuki inceleme yapılmaksızın davalının aleyhine tanzim edilen bilirkişi raporu ile bu bilirkişi raporu dayanak kılınarak verilen cezai hükmün kabulü mümkün olmadığını, davaya konu kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olan taraf davacı olduğunu, kaza tespit tutanakları içerikleri ve düzenleniş biçimleri bakımında hukuk mahkemelerinde hükme esas alınabilecek nitelikte olmayıp, kusur araştırmasının sayın mahkeme eliyle bilirkişi marifetiyle yapılması usul ve yasa gereği olduğunu, bu nedenle kusur incelemesinin Mahkememizce yapılarak karayolları trafik fen heyetinden kariyerli uzman bilirkişiler vasıtası ile kusur raporu aldırılmasını talep ettiğini, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan davacıların fahiş miktarda manevi tazminat talep etmesi kötü niyetli olduğunu, davalının eğitimli, saygılı, görgülü bir vatandaştır ve türk silahlı kuvvetleri bünyesinde askeri personel olarak mesleğini ifa ettiğini, davacının kusuru ile bu kazanın meydana geldiği sarih olmakla beraber davalı yine de davacılara sırt çevirmemiş, onlara elinden geldiğince maddi ve manevi olarak yardımcı olmaya çalıştığını, ancak davacının bu yersiz ve gerçeğe aykırı ifadeleri davalının derinden yaralamakla beraber davacıların işbu davayı zenginleşme aracı olarak gördüğü açığa çıktığını, davacılar bakımından maluliyet araştırması yapılması gerektiğini, kaza nedeni ile davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığı hususunun sgk’dan sorulmasını talep ettiğini, davanın öncelikle zamanaşımı, görevsizlik, yetkisizlik ve dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddini, aksi taktirde esastan reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıların üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Arabuluculuk son tutanağı, Sigorta Poliçesi, Hasar dosyası, Hastane raporları, ... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası, Kaza tespit tutanağı, Bilirkişi raporu, Adli Tıp Raporları ve tüm dosya kapsamı. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 29/06/2021 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; ... oğlu 16.06.1978 doğumlu ...’nın 30.11.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 29/06/2021 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; ... kızı, 10.10.1977 doğumlu ...’nın 30.11.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 11.10.2008 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin 3(üç) haftaya kadar uzayabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 27/12/2021 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; ... oğlu 16.06.1978 doğumlu ...’nın 30.11.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri Kapsamında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla; Tüm vücut engellilik oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 05/04/2022 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; Adli Tıp uygulamalarında yüzde sabit iz değerlendirmesi kişinin bizzat Kurulumuzda muayenesi ile yapılmakta olup, sorulan hususta görüş bildirilebilmesi için, kişinin muayene edilmek üzere Kurulumuza gönderilmesi gerektiği, kişiye ait .. Dr.... Şehir Hastanesinin 11.02.2021 tarihli raporda, alın bölgesinde çökük nedbeden bahsedilmekte olup, 30.03.2013 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin KBB, D-Yüz Sınıf 1.inci maddesi yönünden değerlendirme yapılabilmesi için, kişinin muayene edilmek üzere Kurulumuza gönderilmesi gerektiğinin görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 17/03/2023 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; Davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nın kusursuz olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 06/06/2024 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; Kişi hakkında düzenlenmiş olay tarihli tıbbi belgelerde tarif edilen ve kişinin Kurulumuzda yapılan muayenesinde yüz sınırları içerisinde tespit edilen yara izinin belirli bir mesafeden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edildiğine göre, yüzde sabit iz niteliğinde olduğu, yüz sınırları içerisinde tespit edilen lezyonların boyutu, kapladığı alan ve niteliği göz önüne alınarak tüm diğer arazlarla birlikte değerlendirildiğinde 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamındaki kriterleri tam olarak karşılamaması nedeniyle maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğu dolayısıyla; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3(üç) haftaya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından hazırlanan 14/10/2024 tarihli Adli Tıp Raporuna göre; ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; Mevcut belgelere ve İlgili İhtisas Kurulunda yapılan muayeneye göre; ... kızı, 1977 doğumlu ...’nın 30.11.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yumuşak doku yaralanmasının yüz sınırları içerisinde tespit edilen lezyonların boyutu, kapladığı alan ve niteliği göz önüne alınarak tüm diğer arazlarla birlikte değerlendirildiğinde; 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamındaki kriterleri tam olarak karşılamaması nedeniyle maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğu dolayısıyla kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) haftaya kadar uzayabileceği, başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının görüş ve kanaatine varılmıştır. Aktüerya alanında uzman bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Davacılar ... ve ... “nın tüm vücut engellilik oranlarının %0 (yüzde sıfır) olduğu görüldüğünden, maluliyet raporlarındaki değerlendirmelere istinaden davacılar yönünden sadece Geçici İş Göremezlik zarar hesabı yapıldığı, Geçici İş Göremezlik zarar hesabının Geçmiş (Bilinen) Dönem içerisinde sonlanan bir hesap olması sebebiyle, yapılacak hesaplamada hangi Yaşam Tablosunun kullanıldığının ve hesap yöntemi olarak Progresif Rant Yöntemi ya da Aktüeryal Yöntem kullanılmasının ve de hesap tarihi itibariyle bilinen son güncel kazancın (Güncel Asgari Ücret Verisinin) dikkate alınmasının hesaplamaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, dava dışı SGK tarafından davacılara Geçici İş Göremezlik ödemesi yapılmadığı görülmüş olup, davacıların hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararlarından bu yönde bir tenzil yapılmadığı, davacı ... 'nın hesaplanan Geçici İş Göremezlik zararının 700,38 TL olduğu, davacı ...'nın hesaplanan geçici iş göremezlik zararının 700,38 TL olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde özetle; Davacının yüzünde sabit iz olmasına rağmen maluliyet oluşturmadığından bahsetmenin mümkün olmadığını, Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğinin Özür oranları cetveli 12. Sayfasında Frontal kemikte çökme'nin maluliyet sebebi olduğu açıkça belirtilmiş olmasına karşın ATK raporunun kendi içinde hem davacının yüzünde iz olduğundan bahsetmesi hem de yönetmeliğe göre maluliyet oluşmadığından bahsetmesi hukuka aykırı olduğunu, yönetmeliğin uygulanması Mahkememizin görevli olduğunu, her ne kadar itirazlarımız doğrultusunda ek ya da yeniden rapor alınması gerekmekte ise de sayın Mahkemece taleplerini reddine karar verilmesi sebebi ile dosyanın daha fazla sürüncemede kalmaması ve istinaf temyiz vs haklarının saklı kalmak kaydıyla eksik harcı tamamladıklarını ve taleplerini arttırdıklarını, davanın kabulünü, sair her türlü haklar saklı kalmak kaydıyla her müvekkil için ayrı ayrı 700,38'er -TL geçici iş göremezlik zararı, 5,00'er -TL sürekli iş göremezlik zararı, 5,00'er -TL tedavi için yol masrafı olmak üzere, toplam 710,38.-TL maddi zararın davalı ... için kaza tarihinden ve davalı sigorta şirketi için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsilini, davacı ... için 100.000,00-TL manevi zararın, davalı Tarık için 50.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan herbir davacı yönünden maddi tazminat (geçici/sürekli iş göremezlik, tedavi giderleri ) ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkememiz görevli ve yetkilidir. İncelenen sigorta kayıtları ve tutanaklara göre tarafların dava ve taraf ehliyeti vardır. Haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde davanın açılması gerekmekte olup olayımızda sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden 30/11/2015 günü, saat 17:00 sıralarında, Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Erzincan yönünden Sivas istikametine seyir halinde iken aracının kontrolünü kaybederek soldan yol dışı kalması akabinde karşı yöne geçip karşı yönden gelmekte olan Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile çarpışmaları neticesinde ... plakalı otomobil sürücüsü ile bu otomobilde yolcu olarak bulunan Davacı ...'nın yaralanmasına konu trafik kazası meydana geldiği ve bu olayda davalı sürücü ..., idaresindeki otomobil ile olay mahalli bölünmüş yol üzerinde seyir halinde iken hızını ve seyrini, hava, yol ve zemin durumunu dikkate alarak kendi istikamet yönü içerisinde kalacak ve emniyet olacak şekilde ayarlaması gerekirken anılan bu hususlara riayet etmeksizin seyrettiği sırada kendi sevk ve idare hatası akabinde hatalı bir şekilde karşı yöne girdiğinden %100 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün alabileceği bir önlem bulunmadığından kusursuz oldukları değerlendirilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının ve güvence hesabının 91.maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun ceza hukuku ile ilişkisinde kenar başlıklı 74.maddesi “ Hâkim zarar verenin kusurunun olup olmadığını, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumluluk ile ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Aynı şekilde ceza hâkiminin kusurunun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Hukuk hakimi ceza mahkemesince verilen, suçun fail tarafından işlenmediği yönündeki kesin olgu saptayan beraat kararı ile bağlıdır çünkü yargısal bir kararla maddi bir olgu tespit edilmiştir. Ancak hukuk hakimi ceza mahkemesince yapılan kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini kararı ile bağlı değildir. Çünkü ceza hukukunda asıl kusur çeşidi kasttır. Taksir ancak kanunda yazılı olduğu sürece sorumluluk oluşmaktadır. Hukuk mahkemesinde ise kusurun her çeşidinde sorumluluk söz konusu olabilmektedir. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 17/04/2003 tarihli 2003/3586 Esas ve 2003/3516 Karar sayılı kararında "Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğine göre hukuk hâkimi ceza dosyasında alınan kusur raporu ile bağlı olmayıp kesinleşen maddi olgularla karar vermek durumundadır. Dolayısıyla mahkememizce, yargılama için gerekli incelemeler yapılıp, raporlar alındıktan sonra sırf ceza yargılamasındaki dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi, mevcut davanın daha da uzamasına ve makul bir sürede yargılanmayı içeren adil yargılanma hakkının ihlaline neden olacaktır. Geç oluşan adalet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği pek çok kararında da yerinde görülmemekte ve devletler bu sebepten tazminata mahkum edilebilmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı hukuk hakiminin ceza yargılamasının sonucunun, her şart ve koşulda beklenmesi zorunluluğu şeklindeki bir algının adil yargılanma hakkı ihlaline sebebiyet vereceği düşüncesiyle gerekli araştırmalar yapılıp raporlar alınmış, alınan raporlar arasında da herhangi bir çelişki doğmadığı ve ceza dosyasında da mahkumiyete karar verildiğinden sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, yaşanan olayın şartlarına göre kusur oranının tespiti mahkemeye ait olduğundan mahkememizce toplanan deliler ışığında davalı ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla tazminat hesaplaması yapılmıştır. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan irdelemede; trafik kazası tarihi, kazasının gerçekleşme biçimi, davacının sosyal ve ekonomik durumu, trafik kazası sonucu davacıların çektikleri ve çekecekleri üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı YİBK'da belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları gözönünde tutularak mahkememizce takdir edilen ve hükümde gösterilen manevi tazminat miktarının davacılarda bir tatmin duygusu yaratabileceği, olayı arzu edilen hale getirmeyeceği ve karşı tarafların mahvına yol açmayacağı sonuç ve inancına varılarak, somut olay için açıklanan ilkeler, sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, kazanın yaşandığı tarih, yaşları, maluliyet oranı, kusur durumu, ekonomik durumu hep birlikte gözetildiğinde davacı Tarık yararına 8.000,00TL manevi tazminatın, davacı ... yararına 15.000,00TL manevi tazminatın uygun olacağı kanaatine varılarak manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi cihedine gidilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; maddi ve manevi tazminat talepli açılan davada davacı, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in kusurlu eylemi nedeniyle trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu husumet yöneltmiştir. Yapılan incelemelerde, davacıların iş bu trafik kazası geçirerek geçici iş göremez durumuna düştüğü, bu kaza sonucu çalışamayarak tedavi görmek durumunda kaldıkları, dosyada ATK ve ATK üst kurulundan alınan raporlar ile davacıların yaralanmalarının maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadan iyileştiklerinden sürekli maluliyetlerinin bulunmadığı tespit edilmiş olup davacıların sürekli maluliyet taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacıların kaza sebebi ile geçici iş göremez duruma düştükleri raporlar ile tespit edilmiş olup dosya kapsamında davacıların asgari ücret seviyesinden daha fazla ücret aldıklarına dair ispata yarar bir delil sunulmadığından asgari ücrete göre değerlendirme yapılmış olup sgk tarafından yapılan bir ödeme bulunmadığı anlaşıldığından mahsup işlemi yapılmamıştır. Davalı taraflarca müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması talep edilmiş ise de kaza tespit tutanaklarından veya dosyada bulunan belgelerden emniyet kemerini takmadığına dair bir delil bulunmaması ve hatır taşımacılığı indiriminden yolcunun bulunduğu araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısı yararlanabileceğinden müterafik kusur ve hatır indirimi yapılmamıştır. Davacıların tıbbi müdahale ile tedavilerinin yapılıp taburcu edildikleri, pansuman, dikiş veya kontrol gibi bir kayıtlarının bulunmadığı anlaşıldığından SGK'nın karşılamadığı belgeli belgesiz bir tedavi giderleri bulunmadığı anlaşıldığından bu talepleri kabul edilmemiş ve dosya kapsamına uygun denetime elverişli bilirkişi hükme esas alınmış ve davacıların kaza sonrası yaralanma nedeniyle elem, acı ve ızdırap çektikleri anlaşıldığından davacılar lehine manevi tazminat şartlarının oluştuğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın meydana geliş biçimi, manevi tazminatın sadece duyulan üzüntüyü bir nebze olsun hafifletme amacına hizmet etmesi gerektiği, Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, bunun dışında zenginleşmeye yol açmaması gerektiği dikkate alındığında, davacı Tarık yararına 8.000,00TL manevi tazminatın, davacı ... yararına 15.000,00TL manevi tazminatın, kusurlu ve sorumlu olan davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında sorumluluk Borçlar Hukuku yönünden haksız fiil sorumluluğu olup zarar ve dolayısıyla da tazminat alacağı olay anında ortaya çıktığı için haksız fillerde temerrüt olay tarihinde gerçekleşmekte olup bu kapsamda trafik kazası nedeniyle hüküm altına alınması gereken tazminata trafik kazasının gerçekleştiği tarihten ( sigorta şirketi yönünden dava tarihinden) itibaren yasal faiz yürütülmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (kabul oranı: %16,11 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ... yönünden maddî tazminat talebinin Kısmen KABULÜ ile, 700,38TL geçici iş göremezlik tazminatın (davalı sigortanın tedavi gideri teminat limiti 290.000,00TL den sorumlu olmak üzere) 30.11.2015 tarihinden ( davalı sigorta yönünden dava tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-)Davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; 8.000,00TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-Davacı ... yönünden maddî tazminat talebinin Kısmen KABULÜ ile, 700,38TL geçici iş göremezlik tazminatın (davalı sigortanın tedavi gideri teminat limiti 290.000,00TL den sorumlu olmak üzere) 30.11.2015 tarihinden ( davalı sigorta yönünden dava tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 4-)Davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile; 15.000,00TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.666,81TL ( sigorta şirketi 615,40TL den sorumlu olmak üzere) nispi karar harcından peşin ve tamamlama harcın mahsubu ile bakiye kalan 1.149,63TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan 517,18TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplam 16.321,20 TL olmakla kabul oranına göre 2.629,34TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı Tarık yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 700,38TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 9-Davacı Tarık yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 8.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 10-Davacı ... yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 700,38TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 11-Davacı ... yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 15.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 12-Davalılar yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 20,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 13-Davalı ... yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan davacı Tarık yönünden 8.000,00TL vekalet ücretinin ve davacı ... yönünden 15.000,00TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, 14-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.360,00 TL'nin 219,09TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 1.140,91TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 15-Adli Tıp Kurumu ödenmeyen toplam 8.135,00TL fatura bedellerinin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) 1.310,55 TL sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 6.824,45TL sinin davacılardan tahsili için yazı işleri müdürlüğünce harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 16-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. Katip ... e-imza * Hakim ... e-imza *

Atıf: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/329, K. 2025/243, T. 25.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-20-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-329-e-2025-243-k-77498f3d6288