İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/289 E. 2024/839 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/289
Karar No
2024/839
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/289 KARAR NO : 2024/839 DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 08/05/2024 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Tas. Hal. ... A.Ş, Türk Patent Ve Marka Kurumu ve ...'in hasım göstererek ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ...E.sayılı dosya ile marka ile ilgili kurum kararlarının iptali davası açtığını, ancak taraflardan Tasf. Hal. ... A.Ş'nin ticaret sicilden terkin edildiğini, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesince davayı açmak üzere taraflarına süre verildiğini, Tasf. Hal. ....A.ş. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin ...olduğunu, şirketin ticaret sicilinden 05.10.2021 tarihinde terkin edildiğini, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün sicilinde kayıtlı Tasf. Hal. ... A.Ş. ünvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosyada sicil müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; ticaret sicili müdürlüğünün, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddettiğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı ticaret sicili müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili ticaret sicili müdürlüğünün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarının olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağını, müvekkil müdürlük yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Birleşen dosyada davalı ...'e TK m.21/f.2 hükmüne göre tebligat yapıldığı, davayı inkar eder konumda olduğu, nitekim ... vekilinin 08/11/2024 tarihli dilekçe ile ise tasfiye olan şirketin ihyası için açılmış olan davanın red olunması gerektiğini savunmuştur. Asıl ve birleşen dava dosyasındaki taraflar arasında tartışma usulüne uygun olarak terkin edilen şirket kaydının silinmiş olması karşısında ve şirketin terkin olunması nedeniyle TTK.m.547 hükmüne göre ihyası ile tasfiye memuru atanması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Asıl ve birleşen davada ihyası talep olunan şirket aleyhine ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dosyasına istinaden dava açıldığı, ihyası istenen şirket hakkında ise terkin kararının 25/10/2021 tarihi itibariyle oluştuğu, bu tarih itibariyle şirketin terkin olduğu, yine husumette noksanlık bulunduğundan TTK.m.547 hükmüne dayanan ihya davası açısından tasfiye memuruna karşı Yargıtay uygulaması gereği ek dava açılması için süre verildiği, akabinde birleştirme kararının mahkememiz asıl dosyasına yönelik olarak verildiği, bu çerçevede taraf teşkilinin tam ve eksiksiz sağlandığı tartışmasızdır. İhyanın talep olunduğu tarih itibariyle 6102 sayılı TTK hükümleri yürürlüktedir. Dava, tasfiye sonrasında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin TTK m.547 hükmüne göre ek tasfiyesine ilişkin hükümden kaynaklanmaktadır. Ek tasfiyesi talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erdiği 25/10/2021 tarihi itibariyle sicilden kayden terkin olduğu, davacının ise terkin olan şirket aleyhine açılan davada taraf teşkili açısından şirketin ihya olunmasını amaçladığı, bu işlemlerin ancak şirketin ihya edilmesi halinde mümkün olabileceği, ihya gerçekleşmediği sürece ise davanın görülüp sonuçlandırılmasının hukuken mümkün olamayacağı açıktır. 6102 sayılı TTK' nın ''Ek tasfiye'' başlıklı m.547 hükmü:"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. " şeklindedir. Somut olayda ihya talebinde bulunan davacının, ... 2.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde görülen ...E.sayılı dava dosyasında davacı konumunda bulunduğu, bu dosyada da davacının, şirketin ihyasını talep ettiği şirket aleyhine hüküm kurulmasını talep ettiği, bu itibarla asıl ve birleşen dava dosyası yönünden davacının ihya talebini ileri sürmek açısından aktif sıfatının bulunduğu, ek tasfiyesi istenen şirketin terkin olduğu halde halihazırda derdest olan FSHHM'ye ait dava dosyasının davalısı olmasının amaçlandığı, esasen davacının fikri haklardan kaynaklanan haklarını alamadığını iddia ettiği ve bu duruma ihyası talep olunan şirketin yol açtığını ileri sürdüğü, ihyası talep olunan şirketin tasfiyesinin tam ve eksiksiz sağlanmasının ise zorunluluk arz ettiği, bu nedenle ve halen terkin olan şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve ihyası gerektiği, tasfiyesi eksiksiz tamamlanmayan şirketin ek tasfiyesinin kabulü noktasında kanunun aradığı zorunluluk halinin bu nedenle oluştuğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan ihya kararının verilmemesi davacının Anayasa m.36 ile güvence altına alınan adil yargılama hakkının da ihlâline yol açacaktır. Bu yönden dahi ihya kararı verilmesi zorunludur. Davanın niteliği ve tasfiye şekli karşısında en son tasfiye memurunun atanması Yargıtay tarafından dahi benimsenmektedir. TTK m.547 hükmü uyarınca davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin tasfiye memurundan tahsil edilmesi gerekir. Zira tasfiye memuru bu davada haksız çıkan konumundadır. HMK m.326/f.1 gereği aleyhine hüküm verilen taraf yargılama giderlerinden sorumludur. Davalı tasfiye memurunun bu noktada sorumluluğuna engel yasal düzenleme olmadığı gibi aksine Yargıtay uygulaması da yoktur. Bilâkis yerleşik Yargıtay 11.HD uygulaması tasfiye memurunun yargılama giderlerinden sorumlu olduğu yönündedir. Yapılan açıklamalar karşısında asıl ve birleşen dosyadaki davacının, ... ile davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, asıl ve birleşen davada ihyası talep olunan "Tasfiye Halinde ... Şirketinin ... 2.Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dava dosyasında "davaya dahilinin sağlanması, bu şirkete yönelik her türlü tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi, kararın kesinleşmesi ve infazı ile ilgili her türlü iş ve işlemlerinin sağlanması" açısından ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı "Tasfiye Halinde Tasfiye Halinde ... Şirketi"nin ek tasfiye suretiyle ihyasına, adı geçen şirketin en son tasfiye memuru gözüken ...'in ihya edilen şirkete münferit ve yetkili tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, kararın bir örneğinin ticaret sicil müdürlüğüne gönderilmesine ve ilanına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen dosyadaki davacının, ... ile davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, Asıl ve birleşen davada ihyası talep olunan "Tasfiye Halinde ... Şirketinin ... 2.Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasında "davaya dahilinin sağlanması, bu şirkete yönelik her türlü tebliğ işleminin gerçekleştirilmesi, kararın kesinleşmesi ve infazı ile ilgili her türlü iş ve işlemlerinin sağlanması" açısından ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı "Tasfiye Halinde Tasfiye Halinde ... Şirketi"nin ek tasfiye suretiyle ihyasına, Adı geçen şirketin en son tasfiye memuru gözüken ...'in ihya edilen şirkete münferit ve yetkili tasfiye memuru olarak atanmasına, Tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, Kararın bir örneğinin ticaret sicil müdürlüğüne gönderilmesine ve ilanına, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından harcanan 1.136,00 TL posta ve yargılama gideri ve 427,60 TL peşin harç, 427,60 başvuru harcı toplamı 1.991,2‬0 TL'nin en son tasfiye memuru gözüken ...'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı, vekille temsil edildiğinden A.A.Ü.T gereğince takdir olunan 30.000,00 TL'nin en son tasfiye memuru ...'den tek olarak alınarak asıl-birleşen dosya davacısına verilmesine, 5-... yasal hasım olduğundan bu davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine, Dair, asıl ve birleşen dosyadaki davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı sicil müdürlüğü vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK.341.maddesi uyarınca İstanbul BAM nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen kısa karar açıkça okunup anlatıldı. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/289, K. 2024/839, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-289-e-2024-839-k-919aca9c91c6