İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/679 E. 2024/507 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/679
Karar No
2024/507
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/679 Esas KARAR NO : 2024/507 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 03/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin karşı tarafa malzeme satışı yaptığını, karşılığında bedelinin ödenmesi için fatura kestiğini, ödenmeyen cari hesap ekstresi için hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile davalı arasında birden fazla kez satış yapıldığını, karşı tarafın aralarındaki sözleşme dolayısıyla ödemesi gereken bütün ücreti ödemediğini, ödenmeyen tutarlara ilişkin ... 3. İcra Müdürlüğü ... Esas numarası ile cari hesap alacağı için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından yetkiye, borca, takibe itiraz ile birlikte ... 31. İcra Müdürlüğünün ...Esas numarası ile tevzi alındığını, borçlu vekilinin borca itirazı üzerine icra müdürlüğü tarafından aynı tarihte icra takibinin durdurulduğunu, karşı tarafça haksız biçimde takibe itiraz ettiği için itirazın iptali gerektiğini, açmış oldukları haklı davalarının kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun takip tutarının %20'si oranında icra inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde cari hesap ekstreleri ve faturalar sunarak müvekkilinin davacı tarafa borcu olduğunu iddia etse de, iddialarının tamamen asılsız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, davaya konu borçların tümüyle ödendiğini ve tarafların bu dosya borcu açısından sulh ve ibra olduklarını, bu hususta protokol imzalandığını, protokolde kapsamı detaylı olarak belirtildiği üzere ...Esas sayılı icra takibinde asıl alacak, faiz alacağın, tahsil harcı, masraf alacağı ve vekalet ücreti toplamda 937.004,48 TL olarak görülen dosyaya borcunun tamamının, alacaklı şirket yetkilisi ...'na borçlu şirket yetkilisi ... tarafından 31/03/2023 tarihinde nakit ve elden ödendiğini, açıklanan nedenlerle işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkındaki talip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası, cari hesap ekstresi, fatura suretleri, ticaret sicil kayıtları, ... 3. Noterliğinin ... tarihli Vekaletnamesi ve ... 3. Noterliğinin ...tarihli Azilnamesi celp edilmiş, incelenmiştir. Dava, ticari satımdan kaynaklanan ve açık hesap usulü işleyen cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Öncelikle belirtmek gerekir ki,dilekçelerde ileri sürülen vakıalar karşısında taraf şirketler arasında ticari satıma dayalı akdi ilişkinin varlığı, açık hesap usulü işleyen cari hesap ilişkisinin mevcudiyeti ve davacının bakiye alacağının miktarı noktasında taraflar arasında herhangi bir çekişme bulunmamaktadır. Davacı, ticari satımdan kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini ileri sürmektedir. Davalı, takibe konu dosya borcunun tamamının ödendiğini, taraflar arasında ibra sözleşmesinin düzenlendiğini ve bu hususta protokol imzalandığını savunmuştur. Uyuşmazlığın temeli, davalı tarafça cari hesap alacağının ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, ticari satım ilişkisinden kaynaklanan ve açık hesap usulü işleyen cari hesapta, cari hesaba temel teşkil eden faturalardaki malların teslim edildiğini ve alacağı varlığını ispat külfeti davacı tarafa; cari hesaptan doğan alacağın ödendiğini ispat külfeti ise davalı tarafa aittir. O halde, davalı, cari hesaptan doğan tüm borcun ödendiğini savunduğuna göre TMK 6. ve HMK 190. maddesi hükmü uyarınca ileri sürdüğü bu vakıayı ispatlamakla yükümlüdür, hasılı borcun ödendiğini ispat külfeti davalının üzerindedir. İcra takibine konu cari hesap alacağının miktarı gözetildiğinde, somut olayda 6100 s. HMK 200 vd. maddeleri uyarınca senetle ispat kuralı geçerlidir. Nitekim, davalı, anılan kural çerçevesinde 31/03/2023 tarihinde ve yazılı şekilde akdedilmiş Sulh ve İbra Protokolü ile İbranameye dayanmıştır. Taraflar arasında imzalanan 31/03/2023 tarihli Sulh ve İbra Protokolü incelendiğinde; 1.maddede taraf olarak belirtilenlerin işbu dava dosyasının tarafları ile aynı olduğu, 2.maddede konusunun işbu dava dosyasına dayanak olan icra dosyası olduğu, 3.maddede ise icra takibine dayanak asıl alacak, faiz alacağı, tahsil harcı, masraf alacağı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere toplam 937.004,48 TL olarak icra dosya borcunun tamamını teşkil eden tutarın davalı şirket yetkilisi tarafından, davacı şirket yetkilisi ...'a nakit ve elden ödendiği yazılmıştır / anlaşılmıştır. Sözleşmenin devamında, yapılan bu ödeme sebebiyle icra dosyasından feragat edileceği ve davalı şirketin tamamen ibra edildiği noktasında taraflar mutabık kalmıştır. Yine, taraflar arasında imzalanan 31/03/2023 tarihli İbranamede, sulh ve ibra protokolünde olduğu üzere ve bu protokolü tasdik eder şekilde; davacı şirket yetkilisi adına ...'ın dosya borcunun tamamını teşkil eden 937.004,48 TL'yi davalı şirket yetkilisinden nakit ve elden teslim aldığını ikrar etmiş, davalı şirketin işbu dava dosyasına temel teşkil eden icra dosyası ve takibe konu cari hesaptan, artık hiçbir alacağının kalmadığını belirterek davalı şirketi tamamen ibra etmiştir. Davalı taraf, 31/03/2023 tarihli Sulh ve İbra Protokolü ile aynı tarihli İbraname uyarınca, davaya konu edilen tüm alacakların ödendiğini 6100 s. HMK 200.vd.maddeleri uyarınca yazılı ve kesin delillerle ispatlamıştır. Başka bir anlatımla, ödeme vakası sübuta ermiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 132. maddesinde İbra; "Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. İbra, borçluyu borcu ifa etmekten, borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır. Diğer bir ifade ile ibra, alacaklının borçlu ile yaptığı bir sözleşme ile mal varlığının aktifinde yer alan bir alacaktan kısmen ya da tamamen vazgeçerek, borçlu borçtan kurtulmakta; böylece borç sona ermektedir. Bu özelliği ile ibra, borcu sona erdiren sebeplerden birini oluşturur. Taraflar arasında dava konusu borcun ödenmesi sebebiyle düzenlenen ibranamenin geçerli olduğu, bu suretle davalının ödemeye dayalı ibra sebebiyle borcunun son bulduğu sonucuna varılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı vekili 27/11/2023 tarihli dilekçesinde sulh ve ibra protokolünde yer alan... isimli şahsın şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, şirket yetkilisinin münferiden ... olduğunu, dolayısıyla protokolün ve ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf ise cevap dilekçesinde, ...'ın davacı tarafından verilen genel vekaletname uyarınca davacı şirket adına hareket eden ve geniş yetkilere sahip olan vekil olduğunu, vekaletname gereğince davacı şirket adına sulh ve ibra yetkisinin de bulunduğunu belirtmiştir. Şu halde, 31/03/2023 tarihli Sulh ve İbra Protokolü ile İbranamede davacı şirket adına imzası bulunan ...'ın davacı şirketi vekil olarak temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının, bu suretle sulh ve ibra protokolü ile ibranamenin davacı şirket açısından geçerli ve bağlayıcı olup olmadığının ayrıca tartışılması ve değerlendirilmesi zorunludur. Bu noktada davalı tarafından ibraz edilen ... 3. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi incelendiğinde; davacı ... (adına şirket yetkilisi...) nin ihalelere girme, iş yeri adresi ile ilgili işlem yapma, hesap açma, para çekme, bankacılık işlemleri, araç alım - satımı gerçekleştirme vs ... yetkilerinin yanı sıra ayrıca davacı şirket adına sulh olma, her türlü tutanak ve anlaşma belgelerini imzalama, karşı tarafı ibra vs... dahil özel yetkileri de kapsayan genel vekaletname ile ...'ın vekil olarak tayin edildiği noter onaylı resmi vekaletnameden tespit edilmiştir. ... 3. Noterliğinin ... tarih ve .... yevmiye numaralı Azilnamesi ile davacı şirket bu sefer ...'ı vekaletnamedeki tüm bu yetkilerden azletmiş ise de; Sulh ve İbra Protokolü ile İbraname, vekaletin geçerli olduğu ve henüz azlin yapılmadığı 31/03/2023 tarihi itibariyle imzalandığından ...'ın anılan tarih itibariyle davacı şirketin vekili olduğu, sulh olma, her türlü tutanak ve anlaşma belgelerini davacı şirket adına imzalama ve anlaşmaya yetkisinin olduğu, ayrıca yine vekaletname kapsamında karşı tarafı davacı şirket adına ibra yetkisinin de bulunduğu açıktır. O halde, vekilin henüz azlinin gerçekleşmediği dönemde ve davacı şirket tarafından kendisine verilen noter onaylı vekaletnamedeki yetkiler uyarınca yapmış olduğu sulh ve ibra anlaşması ile ibraname protokolü geçerli olup, hassaten davacı şirketi de bağlayıcı niteliktedir. Son olarak vurgulamak gerekir ki, dava konusu borcun tamamının davacı şirket adına vekil...'a nakit ve elden ödendiği noktasında taraflar mutabıktır. Bu çerçevede, davacı her ne kadar alacak miktarının elden ödenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürse de; yazılı anlaşmanın aksini ispat edememiştir. Kaldı ki, sulh ve ibra protokolü ile ibraname uyarınca davacı şirketin (vekilinin) parayı nakit olarak teslim aldığını kabul ettikten sonra, artık herhangi bir ödeme yapılmadığı savunması davalıya karşı ileri sürülemez. Ancak, bu takdirde davacı şirketin kendi iç ilişkisi çerçevesinde, davalı borçludan tahsil ettiği parayı vekili olarak hareket eden ...'ın davacı şirkete ödemediği sorunu ortaya çıkar ki, bu husus davalıyı bağlayıcı nitelikte olmayıp, ancak iç ilişkide davacı şirketin vekilin vekaletin kötüye kullanılması kapsamında ...'a karşı dava ve talep hakkına neden olur. Dolayısıyla, izah edildiği üzere davacının iddiaları yerinde görülmemiştir. Yapılan açıklamalar karşısında; davaya konu edilen tüm alacağın davacı tarafa ödendiği, yapılan ödeme sebebiyle taraflar araında imzalanan sulh ve ibra protokolü ile ibraname uyarınca borcun son bulduğu ispatlanmış olmakla, davacının davasının reddine karar verilmiştir. İtirazın iptali davasında, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkum edilir (İİK 67/2). Uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılan tazminat türü, sadece ve ancak, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılan alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Kötü niyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede, icra takibinden hemen sonra henüz ödeme emri dahi tebliğ edilmemiş iken tarafların anlaşmaya vardıkları, davalının icra takibindeki asıl alacağın yanı sıra, işlemiş faiz, harç, masraf ve icra vekaleti ücreti dahil olmak üzere anlaşma tarihi itibariyle tüm dosya borcunu ödediği, davacı şirket (vekili) tarafından ödeme sebebiyle davalının ibra edildiği, hatta sulh ve ibra protokolünde dava konusu icra dosyasından feragat edileceğinin dahi açıkça düzenlendiği ve taraflarca kabul edildiği halde, tüm bunlara rağmen davacının haksız olarak ve kötü niyetli bir şekilde takibe devam etmesi ve işbu itirazın iptali davasını açması karşısında, icra dosyasına konu borç ödendiği ve davalı ibra edildiği halde takibe devam edilmesinin davacının takipte haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli hareket ettiğini gösterdiği, davalının sulh ve ibra protokolü uyarınca davacının takipte kötü niyetli olduğunu ispatladığından davalı vekilinin talebi de gözetilerek İİK 67/2.maddesindeki tüm yasal koşullar mevcut olduğundan reddedilen ve dava konusu edilen tutar üzerinden davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin 2004 sayılı İİK 67/2. maddesindeki yasal koşullar oluştuğundan, reddedilen ve dava konusu olan 10.000 TL'nin %20'si oranındaki 2.000 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (10.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan tahsil edilerek HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-HMK 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/07/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/679, K. 2024/507, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-679-e-2024-507-k-acfe609e9aae