İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/678 E. 2024/791 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/678
Karar No
2024/791
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/678 Esas KARAR NO : 2024/791 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/11/2022 tarihinde saat 11:30 sıralarında park halinde bulunan sürücüsü ve maliki ... olan ... plaka sayılı araca, vale ... tarafından geri manevra yapılması esnasında ... plaka sayılı aracın arka kısımları ile ... plaka sayılı aracın ön kısımlarına çarpması neticesinde meydana geldiğini, değer kaybının tahsili maksadıyla ilamsız icra yolu ile icra takibi başlatılmış olduğunu, bu kapsamda itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, kaza sonrası müvekkili şirketin araç sürücüsüne bilgi verilmiş olduğunu ve ödeme taahhütünü içeren tutanak tanzim edilmiş olduğunu, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere ...'in %100 kusurlu olduğunu, kaza nedeni ile müvekkilin aracında da değer kaybı meydana geldiğini, söz konusu zarardan davalıların sorumlu olduğunu, ayrıca sigorta sorumlusu ... Sigorta Anonim Şirketi'nin de sorumlu olduğunu, alacağın likit olduğunu ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, değer kaybı hesaplamasının formüller ile belirlenmiş olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptal edilerek takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarına katılmanın mümkün olmadığını, poliçe limitinin araç başına 100.000,00 TL olduğunu, müvekkili sorumluluğunun bu limit ile sınırlı olduğunu, davacı aracına yönelik 91.970,94 TL hasar ödemesi yapılmış olduğunu, değer kaybına yönelik ise poliçe limitinden kalan 8.029,06 TL ödemenin yapılmış olduğunu, bu kapsamda poliçe limitinin tüketilmiş olduğunu, değer kaybı tespitinin ZMSS genel şartlara göre tespit edilmesi gerektiğini, aracın 165.000 km den fazla olması durumunda değer kaybı oluşamayacağını, aynı parçaların daha önce hasar görmüş olması durumunda değer kaybı oluşamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartlarının oluşturulmamış olduğunu, zamanaşımının bulunduğunu, davacının iddialarını kabul etmediklerini, değer kaybının ne şekilde hesaplanmış olduğuna dair dosya muhteviyatında bilgi, belge ve doküman bulunmadığını, kusur durumuna itiraz ettiklerini, bu nedenle kusur incelemesi yapılması gerektiğini, davacı tarafından talep edilen değer kaybı tutarının fahiş olduğunu, gerçeklik ile örtüşmediğini, aracın 23/09/2021 ve 04/11/2022 tarihli geçmiş hasar kayıtlarının bulunduğunu, hesaplamada bu etkenlerin dikkate alınması gerektiğini, mesnetsiz icra inkar tazminatının reddedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, hiçbir belgeye dayandırılmayan icra takibinin haksız ve hukuksuz olduğunu, davacının taleplerini kabul etmediklerini, aracın valeye hasarsız teslim edildiğine dair hiçbir belge bulunmadığını, ispat külfetinin davacıda olduğunu, kusur oranının net olmadığını, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, her türlü dikkat ve özenin gösterilmiş olduğunu, değer kaybı talebinin fahiş ve kötü niyetli olduğunu, ayrıca aracın hasar ve değer kaybı ödemesinin yapılmış olduğunu, tramer kayıtlarında aracın geçmiş hasar kaydının bulunduğunu, değer kaybı tespitinin uzman bilirkişi marifetiyle yapılması gerektiğini, davacının tutulmuş olduğu iddiası olan tutanakta müvekkilinin imzasının bulunmadığını, araç sahibi olan ...'e ihbarda bulunması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap: İhbar Olunan ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, zamanaşımı definde bulunduklarını, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, müvekkilinin işleten ve malik sıfatının bulunmadığını, kaza yapan sürücünün ... San. Ve Tic. A.Ş nde çalıştığının anlaşıldığını, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, ayrıca müterafik kusur incelemesi de yapılması gerektiğini, kaza tespit tutanağını kabul etmediklerini, ayrıca tramer kayıtlarının dosya muhteviyatına dahil edilmesi gerektiğini, hesaplamada geçmiş hasar kayıtlarının değerlendirmeye alınması gerektiğini, değer kaybı tespitinin genel şartlara göre yapılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... 19. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra dosyasının tüm UYAP kayıtları, ... Şirketi müzekkere yanıtı, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Müdürlüğü müzekkere yanıtı, ... Sigorta Şirketi müzekkere yanıtı, ... ve ... tarafından hazırlanan 22/07/2024 tarihli bilirkişi raporu ayrı ayrı dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle... plaka sayılı araçta oluşan değer kaybının tahsili amacıyla başlatılan ... 19.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 19.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; davacı tarafından borçlusu davalılar aleyhine, 04/05/2023 tarihinde, 241,971,00-TL asıl alacak ve 9.900,28-TL işlemiş faiz toplamı olan 251.871,28-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının "... plaka numaralı araç değer kaybı" olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçlulara tebliği üzerine yasal süresinde olan, davalı ... ... A.Ş.tarafından 05/05/2023, davalı ... tarafından 08/05/2023, davalı ... Sigorta A.Ş.tarafından ise 10/05/2023 tarihli itirazlar ile takibin durduğu, davalılar tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, taraflara buna ilişkin tebligat yapılmadığı, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde olan 16/10/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesi yer almaktadır. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Somut uyuşmazlıkta, 04/11/2022 tarihinde park halinde bulunan sürücüsü ve maliki .... olan ... plaka sayılı araca vale tarafından geri manevra yapılması esnasında sürücüsü ve maliki ... olan ... plaka sayılı aracın arka kısımları ile çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında tanzim edilen kusur raporu ile, ... plaka sayılı aracı park etmeye çalışan vale ...'in trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uyması, ve geri manevra yapmak istediğinde arkasında park halinde bulunan araçların konumunu, görüş ve yol durumu ile kullanmış olduğu aracın teknik özelliklerini dikkate alarak gerekirse klavuz kullanmak suretiyle geri manevra yapması gerekirken dikkatsizlik ve tedbirsizlik onucu gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek hatalı geri manevra ile sebebiyet vermiş olduğu kazada tam kusurlu olduğu, davacının maliki olduğu araca hatalı geri manevra sonucu karşı araç sürücüsünün dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeni ile meydana gelmiş olduğundan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'ye atfı kabil kusur bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, raporun dosya kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olduğu, bu itibarla davalı araç sürücüsü, maliki ve sigorta şirketinin meydana gelen zarardan tam sorumlu olduğu değerlendirilmiş ve bu durumda haksız eylemin şartlarından olan kusur ve illiyet bağı şartının gerçekleştiği görülmüştür. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 07.03.2016 tarih ... Esas ...Karar). Trafik kazasında zarar gören aracın hasarı onarılsa dahi onarımdan sonra aracın piyasa rayiç satış fiyatında düşüklük oluşacağı gerçeği karşısında, kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı gerçek zarar içinde değerlendirilir ve bu zarardan hem zarar veren işletenler hem de ZMSS şirketi sorumludur. Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; bilirkişi raporu ile, gerçek zarar ilkesi ve Yargıtay'ın müstakar içtihatları doğrultusunda; aracın özellikleri, genel durumu, uğranan hasarın derecesi, uygulanacak onarımın mahiyeti dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmaları, incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda; serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değerinin (hasarsız hali) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri aralarındaki fark olan mutlak değer kaybının ortalama 36.000,00-TL olarak belirginleştiği ve davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybı için yapılan 8.029,06-TL mahsup edildiğinde bakiye değer kaybı bedelinin 27.970,94-TL olduğu olduğu kanaatinin bildirildiği, bu durumda zarar koşulunun da oluştuğu anlaşılmıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür. Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu'nun 24/06/1983 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir. Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz. Yine 6098 sayılı TBK'nın 61.maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar, ... Esas... Karar). Somut uyuşmazlıkta, tam kusurlu olan ... plaka sayılı aracın sürücüsünün davalı ... olduğu, araç malikinin ise kaza tarihi tescil kayıtlarına göre davalı ... Şirketi olduğu, bu itibarla davalıların meydana gelen zararın bakiye kısmı bakımından birlikte ve tam sorumluluğu bulunduğu açıktır. Kaldı ki araç malikince aracın valeye teslimi suretiyle araç üzerindeki yararlanılmayı bir başka kimseye devir ettiğinden söz edilemeyeceği gibi, söz konusu teslim işlemi de çok kısa süreli gerçekleşmesi karşısında davalı ... A.Ş.'nin aracını fiili ve hukuki yararlanması başkasına ait olacak şekilde devrettiğinden de söz edilemez. Açıklanan bu nedenlerle kısa süreliğine vedia akdi kapsamında aracını vale görevlisine teslim eden araç malikinin işletenlik sıfatının kalktığından, zarar ile arasındaki illiyet bağının ortadan kalktığından ve zarardan sorumlu olmadığından söz edilemeyecektir (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi... Esas ... Karar). 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.6.2011 tarih ... Esas ...Karar, 22.2.2012 tarih... Esas ... Karar, 16/1.2013 tarih ... Esas ... Karar, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 20/05/2013 tarih ..Esas ...Karar). Dolayısıyla, trafik kazası nedeniyle davacının zararından davalı sigorta şirketinin, sigortalı sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi bakımından ise, teminat limitinin aşıldığına ilişkin savunma olduğu nitekim davalı tarafça, poliçe kapsamında sorumluluğuna istinaden eldeki dava açılmadan evvel sorumluluğun tamamına ilişkin ödeme yapıldığı, sigorta şirketi sigorta teminat limiti ile zarardan sorumlu olduğundan, bakiye teminat limiti bulunmadığından sigorta şirketi yönünden davanın reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı sürücü ve araç maliki bakımından herhangi bir ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın haksız eylem tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleşeceği, bununla birlikte, davacı aracın hususi araç olduğu, ticari taksi olmadığı ve davacının tacir olmadığı anlaşıldığından tazminatın temerrüt tarihinden itibaren yasal faizin hesaplanması gerektiği (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) anlaşılmıştır. Yukarıda izah olunan gerekçelerle, taraf iddia ve savunmaları, bilirkişi kök ve ek raporları, taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce celp edilen deliller ile tüm dosya kapsamı nazara alınmak suretiyle davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan itirazın iptaline ve takibin devamına yönelik davanın ve icra inkar tazminatı talebinin ayrı ayrı reddine, davalı ... ve ... Şirketi aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, A)Davacı tarafından davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan itirazın iptaline ve takibin devamına yönelik davanın ve icra inkar tazminatı talebinin ayrı ayrı reddine, B)Davacı tarafından davalı ... ve ... Şirketi aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 19.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlular tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 27.970,94-TL asıl alacak ve 1.041,81-TL işlemiş faiz toplamı olan 29.012,75-TL üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Yasal koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (29.012,75 TL) üzerinden alınması gereken 1.981,86-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.041,98-TL'nin mahsubu ile fazla alınan 1.060,12-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 4-Davacı taraftan tahsil edilen 1.981,86-TL harcın davalılar ... ve ... Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 6.370,50-TL yargılama giderinin davanın kabul oranına isabet eden 733,81-TL'sinin davalılar ... ve ... Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 29.012,75-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar dava ve duruşmalarda kendileri vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın red oranına göre hesaplanan ve takdir olunan 40.299,40-TL vekalet ücretinin 35.656,91-TL'sinin davalılar ..., ... Şirketi ve ... Sigorta Anonim Şirketi'ne davacıdan alınarak davalılar ..., ... Şirketi ve ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine, ayrıca 4.642,49‬-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne verilmesine, 9-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin, a)Davanın kabul oranına isabet eden 368,60-TL'sinin davalılar ... ve ... Şirketi'nden, b)Davanın red oranına isabet eden 2.831,40-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin ve e-duruşma ile katılan davalı ... A.Ş. vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/11/2024 Katip Hakim

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/678, K. 2024/791, T. 19.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-678-e-2024-791-k-de680d007305