İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/59 E. 2025/31 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/59
- Karar No
- 2025/31
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/59 Esas KARAR NO : 2025/31 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2023 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında, davalı şirketin " ..." adresindeki yerleşkesinde kullanılan tekstil ürünlerinin müvekkili şirket tarafından yıkanması, kuru temizlenmesi, ütülenmesi, paketlenmesi ve geri aynı yere teslim edilmesi işinin yapılmasıyla ilgili olarak anlaşma yapıldığını ve müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, buna rağmen davalının borcunu ödememesi nedeniyle aleyhine ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından, süresinde borca ve ferilerine itiraz edildiğinden takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan ile müvekkili arasında otel tekstil ürünlerinin yıkanması, kuru temizlenmesi, ütülenmesi, paketlenmesi ve geri aynı şekilde alındığı yere teslim edilmesi adına anlaşma yapıldığını, anlaşma üzerine tekstil malzemelerinin alındığı yerin, ...'in yerleşkesi...adresi olduğunu, davacının dava dilekçesinde belirttiği adreste işlem yapmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafın hiçbir zaman müvekkile bu anlaşmanın karşılığını veremediğini, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkiline zarar verdiğini, müvekkilinin tekstil ürünleri hizmetin başladığı tarih itibariyle sürekli kaybedildiğini, müvekkilinin hiçbir zaman tam olarak verdiği tekstil ürünlerini aynı adediyle alamadığını ve temizlenmesi için verdiği ürünlerin sürekli kaybolduğunu ya da başka otellerin ürünleri ile karıştırıldığını, an itibariyle müvekkilinin otel deposunda bambaşka bir otel markasının perdelerinin durduğunu, bu perdelerin davacı şirket tarafından müvekkiline getirildiğini, kime ait olduklarının belli olmadığını, müvekkilinin ürünlerinin kaybolmasına müteakip davacı yanın çalışanı ile müvekkili çalışanı arasında yazışmalar yapıldığını, bu yazışmalar içerisinde davacı yanın çalışanı müvekkili tekstil ürünlerinin kaybolduğunu açıkça ikrar ettiğini, müvekkilinin tekstil ürünleri davacı yan tarafından yıkanıp sağlam bir şekilde teslim edilmesi gerekirken tekstil ürünlerinin tamamının zarar görmüş halde müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin davacı yanın hatalı uygulamaları nedeniyle kaybolan ve zarar gören ürünleri için davacı yana iade faturası oluşturduğunu, müvekkili şirketin her hangi bir borcu olmadığını, davanın reddine, davacı yan aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller: ... tarafından hazırlanan 16/11/2023 tarihli bilirkişi raporu, ... ve ... tarafından hazırlanan 23/07/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu, ... tarafından hazırlanan 16/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, ... tarafından hazırlanan 05/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 2022 yılına ait BA/BS formları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 2022 yılına ait BA/BS formları, ... 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının tüm UYAP kayıtları ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava; taraflar arasındaki tekstil ürünlerinin yıkanması, kuru temizlenmesi, ütülenmesi, paketlenmesine dair ilişki kapsamında edimlerin ifasının ayıplı olup olmadığına ve tanzim edilen fatura bedelinin tahsiline yönelik başlatılan ... 4.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, bu davanın açılabilmesi için: 1-İlamsız takip yapılmış olması, 2-Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, 3-Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması, 4-İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran, itirazla duran takibin devamınını amaçlayan bir dava olup yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Somut olayda, ... 4.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının tetkikinde; davacı tarafından borçlusu davalı aleyhine, 16/11/2022 tarihinde, 194.243,08-TL asıl alacak ve 10.103,04-TL işlemiş faiz toplamı olan 204.346,12-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, takip dayanağının 23 adet fatura alacağı ile işlemiş faizleri olarak gösterildiği, ödeme emrinin borçluya 26/11/2022 tarihinde tebliği üzerine yasal süresinde olan 24/11/2022 tarihli itiraz ile takibin durduğu, davalı tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edildiği, taraflara buna ilişkin tebligat yapılmadığı, öyleyse eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde olan 24/01/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, tarafların kabulünde olduğu üzere aralarında tekstil ürünlerinin yıkanması, temizlenmesi, ütülenmesi, paketlenmesine dair ilişki bulunduğu, davacının vermiş olduğu hizmetlerin karşılığı fatura edilen bedelin davalı tarafından ödenmediğinden bahisle davacı tarafından icra takibi yürütüldüğü, davalı tarafından ise edimlerin ifasının ayıplı olduğu ve çarşafların yırtıldığı iddiasıyla davanın reddini savunduğu görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/1979 gün ...Esas ...Karar sayılı kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2013 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamında esasları ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir. Açıklanan bilgiler karşısında, dosya kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesi olduğu, kural olarak takip dayanağı faturaya itiraz edilmemesinin akdi ilişkinin varlığının kanıtı olmayacağı, bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını da kanıtlaması gerektiği, ayrıca taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belgenin fatura sayılmayacağı ve bu belgeye itiraz edilmemesinin de bir sonuç doğurmayacağı, oysa davalı tarafından akdi ilişkinin inkar edilmediği ve edimin ifasına yönelik ayıp iddiasında bulunulduğu, kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamanın yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfetinin ise iş sahibine ait olduğu, öyleyse uyuşmazlığa yönelik davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispatlaması gerektiği değerlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222.maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Tanzim edilen bilirkişi heyet kök ve ek raporları ile, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, taraflarca tutulan ticari defterlerin lehine delil niteliğini haiz olduğu, davalı tarafından incelemeye sunulan çarşafların yırtık olduğu ve çarşaflarda yıpranmalar bulunduğu, bunların açık ayıp mahiyetinde olduğu, çarşafların teslimine dair belge sunulmadığı, açık ayıp nedeniyle davalı tarafından 83.893,99-TL'lik iade faturası düzenlendiği, ancak bu iade faturalarının takip tarihinden sonra kesildiği, ayıp iddiasının kabul görmesi durumda davacının 110.349,09-TL alacaklı olduğu, takip tarihi itibariyleyse davacının davalıdan 194.243,08-TL alacaklı olduğu hususlarında kanaat bildirildiği görülmüştür. Taraf iddia ve savunmaları, ticari defter belge ve kayıtları, tanzim edilen bilirkişi heyet kök ve ek raporları ile, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davalı tarafından sunulan sözleşmeye konu olduğu belirtilen bir kısım üründe açık ayıp bulunduğu, davalı tarafından sözleşme konusu tüm ürünlerin sunulmadığı ve yalnızca birkaç üründe yırtık olmasının tüm fatura bedelinin kabul edilmemesine karine teşkil etmeyeceği, kaldı ki 6098 sayılı TBK'nın 474.maddesine göre iş sahibinin açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, ancak davalı tarafından teslimden sonra davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunun iddia ve ispat edilemediği, kaldı ki iade faturalarının da icra takip tarihinden sonra düzenlendiği ve bu itibarla ayıp iddiasının ispatına yeter mahiyette kabul edilemeyeceği, öyleyse davalının ayıp iddiasının somut olay bakımından sübut bulmadığı, öyleyse ticari kayıtlara göre davacının alacaklı olduğu tespit edilen toplam 194.243,08-TL asıl alacağının bulunduğu ve takibin bu miktar yönünden devamına karar verilmesi gerektiği, bununla birlikte davalının söz konusu fatura bedellerine yönelik takip tarihinden önce ödeme ihtarı ile temerrüde düşürüldüğüne yönelik herhangi bir delil sunulmadığı, bu durumda işlemiş faiz taleplerinin reddi gerektiği kabul edilmiştir. Tüm bunlarla birlikte takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, ... Esas,...Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih ... Esas,... Karar sayılı kararı). Davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olan fatura alacaklarına dayandığından, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak işlemiş faiz talepleri reddedildiğinden davanın kısmen kabulüne dair takdire bağlı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: İzah olunan gerekçelerle, Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen ... 4.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin, 3.714,62-TL ... nolu fatura bedeli (kısmi ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiye bedel), 3.792,07-TL ... nolu fatura bedeli, 786,96-TL ... nolu fatura bedeli, 5.386,69-TL ... nolu fatura bedeli, 6.592,49-TL ... nolu fatura bedeli, 6.962,23-TL ... nolu fatura bedeli, 7.663,44-TL ... nolu fatura bedeli, 3.828,69-TL ... nolu fatura bedeli, 7.153,87-TL ... nolu fatura bedeli, 8.406,71-TL ... nolu fatura bedeli, 6.538,68-TL ... nolu fatura bedeli, 5.912,77-TL ... nolu fatura bedeli, 2.255,27-TL ... nolu fatura bedeli, 6.390,14-TL ... nolu fatura bedeli, 5.658,43-TL ... nolu fatura bedeli, 7.542,58-TL ... nolu fatura bedeli, 9.068,54-TL ... nolu fatura bedeli, 3.829,17-TL ... nolu fatura bedeli, 14.897,66-TL ... nolu fatura bedeli, 15.551,20-TL ... nolu fatura bedeli, 16.236,88-TL ... nolu fatura bedeli, 6.380,67-TL ... nolu fatura bedeli, 22.993,51-TL ... nolu fatura bedeli toplamı olan 194.243,08-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (194.243,08-TL) üzerinden % 20 oranında hesaplanan 38.848,62-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Asıl alacak olan 194.243,08-TL'ye takip tarihi olan 16/11/2022 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen ve dava konusu edilen dava değeri (194.243,08-TL) üzerinden alınması gereken 13.268,74-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.468,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 10.800,74-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.468,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 6.383,00-TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak hesaplanan 6.067,42-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 1.800,00-TL yargılama giderinin davanın red oranına isabet eden 88,99-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 31.078,89-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 10.103,04-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, a)Davanın kabul oranına isabet eden 2.965,74-TL'sinin davalıdan, b)Davanın red oranına isabet eden 154,26-TL'sinin davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine, Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip ... Hakim ...