İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/280 E. 2024/876 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/280
Karar No
2024/876
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/280 Esas KARAR NO : 2024/876 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2018 KARAR TARİHİ : 11/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ... Şti. ile müvekkili şirket arasında 30.03.2010 başlangıç tarihli güvenlik hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme gereğince müvekkili şirket sözleşmeyle yükümlendiği edimlerin yerine getirdiğini ve sözleşmeyle kararlaştırılan adette özel güvenlik elemanı ile davalı borçlu site yönetimine hizmet verdiğini, hizmet akdinin devamı esnasında müvekkil şirket tarafından davalı site yönetimine kesilen faturaların zamanında ve tam olarak ödenmediğini ve müvekkili şirketin ... Şti.’den halihazırda 55.291,39 TL bakiye cari hesabı alacağının olduğunu, davalının bu borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için davalı borçlu aleyhine ... 24. icra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yapılan bu takibe davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini, alacağın tahsili için huzurdaki davayı açtıklarını belirterek, davalının ... 24. icra Müdürlüğü’nü ... esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının, yapmış olduğu itiraz sebebiyle icra takip miktarının %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile mahkumiyetine, tüm yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin de davalı borçlu tarafa yüklenmesine ve diğer alacaklara ait işlenmiş ve işleyecek temerrüt vadeleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki borç ve alacakların durumunun müvekkil şirket ile davacı ...Tic. Ltd. Şti. arasındaki sözleşmeye istinaden müvekkil şirket nezdinde çalışan işçiler tarafından halihazırda hem müvekkil şirkete hem de alacaklı şirkete karşı açılan davalar ve işçilerin ileri sürdüğü iddialar sonucunda netleşeceğini, sözleşme gereği davacı firmanın ödemesi gereken işçilik alacakları sebebiyle müvekkiline üst işveren sıfatıyla davalar açıldığını, Müvekkili şirketin iyi niyetle sulh olmak istediğini, davacı firma tarafından işçilerine olan borcu ile ilgili müvekkili firmaya teminat olarak senet, çek gibi ödeme araçlarının verilmesi halinde müvekkili firmanın mutabık kalınacak bedeli ödemeyi kabul ettiğini, davacı firmanın işçilerine borçları sebebiyle müvekkil firma aleyhine davacı firma işçileri tarafından açılı davaların bir kısmının aşağıda arz edildiğini, ... 10. İş Mahkemesi ... Esas, ...10. İş Mahkemesi ... Esas, ...10. İş Mahkemesi ... Esas,... 10. İş Mahkemesi ... Esas, ... 10. İş Mahkemesi ... Esas, ... 10. İş Mahkemesi ... Esas, ... 10. İş Mahkemesi ...Esas alacak ve borç ilişkisinde sözü geçen işçilik alacak iddiaları sebebiyle müvekkili firmanın gerçekte alacaklı olabileceğini, davacının, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak müvekkili firma aleyhine işçileri tarafından dava açılmasını önleyecek iş ve eylemleri gerçekleştirmediğini, davanın itirazın iptali davası için öngörülen bir yıllık süre içerisinde açılmadığını, bu sebeple de itiraz ettiklerini belirterek arz ve izah edilen sebeplerle, yukarıdaki itirazları doğrultusunda davacı tarafın ikame etmiş olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 24. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosyası, taraflar arasındaki 30/03/2010 tarihli Özel Güvenlik Görevlisi Hizmet Sözleşmesi, faturalar, cari hesap kayıtları, ticaret sicil kayıtları, İş Mahkemesinde açılan dava dosyaları celp edilmiş incelenmiştir. Dosya, SMMM Mali bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 30/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... - 07.01.2018 takip tarihi itibarıyla davacı şirketin davalıdan 54.730,57 TL alacaklı olduğu, davalının kendi yasal ticari defter kayıtlarına göre davacıya takip tarihi itibariyle bu tutar kadar borçlu gözüktüğü, tarafların, yasal ticari defter kayıtlarına göre bu tutarda mutabık olukları, -alacak tutarının davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen de ödenmediği kanaatine varılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Dava, ticari hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... 24. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı davalının ise takip borçlusu olduğu, davacının 55.291,39 TL Cari Hesap alacağı için ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalının borca itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu görülmüştür. Taraflar arasında 30/03/2010 tarihli Özel Güvenlik Görevlisi Hizmet Sözleşmesi imzalanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı, sözleşme kapsamında davalıya özel güvenlik hizmetinin verildiği, açık hesap usulü işleyen cari hesap ilişkisi çerçevesinde davacının davalıdan alacaklı olduğu noktasında taraflar arasında ihtilaf yoktur. Davacı, cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağın ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Davalı, dava dışı işçilerin işçilik alacaklarından davacının sorumlu olduğunu savunarak davacının cari hesabının kesinleşmediğini, bu nedenle davanın reddini karar verilmesini talep etmektedir. Dava dışı işçiler tarafından, hem davacı hem de davalı aleyhinde işçilik alacaklarının tahsili için İş Mahkemelerinde davalar açılmıştır. Bu husus, celp edilen iş mahkemesi dava dosyaları ile sabittir. Uyuşmazlığın temeli, dava dışı işçiler tarafından açılan işçilik alacaklarına dayalı davalar sebebiyle davalının cari hesaptan kaynaklanan borcunu ödememekte / ödemekten kaçınmakta haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında 30/03/2010 tarihli Özel Güvenlik Görevlisi Hizmet Sözleşmesi imzalanmıştır. Ne var ki, 30/03/2010 tarihli Özel Güvenlik Görevlisi Hizmet Sözleşmesinde, dava dışı işçilerin işçilik alacaklarından açıkça hangi tarafın sorumlu olduğu noktasında sözleşmede herhangi bir hüküm yoktur. Ancak, taraflar arasında belirtilen sözleşmeden başka, ayrıca 05/06/2018 tarihli Borç Tasfiye Protokolü düzenlenmiştir. Bu Protokolün 3.4.maddesinde davacının davalı tarafa banka teminat mektubu vereceği, 3.5.maddesinde teminat mektubunun verilme sebebinin "davacı şirket altında çalışan işçilerin açtığı işçilik alacakları davaları" sebebiyle olduğu, 3.6.maddesinde işçilerin işçilik alacaklarından davacı şirket sorumlu olduğu için davaların kaybedilmesi halinde davalının sorumlu tutulacağı miktar kadar davalının teminat mektubunu bozdurma hakkının bulunduğu müştereken beyan ve kabul edilmiştir. Bu protokol uyarınca her ne kadar davacı tarafından davalıya banka teminat mektubu verilmemiş olsa da, netice itibariyle taraflar arasında imzalanan 05/06/2018 tarihli Borç Tasfiye Protokolünün 3.4., 3.5. ve 3.6. maddeleri uyarınca 30/03/2010 tarihli hizmet sözleşmes kapsamında çalıştırılan özel güvenlik personelinin / işçilerin işçilik alacaklarından davacı şirketin sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Dava dışı işçiler tarafından İş Mahkemesinde açılan alacak davaları ile eldeki cari hesaba dayalı itirazın iptali davası arasında, dava konusu alacağın ödenmesi noktasında herhangi bir bağlantı yoktur. Başka bir anlatımla, davalının, dava dışı işçiler tarafından İş Mahkemesinde açılan davalar sebebiyle, işbu davada ikrar ve kabul ettiği davacının bakiye cari hesap alacağını ödemekten kaçınamaz. İş Mahkemesinde açılan alacak davalarında davalı aleyhinde üst işveren sıfatıyla sorumluluğuna hükmedilmesi ve davalının bu sebeple dava dışı işçilere ödeme yapmak zorunda kalması durumu, ancak ileride (davacıya yönelik) açılacak başka bir davanın konusunu oluşturacaktır. O halde, özel güvenlik hizmet sözleşmesi kapsamında hizmeti aldığı tartışmasız olan davalının, edimini yerine getiren davacıya bakiye cari hesap alacağını ödemesi zorunludur. Öte yandan, hem 30/03/2010 tarihli hizmet sözleşmesinde hem de 05/06/2018 tarihli Borç Tasfiye Protokolünde işçiler tarafından İş Mahkemelerinde alacak davaları açılması halinde, davalı tarafa, işçilerin alacaklarının ödenmesine kadar davacıya hizmet bedelini ödemeyeceği / ödemekten kaçınacağı noktasında imkan veren herhangi bir ödemezlik defi hakkı da tanınmamıştır. Bu çerçevede, mahkememizce, davalının bakiye cari hesap alacağını ödememesinin haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Konuya ilişkin emsal nitelikteki kararlara da bakılmıştır. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı ilamında: "...Davalı tarafça, hizmet sözleşmesi kapsamında çalışan işçilerin açtıkları davalar nedeniyle hapis hakkı kullanıldığı belirtilerek ödemezlik defi ileri sürülmüştür. Hizmet alım sözleşmesi gereğince asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunması halinde, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde "Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almağa mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur." (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.") şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, aksinin taraflar arasında düzenlenecek sözleşme ile kararlaştırılabileceği açıkça belirtilmiştir. Somut dosya kapsamında ise; taraflar arasında imzalanan sözleşmede yüklenici (davacı) tarafından işçilerin alacakları ödenmediği sürece, işverenin (davalı) hizmet bedelini ödenmeyeceği yönünde bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durum karşısında davalının ödemezlik def'ini ileri sürmesi de mümkün değildir. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında çalışan işçilerin açmış olduğu dava sonucu, taraflarca bir ödeme yapılması halinde, aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında sorumluluklarının değerlendirilmesi ayrı bir dava konusu olup, sözleşmede ödemezlik def'inin ileri sürülebileceğine dair bir düzenleme bulunmadığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki gerekçesi yerinde değildir. Davacının alacaklı olduğu bedel, davalının kabulünde olup miktar yönünden taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ayrıca davacı tarafından hizmetin verildiği de sabittir. Açıklanan bu nedenlerle dava değeri olan 79.360,21 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi hatalıdır...." İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar sayılı ilamında: "...Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri, daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmeden veya ifasını önermeden, ifayı talep ederse, karşı taraf, bir "karşı hakka", özellikle "def'i hakkı"na dayanarak ifadan kaçınabilir. Bu tür sözleşmelerde ifadan kaçınma hakkına ödemezlik def'i denir (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2090). Ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması (edimler arasında karşılık ilişkisi bulunması, karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin içerdiği edimlerin değişim (mübadele) ilişkisi içinde bulunması), ödemezlik def'i ileri sürülen alacağın geçerli olarak doğması ve muaccel olması, tarafların edimleri aynı zamanda ifa yükümlüğü bulunması gerekmektedir. Değişim ilişkisi içinde ilke olarak asli edim yükümlülükleri yer alır... Yan edim yükümlülüğünün değişim ilişkisi içinde yer alıp almadığı somut olay göz önünde tutularak çözümlenir. Yan edim olmaksızın asli edimin herhangi bir değer arzetmediği sözleşmelerde, yan edim değişim ilişkisi içinde yer alır... Değişim ilişkisi içinde bulunmayan yan edim ve yan yükümlülükler hakkında ödemezlik def'i kullanılamaz... Ödemezlik def'inin dayandığı temel düşünce, taraflardan her birinin karşı taraftan olan alacağıdır. Bu nedenle ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için, her şeyden önce karşı alacağın geçerli olarak doğması, sonra da varlığını devam ettirmesi, henüz sona ermemiş olması gerekir... Ödemezlik def'i sözleşmeden doğan her iki edimin de muaccel olmasını gerektirir. Borçlardan biri muaccel değilse, bunun alacaklısı ödemezlik def'ini ileri süremez (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2096 2098, 2100). Dava konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde; temlik edenin asli edimi güvenlik hizmeti vermek, davalının asli edimi ise hizmet bedelini ödemektir. Somut olayda 3.madde koşullarının sağlandığına ancak davacı tarafça bedelin ödenmediğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca hizmet bedelinin ödenmesi 3.maddenin yerine getirilmesi koşuluna bağlanmadığı gibi aksine hizmet bedelinin 3.maddede belirtilen zamandan daha önce fatura tanzim tarihlerini müteakip 15 gün içerisinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. İmzalanan sözleşmede ve fesih protokolünde yüklenici tarafından işçilerin alacakları ödenmediği sürece, işverenin hizmet bedelini ödemeyeceği yönünde bir düzenleme yer almamaktadır. Ayrıca dava dışı işçilerin, davalı İşverene yönelttikleri bir talebin olduğu da iddia edilmemektedir. Diğer bir husus ise protokoller 30/06/2016 tarihinde düzenlenmiş ancak takibe dayanak yapılan "Mutabakat Mektubu" 03/07/2018 tarihinde imzalanmıştır. Mutabakat mektubu ile tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde tespit edilen hesap bakiyesi ise uyumludur. Bu durumda, davalının davacıya takibe konu edilen bedel kadar borçlu olduğu tespit edildiğinden, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır...." şeklindedir Esasen, Mahkememizin işbu dava hakkındaki yukarıdaki kabulü ve gerekçesi, İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin, Daire uygulamaları çerçevesinde benimsenmiş ve kabul edilmiştir. Ayrıca ve önemle vurgulamak gerekir ki, işçiler tarafından İş Mahkemesinde açılan alacak davalarında verilen kararların (mahkememizce bekletici mesele yapılmıştır) istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, akabinde ilamlı icra takibi yapıldığı, ancak dava dışı (tüm) işçilerin vekili ile davacı şirket arasında 09/03/2023 tarihli Sulh Protokolünün düzenlendiği, anılan Sulh Protokolü 2/a.maddesi uyarınca dava dışı işçilerin tamamının işçilik alacaklarının davacı şirket tarafından ödendiği, işçiler tarafından davacının gayrikabili rücu olmak üzere ibra edildiği, protokol uyarınca ödemelere yönelik dekontların dahi dosyaya sunulduğu, yine protokol uyarınca dava dışı (tüm) işçilerin vekili tarafından icra dosyalarına haricen tahsil bildirimlerinin yapıldığı, bu itibarla dava dışı işçilerin artık işçilik alacağından kaynaklanan herhangi bir haklarının kalmadığı, tüm hak ve alacaklarının davacı şirket tarafından ödendiği, davalı tarafından yapılan hiçbir ödemenin de bulunmadığı, nitekim anılan Protokol ve haricen tahsil bildirimi uyarınca artık davalının bir ödeme yapmasına lüzum kalmadığı tespit edilmiş olup, davalının bu yönden de artık davacının bakiye cari hesap alacağını ödemekten kaçınması mümkün görülmemiştir. Mahkememizce, bakiye cari hesap alacağının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali bilirkişi 03/09/2024 tarihli raporunda, hem davacının hem de davalının ticari defterleri karşılaştırıldığında davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 54.730,57 TL alacaklı olduğu, tarafların defterlerinin birbirini doğruladığı ve bakiye cari hesap alacağı için mutabık olduklarını ifade etmiştir. Bilirkişi raporuna karşı alacağın miktarı noktasında tarafların herhangi bir itirazları da yoktur. Esasen, taraflar bilirkişi raporu ile bakiye cari hesap alacağı miktarında mutabıktır. O halde, hem davacının hem de davalının icra takip tarihi itibariyle ticari defterlerinde yer alan kayıtlar uyarınca, davacının açık hesap usulü işleyen cari hesap sebebiyle davalından 54.730,57 TL alacaklı olduğu kabul edilmiş, 03/09/2024 tarihli mali bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında, davalının ödemezlik definin yerinde olmadığı, davacının özel güvenlik hizmeti kapsamında sözleşmedeki edimini yerine getirdiği, tarafların bakiye cari hesap alacağının varlığı noktasında mutabık olduğu ve aralarında herhangi bir ihtilaf olmadığı, dolayısıyla davalının aldığı hizmetin bedelini ödemek zorunda olduğu anlaşılmakla mahkememizce hükme esas alınan 03/09/2024 tarihli mali bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davalının ... 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 54.730,57 TL asıl alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ayrıca alacağın faturalar ile açık hesap usulü işleyen cari hesaba dayanması, bu çerçevede takibe konu alacağın likit ve muayyen olması sebebiyle yasal koşulları oluştuğundan 2004 s. İİK 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına da karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: (Gerekçesi ve Ayrıntısı Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 1-Davalının ... 24. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin 54.730,57 TL Asıl Alacak üzerinden takip talebinde gösterilen şartlarla DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın (54.730,57 TL) %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Kabul edilen dava değeri (54.730,57 TL) üzerinden alınması gereken 3.738,64 TL harçtan başlangıçta peşin alınan 667,78 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 3,070,86 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 667,78 TL peşin harç, 333,00 TL posta ve tebligat masrafı ile 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.000,78 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.950,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (54.730,57 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/1. maddesi uyarınca maktudan az olmamak koşulu ile belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (560,82 TL) üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' nin 13/2. maddesi uyarınca hükmedilecek vekalet ücretinin reddedilen dava miktarını geçmemek koşulu ile belirlenen 560,82 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ancak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/280, K. 2024/876, T. 11.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-280-e-2024-876-k-37cd1a8268c7