İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/991 E. 2024/833 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/991
- Karar No
- 2024/833
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/991 KARAR NO : 2024/833 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/11/2017 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 03.10.2013 günü saat 23.10 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile ...Caddesi bölünmüş tek yönlü yol üzeri ... önünden seyri sırasında önünde aynı istikamete ilerlemekte olan davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobile arkadan çarparak bu otomobilin direksiyon hâkimiyetini kaybettirip orta refüjü aşarak karşı yol bölümüne geçmesiyle bu yolun orta şeridinde, seyir halinde olan dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile kafa kafaya çarpışmaları neticesi birden fazla kişinin yaralanmasına, ayrıca araçlarda hasarın oluşmasına sebebiyet verdiği trafik kazası olayı meydana geldiğini, davalı sürücü ...'nın olay yerini terk ettiğini, ... kazada ağır yaralanmış olup iki kalçasında kırık meydana gelmiş, yatalak bir vaziyette tedavisi devam ederken, bakıma muhtaç hale gelmesinin de verdiği üzüntünün etkisi ile 24.01.2014 tarihinde kalp krizi sonucu vefat ettiğini, diğer davacılardan ..., ... ve ...'ın yaralandığını, müvekkili ...’ın kazanın etkisi ile burnu kırılmış, alnından ve burnundan yaralanmış olup, sol dizinde darbeye bağlı kırık oluştuğunu, ödem, kireçlenme, sağ bacakta cam kırıklarının batmasından dolayı enfeksiyon sonucunda, tedavi sürecinin halen devam ettiğini, kaza dolayısı ile yapılan tedaviye ilişkin giderler karşılığı 5.000,00 -TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, tedavi döneminde meydana gelen gelir kaybı dolayısı ile hastanede veya evinde yattığı, tedavi gördüğü süreç içerisinde çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirler karşılığında 5.000,00 TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiğini, iş göremezlik tazminatın yüzündeki sabit iz ve sol dizindeki kalıcı hasardan dolayı maluliyeti nedeni ile 5.000,00 -TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiğini, müvekkil ... omuzundan yaralandığını, iyileşme dönemi yaklaşık iki ay sürmüş olmakla, kendisine ait iş yerinde çalışamadığını, ayrıca kazada yaralanan eşi ... oğlu ... ve annesi ...’ın tedavileri ile ilgilenmek zorunda kaldığı için iyileştikten sonra yaklaşık altı ay işine devam edemediğini, tedavi giderleri kaza dolayısı ile yapılan tedaviye ilişkin giderler karşılığında 1.000,00 TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikle maddi tazminat talep ettiklerini, tedavi döneminde meydana gelen gelir kaybı kaza dolayısı ile hastanede veya evinde yattığı, tedavi gördüğü süreç içerisinde çalışamadığı için mahrum kaldığı gelirler karşılığında 5.000.00 -TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, müvekkili ...'ın kafasından yaralanmış olup, kafatası çökmüş olmakla ... SGK Hastanesinde beyin ameliyatı geçirerek taburcu olduktan sonra yaklaşık altı ay kafasını bir yere çarpmaması için gözetim altında tutulduğunu, otizm tedavisi görmekte iken kaza sonrası otizm tedavisi aksamış ve gerileme olduğunu, geçirdiği operasyonlara rağmen kafatasındaki hasarın tam olarak giderilemediğini, maluliyetinin söz konusu olduğu, kaza dolayısı ile yapılan tedaviye ilişkin giderler karşılığında 5.000,00 -TL'nin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, tedavi döneminde meydana gelen gelir kaybı; kaza dolayısı ile ekonomik geleceği sarsılmış olduğundan, hayatının geri kalan kısmında hayatını idame ettirebilmek için başkalarının desteğine ihtiyaç duyacağından mahrum kaldığı kalacağı gelirler karşılığında 5.000.00-TL için fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, iş göremezlik tazminatı yönünden kafatasındaki hasar tam olarak giderilememiş olduğundan kazada aldığı darbe sonucu oluşan maluliyeti nedeni ile 5.000.00-TL'nin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi iie birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, müvekkillerin murisi müteveffa ..., kazada ağır yaralanmış olup her iki kalçasında kırık meydana gelmekle yatalak bir vaziyette tedavisi devam ederken bakıma muhtaç hale gelmesinin de verdiği üzüntünün etkisi ile 24.01.2014 tarihinde kalp krizi sonucu vefat ettiğini, vefatından sonra geriye mirasçı olarak davacılardan ..., ..., ..., ..., ..., ...'ün kaldığı, müteveffanın davacı müvekkil ...’ın yanında ikamet etmekte olup emeği ve geliri ile ona destek olmakta iken vefatı ile davacı ...'ın destekten yoksun kaldığını, destekten yoksun kalan davacı ... lehine 1.000.00-TL'nin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, cenaze ve defin giderleri müteveffanın vefatından sonra cenazesi ...’ye nakledilerek orada defnedildiğini, cenaze defin masrafları sebebi ile mirasçısı olan davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... lehine 3.000.00 -TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, tedavi giderleri ve diğer masraflar vefat edenin, vefatı anına kadar yapılan tedavi giderleri ve diğer masraflar karşılığında mirasçısı olan davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... lehine 5.000.00 -TL fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte maddi tazminat talep ettiklerini, burada ise kazada annesi / anneannesi vefat eden diğer mirasçı davacılardan ... yönünden 20.000,00-TL manevi tazminatın, ... yönünden 20.000,00-TL manevi tazminatın, ... yönünden 20.000,00 -TL manevi tazminatın ... yönünden 10.000.00 -TL manevi tazminatın, ... yönünden 10.000,00 -TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faizi ile birlikte manevi tazminat talep ettiklerini, talep edilen toplam 270.000.00 TL tazminatın sigorta poliçesinde teminat dışında kaldığı için davalı ... şirketi dışındaki davalılardan müteselsilen tahsilini karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş.vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç, sigortacı şirket tarafından tanzim edilen,... vadeli ... poliçe numaralı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacılardan ...'ın mevcut bedensel ve zihinsel arazları ile 03.10.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazası arasında illiyet/nedensellik bağının bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan medikal eskper incelemesinde illiyet bağının mevcut olmadığını, davacının maluliyeti ile kaza arasında bir illiyet bağının olmaması nedeniyle müvekkil şirketin bir sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, yine davacılardan ...'ta da kaza nedeniyle sürekli sakatlık oluşmadığını, bu nedenle davanın bu yönüyle de reddi gerektiğini, davacılardan ...'ın ise 08.05.2015 tarihli feragatname ile müvekkil şirketten bedeni zararları ile ilgili herhangi bir talepte bulunmayacağını taahhüt etmiş, 03.10.2013 tarihli kaza nedeniyle müvekkilden herhangi bir hak ve alacağı olmadığını, haklarından tümüyle feragat ettiğini, bu feragatname uyarınca ... yönünden de davanın reddinin gerektiğini, ...'ın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının da talep edildiğini, ancak müteveffa kazadan üç ay sonra kaza ile illiyeti olmayan bir kalp krizi sonucu vefat ettiğini, bu nedenle meydana gelen zararla sigortalı aracın karıştığı kaza arasında illiyet bağı olmadığından davanın reddine karar verilmesini, zorunlu mali mesuliyet sigortası meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiğini, ayrıca, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davaya konu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, diğer yandan, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespiti halinde ortaya çıkan zarardan kaynaklanan tazminatın hesaplanması için dosyanın aktüer siciline kayıtlı aktüerya uzmanına gönderilmesini talep ettiklerini, ancak önemle belirtelim ki söz konusu hesaplama yapılırken 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren genel şartlar gereğince KTK m.90'daki kriterlere uygun hareket edildiğini, davacılar Sosyal Güvenlik Kurumundan ölüm/cenaze masrafı, geçici iş göremezlik ödeneği, tedavi gideri ya da peşin sermaye değeri almış ise, bu Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının kendi özel kanunlarına göre müvekkil şirket ... Sigortaya rücu imkanının doğduğunu, ... Sigortanın davacıların dışında Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının da aynı kazadan dolayı aynı rücu talepleriyle karşı karşıya kalmaması için bu konudaki araştırmaların re'sen yapılması gerektiğini, bu çerçevede SGK'den rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığını alınmış ise bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesini, müvekkili şirket KTK uyarınca sigortalının haklarına halef olduğundan; sigortalı aracın ticari olmaması karşısında, ticari faiz taleplerinin de reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; somut olayda davalı müvekkil ... ile dava dışı ortağı ...ile ilgili ticari ortaklığını sona erdirdiğini, üzerine kayıtlı olan ve kazaya karışan aracını ...isimli ortağına satış suretiyle devretmek amacıyla güvenmesinden dolayı teslim etmiş satış-işlemleri yapılmadan önce eski ortak ...'ün ,müvekkil adına kayıtlı aracı sözleşme karşılığı "..." adlı oto kiralama şirketine kiraya vermiş olduğunu, işleten kavramı “araç maliki’nden daha geniş bir statüyü ifade ettiği, Karayolları Trafik Kanununun 3. maddesinde “işleten” şu şekilde tarif edildiğini, madde 3: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehini gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” hükmü gereği davalının sorumluluğu olmadığını, somut olayda eski ortağa devredilmek amacıyla terk edilen otomobilin, eski ortak tarafından kiraya verilmesi ve kiralayan şirketin yeddinde kazanın oluşması söz konusu olduğundan, işleten sıfatının malik görünen müvekkile değil, eski ortak dava dışı ... ve "..." ait olduğundan hasım gösterilmesi gereken davalıların davaya dahli gerektiğini, bu açıdan da müvekkilin herhangi bir çıkarı olmadan şeklen malik göründüğü aracın yaptığı kazadan sorumlu tutulmaması gerektiği gözetilerek davanın reddini, kaza sonucu talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarları ve tazminat talep eden kişilerin kaza ile alakalarının ne olduğunun belli olmadığı gözetildiğinde davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ise inkar eden konumundadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kısmi olarak açılan tazminat davasında davacıların dava dilekçesine ve akabinde ıslah dilekçelerine konu olan talepleri karşısında taraflara atfedilen kusurun ne olduğu, buna göre her bir davacı yönünden dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi içeriğinde yer alan vakıalar karşısında talep olunan maddi tazminata dair alacak kalemleri ile talep olunan manevi tazminat taleplerinin kabulünün gerekip gerekmediği, buna göre ne kadar sorumlu oldukları, kabulü gerekmekte ise hangi tarihten itibaren ve hangi faiz türünün uygulanması gerektiği, yargılama aşamasında zamanaşımı savunmasını ileri süren davalıların zamanaşımı defilerinin kabulünün gerekip gerekmediği, davalı ...'ın aracı sürekli kiraya veren ve en önemlisi işleten kişi olmadığı yönündeki savunmasının kabulünün gerekip gerekmediği, muris ...'ın vefat etmesine dayalı olarak ve ... mirasçılarının ileri sürdüğü maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulü açısından meydana gelen trafik kazası ile muris ...'ın vefat etmesi arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, buna göre vefata dayalı tazminat talep edilemeyeceği, vefat etmeye bağlı olmayan ve muris ...'ın sağlığında yapmış olduğu tedavi ve yol giderlerinin mirasçılar tarafından talep edilip edilemeyeceği, sonuç olarak hangi davacının hangi tutarda hangi maddi tazminat alacak kalemini ve manevi tazminat alacak kalemini hangi davalıdan ve tutarlarda talep etmesi edebileceği noktalarında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki yargılama aşamasında alınan raporlar üzerine ıslah dilekçesi sunulmuş olup, ıslah dilekçesinin davalı ... şirketine ve davalı ...'a tebliğ olunması sonrası adı geçen davalılar vekili tarafından ve süresi içinde zamanaşımı definin ileri sürüldüğü ise açıktır. Bu konu üzerinde de ayrıca durulmalıdır. Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK m.109/f.1 hükmünde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı Kanunun m.109/f.2 hükmünde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davaya konu trafik kazası 03/10/2013 günü gerçekleşmiş, dava 23/10/2023 tarihinde ıslah edilmiş, esasen ıslah harcı 23/10/2023'de yatırılmış, davalı ... şirketi ve davalı ... vekilince zamanaşımı def'i itirazında bulunulmuştur. Dava kısmi dava olarak 6100 sayılı HMK döneminde açılmıştır. Dava dilekçesinde ise, Yargıtay 17.HD'nin dahi yerleşik uygulamalarında da kabul olunduğu üzere belirsiz alacak davası açılmış olduğu belirtilmemiştir. Nitekim davacılar vekili sadece fazlaya dair hakları saklı tutularak kısmi dava açılmıştır. Kısmi davada zamanaşımı talep edilen miktar yönünden kesilir. Olay tarihi itibariyle birden fazla kişinin yaralandığı ise kesin ve açıktır. Her ne kadar dava dilekçesinde dayanılan ölüm olayının varlığı iddia olunmuş ise de bu olayın varlığını en geniş şekilde araştıran, hükme bağlayan ... 9.Ağır Ceza Mahkemesinin ...E. ...K.sayılı ilamında ve ilgili dava dosyasında davacıların mirasçısı olduğunu belirtmiş oldukları ...'ın ölüm sebebinin bilinemediği, murisin araç içindeki yaralanması ile vefat etmesi arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda kesin değerlendirme yapılamadığı, hatta bu nedenle sanığın suçunun sadece "taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına sebep olma" suçunu oluşturduğu, iddianamede belirtildiği üzere müsnet suçun "ölüme yol açmak" ile bir ilgisinin mevcut olmadığı, esasen hükmün dahi bu şekilde ve şeklen kesinleştiği açıktır. Ceza mahkemesinin kesinleşen ilamı karşısında uygulanması gereken zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK m.89 ve m.66/1-e gereği sekiz yıldır. Buna mukabil yukarıda anılan hüküm dikkate alındığında ise normal zamanaşımı süresi ise iki yıldır. Olay 2013 yılı olup, dava 2017 tarihi itibariyle açılmıştır. Buna göre sekiz yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı, dava dilekçesindeki tüm taleplerin süresi içinde ileri sürüldüğü açıktır. Ancak dava dilekçesi kısmı dava olarak açılmıştır. Bununla birlikte burada davacıların daha lehine olan on yıllık sürenin uygulanması gerektiği ayrıca mahkememizce takdir olunmuştur. Zira "Ceza davası zamanaşımı süresinin amacı gözetildiğinde, daha uzun olmak şartıyla bu sürenin hem iki yıllık nispi hemde on yıllık mutlak zamanaşımı süresi açısından uygulanması gerekir. On yıldan fazla ceza davası zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu bir durumda artık nispi ve mutlak zamanaşımı süresi dikkate alınmayacaktır. Bu durumda ceza davası zamanaşımı süresi hem iki yıllık nispi zamanaşımı süresinin hem de on yıllık mutlak zamanaşımı süresinin yerini alacak, tazminat davası en geç bu sürenin sonuna kadar açılabilecektir. Öte yandan ceza davası zamanaşımı süresi iki yıllık nispi zamanaşımı süresinden uzun ancak on yıllık mutlak zamanaşımı süresinden kısa ise bu durumda sadece nispi zamanaşımı süresinin yerine uygulanma imkanına sahip olacaktır. (Tekinay/Akman Burcuoğlu/Altop, s. 725.). Zarar gören, zarar ve faili ne zaman öğrenmiş olursa olsun on yıllık mutlak zamanaşımı süresinin geçmemiş olması şartıyla ceza davası zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecektir. Bununla birlikte ceza davası zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi zarar gören on yıllık mutlak zamanaşımı süresi içerisinde zarar ve faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan iki yıllık nispi zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecektir." (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararı) Buna göre somut olayda, mahkememizce yapılan değerlendirmeler sonucunda iki yıllık normal zamanaşımının dava öncesi dolduğu, on yıllık zamanaşımı süresi uygulandığı kabul olunduğunda bile davacıların ıslah dilekçesini en geç 03/10/2023 tarihine kadar sunması gerektiği açıktır. Ne var ki ıslah dilekçesinin sunulduğu, esasen ıslah harcının yattığı tarih 23/10/2023 tarihidir. Bu şartlarda adı geçen ıslah dilekçesi ile arttırılan rakamlar yönünden davalı ... şirketi ve davalı ...'ın süresi içinde zamanaşımı defini ileri sürmeleri nedeniyle ıslah dilekçesindeki bu rakamlardan sorumlu tutulamayacakları değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu miktarlar yönünden bu davalılar zamanaşımı nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri mümkün değildir. Bir başka deyişle adı geçen davalılar sadece dava dilekçesinde talep olunan ve ispatlanan miktarlar ile sınırlı olarak sorumlu olabilecektir. Yargılama aşamasında tarafların mali sosyal durumları araştırılmış olup ayrıca tazminat davasına esas trafik kazasında gerek ceza mahkemesinin kesinleşen ilam içeriği ve gerekse mahkememizce atanan İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi bilirkişinin 22/06/2022 tarihli rapor içeriği dikkate alındığında davalı sürücü ...'nın %100 oranında asli ve tamamen kusurlu olduğu, bu itibarla ceza mahkemesi dosyası ile mahkememizce atanan bilirkişi raporunun birbiriyle uyumlu olduğu açıktır. Her ne kadar yaralanma olayı ile ilgili davacılar ... ve ...'ın emniyet kemerleri takmadığı savunması nedeniyle müterafik kusurlu olduğu, kusur raporunda belirtilmiş olsa da bu durum ancak ve sadece şartları oluştuğu takdirde tazminat miktarlarında bir indirim nedeni sadece teşkil edebilecektir. Bu arada yeri gelmişken ifade etmek gerekir ki yargılama aşamasında bu konuyla ilgili dahi tahkikat icra olunmuştur. Ne var ki bu noktada rapor sunan ATK Başkanlığının 03/04/2024 tarihli ve ayrıntılı raporunda, adı geçen her iki davacı yönünden yapılan tıbbi incelemede emniyet kemeri takılı olsa dahi bu şekilde bir yaralanmanın oluşacağı, travmaya maruz kalabileceği, dolayısıyla bu hususun zararın doğmasına veya artmasına olan etkisi hususunda tıbben bir kesin ayrım yapılmasının mümkün olmadığı gerekçeli ve denetime elverişli şekilde ifade olunmuştur. Bu nedenle adı geçen davacıların talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat kalemleriyle ilgili hükmolunacak rakamlarda herhangi bir müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. Kesinleşen ceza mahkemesi kararı, ayrıca mahkememizce atanan İTÜ'den akademisyen bilirkişi raporu ile dahi uyumludur. Zaten kazanın oluş şekli ve KTK, ilgili Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında aksi düşünülemez. Böylece davacılara atfedilecek bir kusur yoktur. O halde hüküm fıkrasına uygun tek tek değerlendirme yapılmalıdır. Davacıların murisi ... trafik kazası sonucunda yaralanmıştır. Ancak maddi vakıayı en geniş şekilde araştıran ve hükme bağlayan ceza mahkemesi ilamında dahi, murisin vefatı ile trafik kazası arasında herhangi bir nedensellik bağı bulunduğu yapılan tahkikata rağmen tespit edilememiştir. Bu durumda ve öncelikle belirtmek gerekir ki ...'ın "vefat etmesine dayalı" olarak ...'ın, murisinin vefat etmesine dayalı destekten yoksun kalma tazminat talebi sübut bulmadığı gibi yine davacı mirasçılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden ayrı ayrı talep olunduğu açıklanan cenaze ve defin giderleri sübut bulmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bir başka deyişle trafik kazasına bağlı olarak ölümün varlığı ispatlanamadığından bu ölüme bağlı alacak kalemleri de talep olunamaz. Yine davacı olan ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ...'ün tüm davalılar aleyhine açtığı davadaki dava dilekçesinde geçici iş göremezlik talebi olmadığından ve ıslah dahi edilemeyeceğinden bu taleplerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekir. Zira dilekçe verilmesi aşamasında bu yönde bir talep bulunmamaktadır. Zaten Yargıtay uygulamasında da bu tip taleplerin dilekçenin verilme aşamasında ileri sürülmemesi nedeni ile ıslaha dahi konu edilemeyeceği, bu nedenle bu tip taleplerle ilgili karar verilmesine dair yer olmadığı benimsenmektedir. (Yargıtay 17.HD ...E....K.sayılı kararı ve bu uygulamayı benimseyen İstanbul BAM ve mahkememiz uygulaması) Davacıların murisi ...'ın "vefat etmesine dayalı" mirasçıların ayrıca manevi tazminat talepleri mevcuttur. Ne var ki ...'ın vefat etmesine dayalı ..., ..., ..., ..., ..., ...'ün bu nedene dayalı manevi tazminat talepleri dahi açıklanan gerekçeler karşısında sübut bulmamıştır. Bir başka deyişle murisin vefat etmesi ile davalılara atfedilen trafik kazası arasında uygun nedensellik bağının varlığı, kesinleşen ceza dosyası içeriğine göre ispatlanamamıştır. Zaten aksine bir delil durumu dahi mevcut değildir. Hal böyle olunca dava dilekçesine konu edilen diğer alacak kalemleri ile ilgili davacılar yönünden ayrıca değerlendirme yapılması gerekmekte olup bu noktada değişik nedenlerle davacıların tedavi giderine yönelik talepleri bulunmaktadır. Özellikle somut olayda açıklandığı üzere tazminat talepleri trafik kazasından kaynaklanmaktadır. 6111 sayılı Kanun'un 59. Maddesi ile KTK 98. Maddesinde yapılan değişiklik ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumludur. Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, açıklanan madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden ve Kanun kapsamında olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. Buna göre her bir davacının değişik nedenlerle talep etmiş olduğu tedavi giderleriyle ilgili olarak davalıların sorumlu olduğu tedavi giderlerinin hesaplanması zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk çerçevesinde mahkememizce atanan doktor bilirkişi 17/10/2021 tarihli raporunda davacı ..., ..., ... ve ... yönünden belgeli tedavi giderleri, belgesiz tedavi giderleri ve buna bağlı olarak yol tedavi giderleri hesaplanmıştır. Ancak söz konusu rapora yönelik itiraz karşısında yeniden ek rapor sunan doktor bilirkişi yeniden sunduğu 09/05/2022 tarihli raporda kök raporda yapmış olduğu hesaplama ve varılan sonuçtan farklı bir görüş açıklamamıştır. Bu suretle Yargıtay 17.HD'nin uygulaması çerçevesinde konusunda uzman doktor bilirkişiden, gerekli tüm tedavi evraklarının dosyaya kazandırılması sonrası mevcut yaralanma ve maluliyet durumları dahi dikkate alınarak tedavi giderleri konusunda ayrıntılı gerekçeli ve denetime elverişli açık rapor alınmış, davacılar tarafından talep olunan tedavi giderlerinden 2918 sayılı Yasanın m.98 hükmü ve Yönetmelik kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi sağlanmıştır. Tedavi giderlerinden açıklanan yasal mevzuat hükümleri gereği Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı rakamlar dışında kalan ve belgesiz nitelikteki tedavi giderleri saptanmıştır. Esasen doktor bilirkişinin sunmuş olduğu ek raporlara itibar edilmesine engel gerekçeli bir itiraz olmadığı gibi hesaplama yöntemi Yargıtay 4.HD'nin (Kapatılan 17.HD) kararlarına da uygundur. Böylelikle tedavi giderlerine ilişkin faturaların yaralanma oluştuğu iddia olunan kişilerin yaralanmasıyla ilgili tıbbi açıdan nedensellik bağının bulunduğu, verilen tedavi hizmeti ile uyumlu olarak giderlerin yapıldığı, yine SUT kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle kaza ile nedensellik bağı bulunan ve 6111 sayılı Yasa kapsamında bulunan tüm belgesiz tedavi giderleri hesaplandığı tespit olunmuştur. Davacıların talep etmiş olduğu alacak kalemleri karşısında görevlendirilen hesap bilirkişisinin sunmuş olduğu 27/03/2023 tarihli raporunda ise her bir davacının talep etmiş olduğu rakamlar ile ilgili tek tek inceleme yapmıştır. Hesap bilirkişisinin münferiden hazırlamış olduğu 27/03/2023 tarihli raporunda, murisin ölümüyle davalı sürücünün sebep olduğu trafik kazası arasında nedensellik bağı kurulamadığı, yine bu nedenle dahi murisin vefatına dayalı olarak defin ve cenaze giderinin talep olunması koşulunun oluşmadığı, aksi kanaat var ise miktarın 2.500,00 TL olarak tespit olunduğu, murisin ölüm tarihine kadar olan belgesiz tedavi giderlerinden dolayı ise mirasçıların miras payı oranında hak sahibi olduğu, yine murisin geçici iş göremezlik kalemiyle ilgili ise dava dilekçesinde talep olup olmadığı anlaşılamamakla birlikte hesap yapıldığı, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle ise toplam 382,36 TL tutarında geçici iş göremezlik giderinin hesaplandığı, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle ise 1.229,02 TL geçici iş göremezlik giderinin hesaplandığı, maluliyetinin ise bulunmadığı, ancak doktor bilirkişi raporunda bulunduğu üzere belgesiz tedavi ve yol giderinin 5.000,00 TL olduğu tek tek hesaplanmıştır. Davacı ...'ın ise yaşı nedeniyle geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, ancak hesaplandığı üzere belgesiz tedavi giderinin mevcut olduğu tek tek bildirilmiştir. Bu arada talep ettikleri tazminatlar nedeniyle davacı ... ve ... yönünden ATK Başkanlığınca ayrı ayrı 25/09/2020 tarihli raporlar hazırlanmıştır. Ayrıntılı olarak hazırlanan rapor içeriklerinde ise davacı ...'ın iyileşme süresinin dokuz aya kadar uzayabileceği, davacı ... yönünden ise iyileşme süresinin bir buçuk ay olduğu, bu hususun 03/04/2024 tarihli raporda açılandığı, buna mukabil ise ... yönünden hazırlanan 12/06/2020 tarihli raporda ise bu davacının iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren iki hafta olduğu gerekçeli ve ayrıntılı şekilde mütalaa olunmuştur. Bu suretle yaralandığını iddia edilen kişiler yönünden yaralanmanın mahiyeti, yaralanmanın geçici ya da kalıcı mı olduğu, maluliyet oluşmuş ise maluliyet oranı, iyileşme süresi konularında ATK tarafından ayrıntılı şekilde inceleme yapılmış, bu yöne ilişkin tahkikat tam ve eksiksiz şekilde olmuştur. Ancak daha önemlisi bu noktada raporu sunan ATK, yine olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre raporunu usule uygun şekilde hazırlamıştır. Hesap bilirkişisinin sunmuş olduğu ve yukarıda açıklanan raporda dahi irdelendiği üzere davacıların miras bırakanı olan ...'ın vefat etmesine rağmen trafik kazasıyla nedensellik bağı içinde olduğu anlaşılamayan vefat karşısında davacı ...'ın destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddolunması zorunludur. Kaldı ki davacı ... yetişkin, iş sahibi ve ehil kişi konumundadır. Yargıtay 4.HD'nin yerleşik kararları dahi gözetildiğinde murisin ise davacı ...'a destek olabilmesinin şartları mevcut değildir. Bu nedenle bu davacının talep ettiği destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddolunması gerekmektedir. Yine ...'ın vefatı ile trafik kazası arasından nedensellik bağı olmadığından dolayı trafik kazasına ve akabinde buna bağlı gerçekleşecek vefat nedeniyle dahi bu kalem alacak talep edilemez. Diğer yandan miras bırakan ...'ın vefat etmeden önce belgesiz nitelikte tedavi giderleri nedeniyle masraf yaptığı doktor bilirkişi raporu ile dahi saptanmıştır. Bu rakam tedavi + yol gideri olmak üzere toplam 23.000,00 TL'dir. Böylelikle miras bırakanın vefat etmeden önce bu yöne ilişkin hakkı doğmuştur. Mirasçılar, vefat ile birlikte terekede yer alan bu hakkı ise mirasçı sıfatıyla talep edebileceklerdir. Mahkememizce dava dosyamızda bulunan mirasçılık belgesine göre yapılan hesaplamada ve miras hisselerine göre ... için 4.600-TL, ... için 4.600-TL, ... için 4.600-TL, ... için 4.600-TL, ... için 1.725-TL, ... için 1.725-TL olmak üzere (davacı olmayan Davut AKYÜZ hissesine isabet eden 1.150 olup davacı olmadığından hüküm fıkrasında gösterilmemiştir.) olmak üzere açıklanan tedavi+yol gider miktarları tespit olunmuştur. Diğer davacı ...'ın mevcut yaralanmanın şekli ve tedavi evrakları dikkate alındığında ise belgesiz nitelikte ve davalılardan talep edebileceği bir tedavi giderinin varlığı saptanamamıştır. Buna mukabil ATK ve hesap bilirkişisi raporuna göre davacı ...'ın 382,36TL tutarında olmak üzere geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceği mahkememizce kabul olunmuştur. Esasen ATK raporuna göre davacı ...'ın maluliyetine ilişkin saptanmış bir durumu ise bulunmamakta olup yapmış olduğu meslek ve esas alınan aylık kazanç miktarları karşısında bu miktarlara itibar etmeyen engel bir hal ise bulunmamaktadır. Diğer yandan bu rakamlardan başkaca düşüm yapılmasını gerektiren bir neden ise saptanamamıştır. Diğer davacı ...'ın mevcut yaralanmanın şekli ve tedavi evrakları dikkate alındığında ise belgesiz nitelikte ve davalılardan talep edebileceği bir tedavi + yol gideri 5.000,00 TL'dir. Bu noktada alınan bilirkişi ek raporu ise gerekçeli ve Yargıtay uygulamasına uygun içerik taşımaktadır. Yine davacı ...'ın ATK ve hesap bilirkişisi raporuna göre 1.229,02 TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceği mahkememizce kabul olunmuştur. Esasen ATK raporuna göre davacı ...'ın yaralanma durumu, iyileşme süresi ve esas alınan aylık kazanç miktarı dikkate alındığında hesap bilirkişisinin tespit ettiği bu miktara itibar etmeye engel bir hal bulunmamaktadır. Diğer davacı ...'ın mevcut yaralanmanın şekli ve tedavi evrakları dikkate alındığında ise belgesiz nitelikte ve yukarıda açıklanan zamanaşımı karşısında davalılardan talep edebileceği bir tedavi + yol gideri 5.000,00 TL'dir. Bu noktada alınan bilirkişi ek raporu ise gerekçeli ve Yargıtay uygulamasına uygun içerik taşımaktadır. Yine davacı ...'ın ATK ve hesap bilirkişisi raporuna göre geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatı talep etmiştir. Ne var ki adı geçenin kaza tarihi itibariyle üç yaşında olduğu açıktır. Yargıtay uygulaması dahi gözetildiğinde kaza tarihinde gelir getiren bir işte çalışması beklenebilir değildir. Bu şartlarda davacının geçici iş göremezlik tazminat talebi mümkün olmadığı gibi kazaya bağlı bir maluliyet durumunun dahi ispatlanamadığı gözetildiğinde sürekli iş göremezlik tazminatı dahi talep edemeyeceği mahkememizce kabul olunmuştur. Buna mukabil davacı ...'ın yaralanma şekli, uygulanan tedaviler karşısında ise tedavi + yol gideri olarak ve belgesiz nitelikte olmak üzere ise 5000-TL talep edebileceği saptanmıştır. Zira davacının iyileşme süresinin dokuz aya kadar uzayabileceği açıktır. Maluliyeti olmasa dahi esasen ATK raporuna göre davacı ...'ın yaralanma durumu, iyileşme süresi ve esas alınan aylık kazanç miktarı dikkate alındığında bu miktara itibar etmeye engel bir hal bulunmamaktadır. Mahkememizce her bir davacı yönünden tek tek açıklanan ve benimsenen miktarlar dikkate alındığında davalı ... şirketi ve davalı ... sadece ve sadece dava dilekçesinde belirtilmiş olan rakamlardan dolayı sorumludur. Zira ıslah olunan miktarlar ile ilgili adı geçen davalıların zamanaşımı defileri nedeniyle ıslah yoluyla ileri sürülen rakamlardan dolayı davalıları sorumlu kabul edebilmek mümkün değildir. Bu nedenle muris ... mirasçılarının talep etmiş oldukları tedavi + yol giderleriyle ilgili her iki davalı sadece dava dilekçesinde yazılı tutarlar kadar sorumludur. Buna mukabil davacı ...'ın geçici iş göremezlik tazminat kalemi talep olunan miktardan daha düşük olduğundan dolayı ise bu miktarın tamamından tüm davalılar sorumludur. Davacı ...'ın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu tedavi + yol gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı noktasında talep etmiş olduğu rakamlar nedeniyle bu rakamlardan dolayı ise yine tüm davalıların sorumluluğu mevcut olduğu gibi yine davacı ... yönünden dahi dava dilekçesinde davacının talep ettiği rakamdan dolayı dahi davalı ... şirketi ve davalı ... ancak 5.000,00 TL tutarında sorumlu olabilecektir. Adı geçen davacılar lehine hesaplanan miktarlar yönünden kazaya yol açan aracın ticari araç olmaması ve işin dahi ticari olmaması karşısında ancak yasal faiz talep edilebilecek olup bu noktada her bir davalı yönünden temerrüt tarihi ayrı ayrı dikkate alınmıştır. Yargıtay 4.HD'nin yerleşik uygulaması gereği "taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu nedenlerle; her bir davacı yönünden hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden sigorta şirketi dışındaki davalılar için kaza tarihinden itibaren temerrüt faiz işletilmesine karar verilmiştir. Buna mukabil davalı ... şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Buna göre davacılar ..., ... ve ...'ın sigorta şirketine başvuru tarihi 09/02/2015 olup yukarıda açıklanan sekiz iş gününün eklenmesi sonrası ise bu davalılar yönünden temerrüdün 20/02/2015 itibariyle oluştuğu, bu tarihten itibaren faiz talep edilebileceği mahkememizce benimsenmiştir. Öte yandan yargılama aşamasında alınan beyanlar ve somutlaştırılan vakıa içerikleri karşısında dava öncesi sigorta şirketine dava öncesi ve ... mirasçıları sıfatıyla ve bu mirasçılığa konu edilen haklar nedeniyle başvuru olmadığı tespit olunmuştur. Bu durum ... ve mirasçıları sıfatıyla hak talep edenler açısından ve esas alınacak temerrüt tarihi yönünden önem arz eder. Zira bu durumda ... mirasçıları sıfatıyla dava açanlar sigorta şirketinden ancak dava tarihi itibariyle faiz talep edebileceklerdir. Hükümde bu husus ayrıca ele alınmıştır. Tazminat davasına esas trafik kazası sonucunda davacıların hiçbir kusurunun bulunmadığı, kazaya yol açan sürücü ... asli ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiş, bu haliyle ceza mahkemesi kararı kesinleşmiştir. Esasen hükme esas alınan ve mahkememizce kabul olunan miktarlar karşısında bu raporlara itibar edilmesine engel, gerekçeli ve kabul edilebilir bir itirazın olmadığı, yapılan hesaplama yönteminin Yargıtay tarafından benimsenen ve yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde olduğu, raporun celbedilen kayıt ve belge içerikleri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle aksi yöndeki itirazların ise Yargıtay uygulaması dikkate alındığında dikkate alınabilmesi ise mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda davacılar vekilinin 30/11/2022 tarihli ve ıslah niteliğindeki dilekçesinin usulen dikkate alınması zorunludur. 6100 sayılı HMK m.26 hükmü uyarınca taleple bağlılık esas olduğundan bu miktardan daha fazlasının dikkate alınabilmesi ise usulen mümkün bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle açıklanan hüküm karşısında hakim, tarafların talep sonuçlarına bağlı olduğundan ondan fazlasına veya ondan başka bir şeye karar veremez. Belirtilen maddi tazminat miktarları ile ilgili davacılar vekili dava dilekçesinde aleyhine dava açmış olduğu davalılardan bu miktarın ve müteselsilen olunmasını talep etmiştir. Bununla birlikte davalılardan ... savunmasında aslında aracın kiraya verildiğini ve sorumlu olmadığını dahi savunmuştur. Yerleşik Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere "2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü mevcuttur. Ne var ki bu yönde araştırma yapılması için adı geçen davalı tarafından depo olunması gereken bilirkişi ücreti ayrıntılı olarak belirtilmiş, bu noktada davalı ... vekiline usulüne uygun olarak kesin süre dahi verilmiştir. Ancak davalı ... vekili bu noktada üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmek açısından bilirkişi ücretini depo etmemiştir. Bu suretle ara kararda da belirtildiği üzere bu delile dayanmaktan vazgeçmiştir. Zaten celbedilen ilgili kayıtlarda da bu noktada davalı lehine herhangi bir veri ve belge tespit edilememiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür. O halde davalı ... hükme esas alınan maddi ve manevi tazminat tutarlarından ıslah edilen kısım hariç işleten sıfatı ile sorumlu olup bu yöndeki savunma ise ispatlanamamıştır. Ayrıca somut olayda zaten davalı ... şirketinin teminat limitleri hükmedilen maddi tazminat tutarlarından dahi düşük konumdadır. O halde poliçeyi geçen miktar dahi olmadığından hükme esas alınan ve zamanaşımına uğramayan miktarlardan davalı ... şirketi sorumlu olup sürücü ise hükmedilen tüm miktarlardan sorumludur. Ayrıca davacıların dayanmış oldukları nedenler nedeniyle manevi tazminat talepleri bulunmaktadır. Miras bırakan ...'ın uğradığı kaza sonucu vefat etmesine dayalı olarak dava dilekçesinde gözüken davacıların manevi tazminat talepleri mevcuttur. Ancak yukarıda açıklandığı üzere adı geçen ...'ın vefat etmesiyle meydana gelen trafik kazasıyla ilgili nedensellik bağı bulunduğu ispatlanamamıştır. Bu çerçevede davacılar ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... 'ün murisleri ...'ın dava dilekçesindeki talep nedeniyle ve vefatına dayalı olacak şekilde, davalılar ... ve ... aleyhine açmış oldukları manevi tazminat talepleri sübut bulmadığından ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Öte yandan diğer davacılar ..., ..., ...'ın manevi tazminat talepleri mevcuttur. Bu durumda 6098 sayılı TBK.m.51 hükmü uyarınca davacıların talebinin değerlendirilmesi gerekir. Zira adı geçen hükümde de belirtildiği üzere "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirler." Bir başka deyişle davacılar vekilinin talebi çerçevesinde adı geçen kanun hükmünde de belirtildiği üzere kusurun ağırlığı dikkate alınarak ve mevcut dosya kapsamı çerçevesinde manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi hukuka uygun olacaktır. Yargıtay 17.HD'sinin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere "H.G.K’nın ... E, ...K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Maddede belirtilen kişilik haklarına, kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruhsal bütünlüğü gibi varlıkların tümü girmektedir. Kişinin duygu yaşantısı ve düşünce dünyası da kişisel varlıklar olup, yasa tarafından korunmuştur. Duygu yaşantısı da ruhsal uyum ve denge, ruhsal sükun, yakınlarla olan gönül bağlılığı, aile birliği kişisel varlıklardır. Manevi acılar verdirilmek yolu ile de ruhsal varlıklara saldırılmış olur. Kişisel değerlere saldırı yolu ile kişiye manevi acılar verdirmek kişinin ruhi varlığına ve sonuçta kişilik hakkına saldırıyı ortaya koyar". BK 47.madde de düzenlenen “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” hükmünden de anlaşılacağı üzere cismani zarara uğrayan kimseye manevi tazminat verilebilecektir. Doktrinde ve yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin de girdiği, bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda onun ana babası gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa bu durumda yansıma yolu ile değil doğrudan doğruya zarara maruz kalmasının söz konusu olduğu, çocuklarının yaralanması nedeniyle ana babanın manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 26.4.1995 tarih, ...E., ... K. sayılı ilamında da belirtilmiştir. " Yargıtay uygulamalarında belirtildiği üzere manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Davaya esas kaza sonucunda manevi tazminat talep eden davacıların hiçbirisine atfedilebilecek bir kusur oranı bulunmamaktadır. Davalı sürücü ise %100 kusurludur. Yine kaza sonucunda ATK raporu içeriğine göre davacı ...'ın iki hafta iş göremezlik süresi olduğu, davacı ...'ın bir buçuk ay geçici iş göremezlik raporunun bulunduğu, diğer davacı ...'ın dokuz ay iş göremezlik raporunun bulunduğu tartışmasızdır. Böylelikle davacıların farklı miktarlarda olmakla beraber mevcut trafik kazası nedeniyle bakıma ihtiyaç duyacakları farklı süreler ile bu durumdan dolayı dahi manevi üzüntü yaşaması ispat gerektirmeyen bir husustur. Her ne kadar meydana gelen trafik kazası sonucunda davacıların maluliyeti olmasa da tüm davacıların uğramış oldukları trafik kazası ve iyileşmelerinin alacağı süre doğal olarak davacılarda manevi üzüntü ve elem yaratacaktır. Öte yandan kazanın meydana geldiği tarih 2013 yılı olup, hüküm verildiği ana kadar geçen süre içinde paranın değerinde büyük oranlarda düşmeler olmakla birlikte olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların tespit olunan mali ve sosyal durumları, olayın çok eski olması, konuyla ilgili Yargıtay uygulaması gözetilerek manevi tazminat takdir olunmuştur. Buna göre davacı ... açıklanan haller dışında de ayrıca kendi yaralanmasıyla değil aynı zamanda eşinin, çocuğunun, annesinin dahi yaralanmasına bağlı olarak ve farklı nedenlerle manevi acı ve elemle karşılaştığı vakıalardan dahi dayandığından davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat takdir olunmuştur. Yine yukarıda açıklanan ölçüler çerçevesinde ve ayrıca davacı fazlalığı karşısında davacı ... için 10.000,00 TL davacı ... için 20.000,00 TL tutarında olmak üzere manevi tazminat miktarlarına hükmolunmuştur. Zaten belirtilen yaralanmaların içeriği ve olay tarihi dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminat tutarları emsal olaylardaki Yargıtay uygulaması ile dahi uyumludur. (Yargıtay 4.HD'nin ...E. ....K.sayılı, yine Yargıtay 4.HD ...E. ...K.sayılı ve benzeri kararları ve benzer kararlar ele alınmıştır) Öte yandan her bir ihtiyari dava arkadaşı olan davacının yine her bir ihtiyari dava arkadaşı olan davalılar aleyhine açmış olduğu davalar yönünden ve herhangi bir sınırlama yapılmaksızın ve kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiş ise de her bir davacının açmış olduğu maddi ve manevi tazminat davalarıyla ilgili kanun yolunun özellik arz etmesi nedeniyle açıklama yapılmasında yarar görülmüştür. Tarafların kanun yollarına başvurma aşamasında hak arama özgürlüklerinin korunabilmesi ve gereksiz yere kanun yollarına başvurmamaları açısından ilgili kanun hükümlerinin dikkate alınması gerekir. Aksi halde adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul olunan mahkemeye erişim hakkının belirsiz bir görünüm arz etmesi sonucu doğabilecektir. 6100 sayılı HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar ve değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 41. Madddesi ile de, maddede yer alan " bin beşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Hazine ve Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Öte yandan, 6763 sayılı Kanun'un 44. Maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nın 341. Maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun'un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Buna göre, Mahkememiz yönünden kesinlik sınırı, 01/01/2024 ve sonrası itibariyle (2025 takvim yılı başına kadar) 28.250 TL olarak uygulanacaktır. Buna göre her bir davacının dava dilekçesinde ve akabinde ıslah dilekçelerinde dava konusu yapmış oldukları maddi tazminat miktarları her bir davacı açısından 28.250,00 TL'nin altındadır. O halde her bir davacının dava konusu etmiş olduğu maddi tazminat miktarları dahi, karar tarihi itibariyle kesinlik sınırlı altında kalma ihtimali nedeniyle HMK m.341/f.2 hükmü, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurma sırasında dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, aynı Kanun'un 352. maddesi gereği maddi tazminat davalarında reddolunan ve kabul olunan miktarlar 28.250,00 TL altında olup bu miktarlar altındaki her bir davacının lehine hükmedilen her bir maddi tazminat tutarları istinaf incelemesine tabi olamayacağı noktasında Yargıtay 4.HD'nin uygulaması taraf vekillerince dikkate alınmalıdır. (YARGITAY 4.HD...E. ...K.sayılı kararı) Hal böyle olunca mahkememizce red veya kabul olunan maddi tazminat talepleri açısından bu durum dikkate alınmak yoluyla istinaf yoluna başvurulması, bu ilkelerin taraf vekillerince gözetilmesi yukarıda açıklanan ilkelerin ihlal olunmaması açısından bildirilmiştir. Yapılan açıklamalar karşısında her bir davacının objektif dava yığılmasına konu olan talepleri ile ilgili ve her bir davacı ve her bir davalı yönünden aşağıdaki karar oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I.MURİS ...'IN MİRASÇILARI YÖNÜNDEN; Davacı olan oğul ...'ın, murisinin vefat etmesine dayalı destekten yoksun kalma tazminat talebinin sübut bulmadığından reddine, Davacı mirasçılar ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden ayrı ayrı talep olunduğu açıklanan cenaze ve defin giderleri sübut bulmadığından reddine, Muris ... lehine hesaplanan 23.000-TL tedavi+yol gideri nedeniyle ... mirasçılarının miras hisselerine isabet oranı gözetilerek ... için 4.600-TL, ... için 4.600-TL, ... için 4.600-TL, ... için 4.600-TL, ... için 1.725-TL, ... için 1.725-TL olmak üzere (davacı olmayan...hissesine isabet eden 1.150 olup davacı olmadığından hüküm fıkrasında gösterilmemiştir.) olmak üzere açıklanan tedavi+yol gider miktarlarının davalılardan ..., ..., davalı ... şirketinden müteselsilen tahsili ile -tahsilde tekerrür olmamak üzere- her bir davacı mirasçıya belirtilen nispetlerde verilmesine, -davalı ... şirketinin ve davalı ...'ın ıslaha yönelik zamanaşımı definin kabulü karşısında sadece dava dilekçesine konu miktarlar nedeniyle ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 500-TL, ... yönünden 500-TL ile sınırlı olarak sorumludur.- Adı geçen her bir mirasçı sıfatıyla talepte bulunan davacı lehine hükmedilen bu miktarlara davalı ..., ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere, davalı ... şirketi yönünden ise mirasçı sıfatıyla davacıların dava öncesi başvurusu bulunmadığından dava tarihi olan 14/11/2017 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz işletilmesine, Davacı olan ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ...'ün tüm davalılar aleyhine açtığı davadaki dava dilekçesinde geçici iş göremezlik talebi olmadığından ve ıslah dahi edilemeyeceğinden bu taleplerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, Davacılar ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ...'ün murisleri ...'ın dava dilekçesindeki talep nedeniyle ve vefatına dayalı olacak şekilde, davalılar ... ve ... aleyhine açmış oldukları manevi tazminat talepleri sübut bulmadığından ayrı ayrı reddine, Muris ... mirasçılarının davacı sıfatıyla açtıkları davada fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine, II.DAVACI ...'IN YARALANMASI YÖNÜNDEN; Davacı ...'ın 1000-TL tedavi gideri talebi sübut bulmadığından reddine, Davacı ...'ın 382,36-TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin davalılar ... ve ..., ... Sigorta Şirketinden müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, Adı geçen davacı lehine hükmedilen miktara davalı ..., ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere, davalı ... şirketi yönünden ise daha önce asaleten başvuru yapılmakla 20/02/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davacı ...'ın kendi yaralanması nedeniyle takdir edilen 5000-TL, davacı ...'ın eşi ...'ın yaralanması nedeniyle ... lehine takdir edilen 5000-TL, ...'ın oğlu ...'ın yaralanması nedeniyle ... lehine takdir edilen 5000-TL, davacı ...'ın annesi ...'ın yaralanması nedeniyle takdir edilen 5000-TL olmak üzere ... için takdir olunan toplam 20.000-TL manevi tazminatın-tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsili ile adı geçen davacı ...'a verilmesine, Adı geçen davacı lehine hükmedilen manevi tazminatlara davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz işletilmesine, Davacı ...'ın dava dilekçesine göre annesinin vefatına dayalı manevi tazminat talebinin reddi hususunda yukarıdaki bölümde hüküm oluşturulduğundan bu bölümde yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, Davacının fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine, III.DAVACI ...'IN YARALANMASI YÖNÜNDEN; Davacı lehine hükmedilen 5000-TL tedavi+yol gideri miktarının; ayrıca 1.229,02-TL geçici iş göremezlik tazminat miktarının davalılar ... ve ..., ... Sigorta Şirketi- sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur.- müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, Adı geçen davacı lehine hükmedilen miktara davalı ... ve ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere, davalı ... şirketi yönünden ise daha önce asaleten başvuru yapılmakla 20/02/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davacı ...'ın kendi yaralanması nedeniyle talep edilen manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000-TL manevi tazminatın davalılar ..., ...'dan müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, Adı geçen davacı lehine hükmedilen manevi tazminata davalı ... ve ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz işletilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, IV.DAVACI ...'IN YARALANMASI YÖNÜNDEN; Davacı lehine hükmedilen 5000-TL tedavi+yol gideri miktarının davalılar ... ve ..., ... Sigorta Şirketi- sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur.- müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, Adı geçen davacı lehine hükmedilen miktara davalı ..., ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere, davalı ... şirketi yönünden ise daha önce asaleten başvuru yapılmakla 20/02/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davacı lehine hükmedilen 5000-TL geçici iş göremezlik tazminat miktarı ile 5000-TL kalıcı iş gücü kaybı tazminat talepleri sübut bulmadığından ayrı ayrı reddine, Davacı ...'ın kendi yaralanması nedeniyle talep edilen manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000-TL manevi tazminatın davalılar ..., ...'dan müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, Adı geçen davacı lehine hükmedilen manevi tazminata davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 03/10/2013 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz işletilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, III-)HARÇ VE VEKALET ÜCRETİ YÖNÜNDEN; A)Maddi Tazminat Yönünden: a)Harç 492 sayılı Harçlar Kanununa göre maddi tazminata konu (muris ... lehine hesaplanan 23.000,00 TL tedavi + yol gideri), (... için 382,36 TL geçici iş göremezlik), (... için 5.000,00 TL tedavi + yol gideri, 1.229,02 TL geçici iş göremezlik), (Yusuf AKTAŞ için 5.000,00 TL tedavi + yol gideri) toplam 34.611,38 TL üzerinden alınması gereken 2.364,30TL ilam harcından, maddi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 153,00 TL peşin harç ile 420,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 1.791,30 TL'nin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalı ..., ..., davalı ...den alınarak -davalı ... ve davalı ...yönünden hükmedilen değerin %47'sinden sorumlulukları karşısında 859,60 TL ile sınırlı olarak sorumludur- hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından açılan maddi tazminat davası nedeniyle davanın başında harcanan 153,00TL peşin harç ile 420,00 TL ıslah harcının toplamı 553,00 TL'nin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalı ..., ..., davalı ...den alınarak -davalı ... ve davalı ...Ş.yönünden hükmedilen değerin %47'sinden sorumlulukları karşısında 259,90 TL ile sınırlı olarak sorumludur- davacılara eşit olarak verilmesine, b)Vekalet Ücreti Davacılardan ... mirasçıları olan -... yönünden aşağıda ayrıca değerlendirme yapılacaktır- kişiler kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden ve bu mirasçılar lehine takdir edilecek vekalet ücretleri AAÜT m.13/f.2 hükmü gereği hükmolunan tazminat tutarlarını geçemeyeceğinden, mirasçılar lehine hükmedilen maddi tazminat tutarları gözetilerek davacı ... için 4.600,00 TL, ... için 4.600,00 TL, ... için 4.600,00 TL, ... için 1.725,00 TL, ... için 1.725,00 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalılar ..., ..., davalı ...den -davalı ... şirketinin ve davalı ...'ın ıslaha yönelik zamanaşımı definin kabulü nedeniyle adı geçen davalıların sadece dava dilekçesine konu miktarlar nedeniyle ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 500-TL, ... yönünden 500-TL ile sınırlı olarak sorumludur.- alınarak adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, Davacı ..., kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve lehine takdir edilecek vekalet ücretleri AAÜT m.13/f.2 hükmü gereği hükmolunan tazminat tutarlarını geçemeyeceğinden ... lehine hükmolunan toplam 4.600,00 TL + 382,36 =4.982,36TL nedeniyle bu değer üzerinden hesaplanan 4.982,36 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ..., ..., davalı ...den müteselsilen alınarak -davalı ... şirketinin ve davalı ...'ın ıslaha yönelik zamanaşımı definin kabulü nedeniyle adı geçen davalıların sadece dava dilekçesine konu miktarlar nedeniyle sorumluluğu 1.382,36 TL vekalet ücreti ile sınırlı olarak sorumludur- adı geçen davacı ...'a verilmesine, Davacı ..., kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ve lehine takdir edilecek vekalet ücretleri AAÜT m.13/f.2 hükmü gereği hükmolunan tazminat tutarlarını geçemeyeceğinden ... lehine hükmolunan toplam 6.229,02 TL nedeniyle bu değer üzerinden hesaplanan 6.229,02 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ..., ..., davalı ...den müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, Davacı ..., kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine takdir edilecek vekalet ücretleri AAÜT m.13/f.2 hükmü gereği tazminat tutarlarını geçemeyeceğinden ... lehine hükmolunan toplam 5.000,00 TL nedeniyle ve zamanaşımının kabulü karşısında bu değer üzerinden hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ..., ..., davalı ...den müteselsilen alınarak -davalı ... şirketinin ve davalı ...'ın ıslaha yönelik zamanaşımı definin kabulü nedeniyle -dava dilekçesindeki miktar geçilmemiştir- adı geçen davacıya verilmesine, Davacı ... yönünden, vekil ile temsil olunan davalılar sigorta şirketi ve ... lehine reddolunan maddi tazminat miktarı 7.217,64TL olmakla birlikte davacı ... lehine hükmedilen vekalet ücreti 1.382,36 TL olduğundan ve AAÜT m.13/f.3 hükmü uyarınca ise davacı lehine hükmedilen 1.382,36 TL vekalet ücreti aşılamayacağından; bu defa 1.382,36 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan tek olarak alınarak vekil ile temsil olunan davalılar ... ve ... Sigorta Şirketine tek olarak verilmesine, Davacı ... yönünden, vekil ile temsil olunan ... ile ... Sigorta A.Ş.lehine reddolunan maddi tazminat miktarı 8.770,98 TL olmakla birlikte davacı ... lehine hükmedilen vekalet ücreti 6.229,02 TL'ye hükmolunduğundan ve AAÜT m.13/f.3 hükmü uyarınca ise davacı lehine hükmedilen 6.229,02 TL vekalet ücreti aşılamayacağından; bu defa 6.229,02 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan tek olarak alınarak vekil ile temsil olunan davalılar ... ve ... Sigorta Şirketine tek olarak verilmesine, Davacı ... yönünden, vekil ile temsil olunan ... ve ... Sigorta A.Ş.lehine reddolunan maddi tazminat miktarı 10.000,00 TL olmakla birlikte davacı ... lehine vekalet ücreti 5.000,00 TL olduğundan AAÜT m.13/f.3 hükmü uyarınca ise davacı lehine hükmedilen 5.000,00 TL vekalet ücreti aşılamayacağından bu defa; 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan tek olarak alınarak vekil ile temsil olunan davalılar ... ve ... Sigorta Şirketine tek olarak verilmesine, Dava dilekçesine ve ıslah dilekçesine konu miktarlar, vekil ile temsil olunan davalı ... şirketinden ve davalı ...'dan talep olunmuş ise de ıslaha yönelik zamanaşımı definin kabulü nedeniyle davacılar ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 1000-TL, ... yönünden 500-TL, ... yönünden 500-TL tutarında ve davalılar aleyhine vekalet ücreti takdir olunduğundan, bu kısımlar haricinde reddolunan daha fazla miktar bulunsa da, AAÜT m.13/f.3 hükmü uyarınca adı geçen davacılar lehine hükmolunan vekalet ücreti aşılamayacağından bu defa 1.000,00 TL ...'tan, 1000-TL ...'dan, 1.000,00 TL ...'den, 500,00 TL ...'den, 500,00 ...'den ayrı ayrı olarak alınarak vekil ile temsil olunan davalılar ... ve ... Sigorta Şirketine tek olarak verilmesine, B)Manevi Tazminat Yönünden; a)Harç 492 sayılı Harçlar Kanununa göre davacılardan ... için takdir edilen 20.000-TL manevi tazminat, ... için takdir edilen 10.000-TL manevi tazminat, Yusuf AKTAŞ için takdir edilen 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL üzerinden alınması gereken 3.415,50-TL ilam harcından, manevi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 922,18-TL peşin harcın mahsubu ile kalan bakiye 2.493,32-TL harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalı ..., ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından açılan manevi tazminat davasının belirtilen tutarlarda kabulü karşısında, davanın başında alınan 922,18 nisbi harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalı ..., ...'dan müteselsilen alınarak ..., ..., ...'a eşit olarak verilmesine, b)Vekalet Ücreti Davacı ... vekille temsil edildiğinden, yürürlükte AAÜT m.13/f.2 gereği hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalı ..., ...'dan tek olarak alınarak adı geçen davacıya verilmesine, Davacı ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m.13/f.2 gereği hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalı ..., ...'dan alınarak tek olarak adı geçen davacıya verilmesine, Davacı ... vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT m.13/f.2 gereği hesaplanan 20.000,00 TL vekalet ücretinin -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müteselsilen davalı ..., ...'dan alınarak tek olarak adı geçen davacıya verilmesine, ... mirasçıları olan davacıların (... aşağıda yazılmıştır) talep ettikleri manevi tazminat tutarları ayrı ayrı reddolunmakla ve AAÜT m.13/f.2 hükmü uyarınca red olunan tutar aşılamayacağından davacı ... aleyhine 20.000,00 TL, ... aleyhine 20.000,00 TL ... aleyhine 20.000,00 TL, ... aleyhine 10.000,00 TL, ... aleyhine 10.000,00 TL olarak takdir olunan vekalet ücretlerinin adı geçen davacılardan ayrı ayrı alınarak tek olarak vekil ile temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Davacı ... yönünden reddolunan manevi tazminat tutarı 30.000,00 TL olmakla birlikte AAÜT m.10/f.2 hükmü gereği, davacı lehine belirlenen ücret geçilemeyeceğinden takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak vekil ile temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Davacı ... yönünden reddolunan manevi tazminat tutarı 60.000,00 TL olmakla birlikte AAÜT m.10/f.2 hükmü gereği davacı lehine belirlenen ücret geçilemeyeceğinden takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak vekil ile temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Davacı ... yönünden, reddolunan manevi tazminat tutarı 50.000,00 TL olmakla birlikte AAÜT m.10/f.2 hükmü gereği davacı lehine belirlenen ücret geçilemeyeceğinden takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalı ...'a verilmesine, Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Davalı ... şirketinin manevi tazminat ile ilgili sorumluluğu olmadığından lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, IV.DİĞER YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; Davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri nedeniyle harcanan 8.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.875,63-TL posta ve tebligat gideri toplamı olan 9.875,63-TL miktarın, hükmedilen toplam rakamın toplam talebe oranı olan ve %25 kabul oranına isabet eden 2.468,40 TL'nin -davalı ...aleyhine hükmedilen maddi tazminatın, toplama oranı nedeniyle %5'e isabet eden 493,80 TL ile davalı ... şirketi sınırlı olarak sorumludur, yine davalı ... ise aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminatın, hükmedilen toplam miktara oranı olan %78'e isabet eden 7.774,70 TL ile sınırlı sorumludur- davalılardan müteselsilen alınarak davacılara takdiren eşit olarak verilmesine, Davalılar tarafından harcanan herhangi bir masraf olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacılar vekili ile ... vekilinin huzurunda diğer tarafların yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. 26/11/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...