İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/275 E. 2025/36 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/275
Karar No
2025/36
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/275 Esas KARAR NO : 2025/36 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/05/2023 KARAR TARİHİ : 20/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tacir olan dava tarafları arasında 15.10.2019 kapak tarihli ve 03.10.2019 imza tarihli olarak "Bakım ve Destek Sözleşmesi" akdedildiğini, hemen belirtmek gerekir ki her ne kadar ilgili sözleşmenin kapak sayfasında ve "Madde 1" hükmünde sözleşmenin tarihi 15.10.2019 olarak belirtilmişse de yine aynı sözleşmenin "Madde 18" hükmünün altında tarafların kendi el yazısını havi ve kaşe-imza bulunan kısımdan da görüleceği üzere ilgili sözleşmenin imza tarihi 03.09.2019 günü olduğunu, sözleşmenin konusu ise "Madde 2" de belirtildiği üzere davacı alacaklı tarafından davalı borçlu olan tacire faaliyetlerinde ihtiyacı olan ve detayları EK-1’de belirtilen bilgi teknolojilerine ilişkin bakım, destek ve danışmanlık hizmetlerinin, “Davalı Borçlu” lokasyonunda bulunan mevcut donanım ve yazılım altyapısı için Madde 4’te belirtilen koşullar içerisinde tedarik edilmesi karşılığında, davalı borçlu tarafından davacı alacaklıya işbu sözleşme’de yer alan hizmet bedelinin ödenmesine ilişkin taraflar’ın karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenlediğini, sözleşmenin 03.09.2019 tarihi itibariyle taraflarca imzalandığı ve birer yıllık periyotlarla yenilendiği göz önüne alındığında, sözleşmenin "Madde 8.1." hükmünde düzenlenen sözleşme bitiş tarihinden 30 (otuz) gün öncesinde yazılı bir şekilde sözleşmenin feshedilmesi gerekliliğini düzenleyen koşula davalı borçlu tarafça uyulmadığı izahtan vareste olduğunu, zira ilgili sözleşmenin süresi, "Madde 8.1." hükmü uyarınca 03.09.2022 tarihi itibariyle 1 (bir) yıl için yani 03.09.2023 tarihine kadar uzamış bulunmakla birlikte davalı borçlu tarafça yapılacak yazılı fesih bildirimi etkisini ancak 03.09.2023 tarihinden sonrası adına doğurabileceğini, ne var ki davalı borçlunun, gönderdiği e-posta ile taraflar arasındaki sözleşmeyi 07.11.2022 tarihi itibariyle feshettiğini bildirdiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için sözleşmenin kapak sayfasında ve "Madde 1" hükmünde belirtilen 15.09.2019 tarihi sözleşmenin yürürlülük tarihi olarak dikkate alınacak olsa dahi davalı borçlunun 03.11.2022 tarihli olarak e-posta şeklinde gönderdiği fesih beyanı ancak 15.09.2023 tarihi itibariyle hukuki etkiye sahip olabileceğini, nihayetinde davalı borçlu tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sözleşmenin 07.11.2022 tarihli olarak tek taraflı olarak feshedilmesi taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine aykırı olarak vuku bulmuştur. sözleşme, davalı borçlu tarafından feshedilmesinden önce en son 03.09.2022 tarihinden kendiliğinden bir yıllık süre ile yenilendiğini ve yine sözleşmenin madde 6.1. düzenlemesi uyarınca her sene güncellenen bir yıllık sözleşme bedeli davacı alacaklı çalışanı olan ... 'nın davalı borçlu yetkilisi ... 'a Ekim ayı sözleşme bedelinin yenilenen sözleşme yılı kapsamında güncel tutar üzerinden ödenmesi adına gönderdiği e-posta ile önceki dönem 9.702,55-TL olan aylık hizmet bedeli ( Ağustos 2022, Eylül 2022 ve Ekim 2022 Faturaları), 03.09.2022-03.09.2023 dönemi için aylık 15.084,18-TL olarak güncellendiğini, davacı alacaklı çalışanı ... tarafından davalı borçlu yetkili ... ...'a gönderilen bu e-posta içeriğinde Ekim 2022 tarihinden itibaren güncellenen hizmet bedeli adına Ekim 2022 fark bedeli faturalandırılması yapılacağı ve Davalı Borçlu'nun 07.11.2022 tarihinde gerçekleştirdiği fesih bildirimine uygun olarak Kasım 2022 dönemi adına güncellenen hizmet bedeli üzerinden sadece 7 günlük faturalandırılma yapılacağı yazılı olarak iletildiğini, güncel sözleşme aylık bedeli 15.084,18-TL olan sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden fesheden davalı borçluya karşı sözleşmenin 8.4. Maddesi uyarınca Kasım 2022 ayı içerisinde davacı alacaklıya ulaşan fesih bildirimi sebebiyle Davalı Borçlunun Kasım 2022 ayı hizmet bedelinin (15.084,18-TL) tümünü ödeme yükümlülüğünün devam etmesi, Sözleşmenin 8.1. ve 8.3. Maddesi uyarınca Davalı Borçlunun fesih ihbar süresine uymadan ve sebep göstermeden sözleşmeyi feshetmesi neticesinde Davacı Alacaklıya bir (1) yıllık bakım bedeli (15.084,18-TL çarpı 12 ay) kadar tutarı ayrıca yani ifaya eklenen cezai şart olarak ödemekle yükümlü olması, 07.11.2022 tarihli faturada belirtilen Ekim 2022 ayı hizmet fark bedelinin (15.084,18-TL eksi eski dönem bakım bedeli olan 9.702,55-TL) Davalı Borçlu tarafından ödenmemiş olmaması Sebeplerine bağlı olarak ve TTK m.1530/4/a hükmüne uygun olarak işlemiş geçmiş gün faizi ve TTK m.1530 uyarınca işleyecek faizin tarafınca takip talebinde gösterildiği şekilde ... İcra Dairesi 2023/... esas sayılı dosyadan 12.01.2023 tarihinde toplam 205.911,25-TL asıl alacak miktarı üzerinden icra takibine geçildiğini, icra dosyasından düzenlenen ödeme emri 20.01.2023 tarihinde işyerinde daimi çalışana tebliğ edildiğini, 25.01.2023 tarihinde ise Davalı Borçlu vekili tarafından dosyasına borca itiraz dilekçesi sunulduğunu bildirip, ... İcra Dairesi 2023/... E. Sayılı takip dosyasından davalı borçlunun haksız ve hukuksuz borca itirazının kaldırılmasını, takibin devamını ve İİK m.67 uyarınca yüzde yirmiden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı borçlu aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... esas numaralı dosyası nezdinde başlatılan 205.911,25 TL toplam asıl alacak miktarlı icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesi ve takibin asıl alacak ile takip tarihinden itibaren asıl alacak miktarına işleyecek TTK m.1530 faizi ile devamına karar verilmesini, haksız itirazı nedeniyle davalı şirket aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı hesaplanmak suretiyle hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sözleşme'den kaynaklanan yükümlülüklerine uymasına rağmen davacı tarafından kötü niyetli olarak bakım bedeli %143 oranında artırılmak istendiğini, bakım bedelinin istedikleri oranda artırılmaması durumunda hizmete devam etmeyecekleri, sözleşmeyi sona erdirecekleri müvekkili şirkete bildirildiğini, bu nedenle müvekkil şirketin feshi haklı nedene dayandığını, fatura, ifa aşamasına ilişkin bir belge olup tek başına borç ilişkisinin varlığını ispatlanamayacağını, davacı tarafından "Davalı borçlunun faturaya süresinde itiraz etmemesi nedeniyle 03.09.2022 - 03.09.2023 arası döneme ilişkin 15.084,18.-TL bedeli kabul ettiği" ileri sürüldüğünü, davacı bu iddiasında TTK m.21/2 hükmüne dayandığını, ancak önemle belirtilmelidir ki, bu maddede 8 gün içinde faturaya itiraz edilmemesi halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı hükmü yer aldığını, yoksa faturaya süresinde itiraz edilmemesi halinde faturaya itiraz etmeyen tarafın borçlu hale geleceği öngörülmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin, fatura içeriğinin doğru olmadığını göstermediğini, sözleşme'nin 8.1. Maddesinde belirlenen artış oranına göre yeni dönemdeki bedel 13.148,60.- TL olduğunu, davacı tarafından düzenlenen fatura borcun kaynağı olan sözleşme ile uyuşmadığını, bu nedenle borcun varlığını ispatlanamayacağını, ayrıca davacının, dava dilekçesinde yeni dönemin 03.09.2022 ile 03.09.2023 arasını kapsadığını belirtildiğini, bunun gerçeği yansıtmadığını, sözleşme'nin yeni dönemi bir yıllık periyotlarla belirlendiğini, Bu nedenle imza tarihi 03.10.2019 olduğuna göre yeni dönem 03.10.2022'de başladığını bildirip, açıklanan nedenlerle, müvekkil şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği için fesih sürelerine uyması gerekmemekte olduğunu, sözleşmenin feshine öngörülen artış oranından çok daha fazla bir oranda artış talep eden davacının önerisi sebep olduğunu, bu nedenle sözleşme'de öngörülen ceza koşulu, iş bu davada talep edilemeyeceğini, davacı şirketin hukuki dayanaktan yoksun bu davayı açarken kötü niyetli olmadığını söylemenin mümkün olmadığını, Bu nedenle işbu haksız davanın reddi ile kötü niyetli takip nedeniyle davacı aleyhine hükmolunan değerin %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirip, iş bu itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini, davacının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle İİK m.67 uyarınca dava konusu bedelin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2023/... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden istenmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 09/07/2024 tarihinde Mali Müşavir, Bilgisayar Mühendisi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve dosyamız arasına alınmıştır. Yine Mahkememizce 27/11/2024 tarihinde aynı bilirkişi heyeti tarafından ek rapor aldırılmış ve dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 03/10/2019 tarihli sözleşme uyarınca hizmet bedeli, fark bedeli ve cezai şart bedeli alacağına dayalı icra takibinde davalı borçlunun yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir. İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır. Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Taraflar arasında 03/10/2019 tarihli bakım ve destek sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşme 07/11/2022 tarihinde davalı tarafından feshedilmiştir. Davacı taraf bu fesih sonucu 07/11/2022 tarihinde davalı borçluya Ekim-Kasım ayı için 12.249,96 TL’lik fatura düzenlemiştir. Davacı taraf icra takibinde Kasım 2022 hizmet bedelinin tamamını, Ekim 2022 fark bedelini ve sözleşmenin feshi sebebiyle cezai şart olarak bir yıllık hizmet bedelinin tamamını talep ettiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde; 6. maddeye göre sözleşme bedelinin aylık KDV hariç 6.500 TL olduğu, uzama halinde TÜİK tarafından 12 aylık TÜFE ortalamasına göre sözleşme bedelinin artacağı ve 8. maddeye göre sözleşmenin bir yıl süreli olduğu, süreye uygun feshedilmediği sürece sözleşmenin birer yıllık sürelerle uzayacağı hususlarında anlaşmaya vardıkları görülmüştür. Sözleşmenin uygulanmasına dair tarafların yerine getirdikleri edimlerin değerlendirilmesinde, bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitler gözetilerek; sözleşmenin ilk yılı için 7.670 TL ödeme yapıldığı, sözleşme yenileme dönemi dışında Ocak 2021’de 8.437 TL sözleşme bedeli olarak anlaşmaya varıldığı, Ekim 2021’de ise 9.702,55 TL olarak sözleşme bedelinin belirlendiği anlaşılmıştır. TÜİK verilerinin incelenmesinde sözleşmenin uzama tarihlerinde 10/2020’de 12 aylık TÜFE ortalamasının 11,74 olduğu, 10/2021’de bu oranın 17,09 olduğu ve feshe sebep olan ihtilaf döneminde bu oranın 65,26 olduğu tespit edilmiştir. Tarafların sözleşme dönemi içinde kararlaştırdıkları gibi fiyat artış dönemlerine ve TÜİK verilerine riayet etmedikleri, her dönem için anlaşma yaparak sözleşme ilişkisini devam ettirdikleri kanaatine varılmıştır. Mahkememize sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda teknik yönden yapılan değerlendirmelerde davacının edimlerini yerine getirdiği tespit edilmiştir. Dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar ile sunulan belgelerin incelenmesinde davalının sözleşmeyi feshetme sebebinin ve taraflar arasındaki ihtilaflı konunun Ekim 2022 tarihinde yapılması planlanan artış olduğu anlaşılmıştır. Ekim 2022’deki sözleşme yenileme döneminden önce tarafların uyguladığı bedel aylık 9.702,55 TL’dir. TÜİK verilerine göre %65,26 oran üzerinden yapılan artışla sözleşmeye göre belirlenmesi gereken aylık bedel 16.034,44 TL’dir. Buna rağmen davacı tarafın teklifinin %83,45 oranında bir artış olduğu mail yazışmalarından anlaşılmıştır. Davacının takip talebinde de aylık bedel olarak 15.084,18 TL’nin talep edildiği görülmüştür. Dolayısıyla ihtilaflı dönemde de artış oranının ve talep edilen bedelin sözleşmeye uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Davacı ise, bu teklifi kabul etmeyerek sözleşmeyi sona erdirmiştir. Davalının 07/11/2022 tarihinde sözleşmeyi feshetmesi üzerine davacının aynı tarihte fatura düzenlemesi ile sözleşmenin 07/11/2022 tarihinde sona erdiği mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı, sözleşme hükümlerine göre cezai şart ve aylık hizmet bedellerini talep etmiştir. Ancak sözleşmenin mali hükümleri taraflarca sözleşme süresi boyunca uygulanmamıştır. Yenileme dönemlerinde sözleşme hükümlerine aykırı olarak artış yapılması, yenileme dönemi dışında bedel artırımı yapılması ve her yenileme döneminde bedelin taraflarca görüşülerek anlaşma yapılması gözetildiğinde, sözleşmenin mali hükümlerinin uygulanmayacağı ve her yıl sözleşme bedelinin tarafların muvafakatiyle belirleneceği hususunda davalı tarafta haklı bir güven yaratılmıştır. Her ne kadar tarafların ahde vefa ilkesi kapsamında sözleşme hükümlerine uygun davranmaları kural olsa da, sözleşme süresi içinde tarafların birbirlerinde yarattıkları güvenin korunması gerekir. Somut olayda da sözleşmenin 6. ve 8. maddelerinde kararlaştırılan mali ve süre hükümlerine riayet edilmeden sözleşme ilişkisinin yürütülmesine rağmen, fesihten sonra sözleşmeye göre bedel ve cezai şart talep edilmesi taraflar arasındaki ticari ilişkiye, güvene ve teamüle aykırıdır. Zira sözleşme hükümlerinden ayrılarak yapılan anlaşmalar ve sürdürülen uygulamalarda taraflar herhangi bir ihtirazı kayıt koymamıştır. Bu doğrultuda tarafların sözleşmenin feshine ilişkin süreye uymadan, artış konusunda anlaşılamaması halinde sözleşmeyi her zaman feshedilebileceğinin kabulü gerekir. Bu sebeple davacının sözleşmenin 8.1 ve 8.3 maddesine göre cezai şart talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Ekim 2022 için fiyat farkı ve Kasım 2022 için hizmet bedeli talebine ilişkin yapılan değerlendirmede; davalının 07/11/2022 tarihinde sözleşmeyi feshetmesi ile davacının aynı tarihte bu iki ay için fatura düzenlediği, hizmetin 07/11/2022 tarihinde durdurulduğu ve dolayısıyla davacının 07/11/2022 tarihine kadar verdiği hizmet için bedel talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Sözleşme hükümlerinin fiiliyatta taraflarca yerine getirilmediği gözetilerek davacının 8.4 maddesi gereği kasım ayı için tam ücrete hak kazanamayacağı mahkememizce değerlendirilmiştir. Bununla birlikte ekim ayı için, tarafların yeni dönem fiyatında anlaşmaya varamaması ve taraflarca anlaşma sağlanmadan yeni dönem bedelinin talep edilemeyeceği gözetilerek, ekim ayı için fiyat farkı talep edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle; bilirkişi raporunda davacının cari hesap alacağının bulunduğunun tespit edilmesine karşılık, bu alacak yönünden davacının icra takibinde ve işbu davada talebinin bulunmadığı anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının kendi düzenlediği 12.249,96 TL’lik fatura bedelini talep edebileceği, fazlaya ilişkin kısmı talep edemeyeceği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kabul edilen alacak miktarı likit olduğundan %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Takipten önce usulüne uygun bir şekilde davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebi reddedilmiş ve alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, - ... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın 12.249,96 TL’lik kısmının iptaline; takibin 12.249,96 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte devamına, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-2.450,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 836,79-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.650,10-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 836,79 TL Harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Davacı tarafından yapılan; 21.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 183,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 21.683,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.289,95-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 500,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 470,25 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 12.249,96-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 30.985,81-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9- Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin ret ve kabul oranına göre, 2.934,36 TL'sinin davacıdan, 185,64 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davalı için miktar itibariyle KESİN olmak üzere, davacı için kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2025 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

Atıf: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/275, K. 2025/36, T. 20.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-19-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-275-e-2025-36-k-4cc8302516da