İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/109 E. 2025/219 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/109
Karar No
2025/219
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/109 Esas KARAR NO : 2025/219 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 10/02/2023 KARAR TARİHİ : 27/03/2025 DAVA : Davacı vekilinin mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, Plastik sektöründe faaliyet gösteren, ... levha ile özel uygulama gerektiren plastik levhaların üretim ve satışı ile iştigâl eden müvekkili şirketin davalı şirket ile aralarındaki ticari münasebet gereği üretimini yaptığı plastik ürünleri davalı tarafa teslimini sağladığını, üzerine düşen edimlerini eksiksiz ifa ettiğini, bunun karşılığında dava dilekçesi ekinde sunduğu sevk irsaliyeleri ile faturalar düzenlendiğini ve davalı tarafa iletildiğini, müvekkili tarafından düzenlenen hiçbir faturaya ve/veya içeriğine itiraz edilmediğini ve tüm faturalar davalı tarafından ticari defterlerine kayda alındığını , ilgili vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirildiğini, müvekkili şirket nezdindeki takibe konu cari hesap borcuna mahsuben davalı tarafından kısmi ödemelerde bulunulduğnuu ve davalı şirket tarafından müvekkili şirkete satışı yapılan Hurda Pet Ambalaj Atığı faturalarının cari hesaba kaydı ile fatura tutarlarının cari hesap alacağından mahsubunun yapıldığını ancak dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları cari hesap ekstresinde satın alınan ürünlere ilişkin olarak keşide edilen faturalardan kaynaklanan cari hesap bakiyesinin davalı tarafından ödenmediği, icra takibinin yapıldığı 13.12.2022 tarihi itibariyle davalı tarafın müvekkiline 102.432,00-USD. bakiye borcunun kaldığını, bakiye cari hesap borcunun tüm taleplerine rağmen davalı tarafından ödenmemesi üzerine taraflarınca Gaziosmanpaşa ... Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından alacağın tahsilini sürüncemede bırakmak amacıyla borca, borcun fer'ilerine ve faize kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ve davalı hakkında başlatılan icra takibinin durdurulduğunu, davalı şirket vekilince sunulan 23.12.2022 Tarihli İtiraz Dilekçesi ile davalının borcu olmadığının iddia edildiğini ancak takip talebinde dava konusu icra takibi, müvekkili şirket tarafından davalı tarafa keşide edilen faturalar neticesinde teşekkül eden cari hesap alacağının bakiyesine istinaden başlatıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında; adına keşide edilen herhangi bir faturaya itiraz etmeksizin ticari defterlerine davalı tarafın kabul ettiğini, dava konusu icra takibinin dayanağı alacağın likit alacak olduğunu, davalının itirazı tamamıyla uzatmaya matûf ve kötüniyetli olduğunu, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini üstelik müvekkili şirkete davalı tarafından yapılan herhangi bir ödeme de olmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını, 6098 Sayılı BK'nun 99.Maddesinin 3.Fıkrasına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, takip talebinde takibe konu bakiye cari hesap alacağının takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek banka mevduat faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsili talep edildiğini, davalı tarafça faiz yönünden yapılan itirazın da hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek , davalının Gaziosmanpaşa ... Dairesi'nin ... Esas Sayılı Dosyasındaki itirazının iptali ile takibin devamına, anaparanın takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının usd ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek banka mevduat faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, davalının itirazının haksız, kötüniyetli ve uzatmaya matûf olması, alacağın likit olması ve davalının borç miktarını bilmesi gerektiğinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının da davalıdan tahsili ile davacı müvekkili şirkete ödenmesine ayrıca yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde, davacının dolar talebi ile icra takibi yapmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı ile davalı müvekkil şirket arasında ticari alım satıma ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi dolar üzerinden ticari faaliyetleri olmadığını, cevap dilekçesi ekinde sunmuş oldukları sipariş formlarında davalı müvekkili şirketin tüm siparişlerini TL üzerinden verdiğini, davacının sunmuş olduğu sipariş formlarında ise üzerine el yazısı ile USD fiyat USD ödeme yazılmasının müvekkili şirketçe kabul edildiğine ilişkin herhangi bir yazılı cevap ve kabul beyanı bulunmadığını, davacının eklerinin devamında bazı sipariş formlarının da herhangi bir beyan eklenmeden kaşelenip imzalandığının açıkça görüldüğünü, davacının bazı sipariş formlarındaki düzeltmeleri müvekkilince onaylanmadığını, bu düzeltmelerin kabul edildiğinden bahisle dolar alacağı olduğunu iddia etmesinin de hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresinde davacı tarafın kestiği faturaların TL olarak kabul edildiğini ve ödeme vasıtası olarak taraflarınca davacı lehine çekler keşide edildiğini, fatura bedellerinin ödendiğini, davalı müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir dolar borcunun bulunmadığını, davacı ile davalı müvekkili şirket arasındaki ticari faaliyetlerin TL üzerinden yapıldığını ve ticari defterlerine TL olarak işlendiğini, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008 32/34 ) Döviz Cinsinden Ve Dövize Endeksli Sözleşmeler Başlıklı 8. Maddesine atıfta bulunarak cevap dilekçesinin devamında döviz cinsinden veya dövize endeksli bir ticari mal alım satımı gerçekleştirilecekse bunun taraflarca önceden kararlaştırılması gerektiğinin hüküm altına alınması gerektiğini ancak davacı ile davalı müvekkili şirket arasında böyle bir sözleşme bulunmadığını, ayrıca kanuna aykırı olarak düzenlenen faturalara itiraz edilmemiş olmasının faturaların kanuna aykırı düzenlendiğini gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, davacının düzenlediği faturalar nedeniyle davalı müvekkili şirket tarafından davacıya sunulan cari hesap ekstresinde TL olarak kayıt altına alındığını ve ödemelerin de Türk Lirası cinsinden yapıldığını, davalı müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir dolar borcu bulunmadığını, davalı müvekkilinin davacı tarafa yalnızca 211.093,01-TL borçlu olduğunu ancak davacı tarafın icra takibi ile talep ettiği rakamın 102.431,27-USD olduğunu, davalı müvekkilinin davacı ile dolar üzerinden ticari faaliyet halinde olmaması nedeniyle taraflarınca yapılan itirazın hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesine ek olarak sunduğu sipariş formlarında davacı tarafça eklemeler yapıldığını, davacının kestiği fatuların Türk Lirası karşılıklarının kabul edildiğini, dolar karşılığının kabul edilmediğini, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine kesilen faturalarda hem dolar hemde TL cinsinden fatura düzenlendiğinin açıkça görüleceğini, müvekkili şirket aleyhine kesilen faturaların müvekkili şirket kayıtlarına ve ticari defterlerine TL cinsinden işlendiğini, ödemelerin de TL olarak yapıldığını, ticari faaliyetini gerek TTK gerekse VUK uyarınca usulüne uygun yürüten müvekkilinin davacıya dolar borcu bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında ticari menkul alım satımı gerçekleştiğini, bu satın almaların müvekkili tarafından ürünlerin nitelik cins ve ödenecek tutarı bildirir satın alma sipariş formlarının gönderilmesi ve davacı tarafından kaşe ve imza edilmesi suretiyle gerçekleştirildiğini, davalı müvekkili şirketin düzenlendiği bu sipariş formlarının davacı tarafından kaşe ve imza edildiğini ancak bazı sipariş formlarına davacı tarafından el yazısı ile davalı müvekkilinin onayını içermeyen ve parafı bulunmayan dolar fatura dolar ödeme yazıldığını, taraflar arasında dolar üzerinden ticari faaliyet yürütüleceğine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davacının sipariş formları üzerinde el yazısı ile oynama yaptığını, bu aşamaya kadar da davalı müvekkili şirkete bildirilmediğini, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar İlişkin Tebliğ nedeniyle davacının faturalarının TL kısımlarının kabul edildiğini ve ticari defterlere ve cari hesaplara TL olarak kaydedilmiş ve ödemelerin TL olarak yapıldığını, söz konusu takip tarihi itibari ile davalı müvekkili şirketin davacı tarafa yalnızca 211.093,01-TL borçlu olduğunu, herhangi bir dolar borcunun bulunmadığını belirterek davacı ile davalı müvekkili şirket arasında dolarla ticari ilişkinin bulunmaması ve davacının dolar cinsinden herhangi bir alacağı olamaması nedeniyle davanın reddine, haksız ve hukuka aykırı başlatılan Gaziosmanpaşa... Müdürlüğü... E. Sayılı icra takibinin iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, faturalara ve cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Deliller ; Gaziosmanpaşa ... Müdürlüğü...E. Sayılı dosyası, Cari Hesap Ekstresi, Faturalar, İrsaliyeler, siparişe ilişkin yazışmalar , BA ve BS formları, ticari defter ve belgeler , bilirkişi incelemesi. Gaziosmanpaşa ...Müdürlüğü...E. Sayılı dosyası alınıp incelendiğinde, davacı tarafından davalı aleyhine 102.432,00USD cari hesap alacağının tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlu tarafından süresinde alacağın cinsine , borca ve faize itiraz edilerek takibin durdurulduğu görülmüştür. Uyuşmazlık noktaları; taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para birimi (USD) üzerinden mi yoksa TL cinsinden mi yürüdüğü hususunun tespiti, USD cinsinden ise davacının aralarındaki ticari ilişki nedeniyle GOP...müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında davalıdan alacağının olup olmadığı varsa miktarının tespiti noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafından kesilen faturalar incelendiğinde, faturaların USD cinsinden düzenlendiği, USD cinsinden düzenlenen faturalarda "TL" karşılıklarınında yazıldığı, faturaların üzerinde "iş bu fatura döviz cinsinden ödenecektir" ibarelerinin yazılı olduğu, 19/04/2022 tarihinden sonra kesilen faturalarında yine USD cinsinden olup, fatura üzerinde "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı karara ilişkin tebliğ gereğince 19/04/2022 tarihinden itibaren dövizli faturalar ödeme vadesindeki TCMB döviz satış kurundan ödenecektir." ibaresinin yazılı olduğu görülmüştür. Davacı tarafından faturaların sevk irsaliyelerininde dosyaya sunulduğu görülmüştür. Dava dilekçelerine ekli e-posta yazışmaları incelendiğinde, davalının siparişlerinin davacı tarafça "...USD fatura USD ödeme..." olarak onaylanıp işleme alındığı tespit edilmiştir. Yine davacı tarafın cari hesap ekstresinde davacının davalıdan 102.432,00USD alacaklı göründüğü anlaşılmıştır. Davalının cari hesap ekstresi incelendiğinde, cari hesabın "TL" cinsinden tutulduğu ve davalının davacıya 211.903,01TL borçlu göründüğü tespit edilmiştir. Davalının cevap dilekçesine eklediği sipariş formlarından siparişin TL cinsinden verildiği görülmüştür. Davacıya ait BS formları , davalıya ait BA formları alınarak dosyaya bırakılmıştır. Davacı vekili replik dilekçesi ekinde, davalının ödemelerinin bir kısmını USD cinsinden düzenlendiği çeklerle ödediğine ilişkin çek suretlerini ve ödemenin USD'nin ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsil edildiğini gösteren çek girişlerinin suretlerini sunmuştur. Davacı ve davalı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde bir mali müşavir bilirkişi vasıtası ile inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. 10/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda ; davacının ve davalının ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, 2022 yılının Ocak-Eylül döneminde gerçekleştirilen mal ve hizmet teslimlerinin fiili olarak gerçekleştirildiği, mal ve hizmetin alınmadığına yönelik bir itirazın gelmediği, mal ve hizmetlerin karşı tarafa ulaştığı, herhangi bir iadenin olmadığı, ihtilafın ticari ilişkinin döviz veya TL cinsinden olup olmadığı noktasında toplandığı, faturaların döviz cinsinden düzenlendiği, faturalarda ayrıca düzenleme tarihindeki TL karşılığının yazıldığını, faturanın alt kısmında ödemenin ödeme tarihindeki döviz satış kuru ile yapılacağının yazılı olduğunu, davalının ödemelerini bazen TL ile bazende döviz olarak yaptığını, siparişlerin ödemenin USD olarak faturalandırılacağı şeklinde ibareler olduğunu, çeklerin bazılarının USD cinsinden düzenlendiğini, bunlara göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD cinsinden yürüdüğünü, BA ve BS formaları incelendiğinde her iki tarafında 33 adet belge ile 6.034.578,36TL bulunduklarını, davacının defterlerine göre 102.432,00USD(1.912.999,58TL) davalıdan alacaklı olduğunu, bu alacağın içinde de 533.298,17TL kur farkı işletildiğini, davalının defterlerinde ise 31/12/2022 tarihi itibari ile davacı tarafa 894.822,07TL borcunun göründüğünü, davacının davalıdan gelen TL ödemelerini ödeme günündeki döviz kurundan çevirerek ticari defterine geçirdiğinin bildirildiği görülmüştür. Mahkememizin 16/05/2024 tarihli duruşmasında alınan 1 nolu ara kararı ile "davacı ve davalının rapora karşı itiraz dilekçeleri , davacı vekilinin 08/02/2024 tarihli duruşmada alınan 3 nolu ara kararı kapsamında dosyaya sunduğu 14/02/2024 tarihli dilekçesi, dilekçedeki içtihatlar incelenerek yerleşik BAM ve Yargıtay kararları değerlendirilerek takdiri mahkemeye ait olmak üzere kur farkı alacağının yabancı para üzerinden değil TL olarak değerlendirilmesi gerektiği , davacının asıl alacağının takdiri mahkemeye ait olmak üzere, hesap şekli gösterilerek davalının yaptığı ödemelerin ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden yabancı paraya çevrilerek hesap şekli gösterilerek davacının asıl alacaklı kapsamında alacağı var ise yabancı para olarak miktarının , davacının kur farkı alacağı var ise TL cinsinden bedellerinin ayrı ayrı hesaplanması konusunda " ek rapor istenilmiştir. Mali müşavir bilirkişi 18/08/2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında " Mahkemenin 08/02/2024 tarihli duruşmasında karar verildiği üzere, kur farkı alacağının TL olarak hesap edilmesi, bu hesap edilirken davalı tarafın yaptığı ödemeleri ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden yapılması, döviz alacağı var ise bu tutarın döviz olarak belirtilmesi istendiği, Ayrıntıları yukarıda hesap edildiği üzere; Davacı tarafın TL olarak oluşan kur farklarının dönemsel olarak ilk dönemde; 84.519,41 TL, ikinci dönemde 175.838,56 TL 3. Dönemde 302.950,43 TL, son dönemde ise 17.672,46 TL olup, toplam rakam ise (84.519,41 + 175.838,56 + 302.950,43 + 17.672,46=) 580.980,86 TL olduğu,USD alacağı ise 102.746,83 USD bakiyesi mevcut olduğunun hesap edildiği takdir edilmiştir. " şeklinde görüş bildirdiği görülmüştür. Mahkememizin 17/10/2024 tarihli duruşmasında alınan 2 nolu ara kararı ile "dosyanın aynı bilirkişiye tevdi edilerek, dosya içerisinde bulunan ve davalı tarafça verilen çeklerin USD cinsinden olduğu, bozdurulduğu tarihteki TL karşılığının davacı tarafça tahsil edildiği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere dosya içerisinde bulunan istinaf ve yargıtay içtihatlarına göre, çek ile yapılan ödemelerde çek bedeli TL cinsinden olsa dahi , çekin ödeme vasıtası olarak alınması halinde kur farkı istenemeyeceği yönünde ki görüşler irdelenerek yine dosya içerisinde bir sureti sunulan ...Vergi Dairesi Başkanlığının 29/06/2015 tarihli ....64151 sayılı genelgesine göre "bedeli henüz tahsil edilmeyen döviz cinsinden satışlarda yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, vergi usul kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları yönünden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır" şeklindeki genelge de dikkate alınarak , dosyaya davacı tarafça sunulan İstanbul BAM 12 HK 2020/1508 esas 2023/530 karar yine dosyaya bırakılan Yargıtay 19 HD'nin 2018/2655 esas 2019/3068 karar , aynı dairenin 2017/3234 esas 2019/1778 karar , aynı dairenin 2018/1227 esas 2019/1611 karar sayılı içtihatları incelenerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı günden itibaren davacının kur farkı talebinde haklı olup olmadığı, ticari defter ve belgesinde yazılan kur farkı alacaklarında hangisinde haklı olduğunun hangisinde haksız olduğunun tespit edilerek , sonuç itibari ile USD cinsinden davacının davalıdan ne kadar alacaklı olduğunun saptanması" 2.ek rapor düzenlenmek üzere dosya bilirkişiye gönderilmiştir. Bilirkişinin mahkememize sunduğu 28/01/2025 tarihli 2.ek raporunda ; "I- Vergi Usul Kanunu Yönünden Değerlendirme: Anılan Kanun'un 215 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında; Kayıtların Türkçe tutma ve Türk Parası kullanma zorunluluğu başlığı vardır. Buna göre; "2. a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.…" - 227 nci maddesinde, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.", - 229 uncu maddesinde, "Fatura, satılan emtia veya yapılan hizmet karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.",- 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, "5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Hazine ve Maliye Bakanlığı; mal veya hizmetin nev'i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır" - 258 inci maddesinde, "Değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasiyle ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tesbitidir.", - 280 inci maddesinde, "Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur. Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LİBOR) esas alınır." hükümlerine yer verilmiştir. Ayrıca, 516 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 4 üncü maddesinde "(1) 20/4/1976 tarihli ve 15565 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 130 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde ve 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 217 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen hükümler gereğince, değerleme günü itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurların ilan edilmediği durumlarda T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen kurlar esas alınır. (2) Bu şekilde yapılacak değerlemelerde efektif cinsinden yabancı paralar için efektif alış kuru (efektif alış kurunun bulunmaması halinde döviz alış kuru), döviz cinsinden yabancı paralar içinse döviz alış kuru uygulanır." açıklamalarına yer verilmiştir. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 4 üncü maddesinde, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı Kararın 1 inci maddesiyle eklenen, (g) bendi, "Türkiye'de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz." hükmünü amir olup, söz konusu hükmün kapsamı ise Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51) ile yeniden düzenlenen ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52) ile değişiklik yapılan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'in "Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler" başlıklı mülga 8 inci maddesinde belirlenmiştir. Bu hususlara göre; a) Mezkûr Karar ve uygulamasına ilişkin bahse konu Tebliğde öngörülen istisnai durumlar dahilinde olması kaydıyla, yurt içi firmalardan yapılacak dövize endeksli mal alımlarına ilişkin faturalarda yer verilmesi gereken Türk Lirası karşılığının hesaplanmasında/gösterilmesinde ve kayıtlara geçirilmesinde; mal alım sözleşmesinde taraflarca döviz kurunun belirlenmiş olması halinde, sözleşmede belirlenen döviz kurunun dikkate alınması, sözleşmede döviz kurunun belirlenmemiş olması halinde ise, faturanın düzenlendiği tarihte T.C. Merkez Bankasınca ilan edilen döviz alış kurunun dikkate alınması, b) Fatura düzenleme tarihinden, çekin ödemesinin gerçekleştiği tarihe kadar lehe oluşan kur farkları için alıcılar tarafından satıcı adına, aleyhe oluşan kur farkı için ise satıcı tarafından alıcıya fatura düzenlenmesi, bu durumda faturaya konu kur farkının hesaplanmasında, kayıtlara ilgili borcun kaydedildiği kur ile ödemenin yapıldığı günkü kur arasındaki farkın esas alınması, c) Döviz cinsinden verilen çeklerin izlendiği hesabın, değerleme günlerinde (yıl sonlarında ve geçici vergi dönemleri sonlarında), Kanunun 280 inci maddesindeki esaslar doğrultusunda yabancı para değerlemesine tabi tutulması ve bu değerleme sonucunda ortaya çıkan kur farkının, gelir veya gider olarak dikkate alınarak dönem kazancıyla ilişkilendirilmesi, bu değerleme işlemi sonucu oluşan lehe kur farkları için fatura düzenlenmemesi gerekmektedir. II- Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun; - (1/1) maddesinde; ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye'de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,- (24/c) maddesinde; vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğu, - 29 uncu maddesinde ise, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV'yi indirebilecekleri hüküm altına alınmıştır. KDV Genel Uygulama Tebliğinin "Kur Farkları" başlıklı (III/A-5.3.) bölümünde, "Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi halinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkları KDV matrahına dahildir. Buna göre, matraha dahil olacak kur farklarının hesabında, mal ve hizmet bedeline isabet eden kur farkları dikkate alınır, hesaplanan KDV'ye ilişkin ortaya çıkan kur farkları matraha dahil edilmez." Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanır. Bedelin tahsil edildiği tarihte alıcı lehine kur farkı oluşması halinde, kur farkı tutarı üzerinden alıcı tarafından satıcıya bir fatura düzenlenerek, teslim ve hizmetin yapıldığı tarihteki oran üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir. Yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları üzerinden KDV hesaplanmamaktadır. Yabancı para ve yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacak ve borçların, yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre değerlemeye tabi tutulması zorunlu bulunduğundan, bir teslim veya hizmetin karşılığı olmayan bu değerleme işlemi sonucu oluşan kur farkları için fatura düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. Yargıtay İçtihatları İstanbul BAM 12 HK 2020/1508 esas 2023/530 karar yine dosyaya bırakılan Yargıtay 19 HD'nin 2018/2655 esas 2019/3068 karar , aynı dairenin 2017/3234 esas 2019/1778 karar , aynı dairenin 2018/1227 esas 2019/1611 karar sayılı içtihatları. Bu kararlarda özetle; Öncelikle, taraflar arasında yabancı para cinsinden bir akdi ilişki bulunup bulunmadığı ve davacının kur farkını talep ettiği satış faturalarının yabancı para cinsinden düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, buna ilişkin satış faturalarının dosyaya ibrazı sağlanmalı, davacının kur farkı talep edip edemeyeceği belirlenmelidir. Diğer taraftan ödemelerin çekle yapıldığı belirtilmekte ise de çeklerin TL üzerinden mi yoksa yabancı para cinsi üzerinden mi düzenlendiği hususu açıklığa kavuşturulmasının gerektiği, ayrıca TL olarak yapılan çeklerde artık kur farkının da istenemeyeceği, gibi gerekçeler mevcuttur. Değerlendirmeler: Olayda, ek rapor-1 e ekli olan excel listesinden de görüleceği üzere ticari ilişki başından itibaren dövizli olarak gerçekleştirildiği, davalı taraftan bu duruma ilişkin bir itirazın gelmediği, ödemeleri yabancı para cinsinden ve büyük çoğunluğunu çeklerle gerçekleştirdiği gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde cari borç USD cinsinden olduğu tartışmasızdır. 213 sayılı VUK 215. Maddesinde göre ticari kayıtların ticari defterlerde TL olarak tutulma zorunluluğu vardır. Bazı istisnalar dışında (yabancı ortaklığı bulunan büyük şirketler gibi) yabancı uyruklu şirketlerin ortaklık yapılarından kaynaklı olarak farklı döviz cinsinden bu defterler tutulabilmektedir. Ancak, bunun yanında vergi matrahlarına TL olarak defter kayıt ve beyanlara yansıtılması tartışmasızdır. Davacı tarafın ticari defter kayıtlarından ve yerinde yapılan inceleme neticesinde ek rapor-1 ekli olan excel listesi hazırlanmıştır. Bu listede özet olarak taraflar arasında cari ticari ilişki gözükmektedir. Burada çıkarılan sonuç şudur; Taraflar arasında faturalaşmalar ve ödemelerin büyük çoğunluğu (32 sayılı karar öncesinde) dövizli olarak gerçekleştiği, cari hesabın bu şekilde yürütüldüğü açıktır. Bu tabloda, davacı tarafından düzenlenen faturalar USD olarak cari hesaba alınmakta, davalı tarafın yaptığı ödemeler USD cinsinden olduğunda yine bakiye USD borcundan mahsup edilmekte ve kalanı cari hesaba yansıtılmaktadır. Bu işlemlerde herhangi bir kur farkı yansıtması yapılmamıştır. Örnek olarak tarafların cari hesabına 2022 dönemi ilk 3 aylık geçici vergi dönemine bakıldığında; Öncelikle Maliye literatüründe kur farkı nasıl ve hangi durumda istenebilir? (Ödemenin çek ile yapılmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede kur farkı talebinin istenebileceğinin kabulü halinde) (A) Ltd. Şti., (B) A.Ş.’ye mal tesliminde bulunmuş, bu teslime ilişkin 1.000 Dolar üzerinden 200 Dolar KDV hesaplamıştır. Teslim tarihinde döviz kuru 4 TL iken 6 ay sonra yapılan ödeme sırasında döviz kuru 4,40 TL olmuştur. Buna göre, teslime konu malın bedeli 1.000 Dolar üzerinden ortaya çıkan kur farkı 400 TL [(4,40- 4)x1.000] olup, bu fark üzerinden 80 TL KDV hesaplanacaktır. (A) Ltd. Şti. tarafından, (B) A.Ş.’ye düzenlenecek kur farkı faturasında; matrah 400 TL, hesaplanan KDV ise 80 TL olacaktır. Buna göre, teslim veya hizmetin yapıldığı tarih ile bedelin tahsil edildiği tarih arasında ortaya çıkan lehte kur farkı için satıcı tarafından “(A) Ltd. Şti.” fatura düzenlenmek ve faturada gösterilen kur farkına, teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlemler için geçerli olan oran uygulanmak suretiyle KDV hesaplanır. Yani, kur farkı hesaplanması dönem içinde ödeme anında karşı tarafa uygulanması gereken bir işlemdir. Dönem sonunda bu işlemin yapılmamasının nedeni budur. Yani işlem anında yapılması gerekir. Ayrıca, Kur farkı alacağının faturalandırılmamış olması davacının vergisel yükümlülüğüne aykırılık teşkil edebilecek ise de, alacağın talep edilmesine engel teşkil etmeyecektir. Yapılan incelemede dönem sonlarında kur değerleme işlemi yapılmış, ortaya çıkan müspet farklar cariye yansıtılmamıştır. Olaya bakalım: 2022 yılı 111.366,98 USD ile açıldığı ve bu dönemde (ilk 3 ayda) 118.032,33 USD lik mal teslimi yapıldığı ve davalı tarafından 60.710 USD ve 67.323 USD olarak ödemeler yaptığı ve ilk geçici vergi döneminde (111.366,98 + 118.032,33 =229.399,31 USD - 128.033 USD ÖDEME) 101.366,31 USD bakiye alacak olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından bu cari hesap alacağını artıran bir kur farkı kaydı yapılmamıştır. Yani, geçici vergi dönemlerinde kur farkı (aslında yapılan kur değerlemesi) adıyla yapılan aslında kendi vergi matrahlarını dönem sonlarında güncel hale getirmektir. Bunu tüm cariler için yapmaktadır. Yapılan sadece 213 sayılı VUK uyarınca mükelleflere mali tabloların (yabancı para alacaklarının, dövizli mal teslimlerinin v.b.) değerlenmesi karşılığında tahsil etmediği bir paranın güncel olarak 31.03.2022 ve sonrasında (30.06, 30.09 ve 31.12 ) tarihindeki bakiye alacağını bugüne (31/03'e) getirmesi olayıdır. Dönem sonu olduğundan fatura düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. Bu işlemler 30.06.2022, 30.09.2022 ve 31.12.2022 dönemlerinde yapılmaktadır. Ayrıca dönem içinde 32 sayılı karar gereğince dövizli ödeme yasağı gelmesinden sonra davalı taraf zorunlu olarak TL olarak ödeme yapmış ve bu ödemeler de cari hesapta 18.08.2022 ve 10.09.2022 tarihlerinde (700.000 TL lik 2 adet çek) yani tahsil tarihlerinde kayıtları yapılmış ve o dönemdeki Merkez Bankası kuru ile değerlemesi yapılarak ek rapor -1 de ekli tabloda Alacak kur2 sütununda sırasıyla 38.828,27 USD VE 38.295,10 USD olarak kayıt edilmiş ve cari hesaptan düşülmüştür. Yine burada da kur farkı hesaplaması yapılmamış olup, davalıya yansıtılan tutar bulunmamaktadır. Yapılan daha önce de söylendiği üzere 30.09.2022 itibariyle bu alacakla beraber tüm cari hesap alacak kalemlerini güncel değerine taşımaktır. Bu durum, muhasebe ilkesi olan Özün Önceliği kavramının bir gereğidir. Cari hesap bakiyesi bu dönemde 102.432 USD olup, bu tutarın 30.09.2022 itibariyle TL karşılığı ise 302.950,43 TL'dir. Bu tutarı, davacı taraf hasılat olarak kayıtlarına aldığı ve davalı tarafa da yansıtmadığı, bakiyeyi değiştirmediği, yalnızca kendisinin ödeyeceği (yani tahsil etmediği paranın ayrıca değerleyerek yani vergisini ödeyerek) tutarı kayıtlarına alarak izlediği bir durumdur. Yargıtay kararları açısından ise kur farkı talebinin olup olmadığı, çek ile ödeme olduğunda kur farkının istenemeyeceği, çekte yer alan meblağ kısmını kabul eden tarafın kur farkı ile beraber tüm alacakları karşıladığından hareketle artık kur farkı talebinin istenemeyeceğidir. Bu husus ta yukarıda ki açıklamalar kapsamında yani kur farkı hesaplaması yapılmadığından konu cevaplanmış olmaktadır. Sonuç olarak yapılan işlem aslında kur değerlemesi işlemi olup, vergi matrahlarını güncel değerlerine getirmek ve 213 sayılı VUK hükümlerini uygulamak ve ödenmesi gereken vergiyi hesap edebilmektir." şeklinde değerlendirme yaparak raporun sonuç kısmında " Taraflar arasındaki ticari ilişki başından itibaren dövizli olarak gerçekleştirildiği, davalı taraftan bu duruma ilişkin bir itirazın gelmediği, ödemeleri yabancı para cinsinden ve büyük çoğunluğunu çeklerle gerçekleştirdiği gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde cari borç USD cinsinden olduğu, Her ne kadar ticari ilişki USD cinsinden yürütülmüş ise de kayıtların TL olarak tutulma mecburiyeti ve 32 Sayılı Karar gereği ödemelerin TL olarak yapılması zorunluluklarından dolayı Kur farkının doğabileceği, Ancak, gerek istinaf mahkemeleri gerekse yüksek yargı ilamlarında ödemelerin çek ile yapılması durumunda artık kur farkı hesaplamalarının yapılmaması ve talep edilemeyeceği kararları karşısında konunun değerlendirilmesinde; Davacı taraf, USD cinsinden fatura düzenlemekte ve USD olarak tahsilat (büyük çoğunluğu çek) yapmakta olduğu, yapılan ödemelerin USD cari borcundan mahsup edildiği, TL olarak yapılan çeklerinde ödeme günündeki kur ile değerlemesinin yapıldığı ve yine USD cari alacağından düştüğü, dönem sonlarında ise kur güncellemeleri / kur değerlemesi yaparak 213 sayılı VUK kapsamında geçici vergi dönemlerinde değerlemeye tabi tüm hesapları güncel hale getirdiği, yapılan bu işlemler neticesinde kur farkı hesaplaması yapmadığı, vergisel yükümlülüklerini yerine getirdiği, raporda da söylendiği üzere kur farkının ödeme işlemin gerçekleştiği anda yapması gerektiği davacının yaptığı ise vergi matrahlarını güncel değerlerine getirmek ve 213 sayılı VUK hükümlerini uygulamak ve ödenmesi gereken vergiyi hesap edebilmek olup, bu kapsamda taraflar arasındaki Cari hesap bakiyesinin ise takip talebi ile aynı tutar olan 102.432 USD olup, herhangi bir kur farkı talebinin olmadığı, " yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Toplanan tüm delil ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD cinsinden yürüdüğü, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 102.432,00USD alacağının olduğu anlaşılmakla , davacının davasının aşağıdaki şekilde kabulüne karar vermek gerekmiştir. Ayrıca alacak likit, itirazda haksız olduğundan icra takibindeki kura göre %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacının davasının kabulü ile, davalının Gaziosmanpaşa... Dairesinin ... Esas nolu takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile; Takibin 102.432,00 USD asıl alacak ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanacak en yüksek faiz oranının uygulanması suretiyle, fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının tahsili şeklinde takibin devamına, 382.599,91 TL icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 272.655,28TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan 23.449,21TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 205,5‬0TL ilk masraf, 10.500‬,00 TL bilirkişi ücreti, 1.240,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 11.945,5‬0TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce ilgilisine resen iadesine, 7-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 8-Bu dava sebebiyle 132.058,93TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden (başta alınan 23.449,21TL + icra alınan 9.565,00TL =) 33.014,21‬TL 'den mahsubu ile kalan 99.044,72‬TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 27/03/2025 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır ¸ ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/109, K. 2025/219, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-109-e-2025-219-k-a5a5cb1e8581