İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/821 E. 2024/909 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/821
- Karar No
- 2024/909
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/821 Esas KARAR NO : 2024/909 DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 24/11/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ... Ltd. Şti. adına kayıtlı ... plakalı araç, 2410746 poliçe numaralı ve 19/09/2020- 19/09/2021 vadeli genişletilmiş kasko sigortası poliçesi ile müvekkil ... Sigorta A.Ş. tarafından teminat altına alındığını, davalı ...'in maliki, davalı ... ...'ün sürücüsü ve diğer davalı ... A.Ş.'nin trafik sigortacısı olduğu ... plakalı iş makinesinin ... plakalı sigortalı araca çarpması sonucu sigortalı araçta oluşan hasar ve değer kaybı müvekkili şirket tarafından tazmin edildiğini, söz konusu tazminat bedelinin rücuen tahsili amacıyla işbu davanın ikame edildiğini, davanın kabulüne, 16.854,17 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan söz konusu ... plakalı iş makinesini 03/12/2019 tarihli "2019-2020-2021 Yıllarını Kapsayan Çöp Toplama Ve Nakli İle Genel Temizlik Hizmetleri İçin Araç Kiralanması Hizmet Alımına Ait Sözleşme" sözleşme kapsamında ... Belediyesine uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile kiralandığını, sözleşme kapsamında çöp toplama işin ifasına yönelik olarak ve tüm hak ve sorumlulukları ... Belediyesine ait olmak üzere aracın kiralandığını, tüm zararlardan ... Belediyesi sorumlu olacağını, müvekkili aracın trafik sicilde aracın maliki görünse bile işleteni olmadığından müvekkili bakımından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, aynı kazadan hem aracın maliki hem de işleteni ayrı ayrı sorumlu tutulamayacağını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin aracını kullanan sürücünün herhangi bir kusuru olmadığını, müvekkili şirketin malik olduğu araç ZMM sigortası olarak ... nolu poliçe ile ... Anonim Şirketince sigortalı olduğunu, davacı tarafın uğradığını ileri sürdüğü ve ispatlandığı takdirde ödenmesi gereken tazminattan ZMM sigortacısı sorumluluğunda olduğunu, işleten sıfatı olmayan müvekkili yönünden davanın husumetten reddini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının belirttiği kazaya istinaden dava dışı ... Limited Şirketi'ne 9.246,99 TL 05.09.2022 tarihinde ödendiğini, müvekkili şirket üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş poliçe limiti kapsamında hem hasar onarımı hem de değer kaybı zararını karşıladığını, değer kaybı talebinin davacının sigortalısından talep etmesi gerektiğini, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacının talep ettiği hususlar tahkim yargılamasına konu olmuş ve kesin hükme bağlandığını, eksik evraklar ile talepte bulunulmuş olup davanın usulden reddi gerektiğini, ilgili kaza tarihi sebebiyle talep edilebilecek kalemler zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin hukuki dayanağı olmadığını, haksız ve mesnetsiz başvurunun reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı sigortalıya ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; Dava dışı ... Ltd. Şti. adına kayıtlı ... plakalı aracın 19/09/2020- 19/09/2021 vadeli genişletilmiş kasko sigortası poliçesi ile davacı ... Sigorta A.Ş. Nezdinde sigortalanmış olduğu, Davalı ...'in maliki, davalı ... ...'ün sürücüsü ve diğer davalı ... A.Ş.'nin trafik sigortacısı olduğu ... plakalı iş makinesinin ... plakalı sigortalı araca çarpması sonucu davacı şirket taarfından sigortalı araçta meydana gelen hasar için 14.289,17 TL, değer kaybı için ise 2.565,00 TL olmak üzere toplam 16.854,17 TL ödeme yapıldığı, halefiyet ilkesi uyarınca dava açılmış olduğunu beyanla 16.854,17-TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep ve dava edilmiş olduğu; ... Ltd. Şti.vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde Kazaya karışan söz konusu ... plakalı iş makinesini 03/12/2019 tarihli "2019-2020-2021 Yıllarını Kapsayan Çöp Toplama Ve Nakli İle Genel Temizlik Hizmetleri İçin Araç Kiralanması Hizmet Alımına Ait Sözleşme" sözleşmesi kapsamında ... Belediyesine uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile kiralanmış olduğunu, bu sebeple kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini beyan etmiş olduğu; Davalı sigorta şirketi tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde; dava dışı ... Limited Şirketi'ne 13/04/2022 tarihinde 3.413,17-TL ödenmiş olup bunun ardından ... Limited Şirketi tarafından tahkime başvurulmuştur ve başvuru neticesinde ... İCRA DAİRESİ 2022/... Esas (celbini talep ederiz) icra dosyasına istinaden hasarla ilgili tazminat ve tüm ferileri dava dışı ... Sanayi ve Ticaret LTD. ŞTİ'ye 9.246,99 TL 05.09.2022 tarihinde ödendiğini, davacının bu sebeple husumetinin olmadığını, tazminat taleplerinin sigorta tahkim komisyonu tarafından 2022/... karar sayılı 18/08/2022 karar tarihli ilamı ile daha önce kesin hükme bağlandığını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiş olduğu görülmüştür. Davalı ... vekili tarafından işbu dava açılmadan önce dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından aleyhlerine ... nun 2022/... Başvuru sayılı dosyalarından yapılan başvuru akabinde değer kaybı ödemeleri yapmaları sebebiyle kesin hüküm itirazında bulunulmuş olup öncelikle dava şartı olan bu itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: ... i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Kesin hüküm HMK’nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; "(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olay bakımından tahkime ilişkin itirazlar incelendiğinde; Tahkim, tarafların aralarındaki mevcut veya muhtemel bir uyuşmazlığın hakem veya hakemlerce çözümlenmesi için yaptıkları anlaşma çerçevesinde, devlet tarafından denetlenen, kararları kesin hüküm teşkil eden nitelikte ise de bu hüküm tarafların arasındaki uyuşmazlık açısından geçerli olup, davacı ile diğer davalılar tahkim kararına esas olan hükmün tarafı olmadıkları gibi HMK m.3030/5 hükmü uyarınca da tahkim dosyasından verilen kararın içeriği eldeki davada kesin hüküm teşkil etmemektedir. Bu sebeple davalı sigorta şirketinin kesin hüküm itirazlarının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tarafların zamanaşımı itirazları bakımından yapılan inceleme; Karayolları Trafik Kanununun 109. Maddesinin 4. Fıkrasının "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olayda davacının dava dışı sigortalıya yapmış olduğu ödeme tarihleri (25.12.2020, 12.01.2021 ve 24.02.2021) ile dava tarihi 24.11.2022 arasında geçen sürede zamanaşımı süresinin dolmadığı görülmekle zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17) 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davada davacının, dava dışı sigortalısı olan ... Tic. Ltd. Şti. yerine geçerek işbu davayı açtığı, davanın TTK'da düzenlenen sigorta hukukuna ilişkin olması sebebiyle mahkememizin görevli olduğu görülmüş olup ve davacının yapmış olduğu ödeme kapsamında hasar bedeli bakımından aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. İşbu davada davacının değer kaybı bedeline ilişkin talebi bakımından aktif husumete yönelik davalının itirazlarının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemede davacının dava dışı sigortalıya değer kaybı bakımından ödeme yapmış olduğu 12.01.2021 tarihi itibari ile her ne kadar halefiyet ilkesi uyarınca aktif husumeti bulunmakta ise de bu aktif husumetin dava açıldığı tarih ve yargılama süresince de varlığını devam ettirmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemede davacı tarafça dava dışı sigortalıya ödeme yapıldıktan sonra davalıya hem hasar hem de değer kaybının rücuen tahsili amacıyla 26.01.2021 tarihi itibari ile mail ortamından bildirim yapılmış olduğu, buna rağmen davalı sigorta şirketi tarafından sigorta tahkim dosyasında bu husus ileri sürülmeksizin dava dışı ...Ltd. Şti.'ne mükerrer ödeme yapılmış olduğu, davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması sebebiyle aktif husumetinin devam etmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 2918 sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Bknz: Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2020/8228 Esas, 2021/190 Karar sayılı ilamı). Somut olay bakımından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca inceleme yapıldığında davalıya ait aracın kaza tarihini de kapsar şekilde uzun süreli olarak kiraya verilmiş olduğu, işbu hali ile davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketinin işleten sıfatının bulunmadığı, bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Yargılama esnasında davacı sigorta şirketinden ödemeye ilişkin evraklar celp edilmiş, ... ne, SBGM'ye, davacı şirkete yazılan müzekkere cevapları uyarınca eksik evraklar celp edilerek dosyanın trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; ... ...'ün % 100 oranında kusurlu, ... 'nin kusursuz, Aracın hasarlı fotoğrafları ile karşılaştırıldığında Kasko Ekspertiz raporunda kaydedilen parça ve işçiliklerin dava konusu kaza ile ilgili, parça ve işçiliklerin kaza tarihi itibari ile 14.289,17 TL'lik tamir masrafının uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davaya konu aracın hasar görüp onarılmasından sonra satış değerinin 166.000 - 168.000 TL olacağı anlaşılmış olup bu durumda davacı sigorta şirketinin değer kaybı olarak 2.565.00 TL ödemesi uygun görülmüştür. Buna göre davaya konu kaza sebebiyle oluşan zarar, davacı sigorta şirketinin talep edeceği bedel 16.854,17 TL, Davacı ... A.Ş'nin Halefiyet İlkesi gereği rücu hakkı bulunduğu, Davalı ... ... Karayolları Trafik Kanunu'nda düzenlenen kuralları ihlal ettiğinden haksız fiil hükümleri gereği söz konusu zarardan sorumlu olduğu, Davalı ... AŞ. ... Plakalı İş Makinesinin Trafik Sigortacısı olduğundan zarardan sorumlu olduğu, Davalı araç maliki ... Ticaret Ltd. Şti., Davalı sürücü ... ... ve trafik sigortacısı olan Davalı ... A.Ş. müşterek ve müteselsilen zarardan sorumlu olduğu, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder. Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD,2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Somut olay bakımından davacının ödemiş olduğu hasar bedeli ve değer kaybı talebi bakımından aktif husumetinin bulunduğu, ödediği bedellerin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, davalı Sigorta şirketi ve sürücünün meydana gelen borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 1-Davalı ... Dış Ticaret Ltd. Şti. Bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine, 2-25.11.2020 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle 14.289,17 TL hasar bedeli ve 2.565,00 TL olmak üzere toplam 16.854,17 TL'nin 12.224,17-TL'sine 24.02.2021 tarihinden, 2.065,00-TL'sine 25.12.2020 tarihinden, 2.565,00-TL'sine ise 12.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 1.151,31-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 287,83-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 863,48-TL harcın davalılar ... ... ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 380,03-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 650,50-TL, bilirkişi ücreti: 4.000,00-TL olmak üzere toplam: 5.030,53-TL yargılama giderinin davalılar ... ... ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 16.857,17-TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... Ltd. Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 16.857,17-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... San. Dış Ticaret Ltd. Şti.'ne verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.600,00-TL'nin davalılar ... ... ve ... Anonim Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.