İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/413 E. 2022/405 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/413
- Karar No
- 2022/405
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO:2021/413 Esas KARAR NO :2022/405 DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/03/2015 KARAR TARİHİ:22/06/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ... isimli gemi için sözleşme düzenlenerek davalı tarafından 18-30.12.2013 tarihleri arasında gemiye tamir hizmeti verildiğini, bu hizmetler kapsamında yeni şaft sızdırmazlık salmastrasının gemiye monte edildiğini, tüm işlemler tamamlanıp gemi davalıya ait tersaneden ayrıldıktan bir gün sonra 01/01/2014 tarihinde şaft sızdırmazlık salmastrasında sızıntı olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple geminin acilen Yunanistan'dan bulunan ... Tersanesine girip havuza alındığını, burada gemiye yeni bir şaft sızdırmazlık salmastrasının monte edilerek akabinde de tekrar klas sörveylerinin yapıldığını, gemiden çıkarılan parçalarda yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda çıkarılan parçada herhangi bir kusur olmadığını, sızıntının davacı tarafından yapılan çalışmalar sırasında monte edilen parçanın gevşek bırakılması sebebiyle oluştuğunun hem klaz kuruluşu hem de gözetim firması tarafından ayrı ayrı tespit edildiğini, müvekkilinin davalının ağır kusuru ile oluşan söz konusu hasarın giderilmesi hasarın tamiri ve yeni şaft sızdırmazlık salmastrasının takılması için ... Tersanesine 36.731,00 Euro, yedek parçalar için ... Ltd'ye 14.583,30 Euro, gemi acentesine 3.475,08 USD, sörvey çalışması için ... 'a 7.754,00 USD, sörvey ve gözetim raporu için ...'ye 6.000,00 USD, yakıt tedariki için 12.034,45 USD masraf yaptığını ayrıca 7 gün süre ile gemiyi kullanamadığını, kiraya veremediğini, dolayısıyla 33.194,40 USD kira kaybına uğradığını, tüm bu zararlardan dolayı davalının sorumlu olduğunu, zira gemideki arızanın müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşme uyarınca davalının sorumluluğunda gerçekleştiğini, söz konusu şaft sızdırmazlık salmastrasının montajının davalı çalışanları tarafından yapıldığını, bu hususun taraflararasında yapılan yazışmalar ile sabit olduğunu, davalının üstlendiği işi gereken dikkat ve özeni göstermeden yerine getirdiğini, sadece bu sebeple dahi davalının müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 132.546,28 USD 'nin 01/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Fraga gemisinin tersaneden ayrılır ayrılmaz 28/12/2015 tarihinde satılarak 01/01/2014 tarihinden itibaren ... ismini aldığını, kayıtlı sahip ve donatanının ... ... Ltd şirketi olduğunu, davacının müvekkili tersane ile yaptığı onarım sözleşmesinin tarafı olsa dahi bu sözleşmeden doğan zarar ve ziyanları talep edemeyeceğini, dolayısıyla davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, hasarın nedeninin davacı şirketin onarım için gerekli olan parçaları orjinal firmasından temin etmemesi parçaların orjinal olmamasından kaynaklandığını, oysa ki sözleşmede parçaların orjinalinin temin edileceğinin şart koşulduğunu, bu nedenle dava konusu zararların muhatabının parçaların temin edildiği, ... şirketi olduğunu, dolayısıyla da müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, sözleşmenin 7.maddesinde iş sahibinin temin ettiği parçalardan ve sonuçlardan tersanenin hiçbir şekilde sorumlu olmayacağının hükme bağlandığını, geminin onarımının tamamlanmasından sonra test edilerek 28/12/2013 tarihli gemi mührü ve kaptan imzasını içeren teslim protokolü ile teslim edildiğini, aynı şekilde ödemenin yapılacağının da herhangi bir itiraz olmaksızın iş sahibi ve gemi ilgilileri tarafından taahhüt ve teyit edildiğini, davacının kendisine ait olmayan bir geminin kendi mülkiyetinden çıktıktan sonra kendi adına düzenlenen sörvey raporlarıyla zararını kanıtlamaya çalışması, mülkiyetinde olmayan gemi için kira kaybı talep etmesinin haksız ve sebepsiz zenginleşme sağlamaya yönelik olduğunu savunarak davanın husumet ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Dava; taraflararasında akdedilen 20/11/2013 tarihli gemi tamir sözleşmesi tahtında davalıya ait tersanede tamir ve bakımı yapılan ... isimli gemini tersaneden ayrıldıktan bir gün sonra şaft sızdırmazlık salmastrasında sızıntı meydana gelerek arızalanması nedeniyle, arızanın giderilmesi için yapılan masraflar, arıza süresi içerisinde harcanan yakıt ve diğer masraflar ile kira kaybının davalı tersaneden tahsili istemine ilişkindir. Davada Taraflar arasında 20.11.2013 tarihinde “gemi tamir sözleşmesinin standart şart ve koşulları” başlıklı sözleşmenin imzalandığı uyuşmazlık konusu değildir. Davada, davalı yüklenici tarafından gemi onarımı kapsamında yeni şaft sızdırmazlık salmastrasının da davalı tarafından gemiye monte edildiği, geminin davalıya ait tersaneden ayrılmasının ertesi günü olan 01.01.2014 tarihinde davacı tarafından monte edilen şaft sızdırmazlık salmastrasında sızıntı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle geminin acilen Yunanistan’da bulunan ... tersanesinde havuza alınmak zorunda kalındığı, bu tersanede gemiye yeni bir şaft sızdırmazlık salmastrasının monte edildiği, gemiden çıkarılan parçalarda yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan raporlarda, parçada herhangi bir kusur olmadığı, sızıntının davalı tarafından yapılan çalışmalar sırasında monte edilen parçanın gevşek bırakılması sebebiyle oluştuğunun tespit edildiği ileri sürülerek, davacının hasarın tamiri ve yeni şaft sızdırmazlık salmastrası takılması için dava dışı tersane ve şirkete yaptığı ödeme ile acente masrafı, sörvey çalışması, gözetim bedeli ve yakıt tedariki için dava dışı kuruluş ve şirketlere yaptığı ödemeler ile davacının gemiyi kullanamaması ve kiraya verememesi sebebiyle uğradığı kira kaybı toplamı olan 132.546,28 doların davalıdan tahsili talep edilmektedir. Mahkememiz tarafından verilen 10.10.2018 tarihli karar ile; 02.07.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirkete ait tersanede geminin bakım ve onarımının yapıldığı sırada değiştirilen şaft sızdırmazlık salmastrasının montajı sırasında sızdırmazlık halkalarının yeterince sıkılmayıp gevşek bırakılması sonucunda şafta su girmesine sebebiyet verildiği, bu nedenle de geminin tersaneden çıkmasından sonraki süreçte yağ sızıntısının meydana geldiği, davalının gemiye yapmış olduğu bakım ve onarım sırasında ayıplı iş yaptığı, ayıbın gizli ayıp niteliği taşıdığı ve ayıp ihbarının süresi içinde yapıldığı belirtilerek davacının ayıbın giderilmesi için dava dışı tersaneye ödediği 36.731 euro tersane masrafı ile 14.583,30 euro yedek parça bedeli toplamı 51.314,30 euro hüküm altına alınmıştır. Davacının gelir kaybı talebi konusunda da, gemiye ilişkin kiralama teklifinin yapıldığı ancak arıza nedeniyle teklifin kabul edilemediğinin belgeleriyle ispatlanması halinde mümkün olabileceği, davacının ise bu yönde herhangi bir delil sunmadığı” gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. İş bu karar taraflar vekillerinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin yaptığı inceleme sonucunda bozulmuştur. 25/02/2021 tarihli Bozma ilamında özetle; "Dosya kapsamı ve toplanan deliller dikkate alındığında davalı yüklenicinin gemiye yapmış olduğu bakım ve onarım sırasında ayıplı iş yaptığına, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin mahkemenin kabulü doğru olup bu nedenle davacının gemide oluşan arızanın giderilmesi amacıyla ayıplı monte edilen parçanın değiştirilmesi için yaptığı giderlerin tahsiline karar verilmiş olmasında bir yanılgı bulunmamaktadır. Ne var ki, yüklenici tarafından ayıplı monte edilen şaft sızdırmazlık salmastrasının değiştirilmesi için geminin dava dışı tersanede kaldığı yedi günlük süre zarfında davacının gemiyi kullanamaması ve kiraya verememesi sebebiyle uğradığı kira kaybı da diğer alacak kalemleri yanında talep edilmiş olup, ayıplı eser tesliminden dolayı iş sahibi, yükleniciden sözleşmeden dönme, ücretten indirim veya eserin onarılmasını isteme hakları yanında ayrıca ayıplı eserin sebep olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Dolayısıyla, zararın tazminini isteme hakkı, seçimlik hakların yerine geçen seçimlik bir hak değil, bilakis onlarla birlikte istenebilen, onlara eklenen (kümülatif) bir haktır. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/3 maddesinde iş sahibinin genel hükümlere göre uğramış olduğu zararın tazminini isteme hakkı saklı tutulmuştur. Ancak tazminat istenebilmesi için iş sahibinin ayıbı yükleniciye zamanında ihbar etmesi ve kusurlu olmaması gerekir. Tazminatın şartları, eserdeki ayıp, zarar, ayıpla zarar arasında uygun illiyet bağı ve yüklenicinin kusurudur. Zararın kapsamına, ayıbın neden olduğu ilk zarar yani ayıptan doğan zarar girdiği gibi, ayıbı takip eden zarar da girer. Ayıbı takip eden zararlar arasında bilhassa ayıp nedeniyle iş sahibinin uğramış olduğu kazanç kayıplarıyla kira geliri kayıplarını saymak gerekir. Dairemizin yerleşik uygulamasında da iş sahibinin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 360. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi) hükmünce ayıplı imalat bedelinin ve bundan doğan zararının yükleniciden talep edebilmesi için ayıpları kendisinin giderdiği veya eseri başkasına satmış olması halinde kendisine karşı bu konuda dava açılıp alıcıya ödeme yaptığını ispat etmesine gerek olmadığı kabul edilmektedir. (15. Hukuk Dairesi, 25.06.2007 gün, 2007/853 Esas- 2007/4314 Karar, 27.07.2012 gün 2011/4331 Esas- 2012/1146 Karar) Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında mahkemece davacının gelir (kira) kaybına ilişkin zararının ret gerekçesinde isabet bulunmadığı, bu nedenle mahkemece davalı yüklenicinin ayıplı iş yaptığı, ayıbın gizli ayıp olup süresinde davalıya ihbar edildiği ve davalının kusurlu olduğu kabul edildiğine göre yukarıda belirtilen ilke ve kurallar ışığında davacının ayıbın giderilmesi çalışmalarının gerektirdiği makul süre içinde geminin kullanılamaması sebebiyle gelir kaybı biçiminde gerçekleşen olumlu zararını ayıp sonucu ortaya çıkan zarar olarak isteyebileceği, bu nedenle, mahkemece yapılacak iş, raporları karara dayanak yapılan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, ayıbın giderilmesi çalışmalarının gerektirdiği makul sürenin (davacının talebi 7 gün üzerinden olduğundan bu süreyi aşmamak üzere) belirlenmesinden, bu süre içinde davacının uğrayacağı kazanç (gelir) kaybının yukarıda yapılan ilke ve kurallar dikkate alınarak gerektiğinde tarafların ticari defterleri de incelenerek hesaplattırılmak suretiyle değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar verilmesi" gerektiğinden bahisle; davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkememiz tarafından usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına karar verildikten sonra, bozma ilamı doğrultusunda daha önce rapor düzenleyen 3.Bilirkişi kurulundan ayıbın giderilmesi için gereken makul süre (davacının bu konuda ki talebi 7 gün olduğundan bu süreyi aşmamak koşulu ile) tespit edilerek, bu süre içerisinde davacının uğrayacağı kazanç (gelir) kaybının gerektiğinde tarafların ticari defterleride incelenerek, Yargıtay ilamında belirtilen ilke ve kurallar çerçevesinde hesaplanması konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede düzenlenen 03/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının kira kaybı talebine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; uluslararası deniz yolu ile yapılan taşımacılıkta gemilerin kiralanması ile ilgili farklı kira sözleşmeleri bulunduğu, Gemi Kira Sözleşmesinin (Charter Party), gemi sahibinin, yük taşımacılığı yapılabilmesi için bir başkasına gemisini kiraladığı sözleşme olduğu, Sefer Sözleşmesi (... Charter), bu sözleşme çeşidiyle geminin tek yönlü olarak belirlenen limanlar arasında, belirlenen yük çeşidi ve belirlenen navlun ücretiyle kiralandığı, Boş Gemi Sözleşmesinde (...), gemi sahibinin gemiyi, belirlenen yerde ve belirlenen zaman aralığında personel, sigorta ve herhangi bir kumanya olmadan kiracıya verdiği, Zaman Sözleşmesinde ise (Time Charter), kiracı, gemiyi belirlenen bir süre için kiralayarak, ücretlerin aylık, yıllık veya günlük olarak verildiği, gemi sahibinin, geminin yönetimini kontrol etmeye devam eder, personel, kumanya, sigorta ve amortisman giderleri ile bakım tutum giderleri gemi sahibine ait olduğu, ancak taşımacılık işlemlerinin kiracı tarafından gerçekleştirildiği, bu tip sözleşmelerde, gemi sahibi ile kiracının belirli bir süre (gün, ay, yıl) üzerinden anlaştığı, yükün miktarı, cinsi, yükleme ve tahliye limanları bu ücret üzerinde etkili olmadığı, yakıt masrafları, liman giderleri, yükleme ve tahliye masraflarının, kılavuzluk ve acente masrafları ile navlunun kiracının sorumluluğunda olduğu, dava konusu geminin 7 günlük kira kaybı için en uygun Kira Sözleşme çeşidi olan Zaman Sözleşmesine (...) göre hesaplanma yapılmasının daha uygun olacağı, kök Raporda ve ikinci bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, geminin günlük gelir kaybının 4.500 USD olarak kabulünün mümkün olduğu ve 7 günde toplam 31.500 USD gelir kaybının olabileceğinin belirtilmiş olduğu, davacının 03.03.2015 tarihli dava dilekçesinde 7 günlük gelir kaybı olarak toplam 33.184,40 USD tutarında talebinin bulunduğu, bu hesaba göre günlük gelir kaybının yaklaşık 4.742 USD'ye tekabül ettiği, bir geminin günlük, haftalık ya da aylık kira bedellerinin, o zamandaki ticari değerlere, geminin kondüsyonuna, yaşına, bayrağına, tanınmış klas kuruluşuna bağlı olup olmadığına, denize elverişliliğine ait uluslararası belgelerinin geçerlilik sürelerine, Liman Devleti Denetimlerindeki sonuçlarına (Port State Control-PSC) yük taşıma kapasitesine, tahmil/tahliye için kreynleri olup olmadığına, geminin günlük yakıt sarfiyatına, hızına ve kiralama süresine bağlı olarak değişiklik gösterdiği, dava konusu gemi, ticari olarak “...” Dökme Yük gemisi sınıfında olan bir gemi olduğu, Geminin DWT (Dead Weight Ton) değeri 28.628dir. Konu 28.628 ton içersinde yakıt, yağlama yağı, tatlı su, personel ve kumanya, balast gibi muhtelif ağırlıkların mevcut olduğu, bir örnek vermek gerekirse gemide o an için 520 ton yakıt, 30 ton yağlama yağı, 40 ton tatlı su ve 1028 ton balast ile 10 ton diğer ağırlıklar olduğunda, toplam 1628 ton olmakta bu değer geminin DWT değeri olan 28.628'den çıkartılırsa 27.000 ton yük taşıma kapasitesine sahip olduğu, kiracılar geminin en fazla 27.000 ton civarlarında yük taşıyacağını bilerek kira bedelini belirlemekte olup, yukarıdaki kira bedeline etki eden hususlarda dikkate alınarak 2014 yılının ilk yarısındaki geminin “Zaman Sözleşmesine (Time Charter)” göre günlük kira bedelleri brüt 8.000 USD ile 12.000 USD olarak, geminin taşıma kapasitesi, yakıt sarfiyatı ve geminin kondüsyonu gibi kıstaslara göre değişiklik göstermektedir. Bu değerlerin ortalaması olan günlük kira bedelinin 10.000 USD olarak kabul edilmesinin uygun olacağı, dava konusu geminin günlük işletme masrafının da 4.500 USD ile 5.500 USD arasında değişiklik gösterdiği de göz önüne alındığında, bu bedellerin ortalaması olan 5.000 USD bedelinin, brüt kira bedeli olan 10.000 USD den farkı alındığında günlük net kiralayamama sebebiyle oluşan kâr kaybının 5.000 USD olmasının uygun bir tespit olacağı, buna göre geminin çalışamadığı yedi günlük net zararının 35.000 USD olması gerektiği, ancak davacı taraf yedi günlük kira kaybı için 33.194,40 USD tutarında talepte bulunduğu, bilirkişi heyetince hesaplanan miktar 35.000 USD olduğundan, davacı talebin geminin 7 günlük çalışamamasından dolayı talep ettiği miktar olan 33.194,40 USD”nin kabul edilmesi uygun gözüktüğü yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Yapılan yargılama sonunda; davalının gemiye yapmış olduğu bakım ve onarım sırasında ayıplı iş yaptığı, ayıbın gizli ayıp niteliği taşıdığı, davacının ayıbın giderilmesi için dava dışı tersaneye 36.731 euro tersane masrafı ile 14.583,30 euro yedek parça bedeli olmak üzere toplamı 51.314,30 euro masraf yaptığı, bu tutarın davalıdan tahsiline ilişkin daha önce verilen kararın kesinleştiği, gelinen aşamada uyuşmazlığın geminin tamirde kaldığı 7 günlük süre içerisinde istenebilecek kira(kar) kaybı talebine ilişkin olduğu, dosya kapsamı ile yargıtay bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu geminin özellikleri dikkate alındığında 7 günlük kira kaybı için en uygun Kira Sözleşme çeşidi olan Zaman Sözleşmesine (Time Charter) göre hesaplanma yapılmasının daha uygun olacağı, geminin ticari olarak “Handysize” Dökme Yük gemisi sınıfında olan bir gemi olduğu, Geminin DWT (Dead Weight Ton) değerine göre yük taşıma kapasitesi göz önüne alındığında 2014 yılının ilk yarısında geminin “Zaman Sözleşmesine (Time Charter)” göre günlük kira bedellerinin brüt 8.000 USD ile 12.000 USD aralığında olup geminin taşıma kapasitesi, yakıt sarfiyatı ve geminin kondüsyonu gibi kıstaslara göre değişiklik gösterdiği, bu itibarla günlük kira bedeli olarak bu değerlerin ortalaması olan 10.000 USD' nin kabul edilmesinin uygun olacağı, dava konusu geminin günlük işletme masrafının da 4.500 USD ile 5.500 USD aralığında değişiklik gösterdiği, bu bedellerin ortalaması olan 5.000 USD bedelin, brüt kira bedeli olan 10.000 USD den farkı alındığında geminin kiraya verilmediği sürede günlük kâr kaybının 5.000 USD olacağı, buna göre geminin çalışamadığı yedi günlük süre açısından net zararının 35.000 USD'ye baliğ olduğu, ancak davacı tarafın yedi günlük kira kaybı için 33.194,40 USD tutarında talepte bulunduğu, dolayısıyla taleple bağlılık ilkesine göre davalıdan tahsili gereken kar kaybı zararının 33.194,40 USD'yi geçemeyeceği sonucuna varıldığından, bu kanaat ışığında daha önce kesinleşen 51.314,30 Euro tazminat alacağı ile birlikte 33.194,40 USD kira(kar) kaybı alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 51.314,30 Euro ve 33.194,40 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, -Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 15.616,51 TL harçtan 5.704,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.911,66 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 5.704,85 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 24.452,87 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 13.967,17 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 27,70 TL başvurma harcı, 593,00 TL posta gideri, 16.500 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.120,70 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 11.716,59 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 226,60 TL posta gideri, 6.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.226,60 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 1.965,40 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili dairesinden temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22.06.2022 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır