İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/49 E. 2022/39 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/49
- Karar No
- 2022/39
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO:2019/49 Esas KARAR NO :2022/39 DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/11/2015 KARAR TARİHİ:02/02/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Şirketi deniz ticareti ile deniz taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olup, ... IMO nolu ... isimli geminin işleteni olduğunu, müvekkili ile davalı ... .... Ltd. Şirketi arasında imzalanan 19/03/2014 tarihli ...anlaşması uyarınca ... gemisinin davalı ... Denizcilik Şirketine kiralandığını ve kira süresi sonunda 28/04/2014 tarihinde geri alındığını, geminin kirada ve ... Denizcilik Şirketi tarafından gemiye ... dışı yakıt temin edilmesi sebebiyle gemide hasar meydana geldiğini ve geminin uzun bir süre kullanılamadığını, müvekkilinin hem gemideki hasarı gidermek için harcamalar yaptığını hem de bu süre zarfında gemiyi kullanamayarak zarara uğradığını, davalı ... Şirketinin ise, davalı ... Denizcilik Şirketinin sigortacısı olup, zarar gören üçüncü şahsın doğrudan sigorta şirketine başvuru hakkı bulunduğunu, müvekkilinin davalı ... Denizcilik Şirketinin kusuru sebebiyle zarara uğradığını ve davalılara hasar tazminine ilişkin yazılı ve sözlü taleplerde bulunulmuş ise de, davalılarca taleplere cevap verilmediğini, ödemelerin de yapılmadığını, hasarın onarılması sırasında müvekkili tarafından geminin kullanılamadığını ve bu sebeple müvekkili şirketin gelir kaybına ve davalı şirketin ödemesi gereken tüm kira bedelini ödememesi nedeniyle haksız kira kesintisine uğradığını, zararların tek sebebinin davalı ... Denizcilik Şirketi tarafından gemiye ... dışı yakıt temin edilmesi olduğunu, davalı ... Şirketinin takip şartlarına ilişin itirazının müvekkilinin yabancılık teminatı yatırması gerektiğine ilişkin olduğunu, ancak müvekkilinin ...'da mukim şirket olup, Türkiye ile Çin arasında yabancılık teminatı bakımından karşılıklı muafiyet söz konusu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketler tarafından ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazların iptali ile takibin devamına, davalıların alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... .... Ltd. Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki hukuki ilişkiye temel olan ve 19.03.2014 tarihli ...isimli 48 sayfalık sözleşmenin 20. sayfasında yer alan 73. Maddeye göre ihtilaf durumunda İngiliz hukuku uygulanacağını ve Londra Yargı Mercileri yetkili olacağını, alacaklı görünen davacı yabancı şirket Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bir dava açmak ya da takip başlatmak için yatırmak zorunda olduğu teminatı yatırmadığını, dava konusu takip ve dolayısıyla dava yok hükmünde olduğunu, ... da verilen yakıtın kullanılamaz olduğu gerekçesi ile talep edilen ve davacının kendi hesaplama şekli ile ortaya çıkan masraf tutarının 240.698.76 USD olduğunu, davacı yanın önce ...'da analiz yaptırıp raporlarını geçtiği ve ... analiz fırmasının da anılan yakıtı üç adımda nasıl kullanabileceğini göstermesine ve ısrarla müvekkili tarafından belirtilmesine rağmen kullanmadığını, müvekkili ile hiçbir görüşme yapmaya ihtiyaç duymaksızın 240.698,76 USD zarar ihdas edildiğini, geminin draft batma mesafesi yüksek olduğunu, limana yanaşması için gereken mesafeye ulaşmak için açıkta boşaltma yapması gerektiğini, fakat kaptan ve davacı her türlü resmi evrakı ve bilgi kendilerine verilmesine rağmen ve önce kabul etmelerine rağmen sonra vazgeçtiğini ve daha fazla malı açıkta boşaltmak istediğini, bu sebeple hem daha fazla zaman kaybedildiğini ve hem de daha fazla masraf yapıldığını, gemi ve davacı ile anlaşılan hız ve yakıt tüketiminin üstünde yakıt kullanılması ve ...firmasının raporu doğrultusunda hak talep edildiğini, açıklanan nedenle kira talebi de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacak davasının, o alacağın borçlusundan başka bir kişiye karşı açılması halinde, davalının pasif husumete sahip olmaması nedeniyle davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilinin 19.03.2014 tarihli kira sözleşmesine taraf olmadığı gibi müvekkili ile davacı arasında herhangi bir başka hukuki ilişki de bulunmadığını, somut uyuşmazlık açısından 3. şahıs konumunda olan müvekkili hiçbir surette pasif husumet ehliyetine sahip olmamakla müvekkilinin işbu davada, davalı olmasına imkân olmadığını, her ne kadar davacı tarafından müvekkilinin diğer davalı ...’nun sorumluluk sigortacısı olduğundan bahisle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1478.maddesi uyarınca müvekkiline husumet yöneltildiğini iddia etmekte olsa da somut hadise açısından hükmün uygulanması mümkün olmadığını, müvekkili ile ... arasında akdedilmiş olan sigorta poliçesinin tabi olduğu Genel Şart ve Koşulların 1.14 numaralı maddesi uyarınca Sigorta Poliçesi İngiliz Hukuku’na tabi olduğunu, Sigorta Poliçesi’nin 1.25 numaralı maddesi uyarınca da Sigorta Poliçesi’nin tarafı olmayan üçüncü şahısların herhangi bir talepte bulunamayacağını, davacının ve müvekkilinin yabancı şirketler olduğu nazara alındığında, işbu uyuşmazlık açısından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanabilmesi açısından aranmakta olan yabancılık şartı sağlandığını, taraflar Sigorta Poliçesi’nin İngiliz Hukuku’na tabi olduğunu kararlaştırdıklarını ve ilgili MÖHUK hükümleri uyarınca somut uyuşmazlığın İngiliz Hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının müvekkiline husumet yöneltmeye çalıştığı TTK 1478.madde hükmü TTK 1486.maddede sayılan koruyucu hükümler, yani taraflarca aksi kararlaştırılamayacak olan hükümler arasında sayılmadığını, hal böyle iken, sorumluluk sigortasını akdeden sigortacı ile sigortalının, sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü şahsın sigortacıdan talepte bulunamayacağını kararlaştırmasının önünde hiçbir hukuki engel bulunmadığını, işbu davanın müvekkilinin pasif husumet yoksunluğu nedeniyle reddi gerektiğini, sigorta poliçesinde bulunan yetki şartı uyarınca mahkemeni işbu uyuşmazlık açısından yetkisiz ve görevsiz olduğunu, sigorta poliçesinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkta yargı yetkisinin İngiltere’deki yüksek mahkeme olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesi incelendiğinde dilekçe ve eklerinin HMK 121. maddede aranan şartları havi olmadığı görüldüğünü, bir sigorta poliçesine dayanarak sigortacıdan herhangi bir talepte bulunabilmesi, iddia olunan hasarın ve/veya zararın sigorta poliçesi kapsamında teminat alınmış olmasına bağlı olduğunu, mevcut bir sigorta sözleşmesinin olması, sigortacının her türlü hasar ve zarara karşı teminat sağladığı şeklinde yorumlanamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının iddia etmekte olduğu ‘off-...’ yakıt temin edilmesi nedeniyle oluşan hasar ve zararların, müvekkil ile ... Denizcilik Şirketi arasında akdedilmiş olan Sigorta Poliçesi kapsamında teminat sağlanmış olan rizikolar arasında yer almadığını, sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınmamış olan rizikolar nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, sigorta süresi dışarısında gerçekleşen rizikodan sigortacının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gibi, süresi içerisinde sigortacıya bildirilmeyen riziko nedeniyle sigortacıdan sigorta tazminatı talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ... Denizcilik Şirketine sağladığı sigorta himayesinin sona ermesinden ve sigorta poliçesine ilişkin her türlü talep ve dava zamanaşımının sona ermesinden oldukça sonra başlatıldığı dikkate alındığı takdirde, sigorta poliçesine her türlü talep ve dava haklarının zamanaşımına uğramış olduğunu, iddia olunan hasar ve zararları hiçbir surette kanıtlanamadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan 21/10/2020 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda; Davacı ile davalı ... arasında 19/03/2014 tarihinde zaman çarteri sözleşmesinin kurulduğu, davacının geminin donatanı ve zaman çarteri sözleşmesinin tahsis edeni sıfatına sahip olduğu, davalı ...'nun ise zaman çarteri sözleşmesinin tahsis olunanı olduğu, uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunduğu ve zaman çarteri sözleşmesine uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olduğu, uyuşmazlığın sözleşme hükümleri ve doktrinde zaman çarteri sözleşmesi ile ilgili İngiliz Hukuku bakımından açıklama yapan eserler çerçevesinde değerlendirildiği, zaman çarteri sözleşmesinin gemiye yakıt ikmal etme yükümlülüğünün tahsis olunana ait olduğu, gemi adamları (kaptan ve gemi zabiti) tahsis eden tarafından edilmediğinden, donatanın adamı olan bu kişilere de yakıt ikmalinin gerçekleştirilmesi için yükümlülük yüklendiği, uyuşmazlıktaki zaman çarteri sözleşmesinde yakıtın niteliğinin açıkça belirlendiği, bu yönde yakıtın temin edilmesi tahsis olunanın borcu olduğu, ancak heyette kaptan bilirkişi bulunmadığından uygulamada kaptanın zaman çarteri sözleşmesinde temin edilen yakıtın sözleşmede kararlaştırılandan farklı olup olmadığını bilip bilmeyeceği, bildiği takdirde hangi şekilde davranması gerektiği hakkında yorum yapmaktan imtina edildiği, yakıtın yapılan analizlerinde, yakıt içindeki Çinko, Fosfor ve Kalsiyum elementlerinin tamamının sınır değerlerinin üzerinde olduğu görüldüğü, bu da, yakıtın kullanılmış yağlama yağı (ULO) ihtiva ettiği anlamına geleceğini, dolayısıyla bahse konu yakıtın gemide kullanılması uygun olmadığı, davacının davalı ...'dan talep edebileceğini tüm bu kalemlerin toplamının 353.205,65 USD'ye karşılık geldiği, davacının dava dilekçesindeki talebinin 301.878,09 USD olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bakımından MÖHUK m. 34 f. 4'ün uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmayacağı, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkta TTK m. 1478'in MÖHUK mm. 5 gereği kamu düzenine ilişkin bir hüküm olmadığı ve MÖHUK m. 6 anlamında doğrudan uygulanan kural niteliğini taşımadığını, bu hususun Türk doktrinin son dönem en tartışmalı meselelerinden biri olduğu, mahkemece aksi yönde karar vermesi hâlinde istemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı bakımından İngiliz Hukuku'nun belirleyici olması gerektiği ancak bu sürenin dosyadan saptanamadığı, uyuşmazlık konusu istemin sigorta sözleşmesinin teminatının içinde bulunan bir riziko olup olmadığının ise dosya münderecatındaki belgelerden saptanamadığı kanaatine varılmıştır. 02/08/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti Arasında Hukuki Ticari ve Cezai Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması'nın 14.maddesi uyarınca davacının teminattan muaf olduğu, yabancılık unsuru taşıyan davanın, çarter parti ve sigorta sözleşmesinden doğması ve davanın haksız fiile dayanan bir dava olmaması sebebiyle MÖHUK'un haksız fiillerde uygulanacak hukuku düzenleyen 34.maddesinin (4) fıkrasının somut davada uygulanamayacağı, sigorta poliçesinde İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'ne yetki verilmiş olsa bile MÖHUK'un 47.maddesi uyarınca sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı mahkemenin yetkili kılınmasının Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla davalı sigorta şirketi açısından mahkemenin milletlerarası yetkisinin gerçekleştiği, yabancılık unsuru taşıyan davalarda usule ilişkin meselelerin lex fori'ye tabi olması sebebiyle davalılardan biri hakkında gerçekleşen yetkinin diğeri açısından sonuç doğurup doğurmayacağı meselesinin HMK'ya tabi olduğu, HMK'nun 7.maddesi uyarınca ... Denizcilik açısından da mahkemenin yetki kazandığı, ... kulüp sigortalarının esasına uygulanan ve üçüncü şahısların sigortacıya doğrudan başvurmasını engelleyen veya ortadan kaldıran yabancı yasal düzenlemelerin, Türk kamu düzenine aykırı olması, TTK'nun 1478.madesinin usuli nitelikte bir hüküm olması ve usule ilişkin konuların Türk hukukunun hakimiyeti altında olması, TTK'nun 1478.maddesinin, yabancılık unsuru taşıyan davalarda müdahaleci norm niteliğinde olması sebebiyle TTK'nun 1478.maddesine istinaden ... şirketinin doğrudan davalı gösterilebileceği, rizikonun yani zarara sebep olan olayın sigorta süresi içinde meydana geldiği, sigorta sözleşmesine ilişkin talep ve dava hakkının zamanaşımına uğramamış olduğu, kök raporda yer verilen teknik inceleme ve tespitler ile talep edebilecek tutara ilişkin olarak hesaplanan tutardan ayrılmayı gerektiren bir yön bulunmadığı, gemiye verilen yakıtın ancak laboratuvar ortamında analizinin yapılabileceği, istenilen spesifikasyonların dışında verilen yakıtın kullanılmasının ve düzeltilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. 22/12/2021 tarihli kaptan bilirkişi tarafından sunulan ek raporda; Dosya kapsamına göre, gemide yakıtı analiz edecek cihazlar ile istenilen özelliklerin dışında gelmiş olan yakıtın kalitesini değiştirecek ve kullanım sonuçlarını ortadan kaldıracak bir önlem bulunmadığının anlaşıldığı, buna istinaden gemi kaplarının uygunsuz yakıt alımının önüne geçmesinin mümkün olmadığı, gemiye alınan yakıtın istenilen kalitede olmaması konusunda kaptanın ve zabitlerin herhangi bir kusurları bulunmadığı, davacının dava dilekçesinde ayrıntılı olarak verdiği ve kök raporda ayrıntılı olarak hesaplanmış olan taleplerinin toplam bedeli 301.878,09 USD olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Dava; Zaman çarteri sözleşmesi niteliğindeki ... uyarınca davacı ... CO. tarafından davalı ... Denizciliğe kiralanan "..." isimli gemide, kira süresi içerisinde "... dışı" yakıt kullanılması nedeni ile gemide meydana gelen hasarın giderim bedeli ile kira alacağının tahsili amacıyla, kiracı ... ile sigortacısı ...hakkında başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Dava konusu olan ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinden, davacının 19/03/2014 tarihli çarter partiden kaynaklanan 240.698,76 USD alacak ile 61.179,33 USD kira alacağından oluşan, toplam 301.878,09 USD'nin takip tarihinden itibaren yıllık %6 oranında faizi ile birlikte davalılardan tahsili için 03/09/2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatığı, davalıların süresinde borca ve fer'ilerine itiraz etmeleri nedeniyle icra takibinin durdurulduğu, itirazın iptali davasının ise İİK'nun 67.maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamından, davacının ...'da kurulu bir şirket olduğu belirli olup 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul hukuku hakkındaki kanunun 48/1. Maddesinde, "Türk Mahkemesinde dava açan davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğu" düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm ile Türkiye'de dava açan yada açılmış davaya müdahale eden yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Aynı maddenin 2. Fıkrasında ise, mahkemenin dava açanı yada davaya katılanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutabileceği öngörülmüştür. Bu durumda davacı şirketin MÖHÜK 48/1. Maddesi gereğince yabancılık teminatı yatırması zorunlu olup, T.C ile Hong Kong arasında teminattan muafiyet konusunda ikili bir anlaşma yada fiili bir uygulama bulunması halinde bu yükümlülükten kurtulabilecektir. Adalet Bakanlığı Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 14/11/2019 tarihli cevabi yazıda, Türk vatandaşlarının Hong Kong'da dava açmaları takip yapmaları halinde herhangi bir teminat gösterme yükümlülüğünün ve buna ilişkin bir mevzuat hükmünün bulunmadığı bildirilmiştir. Bu durumda Hong Kong'da mukim olan davacı yabancı şirketin, iş bu davada MÖHÜK 48/2. Maddesi gereğince, fiili mütekabiliyet esasına göre yabancılık teminatı yatırma yükümlülüğünün bulunmadığı kabul edilmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, çarter partinin 73.maddesinde ihtilaf halinde İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra yargı mercilerinin yetkili olduğunun kabul edildiğini, bu nedenle Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ileri sürmüştür. 19/03/2014 tarihli çarter partinin 73.maddesinde "The ...." hükmünün düzenlendiği, hükmün tercümesinin ise "Çarter Parti, İngiliz Hukuku uyarınca uygulanacaktır, tahkim Londra'da gerçekleştirilecektir" şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla çarter partide tahkim şartının kabul edildiği görülmektedir. HMK'nun 116.maddesine göre tahkim itirazı ilk itirazlardan olduğundan cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde usulüne uygun olarak tahkim itirazında bulunulmamış olup, çarter partide herhangi bir yetki şartıda bulunmadığından yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Aksi kabul edilse dahi yani çarter partide yabancı bir mahkeme yetkili kılınmış olsa dahi, davalının Türk şirketi olması nedeniyle Türk mahkemeleri önünde kendisini daha iyi savunacak konumda iken, yabancı bir mahkemenin yetkili olduğunun ileri sürülmesi, MK 2'ye aykırılık teşkil edeceğinden bu nedenle de yetki itirazı dinlenemeyecektir. Davalı ...V vekili, sigorta poliçesinde her türlü uyuşmazlık için yetkili yer olarak İngiltere Yüksek Mahkemelerinin tayin edildiğinden bahisle yetki itirazında bulunulmuştur. Sigorta poliçesinin 1.14 maddesinde, poliçenin İngiliz Hukukuna göre yorumlanacağı ve İngiliz Hukukunun uygulanacağı düzenlenmesi ile İngiltere yüksek mahkemesi yetkili kılındığı belirlidir. MÖHUK 47.maddesinde yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde tarafların aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar yönünden yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili olacağı yönünde yetki anlaşması yapabilecekleri kabul edilmiştir. MÖHUK 47/2 maddesinde de, istisnai bir düzenleme getirilerek yabancı mahkemenin yetkili kılınması halinde uyuşmazlığın tüketici sözleşmesi, bireysel iş sözleşmesi ve sigorta sözleşmesinden kaynaklanması halinde davanın Türk mahkemesinde görüleceği kabul edilmiştir. Böylelikle anılan hükümde açıkça sigorta sözleşmelerinde milletlerarası yetkiyi düzenleyen MÖHUK 46.maddesine atıf yapılmıştır. Dolayasıyla eldeki dosyada sigorta poliçesinde yer alan yetki klozu MÖHUK 46. maddesi ile belirlenen mahkemenin yetkisine bertaraf edemeyecektir. MÖHUK 46.maddesinde sigorta sözleşmesinden doğun uyuşmazlıklarda sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin yada acentenin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubesi yada acentesinin Türkiye'de bulunması halinde Türk mahkemeleri yetkili olacaktır. Dava dosyasında. sigorta poliçesinin tamamının dosyaya sunulmasına karar verildiği halde ... vekili ara karar gereğini yerine getirmemiştir. Dava dilekçesinde ...'ya izafeten ... ve Aracılık Hizmetleri'ne dava yöneltilmiş olduğundan dava dilekçesi acenteye tebliğ edilmiş olup 01.10.2021 tarihli ek raporundaki, "poliçenin sigorta sözleşmesinin davalı ...'nın acentesi konumundaki ... ve Aracılık Hizmetleri tarafından akdedildiği" yönündeki değerlendirmeye karşı ... vekili tarafından itirazda bulunulmamıştır. Bu durumda sigorta poliçesinin ...'nın acentesi olan ... ve Aracılık Hizmetleri tarafından düzenlendiği sonucuna varılarak, acentenin bulunduğu yerin mahkememiz yetki sınırları içerisinde kalması nedeniyle ...'ya karşı açılan dava bakımından MÖHUK 46.maddesi gereğince mahkememizin yetkili olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan sigorta poliçesi, davalılar ... Denizcilik ile ... arasında düzenlendiğinden, sözleşmenin nispiliği ilkesine göre sigorta poliçesindeki yetki şartı davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden bu nedenle de ... vekilinin yetki itirazı yerinde değildir. Davalı ... vekili, sigorta poliçesinde sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin sigortacıdan talepte bulunamayacağı kararlaştırıldığından, müvekkiline karşı doğrudan dava açılamayacağını, aksi yöndeki düzenleme içeren TTK'nın 1478.maddesi emredici hükümler arasında sayılmadığından sigorta şirketine karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. TTK'nun 1478.maddesi zarar gören üçüncü kişilere sigorta şirketine karşı doğrudan dava açma hakkı tanımaktadır. TTK'nın bu hükmünün somut olay bakımından uygulanıp uygulanamayacağı, hükmün maddi hukuka ilişkin bir düzenleme mi yoksa usul hukuku hükmü niteliğinde mi olduğuna göre belirlenmelidir. Doğrudan dava hakkı usule ilişkin bir madde değil, husumete ilişkindir. Türk hukukunda husumet maddi hukuka bırakılmış bir konudur. Yabancılık unsuru taşıyan davalarda yalnızca usule ilişkin meseleler lex fori'ye tabidir. Bu nedenle yabancı hukukun uygulanacağı uyuşmazlıkta, maddi hukuk hükmü olan TTK m.1478'in doğrudan uygulanması mümkün değildir. Ancak bu noktada uygulanacak yabancı hukukun, MÖHUK 5. Maddesi hükmüne göre Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmemesi gerekir. Somut olayda, sigorta poliçesindeki, üçüncü kişilerin sigortacıya doğrudan dava açma hakkını ortadan kaldıran düzenleme, uyuşmazlığa uygulanması gereken İngiliz Hukukuna göre geçerli olsa dahi, TTK m.1478'in koruduğu menfaati ihlal eden sözleşme hükümlerini geçerli sayan yabancı hukuk kuralı Türk kamu düzenine aykırıdır. Bu nedenle MÖHUK'un 5. Maddesi uyarınca İngiliz hukuku uygulanamaz. Yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Öte yandan, TTK'nın 1478.maddesi, MÖHUK 6.maddesi kapsamında kalan müdahaleci bir norm niteliğinde olduğundan, ... Kulüp Sigorta sözleşmesine uygulanacak devletin hukuku izin vermese dahi, üçüncü şahsın doğrudan sigortacıya karşı dava açma hakkı bulunmaktadır. Bu değerlendirmeler sonucunda, davacının davalı sigorta şirketine karşı TTK'nın 1478. Maddesine göre dava yöneltebileceği kabul edilmiştir. Davalı ... vekilinin dosyaya sunduğu sigorta poliçesine ilişkin özel hükümler ile bilirkişi kurulunun internet üzerinden erişim sağladığı poliçe genel hükümlerinin incelenmesinden, davacının talep ettiği zarar kalemlerinin tamamının sigorta teminatı kapsamında kaldığı, 02/08/2021 tarihli ek raporda tespit edilmiştir. Sigorta poliçesinin ilk kısmının "Risk Covered" yani teminat altına alınan rizikolara ilişkin olduğu, hükmün tercümesinden teminat altına alınan rizikolar konusunda "şirket, sigortalının sigorta süresi boyunca meydana gelen olaylardan kaynaklanan hukuki sorumluluk, harcamalar ve masraflarını, bu sigorta hüküm ve şartları çerçevesinde tazmin edeceğinin" kabul edildiği tespit edilmiştir. Böylelikle sigortacının, sigorta süresi boyunca meydana gelen olaylardan kaynaklanan zararı tazmin etmeyi taahhüt ettiği anlaşıldığından davacının sigorta şirketine karşı açtığı davanın zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılmıştır. Davacı taraf, davalı ...'ya zaman çarteri sözleşmesi ile kiralanan gemide "... dışı" yakıt kullanılması nedeniyle gemide hasar meydana geldiğini ileri sürerek, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibinde, uygunsuz yakıt kullanımından kaynaklanan 301.878,09 USD zarar ile 61.179,33 USD kira alacağının tahsilini talep etmektedir. Zaman çarteri sözleşmelerinde, kira süresi içerisinde gemiye yakıt ikmali tahsis olunanın yükümlülüğünde olup, uyuşmazlığa konu olan çarter partinin 53-69 maddelerinde“replenishment of bunkers is arranged and paid for by the Charterers but always under the supervision and responsibility of Master”hükmü ile yakıt tedarikinin her zaman kaptanın denetimi ve sorumluluğu altında tahsis olunan tarafından temin edileceği ve bedelininde tahsis olunan tarafından ödeneceği kabul edilmiştir. Dolayısıyla geminin kirada kaldığı süre boyunca yakıt tedarik etme yükümlülüğü tahsis olunana aittir. Gemi kira sözleşmede yakıtın Marpol 173/78 ekinde ön görülen gereklilikleri sağlaması gerektiğinin kabul edildiği görülmektedir. Çarter partinin 69. Maddesinde ayrıca, “The Charterers shall indemnify, defend and hold harmless the Owners in respect of any loss, liability, delay, fines, cos tor expenses arising orresulting from the Charterers” failure to comply with this clause” hükmü ile "tahsis olunanın bu maddeye uygun hareket etmemesinin sebebiyet verdiği gemi malikinin maruz kaldığı her türlü kayıp, sorumluluk, gecikme, ceza ya da masraflardan tahsis olunanın sorumlu olacağı" kabul edilmiştir. Bu durumda yakıtın kararlaştırılan nitelikte olmamasından ileri gelen zararlardan dolayı yakıt tedarik etme yükümlülüğü altında olan ... Denizcilik sorumlu olacaktır. Dava dosyasına sunulan belge ve bilgiler ile teknik bilirkişilerin değerlendirmelerine göre; Gemi, Davacı tarafından Davalı ...'ya 19 Mart 2014 tarihli çarter parti uyarınca teslim edilmiş ve seferin sonunda 28 Nisan 2014'te teslim alınmıştır. Davacı, ... tarafından ...'da gemiye sağlanan yakıtların, yaptırılan (ve raporları sunulan) laboratuvar analizlerine göre; donatan tarafından verilen kalite standartlarını karşılamayan ve geminin motoruna zarar verecek türden yakıt olduğunu tespit ettirmiştir. 01.08.2014 tarihli Survey Raporu içeriğinden söz konusu yakıtın spesifikasyonlara uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede yine Survey Raporundan anlaşıldığı üzere, spesifikasyon dışı bu yakıta bulaşan yakıtlar da zaruri olarak Singapur'da boşaltılmış ve geminin tankı temizlenmiştir. Yine Survey raporundaki açıklamalardan tahsis olunan ... tarafından konulan yakıt, daha önceden Gemi'de bulunan yakıtı da bozmuş olduğu tespit edilmiştir. Survey Raporunda detaylı şekilde yer verilen zaman çizelgesinden anlaşıldığı üzere Gemi ve Gemi'de bulunan yakıt ile ilgili olarak Singapur'da 3 gün 10 saat 36 dakika süreyle işlem yapılmıştır. Survey Raporu'nun 4.9. maddesinden itibaren de izah edildiği üzere bozuk yakıt Singapur'da barca alınmış, bu sırada sürekli damlatma metoduyla yakıt analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ise yakıtın spesifikasyonlarının standartlara uygun olmadığı ve bu nedenle de kullanıma uygun olmadığı anlaşılmış ve 323.624 mt yakıtın Gemi'den barca alınması işlemi tamamlanmıştır. Yakıtın yapılan analizlerinde, yakıt içindeki Çinko, Fosfor ve Kalsiyum elementlerinin tamamının sınır değerlerinin üzerinde olduğu, bu durumun kullanılmış yağlama yağı (ULO) ihtiva ettiği anlamına geldiği, dolayısıyla gemide kullanılmasının uygun olmadığı tespit edildiğinden, sonuçta ... gemisinde "... dışı" yakıt kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından talep edilen zarar kalemlerinden ilki Xiamen PDA açıklaması ile 11.880,09 USD olarak gösterilmiş olup dayanağı açıklanmamış ve bu talebe dayanak belgeye dosya ya sunulmamıştır. İkinci kalem olarak Xiamen Limanında bekleme (gün başına 13.250 USD, 457lik komisyon) üzerinden 17.05.2014 günü saat 10:00 ila 18.05.2014 günü saat 18:00 arası 1,3 gün için16.363,75 USD talep edilmiştir. Dosyaya sunulan 19.03.2014 tarihli fixture recap'te gemi'nin | günlük kiralama ücretinin 13.250.-USD olarak kararlaştırıldığı ve yine fixture recap'in 20. Maddesinde toplamda “45'lik bir broker komisyonu kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu bağlamda 1,3 günlük bekleme süresine karşılık gelen tutar 13.250 x 1,39 17.225.-USD olup 45'lik komisyon tutarı (861,66.-USD) düşüldüğünde 16.,363,75.-USD'ye ulaşılmaktadır. Davacı'nın Xiamen limanında yakıt alımı yapmak için beklediği 1,3 günlük süre teknik bilirkiler tarafından makul görülmüş olup, bu tutarın talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Üçüncü kalem olarak İletişim/Ağırlama/Kumanya (USD 1300 PM/PR) masrafları karşılığı 4.69 USD talep edilmiş ancak bu masraflara dayanak bir belge sunulmamıştır. Davacı tarafından dördüncü kalem olarak Xiamen'de bulunulan sürede sarfedilen yakıtlara ilişkin olarak; HSFO (High Sulphur Fuel Oil-Yüksek Sülfür Oranı Olan Yakıt) 8.57 metrik ton, 620 USD/ton karşılığı- 5.313,40 USD ... (High Sulphur Marine Gas Oil- Yüksek Sülfür Oranı Olan Deniz Yakıtı) 0.1 metrik ton 950 USD/ton karşılığı 95.00 USD talep edilmiştir. Gemi Xiamen limanında 1,3 gün beklemiş olup bilirkişi raporunda Gemi'nin tespit edilen özelliklerine göre,1,3 günlük sürede 8.57 metrik ton HSFO ve 0.1 metrik ton ... tüketmesinin olağan olduğu belirtilmiştir. Zaman charterinin 69. klozunda kararlaştırılmış olan yakıt birim fiyatı üzerinden 1,3 günlük tüketim karşılığı talep edilen tutarlara denk düştüğü saptanmıştır. Dolayısıyla, sarfedilen yakıt bedeli olarak toplam 5.400,84 USD talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Davacı beşinci kalem olarak, gemideki boşaltmadan sonra gemide kalan ve belirli standartların altında kalan yakıt sebebiyle ...'de yeni yakıt tedariki yaptığından bahisle, gemiye tekrar alınan yakıt bedelini talep etmektedir. Bu kapsamda 312,497 metrik ton yakıtın ...'de birim fiyatı 620 USD'den olmak üzere alındığı beyan edilerek, 193.748,14USD talep edilmektedir. Davacı vekilinin 09.11.2020 tarihli dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu 18.05.2014 tarihli yakıt faturası ...'de yakıt alımı yapıldığını göstermekte olup Survey Raporu'nun 3.0. maddesinde, “Brief Background Information” (Olayla İlgili Özet Bilgiler) başlığı altında yapılan açıklamalarda bunu teyit etmektedir. Buna göre, davacının gemiden tahliye edilen 312.497 metrik ton yakıtın yerine sonradan almış olduğu yakıt için,620.-USD birim fiyat üzerinden 193.748,14.-USD talep edebileceği kabul edilmiştir. Davacı tarafından altıncı kalem olarak Singapur'da limandan 3 mil uzakta alınan motorbot yardımı için 2.221,95.-USD talep edilmiş olup, işbu talebe dayanak olarak Sing Union tarafından ... gemisi için düzenlenen motorbot ücretini içeren 2.221,95.-USD bedelli fatura sunulmuş olduğundan, olay nedeniyle oluşan zararlar kapsamında bu tutarın talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Yedinci kalem alacak talebi, tank temizliği için 16.020,51.-USD'dir. Standartlara uygun olmayan yakıtın tanklardan temizlenmesine dair işlem yapıldığı survey raporlarından anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda Spesifikasyonları sağlamayan yakıt barca alındıktan sonra yakıt tanklarında kalıntılar kalacağından Gemi'ye daha sonra alınacak spesifikasyonlara uygun yakıtı bozmasının olasılık dahilinde olduğu, bu tip hadiselerde yeni yakıt alınmasından önce tank temizliği yapılması olağan bir işlem sayıldığı belirtilmiş olduğundan ... Ltd. tarafından düzenlenen 16.020,51.-USD bedelli “tank cleaning” faturasının Davacının zararın giderilmesi için yaptığı bu masraf olarak kabul edilmiştir. Davacı tarafından sekizinci kalem olarak yakıt analizi için yapılan harcama talep edilmiştir. Dosyaya ... tarafından ... ...'ye hitaben düzenlenen yakıt sörveyi ve analiz ücretini içeren 615,25.-USD bedelli fatura sunulmuştur. Yakıt alımları sonrasında alınan yakıtın analiz edilmesi, eğer yakıt spesifikasyonlara uygun çıkmaz ise karıştığı yakıtın bozulup bozulmasının anlaşılması için tekrar analiz yapılması olağan bir işlem olup bunun sonucunda düzenlenen rapor mübrez olduğundan Davacı'nın bu tutarı talep etme hakkının bulunduğu değerlendirilmiştir. Davacı tarafından Singapur limanında spesifikasyon dışı yakıtın gemiden alınması ve tank temizliği için yapılan bekleme süresinin karşılığı olarak 37.133,13USD talep edilmekte olup, bu tutar 01.07.2014 günü saat 08:24 ve 04.07.2014 günü saat 07:12 tarihleri arasında, 2,95 günün karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. Sörvey raporunun 5.0 maddesinde yer verilen detaylı zaman çizelgesi de incelendiğinde, Singapur'da bu sebeplerle geçen sürenin yaklaşık 3,5 gün olduğu halde davacı taraf 2,95 gün için talepte bulunmuştur. Zaman çizelgesinde yakıt iskandillerinin alınması, yakıt tanklarının numune alınmak üzere açılması, spesifikasyonlara uygun olmayan yakıtın alınması ve tank temizliği için 2,95 günlük bekleme süresinin makul olduğu değerlendirilmiştir. Taraflar arasındaki zaman çarterinde Geminin günlük kira bedeli 13.250.-USD kabul edilmiş olup 2,95 günün karşılığı 39.087,50.-USD' ye tekabul etmektedir. Bilirkişi raporunda bu tutardan fixture recap'in 20. maddesinde broker komisyonu olarak kararlaştırılan toplam 45'lik tutar ($37,133.13'nin 45'i olmak üzere 1.954,37.-USD) düşüldüğünde 37.133,13.-USD tutarında bekleme ücretinin talep edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafından onuncu kalem olarak C/E/V (USD 1300 PM/PR) adı altında 10,65 USD talep edilmiş olup, raporlardan denizcilik terimleri kapsamında bu kalemin Communication/ Entertainment/ Victualling İletişim/Ağırlama/Kumanya'ya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Davacı tarafından bu alacak kalemine karşılık bir belge sunulmadığından zarar hesabında dikkate alınamayacağı değerlendirilmiştir. Davacı onbirinci kalem olarak Gemi'nin spesifikasyonlara uygun olmayan yakıtın alınması, tank temizliği ve diğer işlemler için Singapur'da bulunduğu süre boyunca Gemi tarafından harcanan yakıt bedellerini talep ederek HSFO türünde yakıt olarak 23.67 metrik ton yakıt tüketildiği ileri sürülmektedir. Ancak zaman çarterinin 28. maddesinde Gemi'nin günlük HSFO tüketiminin (Gemi demirde bulunduğu ve yakıt transfer işlemi yaptığı için) 4 metrik ton olarak belirlendiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, bu esasa göre 2,95 gün karşılığı tüketim hesaplandığında 11,8 metrik ton HSFO tüketilmiş olabileceği, birim fiyatı 620.-USD olarak belirtilen işbu tüketim için davacının 7.316.-USD talepte bulunabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca çarter partide ... tüketimi günlük 0,3 ton olarak belirtilmiş olup 2,95 gün karşılığında tüketim miktarı 0,88 metrik ton, yakıt türünün birim fiyatı 950.-USD olarak kabul edildiğinden, davacının bu tür yakıt tüketimi için 840,75.-USD talepte bulunabileceği kabul edilmiştir. Davacı tarafından spesitikasyonlara uygun olmayan 261.792 metrik ton yakıt için sovtaj bedeli birim fiyatı 225.-USD'den hesaplanmakta ve 58.903,20.-USD toplam hesaplamadan düşülmektedir. 225.-USD birim fiyatı, somut olaydaki gibi teknik bilirkişiler tarafından spesifikasyonlara uygun olmayan, ancak gemi dışındaki yerlerde kullanılabilecek türde bir yakıt için makul bir birim fiyat olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, sörvey raporlarında barca alınan yani Gemiden tahliye edilen spesifikasyon dışı yakıtın 323.624 mt olduğu belirtilmektedir. Bu miktardaki yakıt ise 316.752 metrik ton yakıta tekabül etmektedir. Bu çerçevede sovtaj bedelinin 316.752 metrik ton üzerinden hesaplanması gerektiği kabul edilmekle, 225.-USD birim fiyat üzerinden toplam sovtaj bedeli 71.269,20.-USD olarak tespit edilmiştir. Bu durumda bilirkişi raporunda saptandığı şekilde davacının 71.269,20 USD- 58.903,20 USD =12.366,00 USD'yi daha sovtaj bedeli olarak düşerek talepte bulunabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dava ve takibe konu ikinci alacak kalemi, kiracı tarafından eksik ödenen 61.179,33.-US kira bedelinin tahsiline ilişkindir. Davalı ... vekili tarafından cevap dilekçesinde, Geminin sefer boyunca anlaşılan hız ve yakıt tüketimleri dışında hareket ettiğinin belirlenmiş olduğu ve bu konu ile ilgili olarak davacıya bir kısım bildirimlerde bulunulduğu ve belgeler gönderildiği ileri sürüldüğünden davalı ...'nun bu tutarda kira kesintisi yaptığını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Ancak Davalı delilleri arasında bu yöndeki beyanlarına dayanak belgelere rastlanılamamıştır. Dosya kapsamına göre, geminin teslim edilme ve teslim alınma tarihleri taraflar arasında ihtilafsız olup Kiracı ...'nun bu süreye tekabül eden tüm kira bedelini ödemekle yükümlü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kira kesintisi yapılmasını haklı kılan sebepler dosya kapsamında bulunan belge ve deliller ile ortaya konulamadığından, davacının ödenmeyen 61.179,33.USD kira bedelini talep etme hakkı olduğu kabul edilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda davacının haklı görülen zarar kalemlerinin toplamı 353.205,65 USD'ye karşılık gelmekte birlikte icra takip dosyasında "... dışı" yakıt kullanımından kaynaklanan zarar için 240.698,76 USD ile 61.179,33USD haksız kira kesintisinden oluşan toplam 301.878,09 USD'nin tahsili talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Zaman charteri sözleşmelerinde kaideten geminin işletilmesi bakım ve muhafazası yönünden gemi kaptan donatana tabidir. Tahsis olunan da yükün kabulü, istenilen yere taşınılması ve teslim edilmesi hususlarında kaptana talimat verme yetkisine sahiptir. Kullanılacak yakıtın tedariki ve masrafların tahsis olunana aittir. Dava konusu zaman charteri sözleşmesinin yakıt ikmali ile ilgili 53-69 maddelerinde de yakıt ikmalinin davalı ... ya ait olduğu kabul edilmesinin yanında sözleşmede belirlenen standartlarda yakıt alımı konusunda kaptanın ve gemi zabitinin yapması gereken işlemlerde düzenlenmiştir. Buna göre somut uyuşmazlıkta, donatanın adamı olan gemi kaptanı ve zabitin yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri, yerine getirmiş olmaları halinde uygunsuz yakıt alımının önüne geçilip geçilemeyeceği, konusunda ek rapor alınması cihetine gidilmiştir. Bu konuda düzenlenen 22.12.2021 tarihli ek raporda, gemide yakılı analiz edecek cihazların bulunmadığı, dolayısıyla istenilen özelliklerin dışında gelmiş olan yakıtın kalitesini değiştirecek ve kullanım sonuçlarını ortadan kaldıracak bir önlem gemide bulunmadığından buna istinaden gemi kaplarının uygunsuz yakıt alımının önüne geçmesi mümkün olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Rapordaki değerlendirmelere göre, ... dışı yakıt alımı dolayısıyla kaptana ve kaptanın iş akti ile bağlı olduğu donatana kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Yapılan tüm bu değerlendirmelerin neticesinde; davacının donatanı (disponant owner) olduğu ... gemisinin 19/03/2014 tarihli zaman çarteri sözleşmesi ile davalı ...'ya kiralandığı, diğer davalı ...'nın ise ... şirketinin sorumluluk sigortacısı olduğu, gemiye yakıt, yağ tedarik etme yükümlülüğünün tahsis olunana ait olup sözleşmede yakıtın niteliğinin belirlendiği, kira süresi sonunda teslim alınan gemide arıza meydana geldiği, kullanılan yakıtın analizlerinde, yakıt içindeki Çinko, Fosfor ve Kalsiyum elementlerinin tamamının sınır değerlerinin üzerinde tespit edildiği, bunun yakıtın spesifikasyonlarının standartlara uygun olmadığı bu nedenle gemide kullanıma uygun olmadığı anlamına geldiği, gemide yakıt analizi yapacak cihazlar bulunmadığından, gemi kaptandan uygunsuz yakıt alımının önüne geçmesinin beklenemeyeceği, dolayısıyla kaptanın kendi adamı olmasından dolayı donatana kusur yüklenemeyeceğinden davacının uygun olmayan yakıt kullanımından kaynaklanan zararları ile 61.179,33 USD tutarındaki eksik ödenen kira bedelini davalı ... ile sigortacısı ...'dan isteyebileceği, davacının saptanan alacak miktarı 353.205,65 USD'ye karşılık geldiğinden, icra takibine konu edilen 301.878,09 USD'ye( 240.698,76 USD hasar bedeli + 61.179,33 USD kira alacağı) yapılan itirazın haksız olduğu sonucuna varılmıştır. Dava dilekçesinde, takibe konulan alacağın tamamı üzerinden icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, ... dışı yakıt kullanımının sebebiyet verdiği zarar miktarı yargılama sonucunda tespit edilmekle likit kabul edilemeyeceğinden yalnızca 61.179,33 USD kira alacağı bakımından icra inkar tazminatı istenebileceği değerlendirilerek, sonuçta; davanın kabulü ile davalıların ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine itirazlarının iptaline, 301.878,09 USD'nin takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan tahsili için icra takibinin devamına, 61.179,33 USD' kira alacağı yönünden takdiren %20 oranı üzerinden hesap edilen 36.289,13 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin icra inkar tazminatı talebinin reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile davalıların ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine itirazlarının İPTALİ ile 301.878,09 USD'nin takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan tahsili için icra takibinin DEVAMINA, 2-Takibe konu alacağın 61.179,33 USD'lik kısmı üzerinden takdiren %20 oranına göre hesap edilen 36.289,13 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 60.826,62 TL karar harcından 10.431,17 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 50.395,45 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 61.572,49 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 10.458,87 TL ilk harç, 536,50TL posta gideri ile 22.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 33.495,37 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/02/2022 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır