İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/403 E. 2022/109 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/403
- Karar No
- 2022/109
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO:2019/403 Esas KARAR NO :2022/109 DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:13/12/2018 KARAR TARİHİ:09/03/2022 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... isimli teknenin, ...-Y-0 numaralı Tekne Sigorta Poliçesi ile 26.05.2017 - 26.05.2018 tarihleri arasında davalı tarafça sigortalandığını, söz konusu teknenin 02.04.2018 tarihinde ...'de kötü hava ve deniz koşulları nedeniyle batarak tamamen zayi olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin, uğradığı hasarın tazmin edilmesi için davalı şirkete başvurduğunu fakat davalı tarafın 05.07.2018 tarihli cevabi yazısıyla müvekkilinin talebini reddettiğini, müvekkilinin hasar talebinin davalı tarafça karşılanmaması nedeniyle poliçedeki sigorta bedeli olan 2.000.000,00 TL üzerinden davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, davalının haksız bir şekilde itiraz ederek takibi durdurması üzerine işbu itirazın iptali davasının açılması gerekliliği hâsıl olduğunu, dava konusu tekne mevzuata uygun bir şekilde inşa edildiğini ve ayıplı olmadığını, teknenin çizim ve planlarına ilişkin onaylı dokümanlar ile teknenin denize indirilmesinden sonra denizde yapılan testlerin sonuçlarını içeren onaylı rapor kitapçığı teknenin mevzuata uygun yapıldığını ve ayıpsız olduğunu, TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) tarafından, söz konusu dokümanların TMMOB Yönetmelikleri, TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği ve ilgili Yönetmelikler kapsamında mesleki denetimleri yapıldığını ve işbu dokümanların onaylandığını, 21.07.2017 düzenleme tarihli Denize Elverişlilik Belgesi'nde görüleceği üzere; teknenin 24.04.2017 tarihinde son kara sörveyi ve 21.07.2017 tarihinde de son deniz sörveyi yaptırıldığını, teknenin gerekli teknik şartlara ve mevzuata uygun olduğunu, poliçenin geçerliliği açısından Turizm Amaçlı Su Altı Sportif Faaliyet Belgesinin bulunması zorunluluğundan bahsedilmediğini, teknenin ayıplı ya da mevzuata uygun olup olmadığını gösteren bir belge olmadığı gibi sonucu değiştirecek mahiyette olmadığını, bu belgenin bulunup bulunmaması ile rizikonun gerçekleşmesi arasında herhangi bir illiyet bağı olmadığını, sigorta sözleşmesi her ne kadar iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olsa da genel şartları önceden belirlenmiş olduğundan tam eşitler arası bir akit olmadığını, poliçeye konulacak klozları da sigortacılar belirlediğinden, sigortalıların, konunun uzmanı olan sigortacılar karşısında hukuken zayıf konumda kalmadığını, müvekkilinin 31.12.2017 tarihine kadar geçerliliği olan Su Altı Sportif Faaliyet Belgesi bulunduğunu, 2018 yılında parkur alanlarının onaylandığına ilişkin 29.03.2018 tarihli belge ve eki parkur listesi ... Valiliği İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından ... Kaymakamlığına gönderildiğini, ilgili belgenin Kaymakamlığın Turizm Danışma Bürosu tarafından onaylandığı tarih ise 03.04.2018 olduğunu, dava konusu kazanın gerçekleştiği tarih ise 02.04.2018 olup, bu tarihte Su Altı Sportif Faaliyet Belgesinin alınmasının mümkün olmadığını, bahsi geçen belgenin ancak süreç tamamlandıktan sonra işletme sahiplerine verilebildiğini, müvekkilinin gerekli tüm önlemleri aldığı halde, tekne aniden başlayan kötü hava koşulları ve yüksekliği 2-2,5 metreyi bulan dalgalar nedeniyle battığını, havanın kötüleşmesi sonucunda dalış noktasında dalışın iptal edildiğini ve söz konusu bölgeden ayrılmak üzere demir alınırken aşırı büyük dalgalar nedeniyle tekne bir anda su almaya başladığını, tekne, suyu boşaltmaya zaman kalmadan çok hızlı bir şekilde 30 saniye içinde battığını, bu sırada müvekkili ve mürettebatın teknede bulunan kişileri kurtarmak ve tahliye etmek için büyük bir çaba sarf ettiklerini, davalının müvekkilinin hasarının karşılanmamasının gerekçelerinden biri olarak teknede sensör uyarı bulunmamasını ileri sürdüğünü, fakat Gemilerin Teknik Yönetmeliğine göre, su geçmez kapılar için açık kaldı alarmı sadece tam boyu 24 metre ve üzerindeki gemiler için zorunlu olduğunu, müvekkiline ait dava konusu teknenin boyu ise 24 metrenin altında olduğunu, davalı tarafın teknenin batmasına müvekkilinin sebep olduğunu ileri sürerek hasarın teminat dışında kaldığını iddia etmeye çalıştığını, fakat söz konusu kazanın gerçekleşmesinde müvekkile ve/veya mürettebata atfedilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, ... isimli teknenin ... Gemi Mühendislik ve İnşaat Turizm Tic. Ltd. Şirketinin planlara uygun şekilde ... San ve Tic. Ltd. Şirketi tarafından ...'da inşa edilmeye başlandığını, 08/06/2016 tarihinde Denize Elverişlilik Belgesi aldığını, ...'da inşası tamamlanan teknenin iç mefruşatının tamamlanması için ...'ye nakli ... Liman Başkanlığından alınan izin ile denizden gerçekleştirildiğini, ... isimli teknenin inşaatı tamamlandıktan sonra 26.05.2016 tarihli ... 1 numaralı “Gezinti Tekneleri Sigorta Poliçesi” ile... Şirketi tarafından 26.05.2016 - 26.05.2017 tarihleri arasında sigortalandığını, hasarın poliçe kapsamında olduğu da göz önünde bulunduğunda, müvekkilinin alacağının belirlenebilir ve likit olduğunu, davalı tarafça borca hiçbir geçerli ve haklı sebep olmadan kötü niyetli olarak itiraz edildiğini beyanla davalının icra takibine karşı yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olayın, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Kaza Araştırması ve İnceleme Kurulu ve Sahil Güvenlik Botları ve Liman Başkanlığı tutanaklarında, ... isimli teknenin 02/04/2018 tarihinde 72 yolcu, 4 misafir ve 3 mürettebat ile dalış yapmak üzere ... mevkiinde demir attıkları, dalış hazırlıkları yapılırken denizin çalkantılı olması sebebi ile başka koyda dalış kararı alındığını fakat kalkışa başlar başlamaz aynalık üzerinde bulunan açık haldeki kaportadan su girişinin olduğunu, buradan giren suyun geminin ileri hareketi ile kıç basması sonucu arttığı fakat bir müddet fark edilmediğini veya önemsenmediğini, mevcut açıklığın zaten su hizasında olması ve kıç bölümünden giren suyun buraya trim yaptırması neticesi tekne kıçının suya gömüldüğü ve sephiyeyi kaybederek batmış olduğu şeklinde yer aldığını, ... Liman Başkanlığınca düzenlenen 02/04/2018 tarihli tutanakta ise olayın 02/04/2018 tarihinde saat 11:47 sularında telefon ile ... isimli Gezinti Tenezzüh Gemisinin batmakta olduğu bilgisine ulaşıldığını, bilgi neticesinde Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün ... 5 botu ve diğer ilgili kurumlar ile koordinasyon kurularak botların olay yerine intikali sağlandığını, adı geçen geminin sportif dalış amacıyla ... Koyunda 76 kazazede 3 personel ile demirde bulunduğu ve dalga yüksekliğinin artmaya başlaması neticesinde teknenin koydan ayrılmak üzere demir almaya başladığı sırada teknenin kıç tarafından su alarak battığı bilgisine ulaşıldığını, teknenin bulunan tüm yolcu ve mürettebatının yüzerek kıyıya çıkmış olduğu yerden ... 5 ve Sahil Güvenlik Gemileri tarafından kurtarıldığı şeklinde anlatıldığını, gemi batmasına dayalı tazminatı talebine dayanan davanın Deniz Sigortalarına ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde HMK'nun 119/1-e ve 194.madde hükmü gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmediğini, davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemesi gerektiğini, eksikliklerin tamamlanmaması halinde ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesini, dava konusu tekne sigorta poliçesi genel ve özel şartları ile TTK hükümlerine göre çözümleneceğini, dava konusu talebin poliçe teminatı dışında olduğunu, olay günü rüzgarın hızı (knot) 4-6 olarak belirtildiğini, bofor tablosunda bu ölçeğin karşılığı hafif rüzgar ve küçük belirgin dalgacıklar olarak belirtildiğini, teknenin batış sonrasında yolcuların kurtarılmayı beklerken çekilen görüntüsünde dalga yüksekliğinin 0,5 metreden yüksek olmadığının görüldüğünü, kurtarma çalışmaları sırasında olay yerine ilişkin pek çok resim ve kamera görüntülerinde, olay yerine 50 dakika sonra intikal edilmiş olmasına rağmen denizde tekne kaptanının, dalga yüksekliklerinin 1,5-2,5 metre civarında bulunduğu şeklindeki ifadenin tamamen hayali olduğu sonucuna varıldığını, ... teknesi yolcularının beyanlarında 2-2,5 metre dalga yüksekliğinden ve teknenin yüksek miktarda su almasından veya otomatik çalışan sintine pompasından, alarm ve sinyalden bahsedilmediğini, sigorta konusu teknenin, sigorta sözleşmesinde belirlenen ve ön şart mahiyetindeki amacının dışında bir faaliyette kullanıldığından, poliçe özel şartları uyarınca poliçe teminatı çalışmamış ve davacı sigortalının, sigorta hakları ziyan olduğunu, batan ... isimli teknenin Türk Milli Gemi Sicili Gemi Tasdiknamesi'nde, gezinti - tenezzüh gemisi olarak belirtildiğini, ticari amaç taşıyan gemilerde geminin cinsi ticari yat olarak yer aldığını, tekne sigorta poliçesi teminatının sigortalı teknenin hiç bir ticari amaç taşımaksızın, kendi sahibinin veya kaptanının yönetiminde kullanılması halinde verildiğini, olay tarihinde ... teknesinin geçerli bir faaliyet belgesi olmaksızın su altı sportif faaliyeti icra edildiğini ve bu faaliyet sırasında teknen batmış olmasının da müvekkilinin bilgilendirilmeksizin faaliyete devam edilmiş olması nedeniyle talebinin teminat dışı bıraktığını, dava konusu talebin sigorta sözleşmesi gereğince teminat dışında kalan bir hal sebebiyle sigorta teminatı dışında olduğunu, zira batan geminin inşaat projesi ayıplı olup, malın ayıbından doğan hasarlar, sigorta kapsamında olmadığını, tekne kaptanının 1,5-2,5 metre dalga boyunun bulunduğu ifadesi doğru ise bu durumda kış şartlarının hüküm sürdüğü ve kış yolcu kapasitesinin önemli oranda aşılmış olduğunu söyleneceğini, yaz döneminde yolcu kapasitesi 105 olduğu dikkate alındığında, teknenin istiap haddinin de önemli oranda aşılmış ve dengesinin bozulmuş olduğunu beyanla davanın reddine, inkar tazminatı talebinin reddine, icra takibinde talep edilen faiz, avans faizinin reddine, davacının takip tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep edilmiştir. 26/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda teknik açıdan yapılan değerlendirmede; Ulusal ve uluslararası standartlara uygunluk açısından teknenin yapısal bir kusurunun bulunmadığı, tekne kaptanının diğer bir kusuru hava raporu alınmadan veya incelenmeden yola çıktığı, teknenin demirde ve/veya dalış esnasında gemi personeli tarafından gerekli emniyet tedbirlerin de alınmadığı anlaşıldığı, yolcular teknede homojen olarak teknenin dengesini bozmayacak şekilde dağıtılmamış olup her yolcu kendi isteği doğrultusunda teknede dağıldıkları, tekne personeli teknenin kıçtan su aldığını zamanında görememiş ve bu nedenle gerekli reaksiyonu ve tedbirleri alamamış olduğu, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından düzenlenen “Olay Yeri Tespit Tutanağı”nda, bölgede dalga boyunun yaklaşık 2,5 metre olarak belirtildiği, bu yükseklikteki dalgaların, geminin su hattından 25-30 cm yukarıda bulunan platforma çıkıp, açık olan kıç kapaktan teknenin içerisine dolduğu ve ilerleyerek makine dairesine ulaştığı, bu durumda Üniversite raporunda incelenen 2. Senaryo gereği de dolan deniz suyu nedeniyle sephiye kaybeden teknenin batmış olduğu ... teknesinin olay öncesinde seyir halinde bulunmadığı, dalış mevkiinde demirli halde durduğu, havanın bozması ile daha emniyetli bir bölgeye gitmek üzere demir alarak hareket etmek istendiği ancak açık olan kıç kaportadan içeriye giren deniz suyunun yenilememesi ve makine dairesi perdedeki kapının da açık olması sonucu makine dairesine de dolan deniz suyunun yarattığı ilave ağırlık sonucu bulunduğu yerde battığı, teknenin hareketsiz ve demirde bulunduğu sırada ve olağan hava şartlarında her iki kapının açık olması bir risk taşımamakla birlikte, yüksek dalgaların içeriye girmesi ile birlikte bu kapıların o telaş içinde kapatılamadığı, dolayısıyla dalgaların tekne içine çullanması ve teknenin bulunduğu bölgeden ayrılması kararının verilmesi ile bu her iki kapının da aynı anda açık kalmasının/kapatılamamasının, teknenin yüzme emniyeti bakımından bir zafiyet yarattığı, bu nedenle havanın bozacağını öncesinde öngöremeyen ve kapıların kapatılmasını sağlayamayan davacının ve/veya gemi adamlarının kusurlu olduğu, davacıya ait “...” teknesinin 2.000.000 TL sigorta bedeli ile davalı ... Sigorta A.Ş (Yeni üvanı ... Sigorta AŞ) tarafından ...-Y-0 numaralı Tekne Sigorta Poliçesi ile 26.05.2017-26.05.2018 vadeli olarak sigortalandığı, 02.04.2018 tarihli batma hadisesinin poliçe teminat süresi içinde olduğu, sigortalının ve tekne donatanının davacı ... olduğu, davacının aynı zamanda tekne kaptanı da olduğu, 2-02.04.2018 tarihinde teknenin battığı, batış sebebinin teknenin yapısal kusurundan kaynaklanmadığı, olay günü davacının hava durumu bilgisini değerlendirmeye almadığı, tekne içinde yolcuların homojen dağılımının sağlanmadığı, dalış yapmak üzere gelinen noktada, havanın rüzgarlı ve denizin dalgalı olduğu, kıç kapağın açık olması nedeniyle dalgaların tekne içine çullanması ve teknenin bulunduğu bölgeden ayrılması kararının verilmesi ile bu her iki kapının da aynı anda açık kalmasının/kapatılamamasının, teknenin yüzme emniyeti bakımından bir zafiyet yarattığı, bu nedenle havanın bozacağını öncesinde öngöremeyen ve kapıların kapatılmasını sağlayamayan davacının ve/veya gemi adamlarının kusurlu sayılması gerekeceği, kusur ihmal ve özensizliğin kloz düzenlemesinde zararın teminat dışı bırakılma sebebi olarak düzenlenmediği, TTK 1429. Md. düzenlemesinin ancak kasıt halini teminat dışı bıraktığı, davacının aynı zamanda hem donatan-sigortalı, hem tekne kaptanı olması nedeniyle tespit edilen kusuru nedeniyle TTK 1448. Md. ve Tekne Poliçesi genel şartları B.1 maddede düzenlenen yükümlülük ihlalinin müterafik kusur uygulamasını gerektirdiği, müterafik kusur değerlendirmesinin takdiri indirim olması nedeniyle mahkemenin takdirinde olacağı, teknenin olay tarihindeki piyasa rayiç değerinin 2.000.000,00 TL olduğu, aşkın ya da eksik sigorta olmadığı, sigorta bedelinin sigorta değerine eşit olduğu, tam zayi gerçekleştiğinden muafiyet uygulaması yapılmayacağı, teknenin batığının çıkarılamaması nedeniyle sovtaj değerlendirmesinin yapılmadığı, TTK 1427. Md. düzenlemesinde öngörülen ihbar tarihinden itibaren azami 45 gün tazminat ödeme süresi dikkate alınarak, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin 17.05.2018 tarihi olacağı, .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra takip dosyasında davacının talep edebileceği alacak miktarı 2 alternatifli olarak hesaplandığı, alacak miktarının 2.000.000,00 TL sigorta bedeli esas alınması halinde 2.000.000,00+133.027,39 TL=2.133.027,39 TL olacağı davacının müterafik kusurlu olduğu konusunun takdiri mahkemeye ait olmak kaydı ile %25 davacı sigortalının müterafik kusuru olduğunun kabulü haline özgü olarak örnek olarak yapılan hesaplamaya göre 1.500.000,00+99.770,54 TL=1.599.770,54 TL olacağı hususunda görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dava; tekne sigortasına dayanan sigorta tazminatının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu olan ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında davacının 2.000.000 TL asıl alacak, 156.000 TL işlemiş faizden oluşan toplam 2.156.000 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle tahsili için 10/10/2018 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının süresinde borca ve faize itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, itirazın iptali davasının ise İİK 67.maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir. Dosya kapsamından, davacıya ait ... isimli teknenin ...-Y-0 nolu tekne sigorta poliçesi ile 26/05/2017 tarihinde 1 yıl süre ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, 02/04/2018 tarihinde teknenin ...'de hava koşulları nedeniyle batarak zayi olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde, teknenin olay tarihinde denize elverişlilik belgesinin geçersiz olduğunu, inşaat projesinin ayıplı olduğunu, beyan yükümlülüğünün ihlal edildiğini bu nedenle rizikonun sigorta teminatı kapsamında sayılamayacağını, aşkın sigorta söz konusu olduğundan sigorta bedelinin sigorta değerini aşan kısımdan geçersiz olduğunu ileri sürmüş olduğundan, taraflar arasındaki uyuşmazlık gerçekleşen rizikonun sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, sigortalının teknenin batmasında ve olayın önlenmesinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirilip getirilmediği, buna göre sigortacının sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğup doğmadığı ile istenebilecek tazminat miktarına ilişkindir. Bilirkişi raporunda, Sigortalı teknede gizli ayıp oluşturan herhangi bir imalat hatası tespit edilmemiş, teknenin kapıları ile ilgili yapısal durumu tüm yönetmeliklere ve kurallara göre ayrı ayrı değerlendirilmiş, herhangi bir yapısal kusura işaret edilmemiştir. Davalı vekili savunmalarında, teknenin gezinti teknesi olduğu, ancak ticari amaçla kullanıldığının dosya kapsamında sabit olduğu, ticari amaçla kullanmanın, sigorta poliçesi 3.sayfasında yer alan ihtarlar başlığındaki kiraya verilme durumundan farklı bir uygulama olduğu, bu bakımdan davacının sigortalılık hakkından faydalanamayacağını ileri sürmüş ise de, sigorta poliçesinde tekne bilgileri yer almakla birlikte teknenin kullanım şekline ilişkin bir sınırlama getirilmemiştir. İhtarlar Bölümünde "sigortalı teknenin ancak kendi sahibinin veya kaptanının yönetiminde olması kaydıyla ticari amaçla kiraya verilebileceği meşruttur" düzenlemesi ile ticari amaçla kullanıma yasak getirilmemiş, ya da teminat dışı hal olarak kloz düzenlemesinde yer verilmemiştir. Tek şart olarak“teknenin kendi sahibinin veya kaptanının yönetiminde olması” koşulu kabul edilmiştir. Sigortalı teknenin riziko gerçekleştiği tarihte sigortalı donatan ve kaptanının yönetiminde olduğu dosya kapsamına göre sabit olduğundan bu yönden de poliçeye aykırılık görülmemiştir. Denize elverişlilik belgesinin bulunması poliçe özel şartına göre teminat kapsamının değerlendirilmesinde önemlidir. Poliçenin ihtarlar bölümünde “Bu Poliçe Teknenin Denize Elverişlilik Belgesi Yürürlükte Olduğu Sürece Geçerlidir” Düzenlemesi ile poliçe teminatının geçerlilik şartı olarak kabul edilmiştir.Teknik bilirkişinin tespitleri ve davalı sigorta şirketi eksperinin tespitine göre riziko tarihinde teknenin denize elverişlilik belgesi bulunduğu anlaşılmakla poliçe teminatının geçerli olduğu değerlendirilmiştir. Davalı vekili tarafından, ticari faaliyete konu Turizm Amaçlı Su altı Sportif faaliyet Belgesi'nin süresinin 31.12.2017 tarihinde süresinin dolmasına rağmen yenilenmediği savunulmuş ise de, öncelikle, bahse konu teknenin Turizm Amaçlı Su Altı Sportif Faaliyet Belgesinin 2017 yılı için bulunduğu dosya kapsamında tarafların kabulünde olduğu sabittir. İhtilaf batma hadisesi olduğu tarihte yenilenmediğidir. Poliçede özel şartlar bölümünde “denize elverişlilik belgesi” teminat kapsamı yönünden aranmakta olup, poliçe başlangıç tarihinde teknenin dalgıçlıkla ilgili ticari faaliyette bulunacağı teklif formu ile sigorta şirketine bildirilmiş olmasına rağmen bu hususta sigorta şirketi tarafından zorunlu bir belge öngörülmemiştir. Teknenin 2017 yılı için ...Sportif Faaliyet Belgesine sahip olması ve devamında idari prosedürden kaynaklanan gecikme sonucu 03.04.2018 tarihinde ... Kaymakamlığının Turizm Danışma Bürosu tarafından belgenin onaylandığı görülmekle, teknenin yapılan ticari faaliyete uygunluk yönünden yapısal bir eksikliğinin bulunmadığı, bahse konu belgenin süresi dolmuş olmasına rağmen ticari faaliyette bulunulmasının idari yaptırım gerektirdiği, ancak poliçe kapsamı yönünden istisnai durum oluşturmayacağı değerlendirilmiştir. Davalı vekilinin en önemli savunması davacının zararın önlenmesi için TTK'nın 1448/1. Mad gereğince alması gereken önlemleri almaması nedeni ile sigortadan kaynaklanan haklarının ortadan kalktığına ilişkindir. TTK'nın 1448/f.1'de,Sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlü olduğu hükmü kabul edilmiştir. Enstitü Yat Klozları ... no'lu klozun 10. Md. istisna haller sayılmış olup, sigortalının/sigorta ettirenin tekne mürettebatının ihmal ve kusuru teminat dışı sayılmamıştır. TTK 1429. Md. Sigorta genel hükümleri içinde yer almakta olup, “Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez.” şeklindeki düzenleme ile kast dışındaki ihmal ve kusur ile meydana gelen hasarlar poliçe kapsamına dahil edilmiştir. Hükümde geçen “aksine sözleşme” ibaresi aksinin kararlaştırılabileceğini ifade etmektedir. Davacı vekili tarafından da 22.02.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde TTK 1429. Md.ye dayanılarak, ancak kasıt halinde sigortalının haklarını kaybedebileceği, ancak olayda kast unsurunun bulunmadığı ileri sürülmüştür. Enstitü Yat Klozları ... no'lu kloz, TKK m.1429/1'de geçen "aksine sözleşme" niteliğinde değildir. Klozun 10. Md. istisna haller sayılmıştır. Buna göre sigortalının ve adamlarının kusur ve ihmal durumu teminat dışında bırakılmamıştır. Öte yandan batma rizikosunun sigortalı yada fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kastıyla gerçekleştiğine dair bir delil bulunmadığından, dosya kapsamına göre olayda kast unsuru da tespit edilememiştir. Klozun 9. Md. de ise, poliçe teminatı yönünden tehlikeler sayılmıştır. Bu bölümde gerçekleşen rizikolar dolayısıyla sigortalı ya da adamlarının herhangi bir kusur ve ihmaline sonuç bağlanmamıştır. Bunlar arasında Deniz, ırmak, göl veya diğer seyrüsefer yapılabilir suların tehlikeleri de bulunmaktadır. (m. 9.1.1.) Somut olaydaki Teknenin batması 9.1.1. Md. yazılı deniz tehlikeleri kapsamındadır. Klozun 9.2.md. de ise “Zıya veya hasarın sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermemelerinden kaynaklanmaması koşulu ile, poliçe teminat kapsamındaki rizikolar sayılmıştır. Bu bölümdeki rizikolar yani 9.2. md başlığı altında yer alanlar için hasarın ödenmesinde zararın doğmaması için sigortalı, gemi sahibi ve idarecilerinin gerekli özeni göstermeleri şartı aranmaktadır.mürettebat için böyle bir özen yükümlülüğü yoktur. Dava konusu batma batma rizikosu ise bu bölümde bu bölümde sayılan rizikolardan değildir. Sonuç itibarıyla Enstitü Yat Klozları ... no'lu kloz düzenlemesinin 9. ve 10. Mad. ve alt düzenlemeleri dikkate alındığında meydana gelen batma rizikosu sebebiyle oluşan zararın teminat kapsamında bulunduğu, rizikonun teknenin ayıbından kaynaklanmadığı, denize elverişlilik belgesinin bulunduğu, tekneyi sevk ve idare eden kaptanın yeterli belgesi bulunduğu, teknenin dalgıçlıkta ticari amaçla kullanılacağının poliçe düzenlenme aşamasında sigorta şirketine beyan edildiği anlaşıldığından davacı sigortalı yönünden beyana aykırılık ya da beyan yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Davaya konu olayda tekne donatanı/maliki aynı zamanda teknenin kaptanı olarak da batma hadisesi sırasında teknede bulunduğu ... C.Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyasında yer alan ifadelerden anlaşılmaktadır. Hernekadar sigortalı ve tekne mürettebatının kusur ve ihmali olması durumu, zararın poliçe teminatı dışında değerlendirilmesini gerektirmeyecek ise de, dava konusu ... isimli teknenin batması sırasında tekne kaptanının aynı zamanda gemi donatanı/maliki olmasından kaynaklanan ve sigorta şirketi vekilinin savunmasında ileri sürüldüğü üzere TTK m. 1448'de düzenlenen müterafik kusur durumunun değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. TTK'nın 1448. Maddesinde, " sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate almalıdır. Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmünde öngörülen yükümlülük sigortalı/sigorta ettirene getirilen bir yükümlülüktür. Tekne Poliçesi genel şartları B.1 maddesinde de aynı şekilde sigortalı ve sigorta ettiren yönünden “her türlü koruma önlemlerini almaya veya bunların alınmasını istemeye, gözetmeye veya bunlara girişmeye yahut başlamaya sigortalı veya sigorta ettiren zorunlu, sigortacı da yetkilidir” şeklinde yükümlülük sigortalı açısından bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Yükümlülüğe uyulmaması halinin yaptırımı son fıkrasında “Sigorta ettiren veya sigortalı bu maddede sayılan yükümlülükleri yerine getirmez ve bunun sonucu zarar miktarında bir artış olursa bu kısım sigortacının ödeyeceği tazminattan indirilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hali ile TTK 1448. Md. ve poliçe genel şartları B.l md. paralellik göstermektedir. Somut olayda davacı donatan olay günü aynı zamanda kaptan olarak teknede bulunduğundan, tekne poliçesinin anılan hükmü ile TTK'nın 1448. Maddesi uyuşmazlığın çözümünde uygulanmalıdır. Dosyada alınan raporda, teknik bilirkişilerce batma hadisesindeki kusur oluşturan durumlar “Tekne kaptanının hava raporu almadan veya incelemeden yola çıkması, Teknenin demirde ve/veya dalış esnasında yolcuların teknede homojen olarak teknenin dengesini bozmayacak şekilde dağıtılmamış olması, dalgaların tekne içine çullanması ve teknenin bulunduğu bölgeden ayrılması kararının verilmesi ile birlikte, her iki kapının da aynı anda açık kalmasının/kapatılamamasının, teknenin yüzme emniyeti bakımından bir zafiyet yarattığı, bu nedenle havanın bozacağını öncesinden öngöremeyen ve iç kapıların tekne su almasından önce (panik yaşanmadan) kapalı tutulmasını sağlayamayan davacı- sigortalının zararın doğmasında müterafik kusurlu olduğu, kusur oranının mahkemenin takdirinde olduğu değerlendirilmiştir. Olayın meydana gelmesinde sigortalının kusuru ile ilgili olarak bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler yerinde görülmekle, dosya kapsamı ve Yargıtayın bu konudaki uygulamaları da göz önüne alınarak, davacı sigortalının takdiren %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Sigortalı tekne, 2016 yılında inşa edilmiş, olay tarihinde 2 yaşında bulunan, 23,95 m./ 7,00 m./1,50 m. ölçülerinde, çelik malzemeden yapılmış, yolcu taşıma kapasitesi yaz 105 kişi, kış 55 kişi olan bir tenezzüh (gezinti teknesidir) teknesi olup, bilirkişi raporunda, inşa edilmesi için satın alınmış faturalar, inşaatçı karı, teknenin belirtilen vasıfları, 2 yaş gibi çok genç sayılacak kondisyonu, ticari amaçla kullanılmaya elverişli olması ve nihayet emsal tekneler bakımından yapılan mukayeseli değerlendirmede, olay tarihinde sigortalanmış bedeli olan 2.000.000 TL değerinde olduğu yönündeki tespit mahkememizce yerinde görülmüştür. Sigortalı tekne batarak bütünüyle zayi olmakla birlikte sigortalı olayda %25 oranında kusurlu görüldüğünden, sigorta teminatının %75'ini talep edebilecektir. Tekne değeri 2.000.000 TL olduğundan kusur indirimi yapıldıktan sonra sigortacının, davacıya ödemesi gereken sigorta tazminatı tutarı 1.500.000 TL'dir. Davacı icra dosyasında işlemiş faiz talebinde bulunduğundan, faiz talebi bu talebin yerinde olup olmadığı TTK'nın 1427. Maddesine göre değerlendirilmelidir. Yasada sigorta tazminatının hasar ihbar tarihinden itibaren 45 sonra muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Dosyada hasar ihbarının 02.04.2018 tarihinde yapıldığı belirlidir. Bu durumda davalı sigortacı 17.05.2018 tarihinde temerrüte düşmüş olduğundan, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar olan süre için faiz talep edebilecektir. Bilirkişi raporunda, temerrüt tarihinden, icra takip tarihi olan 10.10.2018 tarihine kadarki işleyen faiz tutarı 99.770,55 olarak tespit edildiğinden, icra takip dosyasında 1.500,000,00 TL asıl alacak ile 99.770,54 TL işlemiş faiz alacağına ilişkin itirazın haksız olduğu kabul kanaatine varıldığından, sonuçta yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın KISMEN KABULÜ ile davalının ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine itirazının KISMEN İPTALİNE, 1.500.000,00 TL asıl alacak ile 99.770,54 TL işlemiş faizden oluşan toplam 1.599.770,54 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin DEVAMINA, kabul edilen alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacının yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine, reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetle takip yaptığı anlaşılamadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİ yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine itirazının KISMEN İPTALİNE, 1.500.000,00 TL asıl alacak ile 99.770,54 TL işlemiş faizden oluşan toplam 1.599.770,54 TL'nin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili için icra takibinin DEVAMINA, -Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davacı yanın icra inkar tazminatı davalı yanında reddedilen kısmen ilişkin kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 109.280,32 TL karar harcından 26.039,09 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 83.241,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 26.039,09.-TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 88.791,96 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5- Davalı vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 44.861,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 35,90 TL başvurma harcı, 423,75 TL posta gideri, 10.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.459,65 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 7.761,150 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7- Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL nin Arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan 979,45-TL sinin davalıdan, 340,55-TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/03/2022 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır