İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/212 E. 2022/235 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/212
Karar No
2022/235
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO :2017/212 Esas KARAR NO :2022/235 DAVA : Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2017 KARAR TARİHİ : 20/04/2022 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin Kasım 2015 tarihinde, Yemen'e ihraç etmek üzere gaz satın almak için davalı ...'ın şirketine girdiğini, kendisi ile beraber ortaklaşa bir gemi almayı teklif ettiklerini, buna istinaden, "Maria" adlı bir gemiyi satın almayı teklif ettiğini, ancak müvekkilinin gemiyi muayene ettiğini ve eski olması sebebiyle bu teklifi kabul etmediğini, davalı ..., 2015 yılının sonlarına doğru müvekkillini tekrar arayarak, bu sefer de 4000 tonluk fiyatı 3 milyon dolar olan bir gemi satın almayı teklif ettiğini, davalı ... ... ... geminin çalıştırılması ve gemi ile ilgili tüm iş ve işlemlerin kendisine ait olacağını, geminin satın alma tarihi itibari ile çalışır vaziyette olacağını, müvekkilinden yalnızca Yemen'e nakledilecek gaz tutarının ödenmesini istediğini, ... ... ... ile müvekkili ... ... arasında 04.01.2016 tarihli " Ortaklık Mukavelesi" hem İngilizce hem de Türkçe olarak akdedildiğini, işbu sözleşme ile ..., ... gemisinin %50'sini 1.500.000 USD karşılığında müvekkilleri ... 'a satmayı taahhüt ettiğini, protokolle birlikte gaz bedeli 3.000.000 $ ve gemi bedelinin yarısına 1.500.000 $ ilişkin olarak 04.01.2016 tarihli 18200 ve 18201 sayılı Proforma Faturalar düzenlendiğini, müvekkili tarafından işbu protokole dayalı olarak yapılan ortaklık mukavelesi gereğince 09.01.2016 tarihinde geminin yarı bedeli olan 1.500.000 $ peşin olarak ... numaralı tahsilat makbuzu karşılığında müvekkilleri tarafından ödendiğini, gaz bedelinin 750.000 $'lık kısmı 09.01.2016 tarihinde ... numaralı tahsilat makbuzu karşılığında ödendiğini, ... alımı için 12.01.2016 tarihli ve ... sayılı tahsilat makbuzu karşılığında 500.000 $ ödediğini, müvekkilinin davalıya Yemen'de gaz gemilerini karşılayacak bir liman olmadığının belirlediğini, bunun için doğal yapılı bir alanın olduğunu ve gazın direkt gemiden kara tankerlerine boşaltılacağını, sorun yaşanmayacağını, geminin Yemen'e gelişinde sürekli gecikme yaşandığını, bu süre zarfında müvekkili gazın Yemen'e varışını beklediğini, davalının protokole aykırı bir şekilde çalışmaya elverişli olmayan gemiyi satın almasından dolayı davalı ... tarafından "... " adlı başka bir gemiye 1230 ton gaz yüklenip gönderildiğini ve bu yüklemenin bedeli olarak, her bir tonu 530 $ dan hesaplanarak toplam 651.900 $ gaz bedeli olarak hesaplandığını, bu yükü boşalttıktan sonra müvekkilinin İstanbul'a gittiğini, davalı kendi iradesi dışında makina da arıza olduğunu ifade ettiğini, geminin 2016 yılının 5.ayında yüklemeye hazır olacağının belirtildiğini ve yeni geminin yüklemesi için müvekkillerinden yükleme bedeli talep ettiklerini, müvekkilinin Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan banka hesabından davalıya 1.500.00 $ transfer ettiğini, havale gerçekleştirildikten sonra da davalı ... ile birlikte müvekkilinin Haziran 2016 tarihlerinde Yemen'e gittiğini, Yemen'de denizin dalgalı olması sebebiyle ... boşaltma işlemini gerçekleştiremediğini, müvekkilinin de boşaltma için başka bir alan hazırladığını ve kendi boşaltma işlemini gerçekleştirdiğini, davalı işbu yüklemenin 3.925 ton ve bedelinin 330-$ olduğunu beyan etmesine rağmen müvekkillerinin teslim aldığı miktarın yalnızca 3.800 ton olduğunu ancak müvekkilinin tam olarak teslim almamasına rağmen, gaz miktarındaki eksik 124 ton 800 kilo müvekkiline gaz bedeli olarak yansıtıldığını, daha sonra davalı ..., gaz miktarında ki eksikliği ve eksik miktardaki bedelin müvekkiline yansıtılmayacağını 31.12.2016 tarihli hesap mutabakatında kabul ettiğini, geminin 2016 yılının 7.ayında boşaltma işlemini gerçekleştirmesinin ardından müvekkili tarafından ... adına; 17.07.2016 tarihinde 58.620 $ 30.07.2016 tarihinde 1.700.000 $, 09.08.2016 tarihinde 200.000 $, 10.11.2016 tarihinde 144.461-$, ödeme yapıldığını, bunlara ilaveten Yemen'de ...'a elden 40.000 $ ödeme yapıldığını, ikinci yüklemede ise, davalı yan müvekkillerine 3800 ton yükleme yaptığını ve ton fiyatının 380 $ olduğunun bildirildiğini, Gemi Yemen'e 04.09.2016 tarihinde vardığını, fakat savaş durumundan dolayı boşaltma işleminin ancak 12 ayda gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından teslim alınan gaz 3636 ton, yani olması gerekenden 164 ton eksik olduğunu, bu eksikliğin de gemi kaptanı ... tarafından 14.12.2016 tarihli tutanakta tespit edildiğini ve ... ile yapılan hesap mutabakatında yer aldığını, 14.12.2016 tarihinde geminin boşaltılması sonrasında müvekkili ...'a başka uygun boşaltma alanı bulana kadar gaz ithalatını yapamayacağının bildirildiğini, ... gemiyi işletmek için de müvekkiline 2.000.000 $ ek sermaye talep ettiğini, akabinde müvekkili hesapları kapatmak için Türkiye'ye geldiğini ve 31.12.2016 tarihinde taraflarca imzalanan hesap mutabakatı akdedildiğini, hesap mutabakatında, 1.seferde satın alınan gaz 3925 ton iken teslim edilen gazın 3800, ton olduğunu, 1.seferde eksik getirilen gaz bedeli 164 ton x 380 $ =62.320 $, iken, 2.seferde satın alınan gaz 3800 ton iken teslim edilen gazın 3636 ton olduğunun görüldüğünü, 2.seferde eksik getirilen gaz bedelinin 124,84 ton x 330-$ 41.184-$ olduğunun görüldüğünü, dolayısıyla hesap mutabakatına dayalı olarak da müvekkilinin ...'tan 120.641 $ ve eksik gaz tutarı olan 103.268 $ alacaklı olduğunun sabit olduğunu, gemi ile ilgili olarak müvekkilinin ... arasında gerçekleşen görüşme sonucunda geminin masraflarının getirisinden fazla olduğuna kanaat getirildiğini, müvekkilinin de bir tacir olarak kendisine zarar getiren bir iş ile devam edemeyeceğinin ...'a bildirdiğini ve bunun için ödemiş olduğunu geminin yarı bedeli olan 1.500.000 $ ve gaz işi ile ilgili ...'ın zimmetinde olan alacağını talep ettiğini, müvekkilinin Yemen'deki sorunlar nedeniyle 2017 yılı Mart ayının sonlarına doğru Türkiye'ye gelebildiğini, bu sırada da ...'ın müvekkilinin onayını almadan gemiyi Hindistan'da hurda olarak sattığını öğrendiğini, somut olayda davalı ...'ın müvekkili ile akdedilen protokole açıkça aykırı bir şekilde çalışmaya elverişli olmayan bir gemiyi yalnızca 1.200.000 $ karşılığında satın aldığını, bu gemiyi 5 ay boyunca tamir ettirdiğini ve bu sebeple seferlere geç başladığını, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca satın alınması gereken gemi bedeli 3.000.000 $ ve bunun yarı bedeli de 1.500.000 $ olarak kararlaştırıldığını ve müvekkili tarafından tahsis edildiğini, protokole aykırı bir şekilde protokolde yer alan gemiden başka bir gemi, çok daha düşük bir ücretle 1.200.000 $ ücretle satın alındığını, yani aslında geminin müvekkilin ödediği bedelle satın alındığını ve ardından davalı ... gemiyi hiçbir ücret ödememesine rağmen kendi gemisi gibi sattığını, geminin tamamı müvekkili tarafından ödenen para ile alındığını, %50'lik payın davalılara ait olması gibi bir durum asla söz konusu olmadığını, taraflar arasında ki ilişkinin ortaklık olmadığını, davacı tarafça ibraz edilen 11.02.1999 tarihli "Ortaklık Belgesi" ibaretli belgeyle toplam 270.000 DM ödemek sureti ile davacı ile dava dışı International ... arasında "sessiz ortak" tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulduğunu, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesinin doğu olmadığını, davacı vekilinin temyiz ettiğini, davacı yararına bozulmasına takdir edildiğini, akdi ilişki davacı ile dava dışı ... ... ... ... Inc arasında olsa da davacının ödeme yaptığı dava dışı şirketin borcundan dolayı doğrudan davalı şirkete ve bu şirketin yönetim kurulu başkanı olan ...'a ve ...'a dava açma söz konusu olduğunu, ortaklık mukavelesinde ismi geçen "... ... ... ... " adeta bir "paravan" gibi kullanıldığını, dava konusu işlere ilişkin müzakerelerin ... ve ... tarafından yürütüldüğünü ve ... tarafından müvekkili tarafından ifa edilen işlerin karşılığının ödeneceğini, yükümlülüklerinin ifa edecekleri hususunda müvekkili nezdinde güven oluşturulduğunu, Türkiye ile Yemen arasında imzalanan ikili anlaşma gereğince müvekkilinin teminat gösterme yükümlülüğünün bulunmadığını beyanla tahsil edilen toplamda 2.259.443 $ bedelin şimdilik kısmi dava olarak 100.000 USD'lik kısmının fazlaya ilişkin ve başkaca hakları saklı kalmak üzere 3095 sayılı kanun'un 4/A maddesi gereğince dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini karar verilmesini talep etmiş olup yargılama aşamasında 100.000,00-USD’lik alacak talebini ıslah yolu ile 2.259.443,43 USD'ye yükseltmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin bu davayla hiç bir ilgisinin olmadığını, davacı ile ilişkisi bulunan şirketin ... ... ... ... olduğunu, söz konusu bu şirketin merkezinin Nevis adalarında olduğunu Türk şirketi olmadığını, davacının taraf olarak ... San ve Tic A.Ş'nin Mardin Kızıltepe'de kurulduğunu, fakat daha sonra tasfiyesinin tamamlandığını, sicilden terkin edildiğini ve dava ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, ortaklık ilişkisinin ... gemisi için davacı ile ... ... ... ... arasında kurulduğunu ve davacı ... gemisinin ortağının olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, muhatabın merkezi Nevis Adalarında bulunan ... ... ... ... Inc olduğunu, davacı tarafın ... (IMO: ... ) gemisinin %50 sine ortak olduğunu, davacıya ... gemisi teklif edilmeden önce ... adlı gemi teklif edildiğini, ancak davacı yaptığı muayene sonucu ... adlı gemide ortaklık kurmayı kabul etmediğini, ısrarla ... isimli gemiye ortak olmak istediğini beyan ettiğini ve gemiye 1.500.000 $ karşılığında ortak olduğunu, davacı tarafından banka kanalıyla ödenen hiçbir tutarın olmadığını, davacının Türkiye'deki herhangi bir bankada adına bir hesabı dahi bulunmadığını, gemi ile yapılacak ticarette yüklenilecek tüm ... parasının davacı tarafından ödeneceğini, davacı Alı Dawman müvekkiline Yemen'deki limanın kontrolünde olduğunun taahhüt ettiğini, her türlü gecikmeyi tazmin edeceğini şahitler huzurunda beyan ettiğini, gecikmeden dolayı zarar oluştuğunu, gemi ... yüklemesi için Cezayir'de bulunduğunu, davacının spot fiyatlarını beğenmemesi ve para yollamayacağını belirtmesi üzerine gemi Rusya'ya gitmek zorunda kaldığını, davacının kötüniyetli iddia ettiği "gecikme" tamamıyla davacının kusuru nedeniyle oluştuğunu, müvekkilinin karadenizde çalışan ... adlı gemi ile gaz ve navlun bedellerinin üzerinde mutabakat sağladığını 1230 ton gaz yükleyip gönderdiğini, yapılan mutabakatta 5 gün içinde tahliye işlemlerinin davacı tarafça halledileceğinin belirtildiğini, geminin Yemen'e boşaltması ile ilgili tüm sorumluluğun ... 'a ait olduğunun mutabakatında anlaşıldığını, müvekkilleri ... davacının daveti üzerine Yemen'e gittiğinde taahhüt edildiği gibi bir limanın olmadığını gördüğünü ve derhal davacı taraftan alternatif bir yükleme alanı bulmasını talep ettiğini, söz konusu bu gecikmeden ve gecikme sebebiyle oluşan tüm zararlar müvekkili tarafından belgelendirildiğini, müvekkillerinin zararlara tek başına yüklenmek durumunda kaldığını, gemi yüklenirken hiçbir eksiklik belirlenmediğini, 124 ton eksik bedel bağımsız enspektörlerce belirlendiğini, davacının beyanına itibar edildiğini ve 31.12.2016 tarihli mutabakat ile mahsup yoluna gidildiğini, ... kontrolü yaptıklarından boşaltmaları geciktirecek herhangi bir mücbir sebebin ortada olmadığının görüleceğini, brokerların navlun tekliflerini beğenmeyen davacı tarafın o bölgede gaz ticareti yapılması için müvekkiline teklifte bulunulduğunu, bu tekliften sonra İran'dan mal tedarik edildiğini Sudan'a mal satmak amacıyla anlaşma yapılması gündeme geldiğini, ... ile sözleşme yapıldığını, ... ile bir hafta içerisinde taahhüt edilen sermayenin gelmemesi üzerine müvekkillerinin ... ilgili ticaret için gerekli sermayenin %50 %50 karşılanması için yardım teklifinde bulunulduğunu, ancak bu tekliflerde olumlu ve olumsuz hiçbir cevap alınamadığını, ortaklıktan oluşan zararın günden güne arttığını, geminin Hindistan'a kalkmadan önce ...'ın kardeşi ... tarafından gemide yaşam seviyesinin düştüğünün ve isyan çıkabileceğinin davacıya bildirildiğini, davacı tarafın hiçbir taahhüdünün yerine getirmemesinden dolayı ortaklık bitmek noktasına geldiğini, davacı ile dava dışı ... ... ... ... arasındaki gemi üzerinde kurulu ortaklığın 31.12.2016 tarihinde yapılan hesap mutabakatı ile sona erdiğini, davacının bu mutabakat ile artık dava dışı şirketten ve müvekkillerinden hiçbir hak alacağının bulunmadığını beyan ettiğini, davacı hesap mutabakatının tarihini çizdiğini, 11.01.2016 tarihini yazmak suretiyle değiştirdiğini, davacının müvekkillerinden daha fazla tutar elde edebilmek amacıyla hesap mutabakatından sonra farklı tarihlerde sahte faturalar düzenlediğini, davacı tarafından ileri sürülen dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak gerçek kişi davalının sorumluluğuna karar verilmesi talebinin olaylar Türkiye'de gerçekleşmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 08.06.2021 Tarihli Bilirkişi Raporunda; taraflar arasında imza altına alınan 04.01.2016 tarihli Ortaklık Mukavelesinin; 3. maddesi, “..., ... gemisinin 9650 sini 1.500.000 USD karşılığında ... kişisine satmayı taahhüt eder.” Samaddesi, “Ortaklık mukavelesinin karşılıklı imzalanması ve ödemenin aşağıda belirtilen bankaya yapılması ile 9450 lik hisse devredilmiş sayılacaktır.” 7.maddesi, “Geminin yüklemesiyle ilgili olarak yüklenecek ... bedeli, yükleme yeri fark etmeksizin... tarafından ... bedelinin tamamı ödenecektir. " 13. maddesi, “7 yıllık süre boyunca gemileri ... ... ... ... işletecektir. Çıkacak olan masraflar ve gelirler aylık olarak ortağa bildirilecek ve 9650 olarak taraflar arasında paylaştırılacaktır. ” 15. maddesi, “Geminin Haliç bölgesi, İran, İrak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katur, Birleşik Arap Emirlikleri (Dubai), Umman, Misır Süveyş içi olmuk üzere nakliye bedeli 160,00 USD/ton olarak gemiye ödenecektir. 21.maddesi, “Maria gemisi ile ilgili olarak ... ... ... ... gemiye olan ihtiyacı bittiği tarihte 9650 si olan 375.000 USD ... tarafından ... ... ... ... Inc'a ödenerek satılacaktır." Hükümlerini ihtiva etmektedir. Yukarıda yer alan sözleşme hükümleri ile tüm sözleşme hükümlerinden; ... ... ... ... Inc'a ile ... arasında bir adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklığın sermayesinin 3.000.000 USD olarak belirlendiği, Değerti 3.000.000 USD olarak belirlenen ... gemisinin 9450'sinin ... tarafından 1.500.000 USD bedel ile satın alındığı ve toplam değeri 3.000.000 USD olan geminin adi ortaklığa sermaye olarak konduğu, sermaye olarak konan ... gemisinin ve diğer gemilerin(maria gemisi) işletmesinin, diğer ortak olan ... ... ... ... Inc'a tarafından yapılacağı, İşlermeye dahil gemilerin ... alma, taşıma ve satma faaliyetlerinde kullanılacağı, ... alım bedellerinin ... tarafından karşılanacağı, ... ton başına 166 USD navlun bedeli ödeneceği, gemilerin işletilmesinden dolayı oluşan gelirlerden işletme giderlerinin düşülmesi sonrasında kalan tutarın(kârın) ortaklar arasında yarı yarıya paylaştırılacağı, dosyaya sunulan belgelerden tarafların ortak olarak almış oldukları gemi olan ... gemisi ile işletma faaliyetlerinde kullanılan her iki geminin satışa konu tüm ... alımları ile her iki geminin tüm işletme giderlerinin(yakıt, su, yiyecek, ve diğer tüm giderler), davacı ortak ... tarafından davalılar veya davalılarca belirlenen kişilere elden yapılan ödemelerden karşılandığı, başka bir ifade ile adi ortaklık işletmesinin ihtiyaç duyduğu tüm finansmanın davacı tarafından karşılandığının anlaşıldığı, yapılan ödemelerin tamamının adi ortaklığa çalışma sermayesi olarak yapılmış bir avans ödemesi veya ana faaliyetin devamı için ortak tarafından işletmeye verilmiş bir borç olarak kabul edileceği, davalılar tarafından adi ortaklığın işletmesine, işletme faaliyetlerinde kullanılmak üzere herhangi bir ödeme yapılmadığı dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmıştır. Sözleşmenin 13. Maddesinde yer alan “7 yıllık süre boyunca gemileri ... ... ... ... Inc' işletecektir. Çıkacak olan masraflar ve gelirler aylık olarak ortağa bildirilecek ve 5S0 olarak taraflar arasında paylaştırılacaktır.” Hükmünü bir örnekle açıklamak gerekir ise; Satış bedeli 2.000 USD Alınan ... bedeli 1.000 USD Navlun bedeli 160 USD, Diğer işletme giderleri 200 USD, Toplam maliyet 1.360 USD, Kar 640 USD Ortak başı kar %50 320 USD, şeklinde olmasının gerektiğini, Dosya kapsamında, satışı yapılan ...'lerin alım bedelleri belli olmasına rağmen satış bedelinin ne olduğuna ilişkin olarak dosya kapsamında herhangi bir verinin olmadığı görüldüğünden sözleşmenin ilgili hükmüne göre bir kar hesaplamanın mümkün olmadığı. dosya kapsamında yer alan aşağıda dökümü yapılan 11.01.2016 tarihli Hesap Mutabakat belgesinde yer alan tutarların anlaşılır olmadığı, bir kar- zarar hesabı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ve gerçek durumu yansıtmadığı, verilen avanstan, ... alımı için yapılan ödemeler ile ne olduğu anlaşılamayan bazı tutarların düşülmesi sonrası kalan tutarın 120.641,05 USD olduğu, dosya kapsamına sunulan ... Hesap Beyanı içerikli tablo üzerinde yapıları incelemede, ilgili tabloda yer alan değerlerin, davacı tarafından adi artaklık kapsamındaki verilen avans, bu avanstan yapılan gider ve harcama değerlerinden oluştuğu, ... satış değerlerini içermediği, ayrıca 1.500.000 USD tutarlı ... gemisi için ödenen hisse bedelini içerdiği, tabloda yer alan tüm avans ödemelerinin, alınan ..., yine sözleşme ile belirlenen navlun bedeli ile adi ortaklık faaliyeti kapsamında yapılan tüm giderlerin belgelerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. Davacı ortak tarafından adi ortaklığın faaliyetinin devamı için adi ortaklığa verilen tutarlardan yapılan gider ve harcamaların düşülmesi sonrasında davacının, ... gemisi için ödenen 1.500.000 USD hariç toplam 759.443,43 USD alacağının bulunduğu, ... gemisi için ödenen 1.500.000 USD ile birlikte toplam alacak miktarının 2.259.443,43 USD (759.443,43 USD+ 1.500.000 USD) alacağının bulunduğu, bu tutarım, taraflar arasındaki sözleşmenin 13 maddesinde yer alan hükme göre (bir örnekle açıklanan hesaplama şekline göre) tespit edilecek olan kar tutarı kadar azalıp artabileceği hukuki tavsif ve değerlendirme tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan incelemede; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olduğu, davacının ve davalıların adi ortaklığın kurucu ortağı oldukları, adi ortaklığın ana faaliyeti kapsamında yaptığı tüm işlemlerin finansmanın davacı ortak tarafından karşılandığı, verilen finansman desteğinden dolayı davacı ortağın diğer davalılardan 759,443,43 TL alacağının bulunduğu, Davacının, sözteşme ile 450 sini satın aldığı ... gemisinin davalılar tarafından satılması sonrasında davalılardan 1.500.000 USD ayrıca bir alacağının bulunduğu, Sonuçta davacımın, davalılardan ana faaliyetlerden ve satılan gemi hissesinden olmak üzere en az 2.259.443,43 USD (759.443,43 USD +1.500,000 USD) alacağının bulunduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. 15.11.2021 Tarihli Ek Raporda; kök raporun sonuç kısmının 2 no.lu paragrafında sehven 759.443,43-TL olarak yer alan tutarın doğrusunun 759.443,43-USD olduğu, kök raporda taraflar arasında akdedilen 04.01.2016 tarihli "ortaklık muvakelesi" isimli sözleşme geçerli kabul edilerek kâr-zarar hesabının yapıldığı, davacıdan tahsil edilen tutarlarının tamamının davalılardan tahsil edilmesi mümkün olmayıp, davacının bu yönde yapmış olduğu itirazların yerinde olmadığı, ... ... ... ... Inc İle ... arasında bir adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklığın sermayesinin 3.000.000 USD olarak belirlenmiş olup, Ortaklarca değeri 3.000.000 USD olarak belirlenen ... gemisinin %50’si ... tarafından 1.500.000 USD bedel ile satın alınmıştır. Toplam değeri 3.000.000 USD olan gemi ortaklarca adi ortaklığa sermaye olarak konmuştur. Adi ortaklığa ortakların hiçbiri tarafından nakit sermaye konmamıştır. Adi ortaklığın ana faaliyetinin devamı için ortaklardan ... tarafından adi ortaklığa(çalışma sermayesi niteliğinde) dönem dönem borç para verilmiş, verilen bu borçların bir kısmı ortaklardan ...’a geri ödenmiştir. Kök raporumuzda yer alan 759.443,43 USD, bu hesaptan kalan ve ...’a ödenmesi gereken tutar olduğu, adi ortaklığın ana faaliyetinin devamı için ortaklardan ... tarafından adi ortaklığa (çalışma sermayesi niteliğinde) dönem dönem borç para verilmiş, verilen bu borçların bir kısmı ortaklardan ...’a geri ödendiği, kök raporda yer alan 759.443,43 USD, bu hesaptan kalan ve ...’a ödenmesi gereken tutar olup, taraflar arasında geçerli bir adi ortaklık sözleşmesi kurulmuş olsa dahi, şayet tarafalar arasında geçerli bir adi ortaklık ilişkisi kurulmuş ise bu sözleşme uyarınca doğan alacak ve borçların tespiti için şirketin tasfiye edilmesine gerek bulunmamaktadır. Böyle bir borcun varlığı veya alacağın varlığı; ortakların mutabakatı ile herhangi bir dönemdeki mizan ve bilanço kayıtları ile tespit edilmesi mümkün olup, davalının bu yönde yapmış olduğu itirazların yerinde olmadığı, kök raporda, dosya kapsamında yer alan davalılardan ... Hesap Beyanı içerikli tabloda yer üzerinde yapılan incelemede, ilgili tabloda yer alan değerlerin, davacı tarafından adi ortaklık kapsamındaki verilen avans, bu avanstan yapılan gider ve harcama değerlerinden oluştuğu, ... satış değerlerini içermediği, ayrıca 1.500.000 USD tutarlı ... gemisi için ödenen hisse bedelini içerdiği tespitleri yapılmış olup, davalının kendi beyanına göre tahsil edildiği kabul edilen 1.500.000 USD için davacı tarafından banka kanalıyla herhangi bir ödeme yapılmadığı beyanının birbiriyle çelişir nitelikte olduğu, sonuç itibariyle önceki rapordaki görüş ve kanaatlerinde davacı ve davalı tarafların itirazları çerçevesinde değiştirilmesi gereken bir husus bulunmadığı bildirilmiştir. Dava; davacı ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile davalılara ödenen meblağın faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir. Davalı ... San ve Tic. A.Ş'nin sicilden terkin edildiği tespit edildiğinden, ... ATM'nin 2018/... esas ve 2019/... karar sayılı kararı ile bu şirketin eldeki dosya yönünden ihyasına karar verilmiş olup, ihya kararı kesinleştikten sonra tasfiye memuruna tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır. Yargılama aşamasında davalılardan ...'ın vefat ettiğinden, dosyaya sunulan veraset ilamına göre yasal mirasçılarına taraf teşkiline esas tebligat yapılmıştır. Dosya kapsamından, davacı ... ile ... ... ... ... Inc arasında 04.01.2016 tarihli " Ortalık mukavelesi" başlıklı bir sözleşme imzalandığı, sözleşmede ... gemisinin %50'sinin 1.500.000 USD karşılığında davacıya satışının taahhüt edildiği, ortaklık mukavelesinin imzalanması ve ödemenin belirtilen hesaba yapılması ile geminin %50 hissesinin devir edilmiş sayılacağı, Dawman'ın 1 yıl sonunda ortaklıktan ayrılmak isterse geminin kalan %50'lik payını isterse satın alabileceği, gemilerin ... Inc tarafından işletileceği, gelir ve giderlerin ortaklarca hisseleri üzerinden paylaşılacağının kabul edildiği anlaşılmakta olup davacı taraf bu sözleşmenin bir adi ortaklık sözleşmesi olmadığını ileri sürerek, ortaklık mukavelesine istinaden yaptığı ödemelerinin geri iadesini talep etmektedir, Dava dosyasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Ortaklık mukavelesi kapsamında anlaşmaya varılan hususlar hisse devri ve gemilerin işletilmesi ile ilgili olduğundan taraflar arasında bir donatma iştiraki ilişkisi mi yoksa adi ortaklık ilişkisi mi olduğu belirlenmelidir. TTK'nın 1064.maddesinde düzenlenen donatma iştiraki, birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik olduğu bir geminin menfaat sağlamak amacı ile işletilmesiyle ilgilidir. Somut olayda ortaklık sözleşmesini imzalayanların ... gemisinin müşterek maliki olmadıkları gibi donatma iştiraki kurulması yönünde ortak bir iradenin açık şekilde ortaya konulması söz konusu değildir. Bu itibarla 04.01.2016 tarihli sözleşme ile kurulan ilişkinin donatma iştiraki niteliğinde olduğu söylenemez. Sözleşmede geminin 1.500.000 USD bedelle %50 hissesinin davacıya devrinin yanı sıra, gelir ve giderlere ortak olunacak şekilde işletilmesi öne çıktığından, 04.01.2016 tarihli sözleşmenin TBK'nın 620-645. maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Sözleşmede geminin yarı hissesinin davacıya satılması adi ortaklık ilişkisine sermaye koyma tarzı ile ilgilidir. Bu yolla davacının ortaklığa sermaye koyması sağlanmıştır. Ayrıca davacıya, diğer ortağın hissesini satın alma ve dilediği kişiye sattırma hususunda bir tür ön alım hakkı da tanınmıştır. Bu itibarla taraflar arasındaki ilişki TBK'da düzenlen adi ortaklık hükümleri kapsamında değerlendirilerek uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. Davacının iş bu dava ile ortaklık ilişkisi kapsamında davalılara yaptığı ödemelerin iadesini talep etmesi, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesinin istenmesi olarak değerlendirilmelidir. Zira adi ortaklığa konulan sermaye payının istenmesi aynı zamanda ortaklığın feshi ve tasfiyesini kapsadığı, Yargıtay kararları ile de kabul edilmektedir (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 24.11.2015 tarihli 2015/10995 Esas 2015/18644 Karar) Davacı taraf, ... gemisinin %50 hissesi için ödediği 1.500.000 USD'nin yanı sıra ortaklık kapsamında yaptığı tüm ödeme ve masraflarında iadesini istemektedir. TBK 'nın 639.maddesine göre ortaklığın sona erme sebeplerinden biri de haklı bir sebebin bulunması halidir. Ortaklığa ait olan ... gemisinin davalı tarafça hurdaya satılmış olması davacı açısından ortaklığın feshi için haklı bir sebep oluşturacaktır. Adi ortaklığın sona ermesinin en önemli sonucu ortaklığın tasfiye edilmesidir. TBK'nın 644.maddesinde tasfiye usulü düzenlenmiştir. Taraflar arasında ihtilafsız olan 11/01/2016 tarihli hesap mutabakat belgesi bir tasfiye belgesi niteliğindedir. Söz konusu belgedeki borç ve alacak kalemleri toplandığında davacı lehine 120.641,05 USD fark doğduğu görülmektedir. Bu fark ise adi ortaklığın sürdürüldüğü dönemdeki kar ve zarar durumuna ilişkindir. Tasfiye ile ortaklık sona ereceğinden davacının ortaklığa başlangıçta sermaye olarak koyduğu 1.500.000 USD'nin de ödenmesi gerekmektedir. Buna göre adi ortaklığın tasfiyesi sonucunda davacıya ödenecek tutar 120.641,05 USD + 1.500.000 USD=1.620.641,05 USD'dir. Dosyada ikinci uyuşmazlık konusu davalıların dava ehliyetlerine bir başka deyiş ile husumete ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde esas alınan 04.01.2016 tarihli ortaklık sözleşmesi davacı ile ... ... ... ... adına imzalanmıştır. ...'ın Karayipler'de ... kurulu bir ... şirketi olduğu dava dosyasından anlaşılmaktadır. Sözleşmenin imzalanmasından önce davacı ... ... ile yapılan görüşmeler ile sözleşmenin imzalanmasından sonra ki tüm görüşme ve işlemlerin şirket yetkilisi ya da şirket sahibi sıfatı ile davalı ... ve ... tarafından yürütüldüğü dosya kapsamına göre tartışmasızdır. Kaldı ki bu durum davalılar tarafından da inkar edilmemiştir. Davalı gerçek kişiler ticari ilişkinin başından itibaren kendi adlarına bir ticari ortaklık tesis etme maksadı ile hareket ederek tüm ilişki boyunca her işlemi kendi adlarına yürütmüşlerdir. En son olarak düzenlenen hesap mutabakat belgesi de yine bu kişiler tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla ortaklık sözleşmesi görünürde ... şirketi olan ... ... ... ... adına imzalanmış olsa da, ortaklık ilişkisinin tarafları gerçekte ... olmayıp ..., ... ile davacı arasında kurularak sürdürülmüştür. Bu durumda davalıların sorumluluğu tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hukuk teorisi ışığında ele alınmalıdır. TTK'nın 124. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bir şirketin, başka bir şirket ya da gerçek kişinin borcundan sorumlu olmamasını sağlayan yegâne husus, tüzel kişiliğe sahip olmasıdır.Bu bakımdan şirketlerin ayrı birer tüzel kişiliği ve hak ve borçları bulunmaktadır. Bir şirketin borcundan kural olarak başka bir şirket sorumlu olmadığı gibi şirketin pay sahipleri de sorumlu değildir. Dolayısıyla şirketler hukukunda hâkim olan ilkeler, malvarlığının ayrılığı ve bağımsızlıktır. Bununla birlikte, bu kuralların istisnaları da mevcut olabilmekteder. "Şirket" kurumunun kötüye kullanıldığı, bir hile aracı olarak işlev gördüğü durumlarda, şirketi bağımsız kılan "tüzel kişiliğin" göz ardı edildiği ortaya çıkmaktadır. Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve yargıtay uygulamaları ile kabul edilmektedir. Bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMK m. 2 hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin veya ortak olarak gösterilen gerçek kişilerin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır. Tüzel kişi, kendini oluşturan kişilerden ve organlarının üyelerinden bağımsız bir kişiliğe sahip olduğu gibi ayrı bir malvarlığına da sahiptir. Bununla birlikte bu ana kural tüzel kişilik perdesinin aralanması yöntemiyle, tüzel kişilik adeta bir "koruma kalkanı" olarak kullanılarak alacaklıların zarara uğratılması hedeflenmişse, hileli veya kötü niyetli şekilde perdenin ardına gizlenilmişse, gerçek sorumluların ortaya çıkarılması sağlanmaktadır. Davalı ... A.Ş (Eski Ünvan: ... San ve Tic. A.Ş)'nin davalı ...'ın kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanlığını yaptığı bir aile şirketi olarak kurulup faaliyet gösterdiği celp edilen sicil kayıtlarından tespit edilmiştir. Dava dışı ... ... ... ... Inc şirketinin kayıtlarına ... ndaki hesaplardan ulaşılmış olup, ... Bankasının 20/08/2020 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderdiği kayıtlardan; bu şirketin ..., ... ... ve ... ... tarafından 03/10/2002 tarihinde ... Adalarında kurulduğu, şirket ortaklarının her iki şirket üzerinden ... Bankasında parasal işlemler yaptıkları anlaşılmıştır. Bu itibarla celbedilen sicil kayıtları ve dosya kapsamına göre; davalı ... Şirketinin ...'ın yönetiminde olan bir aile şirketi olarak kurulduğu, davacı ile imzalanan ortaklık sözleşmesinde ünvanı yer alan ... ... ... ... Şirketinin de yine aynı ortaklar tarafından yurt dışında kurulan paravan bir şirket olduğu, davacı ile olan ortaklık ilişkisinin ise gerçekte davalı ... ile ... arasında kurulup, aradaki ticari ilişkinin bu kişiler tarafından yürütüldüğü tespit edilmiştir. Davalı şirket ile davacı ve dava dışı ... ... ... ... arasındaki mali ilişkinin tespiti amacıyla davalı ... Şirketinin ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Bu amaçla defter incelemenin yapılması için Ankara Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ise de, davalı şirket defterini ibraz etmekten kaçınmış olduğundan talimat yazısı bila ikmal iade edilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalılar ... ile ...'ın davacı ile olan ilişkilerinde sadece ... Adalarında kurulmuş bir şirketin sahibi ve temsilcileri olarak değil, baştan beri doğrudan kendi adlarına bir ticari ortaklık tesis etme maksatlı olarak hareket ettikleri tespit edilmiştir. Tüm ilişki boyunca her türlü işlemi ve eylemi salt kendi iradeleri ile ve bizzat yürüttükleri halde ortaklık mukavelesini ... ... ... ... adına düzenlemişlerdir. Bu şekilde tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanılmış olduğundan, davalıların söz konusu eylemleri TMK m.2'ye göre hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu itibarla, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesine göre, aralarında sıkı organik bağ ilişkisi bulunan davalıların dava konusu ortaklık ilişkisinden dolayı davacıya karşı birlikte sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere ortaklık ilişkisinin tasfiyesi sonucunda davacıya ödenmesi gereken tutar 1.620.641,05 USD olduğundan, bundan tüm davalıların birlikte sorumlu oldukları kanaatine varılmakla bu kanaat ışığında davanın 1.620.641,05 USD üzerinden kısmen kabulü ile, 1.620.641,05 USD'nin 100.000,00 USD'sine dava tarihinden geriye kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 1.620.641,05 USD'nin 100.000,00 USD'sine dava tarihinden, 1.520.641,05 USD'sine ıslah tarihi olan 24.11.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesine göre dolar faizi yürütülmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ÖDENMESİNE, - Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 1.290.964,87 TL karar harcından 136.979,04 TL (6.067,47 TL peşin harç ile130.911,57 TL ıslah harcı toplamı olmak üzere) peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.153.985,83 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 136.979,04 TL (6.067,47 TL peşin harç ile130.911,57 TL ıslah harcı toplamı olmak üzere) peşin harcın davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 246.611,22 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalılar vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 135.531,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 31,40 TL başvurma harcı, 1.887,60 TL posta gideri, 12.000 TL talimat bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.919,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 9.856,01 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 3.000 TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 875,70 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/04/2022 Başkan ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Katip ... ✍e-imzalıdır.

Atıf: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/212, K. 2022/235, T. 20.04.2022, www.arakarar.com/karar/istanbul-17-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-212-e-2022-235-k-7d8d3a3ca2ae