İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/241 E. 2025/353 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/241
Karar No
2025/353
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/241 Esas KARAR NO :2025/353 DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/04/2025 KARAR TARİHİ:06/05/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 04/04/2025 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin ..., ... , ... ve ... gibi dosya barındırma sitelerinin premium lisanslarını satmakta olduğunu, alıcılarının tamamı yurt dışında olup müşterilerin ödemelerini Sanal POS vasıtası ile yaptıklarını, bu sebeple müvekkili şirket ile davalı yan arasında 01.02.2023 tarihli "Ödeme Hizmetleri Sözleşmesi" akdedildiğini, işbu sözleşme kapsamında davalı yanın müvekkili şirkete, ... Genel Müdürlüğü'ne (...) ait alt yapıyı kullanmak suretiyle Sanal Pos hizmeti sunduğunu, davalı şirketin lisanslı bir ödeme kuruluşu niteliğinde olmadığını, bu bağlamda, davalı şirketin kendisine ait ödeme alt yapısı bulunmamakta ve üçüncü kişilere doğrudan sanal POS hizmeti sunamamakta olduğunu, bu sebeple davalı yanın lisanslı ödeme kuruluşlarının ödeme alt yapısını kullanmak suretiyle üçüncü kişilere Sanal POS hizmeti sunmakta olduğunu, davalı şirketin Sanal POS hizmeti sunabilmek için lisanslı bir ödeme kuruluşu olan ... ile anlaşma yapmış ve müvekkili firmaya ...'nin ödeme alt yapısını kullanmak suretiyle sanal POS hizmeti sunduğunu, ...'nin ödeme alt yapısının davalı firma tarafından kullanılabilmesinin Merchant account (tüccar hesabı) adı verilen hesap türünün açılması ile mümkün olduğunu, Merchant account (tüccar hesabı)nın bir işletmenin kredi kartı ve banka kartı ödemelerini kabul edebilmesi için bir finans kuruluşu (banka veya ödeme hizmeti sağlayıcısı) tarafından açılan özel bir hesap olduğunu, bu doğrultuda, müvekkil firma ile davalı yan arasında "Ödeme Hizmetleri Sözleşmesi" akdedildiğini ve Sanal POS kullanımına 02.02.2023 tarihinde başlandığını, Sanal POS sistemi aracılığı ile gerçekleştirilen tüm işlemlerde 3D Secure sistemi kullanılmış ve gerçekleştirilen tüm işlemlerin müvekkili şirket tarafından faturalandırılmış olduğunu, yaklaşık sorunsuz iki yıllık çalışmayı devamla davalı şirketin 19.11.2024 tarihinde davacı müvekkilinin hesabına bildirimsiz şekilde bloke koyduğunu ve 03.01.2025 tarihinde1.205.675,50 TL (Yaklaşık 34.758,91 USD) tutarında kesinti yaptığını, davalı ödeme kuruluşunun yapmış olduğu bildirimsiz kesintiyi 14.03.2025 tarihli ... yevmiye numaralı .... Noterliği ihtarnamesi ile müvekkili şirkete tebliğ ettiğini, söz konusu ihtarnamede davalı yanın özetle ... tarafından ...'ye 50.000 USD tutarında ceza kesildiğini, bu cezanın ... tarafından davalıya rücu edildiğini ancak kesilen cezadan müvekkili ... Ltd. Şti'nin sorumlu olduğunu ve kendilerine yansıtılan ceza miktarının (1.205.675,50 TL yaklaşık 34.758,91 USD) müvekkiline ait bakiye alacağa bloke koymak suretiyle tahsil edildiğini ifade ettiğini, yine aynı ihtarnamede davalı yanın müvekkiline ait hesapta bulunan miktarın ... tarafından yansıtılan ceza bedelini tam olarak karşılamadığını, bu sebeple kalan 528.664,50 TL (yaklaşık 15.241,09 USD)' nin kendilerine ödenmesini talep ettiğini, davalının söz konusu ihtarnamesinde yer alan iddia ve taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, zira müvekkiline ait hesaptan yapılan kesintinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamakla birlikte kalan miktarın ödenmesinin talep edilmiş olmasının da hukuki bir dayanağı yahut gerekçesi bulunmadığını, davalının hukuka aykırı işlemi sebebiyle müvekkilinin ticaretini devam ettirememekte ve uğradığı zararın her geçen gün artmakta olduğunu, her ne kadar davalı yanın bahsi geçen ihtarnamede ... tarafından uygulanan ceza miktarının müvekkili davacının aracılık ettiği işlemler bütününün sonucu olduğunu iddia etmiş olsa da iddia konusu ceza kesintisinin müvekkilinin sorumluluğunda veya denetiminde olan bir işlemden/satıştan kaynaklanmadığını, dolayısıyla ... tarafından uygulandığı iddia olunan cezada müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili firmanın ... yahut ... ile sözleşmesi bulunmamadığını, müvekkilinin tarafı olmadığı bir hukuki ilişkinin riskini üstlenmesinin beklenmesinin hukuka ve ticari teamüllere aykırılık teşkil ettiğini, ... tarafından, ...'ye gönderilen "... Bütünlük Risk Programı" başlıklı bildirimde özetle; ..., ... ... A.Ş. adlı şirketin http://... sitesi adına ... çalışma şartlarına uygun olmayan işlemler gerçekleştirdiğini tespit ettiği belirtildiğini, bu durumun ...'nın kurallarına göre işlem aklama olarak değerlendirilmiş ve bu sebeple ... tarafından ...'ye 50.000 USD tutarında ceza uygulanacağının bildirilmiş olduğunu, ... tarafından ...'ye gönderilen yazıda müvekkili firmanın isminin hiçbir şekilde geçmediğini, ... tarafından uygulanan cezaya dair bildirimde doğrudan müvekkili firmanın kural ihlali olduğundan bahsedilmediğini, kaldı ki müvekkili firmanın yalnızca dosya barındırma sitelerinin premium lisanlarını satmakta olduğunu, bu bağlamda dosya barındırma sitelerinde yer alan içeriklerin denetimini gerçekleştirmek gibi bir imkanı veya yükümlülüğü bulunmadığını, tüm bunlara rağmen davalı yanın haksız ve gerekçesiz müvekkilinin hesabında bulunan miktardan kesinti yaptığını, davalı ödeme kuruluşunun Sanal POS işlemini bildirimsiz durdurup hesap bakiyesine bloke koyması işlemine kadar müvekkilinin yaklaşık olarak 2023 yılında 136.905 adet, 2024 yılında 8.063 adet olmak üzere toplamda yaklaşık 144.968 adet satış yaparak 44.891.606,31 TL ciroya ulaştığını, müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin tamamı dolar olarak faturalandırıldığı için kur farkından dolayı zarar etmekte olduğunu, satılan ürünlerin temin edilen firmalarına ödeme günündeki kur ile kesintinin iadesi günündeki kur arasındaki farkı talebinin hasıl olduğunu, bloke ve kesinti gününden itibaren satış yapamadığı için müvekkilinin kar mahrumiyeti bulunduğunu, toplam işlem sayısı ve ciro miktarı göz önüne alındığında haksız, bildirimsiz ve dayanaksız Sanal POS iptali, bloke ve kesinti sebebi ile uğradığı zarar, ziyan ve kar kaybının da talebi gereği hasıl olduğunu, davacı müvekkilinin ... tarafından uygulandığı iddia edilen cezai işlemden sorumlu tutulması ve müvekkilinin hesabında bulunan miktardan kesinti yapmış olmasının yasal bir dayanağı bulunmadığı açık olup bu sebeple gerçekleştirilen kesintinin avans faizi ile birlikte müvekkile iade edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin hesabından bildirimsiz, gerekçesiz ve haksız şekilde rücuen tahsil edilen miktarın iadesi için şimdilik 1000 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, bloke ve kesinti sebebi ile uğranılan ve kur farkından kaynaklanan zararın tazminini, bildirimsiz, gerekçesiz ve haksız şekilde Sanal POS'un kapatılıp, hesap bakiyesinden kesinti yapılması sebebiyle ticaretine devam edemeyen müvekkilin mahrum kaldığı kar kaybının tazminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine tahmilini talep ve dava etmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığının 25/11/2021 tarihli ve 1232 sayılı kararı ile; "26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin beşinci fıkrasında, özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımının Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenebileceği düzenlenmiştir. Asliye ticaret mahkemelerine gelen işlerin vasıf ve mahiyeti itibarıyla çeşitli olması, bu çerçevede finans davalarının yoğunluğu ve niteliklerinin farklı olması göz önünde bulundurularak, gerek uygulama birliğinin sağlanması, gerekse etkinlik ve verimliliğin artırılması ile ihtisaslaşmanın önemi nazara alınarak, finans davalarında iş dağılımı bakımından iki veya daha fazla dairesi bulunan mahallerde ihtisaslaşmaya gidilmesinde fayda olacağı değerlendirilmiştir. Kanuni düzenlemelerden ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararlarından kaynaklı olarak, asliye ticaret mahkemesinin hangi dairelerinin iflâs ve konkordato, deniz ticareti ve deniz sigortaları gibi davalar dolayısıyla gelecek işlere ilişkin ihtisas mahkemesi sıfatıyla bakacağı gözetilerek, aynı dairelerde iş yoğunluğu oluşmaması bakımından finans davaları olabildiğince farklı dairelerde bakılmak üzere ihtisas mahkemeleri belirlenmiştir. Bu itibarla; 1) 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. Maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7)20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun’dan, Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına), Bu kapsamda görülmekte olan dava ve işlerin iş bölümüne dayanılarak mezkûr mahkemelere gönderilmemesine, 15.12.2021 tarihinden itibaren gelecek yeni dava ve işlerin ise anılan ihtisas mahkemelerine tevzi edilmesine ve dosya sayısına göre genel tevziden de iş verilmeye devam edilmesine" karar verilmiş ve verilen karar 30/11/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Huzurdaki dava 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-f maddesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığa ilişkin olup anılı düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra 04/04/2025 tarihinde açılmış olduğundan görevli mahkemenin İstanbul 6, 7, 8 ve 9 numaralı Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmış olup aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 6, 7, 8 ve 9. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA, 3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde KESİN olmak üzere karar verildi. 06/05/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/241, K. 2025/353, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-16-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-241-e-2025-353-k-33290b28bbd5