İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/24 E. 2024/237 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/24
Karar No
2024/237
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/24 Esas KARAR NO : 2024/237 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 14/02/2023 KARAR TARİHİ : 17/04/2024 Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın davalının sigortalısı ... Ltd. Şti” firmasından ... plakalı aracı kiraladığını, müvekkilinin 17.06.2016 tarihinde ... ile bir trafik kazasına karıştığını ve bu kaza neticesinden karşı araç sürücüsü ...'un yaralandığını, bu kaza neticesinde tutulan “ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı”nda müvekkilinin %100 kusurlu bulunduğunu, kaza sonrasında karşı araç sürücüsü bir süre hastanede kaldığını ve bu trafik kazası nedeniyle “%5 oranında meslekte kazanma gücü kaybına” (EK-1) uğradığını, kazanın yaralanmalı olması nedeniyle müvekkili hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016/... numarası ile soruşturma açılıp dosya “uzlaşma” kapsamında kapandığını, ... Başsavcılığı 2016/... soruşturma dosyasında bilirkişi raporuna göre ... %5 maluliyet oranı ile 106.686,07 TL malullük tazminatına hak kazandığını, bu tazminatın, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili diğer kanunlar gereğince, çarpan aracın ZMMS tarafından karşılanacağı bilinmediğini, ancak müvekkilinin karşı taraf ile görüşmelerini iyi tutarak, 106.686,07 TL olan malullük tazminatının 80.000,00 TL olması konusunda anlaştığını, bu durumun davalı sigorta şirketi içinde avantajlı bir durum olduğunu, davalı sigorta şirketinin ZMMS kapsamında ödemekle yükümlü olduğu ancak müvekkilinin de hukuken sorumlu olması nedeniyle ve dava sürecine girilmemesi, faiz ve avukatlık ücreti eklenmemesi ve indirim konusunda anlaşıldığı için bu tazminat miktarı müvekkil tarafından ödendiğini, tüm bu nedenlerle; müvekkillerinin murisi ... ... sakat kalan-malul olan karşı taraf sürücüsüne, sigortacısı yerine geçerek ödeme yapıldığını, bu ödeme için davalı sigorta şirketine 02.10.2018 tarihinde tarafınıza başvurulmuş, sigorta şirketi tarafından "... sayılı hasar dosyası" açılmıştır. 11.10.2018 ve 12.12.2018 tarihli yazılarında "kesin ve sürekli maluliyet oranını gösterir" raporun taraflarından istendiğini malul olan tarafın müvekkili olmadığı, tüm evraklar ... C. Başsavcılığı tarafından toplandığı ve malul tarafı bu raporu almaya yetkimiz ve gücümüz olmadığı için bu eksiklik giderilemediğini, buna rağmen davalı sigorta şirketi 26.03.2021 tarihinde tarafımızla mail yoluyla iletişime geçerek bu dosyayı "arabulucu" ile kapatmak istediğini, ancak bu talebinden de daha sonra vazgeçtiğini, dilekçesinde açıkladığı tüm nedenlerle; Davanın kabulü ile: daha sonra ıslah edilmek üzere şimdilik 5.000,00-TL rücu bedelinin davalıdan tahsili ile tarafımıza verilmesine, haksız fiil-kaza tarihinden (17.06.2016) itibaren tüm taleplerimize ayrı ayrı ticari temerrüt faizine-avans faize hükmedilmesine, (Maddi tazminat yönünden harcın arttırılması halinde arttırılmış tüm değerler üzerinden ticari temerrüt faizi-avans faizi yürütülmesine), yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ayrı ayrı davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili .... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne vermiş olduğu cevap dilekçesinde; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... nolu 21.12.2015-21.12.2016 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, mağdurun kendi yaralanmasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, Tevfik Emrah'ın iddia edildiği gibi malul kaldığının sabit olmadığını, dilekçesinde açıkladığı tüm nedenlerle davanın zamanaşımı sebebiyle usulden reddine, davanın husumet yokluğu sebebiyle esastan reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyanın delillerini ...'a, ...'ne, SGBM'ne yazılan müzekkere cevapları v.s tüm cevabi yazılar oluşturmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı tarafa ödenen tazminatın davalı sigortalı şirketinden rücuen tahsili talebi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekilinin kanuni süresi içerisinde ibraz ettiği tespit edilen cevap dilekçesi içeriğinde zamanaşımı def'i ileri sürdüğü görülmekle HMK'nın 142. maddesinin; ''1) Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar.'' düzenlemesi gereğince tahkikata başlamadan evvel zamanaşımı savunmasının tetkik edilmesi gerekmiştir. Somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı tarafa ödenen tazminatın davalı sigortalı şirketinden rücuen tazmini için işbu dava açılmış olup kaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 73. maddesi ile "Birlikte sorumluların" rücu istemi yönünden zamanaşımı süresinin özel olarak belirlendiği görülmüştür. Nitekim TBK'nın 73/1. maddesinde zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir. Yine, Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup; "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde TBK'nın 73. maddesindeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir. Gerek TBK, gerekse KTK ve Genel Şartlar kapsamında motorlu araç kazalarında birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen süre, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiş olup başkaca herhangi bir özel düzenleme bulunmadığından dolayı KTK'nın 109. maddesindeki uzamış zamanaşımı süresinin zarar sorumlularının birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Anılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; ödeme tarihinin 13/01/2017 arabuluculuk başvuru tarihinin 13/07/2021, dava tarihinin 14/02/2023 olduğu görülmekle dava tarihi itibari ile 2 yıllık zamanaşımı süresinin sona erdiği tespit edilmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. (Emsal kararlar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2021/2592 esas, 2022/786 karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/602 esas, 2023/401 karar sayılı kararı.) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile arda kalan 247,70 TL davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılmış yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 1.360 TL arabuluculuk ücretin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda miktar itibarıyla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/24, K. 2024/237, T. 17.04.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-16-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-24-e-2024-237-k-d38d810b661c