İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/628 E. 2023/758 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/628
- Karar No
- 2023/758
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/628 Esas KARAR NO : 2023/758 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/10/2023 KARAR TARİHİ : 27/12/2023 Mahkememizin yukarıda esas numarası yazılı dosyasının mahkememizde yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket nezdinde ... numaralı ... Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Mah. ... Han Cad. No: ... /İSTANBUL riziko adresli iş yerinde, 24/03/2022 tarihinde sigortalı işyerine bitişik konumda, davalı ... ...-...in kullanımında olan iş yerinde çıkan yangın neticesinde maddi hasar meydana geldiğini, müvekkil şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden meydana gelen hasar bedelinin 7.362,00-TL olarak tespit edildiğini, müvekkil şirketin tespit edilen 7.362,00-TL tutarındaki tazminatı muhatabına ödediğini, işbu ödenen 7.362,00-TL tutarındaki tazminatın ödeme tarihi olan 01.07.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkil sigorta şirketinin TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, olay sonucu sigortalıya ait mahalde meydana gelen zarara ilişkin müvekkil şirket tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporundan da anlaşılacağı üzere davalının yangın kaynaklı sigortalı mahalde meydana gelen maddi zarardan sorumlu olduğunu ve doğan zarardan asli kusurlu olarak sorumlu olduğunu, tazminat alacakları olan 7.362,00-TL hasar tazminatı bedelinin ödeme tarihi olan 01.07.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili için davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının yasal süresi içinde borca, faize ve tüm fer’ilerine itiraz ettiğini beyanla haksız itirazın iptalini, takibin devamını talep ve dava etmiştir. Davalının usulüne uygun tebligata rağmen davaya yanıt vermediği anlaşıldı. DELİLLER: ... Sigorta hasar dosyası, ... Vergi Dairesi, ... 'nden gelen yazı cevapları dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı sigortanın dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğundan bahisle davalı aleyhine başlattığı .... İcra Dairesi'nin 2023/ ... esas sayılı dosyasında vaki itirazın iptali isteminden ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda incelenmiştir. Huzurdaki davada davacı sigorta şirketi, davayı sigortalısının halefi olarak açmış olmakla görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.(eski TTK 1301.) maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir. Halefiyet ilkesi doktrinde ''zarar gören sıfati ile sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle meydana gelen zararlar için üçüncü şahsa karşı harhangi bir hukuki sebebe binaen tazminat alacağına sahip ise, bu hakkı ödenen sigorta tazminatı miktarınca kanun icabı sigortacıya geçmesi hali'' şeklinde tanımlanmıştır.( Işıl ULAŞ, Uygulamalı Zarar Sigortaları hukuku, Ankara 2012, syf: 224 ve devamı) iş bu tanımdan da anlaşılacağı üzere buradaki halefiyet ilkesi dava hakkını tanımakta olup, sigortalının diğer bir deyimle yerine kaim olunanın sahip olmadığı bir takım özel üstünlükleri halefe vermiş değildir. Buradan hareketle yerine halef olunan ile zarar verenin arasındaki dava hangi şartlarda görülecek ise halef sigorta ile zarar veren arasındaki dava da aynı şartlarla görülmesi gerekmektedir. Bu durumda zarar veren davalı ile zarar gören sigortalı arasındaki dava haksız fiil sorumluluğundan kaynaklı olup Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, sigortalının yerine kaim sigorta şirketi ile davalı zarar veren arasındaki salt halefiyet ilkesine dayalı iş bu davanın da Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Keza zarar veren ile davacının arasında bir sigorta ilişkisi doğmuş değildir. ( halefiyet ilkesi ve yukarıda vardığımız sonucu öngören örnek içtihad 22/03/1944 tarih 37-9 sayılı yargıtay içtihadı birleştirme kararı; Işıl ULAŞ, age sayfa: 225 ve devamı, )Nitekim, yukarıda belirtilen 05/12/1977 tarih, 77/... Esas ve Karar sayılı içtihatı birleştirme genel kurul kararında da belirtildiği gibi mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum ile genişletilemez. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay ele alındığında; yapılan araştırmalar sonucu dava dışı sigortalının tacir olmadığı bu nedenle davanın TTK nın 4. maddesi anlamında ticari dava olmadığı keza, gerçek şahıslar arasındaki haksız fiil sorumluluğundan ötürü öngörülen davalarla ilgili olarak ilgili maddede BK' na bir atfın bulunmadığı görülmekle halefiyet ilkesine göre dava açan sigorta yönünden de aynı hükümler uygulanması gerekmektedir. Dolayısıyla işbu davanın sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bir dava değil, davalının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği haksız fiilden kaynaklanan bir dava olduğu, davanın mutlak ve nispi ticari dava da olmadığının anlaşılması karşısında görevli mahkemelerin genel görevli mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk mahkemeleri olduğu anlaşılmış ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (Emsal ilam; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 30/10/2012 Tarih, 2012/10526 Esas, 2012/11575 Karar, 2019/1635 esas 2020/3293 karar,2013/8117 eas s 2013/8366 karar sayılı içtihatı) HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 3-HMK nın 331. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2023 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza