İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/321 E. 2024/755 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/321
- Karar No
- 2024/755
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/321 Esas KARAR NO : 2024/755 DAVA : Şirketin Terkini DAVA TARİHİ : 13/05/2024 KARAR TARİHİ : 14/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; ... Ltd Şti'nin paravan şirket olduğunu, kendisinin kandırılarak adına şirket açıldığını, hurda toplayarak geçimini sağladığını beyan ettiği, bel fıtığı nedeni ile çalışamadığını, dilekçesinin konu kısmında "şirketin ihlası" yazdığı görülmüştür. Adli yardım; mahkememizin 20.05.2024 tarihli ara kararı ile hüküm kesinleşinceye dek davacının adli yardımdan yararlandırılmasına karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 644/1-b hükmü gereğince cari olan TTK m. 353 gereğince, dava konusu şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemeyeceğini, davacı tarafından iddia edilen usulsüz işlemi/işlemleri yapan kişilere karşı husumetin yöneltilmesi gerektiğini, bu bakımdan da huzurdaki davada, müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, ... , TTK M. 32 VE Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, ticaret sicili müdürlüğünün yapılan tescillerde bir ihmali bulunmayıp, müvekkil müdürlüğe husumet teveccüh etmeyeceğini, davacının iddia ettiği şekilde, sahte imza/evrak bulunması yahut da kandırılması gibi iddiaların varlığının, müvekkil müdürlük tarafından tespiti mümkün olmadığı gibi, yine, davacının bu konudaki iddialarının doğruluğu hâlinde de, bunun muhatabı, kuşkusuz yanıltıcı veyahut da dolandırıcı eylem içinde bulunanlar kişi ya da kişiler olacağını, mevzuata uygun işlem yapan müvekkili müdürlük davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığı gibi, aslında huzurdaki davanın tarafı dahi olmadığını, huzurdaki davada davaya konu şirketin tescil işlemlerini mevzuata uygun yapan müvekkile husumet dahi yöneltilemeyeceğini, 4.1. bir başka husus olarak da, davacı taraf ile dava konusu şirket ve/veya iddia edilen yanıltıcı/dolandırıcı işlem yapan kişi/kişiler arasında görülecek yargılama neticesinde tescil ve ilana ilişkin mahkeme kararının ibraz edilmesi ile tescil ve ilan işlemi yapılabilmesinin mümkün olması karşısında müvekkil müdürlüğe husumet yönetilmesi bu itibarla da mümkün olmadığını, huzurdaki davada müvekkil müdürlüğe husumet yöneltilemeyeceğinden ve açıklandığı üzere, dava konusu tescil işlemlerinde müvekkil müdürlüğe bir kusur ve sorumluluk izafe edilemeyecek olmasına göre davanın müvekkil yönünden öncelikle usûlden, mahkeme aksi kanaate ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut olayda; dava dilekçesinde davacının kandırılarak adına şirket kurulduğunu beyan etmiştir. Mahkememizin tensip zaptı 7 no.lu ara kararı ile "kandırılıp üzerime şirket kuruldu" beyanını açıklamak ve şirketin terkinini mi ya da şirket kaydının iptalini mi istediğini açıklamak üzere 2 haftalık süre verilmiş ise de davacı tarafından beyanda bulunulmadığı, 06.11.2024 tarihli dilekçesi ile de bel fıtığı ameliyatı nedeni ile duruşmaya katılamayacağı, "beni bu sahte şirketten kurtarın" şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle, şirketin terkini talebinde bulunduğu değerlendirilmiştir. Mahkememizce bu beyanına ilişkin 22.05.2024 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. ... Vergi Dairesi Başkanlığı 22.05.2024 tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile dava konusu ... şirketinin herhangi bir vergi türünde beyanname sunmadığı, mükellef kurum hakkında düzenlenen bir rapora da rastlanmadığı bildirilmiştir. Davacı iddiasının "kandırıldığı" yönünde olmakla tescil işlemine dayanak teşkil eden evraka ve imzaya itiraz etmediği, ancak "iradesinin bu yönde olmadığını" ileri sürdüğü anlaşılmıştır. ... kayıtlarında 06.11.2019 tarihli ana sözleşmede el yazısı ile "Sözleşmeyi okudum şirket kurmayı kabul ediyorum. ..." yazıldığı ve imzalandığı, davacı tarafından herhangi bir imza inkarında bulunulmadığı, davalı kurumun yasal şartları oluşan işlemle ilgili davacı iradesi doğrultusunda tescil işlemini gerçekleştirdiği anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihi itibari ile alınması gerekli 427,60-TL başvuru harcı ve 427,60-TL peşin harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Dosyada yargılama giderleri adli yardım kararı nedeni ile suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşılmakla 2 normal tebligat (175,00-TLx2) ve bir elektronik tebligat (10,00-TL), iki KEP müzekkere gideri (2,00-TLx2) olmak üzere toplam 364,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/11/2024 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”