İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/42 E. 2025/61 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/42
- Karar No
- 2025/61
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/42 Esas KARAR NO :2025/61 DAVA:Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ:17/01/2024 KARAR TARİHİ:28/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; olayın, bayram günü müvekkili ...'ın ailesiyle ziyaret için gittiği sokakta kendisinin tarafı olmadığı bir tartışmayı sağduyulu bir vatandaş olarak ayırmasıyla başladığını, müvekkili ... iyi niyetle, davalı ...'in kendisinden yaşça ve fiziken küçük çocuklarla tartıştığı olayın büyümemesi adına kendisi kazaya sebep olan Ümit özeni, eşi Nazire ise sanığın karısını aracına bindirerek olay mahallinden uzaklaşmalarını istediğini, olay mahallinden ısrarla gitmeyen ... tartışmayı uzatarak konuyu büyüttüğünü ve devamında toplanan kalabalığa karşı aracını geri ve ileri hareket ettirerek birçok insanın yaralanmasına ve yedi çocuklu bir annenin ölümüne sebep olduğunu, olay neticesinde müvekkilinin eşi 21.04.2023 tarihinde 19.30 saatleri civarında Şüpheli ... sevk idaresindeki ... markalı ... plakalı araç ile konuyla hiçbir ilgisi olmayan ...’ın eşinin üzerinden, geri ve ileri olmak üzere iki defa geçmek haliyle ölümlü trafik kazasına sebep olduğunu, kaza neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... soruşturma ile tahkikat başlatıldığını, şüpheli ... tutuklanarak cezaevine gönderildiğini, kovuşturma aşaması ... Adliyesi 2. Ağır ... E. dosyasından devam etiğini, müvekkilinin eşi, aracın üstünden ikinci kez geçmesinden sonra olay yerinde hayatını kaybettiğini, ... Sigorta A.Ş'ye 30.05.2023 tarihinde başvuru yaptıklarını fakat sigorta şirketi anlaşma çabalarına rağmen herhangi bir hesaplama yapmadan uzlaşma tekliflerini reddettiğini, 17.07.2023 tarihinde sonlanan görüşmelerde uzlaşma sağlanamadığı için işbu davada sigorta şirketini de husumet belirlemeleri gerektiğini, davalı ...'ın kusuru neticesinde meydana gelen kaza dolayısıyla vefat eden maktülün ailesi ve özellikle kızı ...'un tedavi ve bakım giderleri ile ekonomik geleceğinin sarsılmasından kaynaklı müstakbel zararlarının tazminini hak etmekte olduğunu, müvekkili ...'un annesinin gözleri önünde iki defa jip tarzı büyük bir aracın üzerinden geçerek vefat etmiş olmasından kaynaklı özel eğitim almakta güçlük çekecek, okula veya herhangi bir sosyal ortama girmekte zorlanacak, arkadaş ve akraba çevresinde kendisini anne ilgi ve şefkatinden eksik ve yetersiz hissedeceğini, müvekkili ... şu anda yaş küçüklüğü ve engelli hali nedeniyle bir işi ve kazancı olmasa bile günlük yaşamını sürdürürken bazı travmalar gösteren dengesiz ruh hali, baba ve diğer kardeşler açısından hayatı çekilmez bir hale getirdiğini, bu durumda göz önüne alınarak kaza tarihinden başlayarak yaşam süresinin sonuna kadar yasal asgari ücretlerin brüt tutarları üzerinden müvekkillerinin hak ettiği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanarak ödenmesini talep ettiklerini, ayrıca müvekkilinin engelli çocuğuna başkası tarafından bakımını gerektiriyorsa, annesini kaybettiği günden yaşamı boyunca bakım gerekiyorsa yaşam süresinin sonuna kadar yasal asgari ücretlerin brüt tutarları üzerinden bakım ve ihtiyaç giderlerinin hesaplanmasını talep ettiklerini, müvekkillerinden ... kendi bakımı için tutulacak bakıcı ve diğer psikolojik ihtiyaçları da yaşamı boyunca hesaplanacak bakım giderlerinin taraflarına ödenmesini talep ettiklerini, aynı şekilde, müvekkili ...'ın eşinin başına gelen ölümlü kaza dolayısıyla çocuklarının kaza geçirmemiş haline kıyasla çocuklarına bakmak için daha fazla efor sarf etmek zorunda kalan babasının da bakıcı tutsalar da tutmasalar da müvekkilinin bakımı için harcanacak ekstra eforun ve maddiyatın tazmini gerektiğini, müvekkilinin kaza tarihinde engelli kızının 16 yaşında olduğu düşünülürse kızın ciddi psikolojik travma yaşadığı da bir gerçek olduğunu, bu travmaları aynı zamanda çocuklarının gözleri önünde aracın altında kalan diğer müvekkillerinin de yaşadığını, her ne kadar müvekkili ... ve ailesinin yaşadıkları bu korkunç olay parayla telafi edilemeyecek olsa da, müvekkili çocuklar ve eşi manevi tazminat hak ettiklerini, izah edilen nedenlerle; davalarının kabulü ile, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacakları ile ilgili şimdilik ... ve ... ... için ayrı ayrı 5.000,00 TL bunlar dışında geriye kalan her davacı için ayrı ayrı 1.000,00 TL davacı maktulün eşi ... ve engelli kızı ... ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, ... için her birine ayrı ayrı 50.000,00 TL, evli olan çocuklar ..., ..., ..., için her birine ayrı ayrı olmak üzere 30.000,00 TL manevi, davacılara toplamda 440.000,00 TL manevi tazminat tutarlarının, sürücüden alınmak üzere olay tarihinden itibaren işletilecek faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın, araç sürücüsü olan müvekkilini tam ve asli kusurlu olduğunu belirtilmişse de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, huzurdaki davada husumet ve sorumluluğa ilişkin beyanlarına ilişkin öncelikle soruşturma dosyasında bulunan kaza tespit tutanağına dayanılarak araç sürücüsü olan müvekkilinin asli kusurlu olduğu kanısına varılmışsa da Adalet Bakanlığı Adli Tıp Şube Müdürlüğü Trafik İhtisas Dairesinden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, öncelikle Adli Tıp Kurumundan bilirkişi raporu alınarak kusur oranlarının belirlenmesini talep ettiklerini, cevap hakları saklı kalmak ve başvuruyu kabul anlamına gelmemek üzere; huzurdaki davacıların ölüm sebebiyle destekten yoksun kaldığını ispatlamakla yükümlü olduklarını, maddi ve manevi tazminat istemli davaların en önemli unsuru destekten yoksun kalmak olup bir diğer önemli unsur ise açılan dava neticesinde fahiş bir biçimde sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiğini, lakin vefat eden ...'ın en küçük çocuğu 2001, en büyük çocuğu 1991 doğumlu olduğunu, mahkeme tarafından yapılacak olan incelemeler neticesinde davacıların destekten yoksun kalmadığı gibi sebepsiz zenginleşme amacıyla davanın açıldığının görüleceğini, davacının, kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle fahiş miktarda manevi tazminat talep ettiğini, davacının manevi tazminat talepleri günümüz şartlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve kazadan sonra meydana geldiği iddia olunan maluliyete uygun olmadığını, mağdurların kazadan dolayı herhangi bir sosyal kurumdan tazminat alıp almadığının araştırılmasını talep ettiklerini, tespiti halinde bu ödemelerin kabul anlamına gelmemek kaydı ile, tazminat hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, bu sebeple başvuranlar tarafından varsa müteveffa adına yapılan ödemenin bildirilmesini talep ettiklerini, müvekkili, meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu herhangi bir surette kasti bir etkisi ve katkısının olmadığını, davacının kaza sebebiyle vuku bulmuş tazminata esas alınabilecek bir durumunun olmadığını, vaki olan kaza bahane edilerek maddi ve manevi menfaatler temin edilmek amacıyla işbu haksız davanın açıldığını, manevi tazminat taleplerinin bir zenginleşme aracılığı olarak kullanılamayacağını belirterek haksız olarak açılan bu davanın reddini talep ettiklerini, arz ve izah edilen nedenlerle ve mahkemece re’sen gözetilecek nedenlerle; maddi ve hukuki dayanaktan yoksun asılsız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına; karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; 21/04/2023 tarihinde Davalı ... ... plakalı araç sevk ve idaresinde iken ölümlü kazaya sebep olduğu, ...'ın olay günü vefatı sebebiyle davacılardan tarafından açılan destekten yoksun kalmaya dayalı maddi ve manevi tazminat davasıdır. 21/04/2023 günü saat 18:30 sıralarında, davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... Sokak istikametinden ... Sokak yönüne seyir halinde iken No:9 önüne geldiğinde yaya olarak bulunan ...'la sözlü olarak sonra araçtan inip fiziki olarak kavga ettiği, çevreden toplanan vatandaşların kavgaya dahil olduğu ve kavganın büyüdüğü, ...'in aracına da zararın verildiği ve ...'in aracına binip olay yerinden ayrılmak istediği sırada beyanına göre aracını D yerine R vitesine getirdiği ve bir miktar geri gitmesinden sonra D konumuna getirip ilerlediği sırada aracının önünü kapatan yaya grubundan ...'ın aracın altında kalması neticesi ...'ın vefat ettiği dava konusu olay meydana geldiği, davanın ...'ın olay günü vefatı sebebiyle davacılardan tarafından açılan destekten yoksun kalmaya dayalı maddi ve manevi tazminat davası olduğu; Taraflar arasında yürütülen adli soruşturmaya ilişkin ... C.B.Savcılığına hitaben düzenlenen 21/06/2023 tarihli, bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; ...'in yayalara çarpma amacının olmadığını düşündüğü için olayın trafik kazası olduğunu düşünerek rapor hazırlandığı, ... ile birlikte aracına vuran kişilerin de asli kusurlu olduğunu, yaya ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 138. Maddesini ihlal ettiği için üst düzeyde tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 02/08/2023 tarihli, bilirkişi ... tarafından, kazaya ilişkin görüntülerin irdelenmesine ilişkin düzenlenen rapor görüldü. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 16/02/2024 tarihli, bilirkişi... tarafından düzenlenen raporda; ...'e zarar veren vatandaşların, aracın çevresinde bulunan Ali ...'ın, aracın önüne aniden atlayan ...'ın asli kusurlu oldukları, ...'in tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 26/04/2024 tarihli İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda; ...'in kusursuz olduğu, ...'ın ve aracın etrafını saran kişilerin asli kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce devam eden yargılamada İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan 18/07/2024 tarihli raporda; davalı sürücü ... idaresindeki otomobiliyle hızlı olmadığı, kazanın hız sebebi veya sürücünün dikkatsizliği ve kaplama içerisindeki yayaları görmemesi ya da hızını ayarlamaması sebebi ile meydana gelmediği, (beyanlarına göre) mahalde bulunan gurubun kendisine zarar vermesinden korkması sebebi ile olay yerinden ayrılmak amacı ile hareket ettiği, kazanın, sürücünün başka şekilde hareket etmesinin mümkün olmaması ve olay yerinden hemen ayrılması zorunluluğu altında gerçekleştiği, ikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir durumun söz konusu olmadığı ayrıca müteveffanın hiçbir zorunluluğunun olmamasına karşın aracın önüne atlaması sebebi ile meydana geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, atfı kabil bir kusuru bulunmadığı, müteveffa yaya ... olay mahallinde yaya olarak bulunduğu sırada, yaşanan kavga olayı sonrası aracına binen davalının mahalde aracına fiziki müdahalede de bulunan şahıslardan kurtulmak ve mahalden uzaklaşmak istediği sırada, kendi can güvenliğini tehlikeye atarak bu aracın hareket alanına girdiği, korunma tedbirine başvurmadığı bu nedenle çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla, kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarıyla kaynaklı asli %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapor sunulduğu, Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ; Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753). Yargıtayın yerleşik içtihatlarında; HMK’nın 281. maddesi ve 282. maddesi ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Bu durumda; hakimin HMK’nın 282. maddesi uyarınca, raporu diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği, ancak bilirkişi raporuna itiraz edilmemesi halinde ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından HMK’nın 281. maddesi gereği ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Somut olay değerlendirildiğinde mahkememizce ATK Trafik İhtisas Dairesinden aldırılan 18/07/2024 tarihli davacıların müteveffası olan ...'ın %100 oranında kusurlu, davalının ise kusursuz bulunduğunun tespit edildiği , rapor taraf vekillerine usulune uygun tebliğ edilmiş, davacılar vekilinin alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna itiraz etmediği herhangi bir beyanda bulunmadığı,alınan raporun davacı aleyhine davalılar lehine olduğunun açık olduğu, davacı vekilince raporundaki tespit ve hesaplamalara süresi içinde itiraz edilmemesi halinde itiraz etmeyen aleyhine karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğacağı, anlaşılmış olmakla mahkememizce aldırılan dosya kapsamına uygun ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu da dikkate alındığında davaya konu kazada davalılar aleyhine tespit edilen bir kusurun bulunmadığı ve davalılar lehine usuli kazanılmış hak doğması da göz önüne alındığında davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir. HÜKÜM: 1-)Davanın REDDİNE, 2-)Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli maktu 615,40-TL red karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-)Arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.280,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-)Reddedilen maddi tazminat davası yönünden davalılar duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 11.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 6-)Reddedilen manevi tazminat davası yönünden davalı ... duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3 maddesi uyarınca uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, 7-)Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde re'sen davacıya/vekiline iadesine, Dair davacılar vekillerinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının / vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025 Katip ... (E-imzalı) Hakim ... (E-imzalı)