İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/319 E. 2025/267 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/319
- Karar No
- 2025/267
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/319 Esas KARAR NO : 2025/267
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 06/05/2016 KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı asil dava dilekçesinde; davalı hakkında .... İcra müdürlüğü'nün ... E sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalı vekilinin 13/04/2016 tarihinde itiraz ettiklerini, şahsi borç ilişkisi bulunmadığını beyan ettiğini, ancak itiraz dilekçesinin 27/04/2016 tarihinde dosyada bulunmadığından davalının tapu kayıtlarına tedbir konularak, 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının tespiti için İİK 89/1 maddesi gereğince işlem yapıldığını, 05/05/2016 tarihide bilgi almak için icra müdürlüğüne gittiğinde, davalının süresi içinde itiraz ettiğini yapılan işlemlerin sehven yapıldığı bildirilerek hacizlerin fekkine karar verildiğini öğrendiğini, icra dosyasının kayıp olduğunu, bulunamadığını, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, icra müdürünün kendisini icra hakimi yerine koyarak itirazın süresinde olduğu ve yapılan işlemlerin sehven yapıldığına karar verilerek işlemlerin iptaline karar verdiğini, söz konusu itiraz dilekçesinin tarama merkezi tarafından taranmadan dosyaya konulduğunu, itiraz dilekçesinin kayda girdiği tarihin de dilekçede yer almadığını, davalının itiraz konulu dilekçede takibe konu evrakın üzerinde borcun sebebi yazılı olan bölümde üstte yanlışlıkla protokol yazdığından gerçekte de alacağın konusunu anlatan evrak olması ve borca konu ticari alacağın nasıl oluştuğunu anlatan bir evrak niteliği taşıyor olması sebebiyle icra müdür yardımcısı önünde protokol yazısının üstünün çizilerek sehven yazıldığının belirtildiğini, ... Ltd Şti'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, ... Tur İnş.San ve Tic Ltd Şti'den oldukça yüklü miktarda alacaklı iken davalının bu firmayı resmi olarak tasfiye ederek alacaklılarını zarara sokmak maksadıyla muvazaalı olarak ... San Tic Ltd Şti adında bir firma kurduğunu, ... 1 İcra Hukuk Mahkemesinin ... sayılı kararı ile davalı tarafın kurduğu ...'in muvazaalı olarak ... Tekstil adlı firmanın devamı olarak kurulduğu ve faaliyet gösterdiği , ... İcra Hukuk Mahkemesinin... sayılı kararı ile ... Mak İnş.San Tic Ltd Şti'nin de ... gibi ... Tekstil ile organik bir bağ içinde olduğuna karar verildiğini, davalı ile akdedilen protokol gereğince 325.000,00-TL lik alacağın bir kısmının temlikler sonucu ödendiğini, firma yetkilileri olarak protokol imzaladıklarını bu protokol gereğince başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davacı 20/05/2016 tarihli dilekçesi ile davasını Alacak davasına dönüştürdüğünü bildirerek davanın alacak davası olarak kabulüne, 210.000,00-$ karşılığı 592.200,00-TL den az olmamak kaydı ile alacağın tahsiline, gerekçe gösterilmeden itiraz yolu ile durdurulan icra takibi için borcun kabul edildiği günde icra inkar tazminatının % 40 dan aşağı olmamak kaydı ile tazminata, protokolün 10. Maddesi gereğince % 50 den az olmamak üzere maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin görevsiz olduğunu, ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı doyası üzerinden icra takibi yapıldığını ve ... Nöbetçi İcra müdürlüğünün 13/04/2016 tarih ve ... Muh. Sayısı ile icra takibine itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinin icra dosysına uluşmadan yapılan işlemlerin fek edildiğini, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğunu, akabinde davacının ... icra Müdürlüğü'nün 2016/... E sayılı dosya ile takibe geçtiğini bu icra dosyasına da itiraz dilekçesi sunduklarını, davacının 2012 yılından bu yana mesnetsiz ithamları ile müvekkili aleyhine birçok kez icra takibi yapıldığını ve mesnetsiz iddialar ile suç duyurusunda bulunma yoluna gittiğini, ilk olarak davacının müvekkili aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... E saılı dosyası ile sahte imza havi bir bono ile kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlattığını, daha sonra ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine itirazın iptali davası ikame ettiğini, mahkemece görevsizlik kararı verildiğini ve dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E saılı dosya ile incelendiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiğini, icra dosyasında müvekkilinin imza inkarının bulunduğunu ve ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde bono üzerindeki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığından bahisle takibin müvekkili yönünden iptaline karar verilerek yargıtay aşamasından da geçerek kesinleştiğini, davacı hakkında resmi senette sahtecilik suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/43947 E sayılı dosya üzerinden suç duyusunda bulunulduğunu, protokol altındaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin böyle bir protokol akdetmediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; itirazın iptali iken ıslah ile 21/11/2011 tarihli protokolden kaynaklanan alacak davasına dönüşmüştür. Dava öncelikle .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... - ... E/K sayılı, 03.12.2019 tarihli görevsizlik kararının 18.06.2020 tarihinde kesinleşmesi üzerine davacı asilin 09.07.2020 tarihli dilekçesi ile mahkememize tevzi edilmiştir. Mahkememizin 27/05/2021 tarih ve .... sayılı kararı ile; "Davanın ve ıslah talebinin KISMEN KABULÜNE, 388.836,00-TL'nin ıslah tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilemesine, Fazlaya ilişkin istemin ve sair taleplerin reddine.." karar verildiği, verilen bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 27/04/2023 tarih ve 2021/1824 - 2023/717 E.K. sayılı ilamıyla; "...Mahkemece davalının protokoldeki imzayı inkarı kapsamında ilk olarak İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi'den rapor alınmıştır. 14.12.2017 tarihli ATK raporunda; "inceleme konusu belgede davalı ...'a atfen atılı basit tersimli imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'un eli ürünü olmadığı" tespit ve mütalaa edilmiştir. Mahkemece ikinci olarak İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nden rapor alınmış ve anılan raporda; inceleme konusu belge üzerinde davalıya atfen atılı bulunan imzanın davalı ...'un eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece raporlar arasında oluşan çelişki giderilmek üzere İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nden üçüncü rapor alınmış, anılan raporda bahse konu imzanın davalı ...'un eli mahsulü olmasının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu mütalaa edilmiştir. Davacı tarafından dava konusu protokol uyarınca davalı tarafından keşide edilerek verildiği iddia olunan bono dayanak yapılmak suretiyle başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip dosyası nedeniyle davalının .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde açmış olduğu imzaya itiraz davasında Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, bono üzerindeki davalıya atfen atılı imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi üzerine davanın kabulüne karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu tespitler ışığında Mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan Emniyet Kriminal raporunda kesin bir tespit yapılamamış olması ve ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan raporun üç kişilik uzman bilirkişi heyeti tarafından, Jandarma Kriminal raporu ile Emniyet Kriminal raporunun ise iki kişilik uzman heyet tarafından düzenlenmiş olması itibariyle raporlar arasındaki çelişkinin giderildiğinden bahsedilemeyeceği, Mahkemece davalıya atfen dava konusu protokol ve dava dışı bono üzerinde yer alan imzaların benzer olduğu da nazara alınarak ATK raporu ile Jandarma Kriminal raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyeleri arasından seçilecek uzman bilirkişilerden oluşturulacak en az 3 kişilik heyet aracılığıyla yeniden imza incelemesi yaptırılıp ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, ATK raporu ile çelişen Jandarma Kriminal raporu ve her iki rapor arasındaki çelişkiyi gidermeyen Emniyet Kriminal raporunun hükme esas alınması hatalı olmuştur. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, bu aşamada davalı vekilinin diğer istinaf sebepleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği..." gerekçesi ile dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu esasa kaydedilmiştir. İstinaf mahkemesi kararı kapsamında Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyeleri arasından seçilen bilirkişi heyetinin 12/02/2025 tarihli raporu ile; "...Karşılaştırmalı belgeler üzerindeki Şahsa ait (...) imzalarının yıllar içinde farklılıklar arz eden çeşitlilikler gösterdiği, E benzeri bir kaligrafik bir harf ile başlayan iki aşamalı bir imza olduğu, ... ismini temsil ettiğinin anlaşıldığı, Birinci aşamada E ve eğik bir çizgi oluşturulduğu, ikinci aşamada t-o-k harflerine benzer kaligrafik bir yapının yatay çizgi üzerinde yer alıp devam edildiği, İkinci aşamanın t kaligrafik harfi ile başladığı, Şahsa ait bazı imzalarda ise sadece t ve k harflerinin kullanıldığı, (10/09/2001 tarihli belgede görüldüğü gibi), Bahsi geçen dava konusu “PROTOKOL” isimli belgenin üzerindeki İmza/Paraf’ın ise yine kaligrafik E ile başladığı, diagonal yatay çizgiden sonra üzerine gelen t, ve k veya m benzeri karalamalar ile imzanın tamamlandığı (21.11.2011), Şahsın orijinal imzaları ile benzerlikler gösterdiği, Baskı izleri açısından ise, “E” benzeri şeklin ikinci buklesini oluşturulurken bırakılan iz ve yine “t” benzeri kaligrafik harfin üst sola dönüşte oluşan izlerin şahsa ait imzalarda ve dava konusu belge üzerindeki imzalarda benzerlikler arz ettiği, aynı el ürünü sayılacağı..." tespit ve rapor edilmiştir. Davacı yan aşamalarda üç ayrı ıslah dilekçesi sunmuş ise de; Hukuk Muhakemesi Kanununun 176/2 maddesine göre aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğinden, 20.05.2016 tarihli ilk ıslah dilekçesi kapsamına göre yargılamaya devam edilmiştir. 20/05/2016 tarihli ıslah dilekçesi kapsamına göre; davacı yan davasını alacak davasına dönüştürdüğünü bildirerek protokol gereği ödeme tarihindeki 210.000,00-USD karşılığı olan 592.200,00-TL'den az olmamak kaydı ile alacağın tahsiline, % 40'dan aşağı olmamak kaydı ile icra tazminatına ve protokolün 10. Maddesi gereğince % 50'den az olmamak üzere maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ...m.99 hükmüne göre; konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebilir. Somut olayda davacı yan ıslah dilekçesi ile seçimlik hakkını kullanarak ödemenin protokol gereği ödeme günündeki TL. karşılığını istediğinden, dosya kapsamında bulunan ve mahkememizce hükme elverişli olduğu değerlendirilen 11.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre de fiili ödeme tarihi olarak protokolde değinilen senedin vade tarihi olan 15.01.2012 tarihindeki TL karşılığı olan 388.836,00-TL'nin esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı yan, munzam zararlarının ve manevi zararlarının tazminini talep etmiş ise de; dava konusu alacağın protokol uyarınca belirlenen yeni bir alacak olduğu, önceki borçlara yönelik tarafların protokol yolu ile yenileme sözleşmesi yaptıkları ve munzam zarar gibi tazminat kalemleri de dahil olmak üzere eski borcun sona erdirildiği, eski borç ilişkisine dayalı olarak meydana geldiği iddia edilen zararların da bu sebeple talep edilemeyeceği, öte yandan dava alacak davasına dönüşmekle icra tazminatı talebinin yersiz olduğu anlaşılmakla davanın ve ıslah talebinin kısmen kabulüne, 388.836,00-TL'nin ıslah tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve sair taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın ve ıslah talebinin KISMEN KABULÜNE, 388.836,00 TL'nin ıslah tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin istemin ve diğer taleplerin reddine, 3-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 26.561,38-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 642,80-TL davetiye gideri 17.000,00 -TL bilirkişi ücreti, ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E sayılı dosyası ile yaptırılan imza incelemesi sonucu faturalandırılan 310,00-TL olmak üzere toplam 17.952,80 -TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 11.787,83-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, geri kalan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 5-Davalı tarafça sarf edilen 450,00 -TL yargılama giderinin davanın red kabul oranına göre 154,53-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 62.213,76-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 32.538,24 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine, Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır