İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/240 E. 2024/1035 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/240
- Karar No
- 2024/1035
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/240 Esas KARAR NO :2024/1035 DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:26/01/2021 KARAR TARİHİ:20/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından davaya ve icra takiplerine konu bir kısım adreslerde yapılan çalışmalar esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiğini, davalılar tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığı ve borçluya ödeme emri gönderildiği, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiği, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe, takibe konu borca, borç miktarına, faize, faiz oranına, ödeme emrine asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz ettiği, takibin durdurulmasını talep ettiği, borçlu borca itiraz ederek takibi durdurduğu, itirazı haksız ve dayanaksız olduğu, davalılar her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalıların kusurlu şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olup zarar veren davalılar bedelden sorumlu olduğu, izah edilen nedenlerle .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyaları ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;icra dosyalarındaki hasarlarının herbirinin farklı firmalar tarafından verilmiş olabileceğini, hasarın kim tarafından verildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunduğunu, itiraza konu her bir icra dosyası için ayrı ayrı yargılama yapılması gerektiğini ve bu nedenle dosyanın tefrikinin gerektiğini, tam yargı davası niteliği olan davalarda yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, davada tazminat isteminin haksız fiile dayanması nedeniyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, olayın hizmet kusuruna dayalı olduğunu, bir kamu kurumunun eylem ve işlemlerine karşı açılacak davaları görmenin idari yargının görevine girdiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, davalı idare tarafından altyapı çalışmaları sırasında, davacı şirkete ait tesislere verilen zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Davacı vekili tarafından bir kısım icra takiplerine vaki itirazın iptali istemi ile açılan Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasından verilen 25/04/2022 tarihli ara karar ile .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası yönünden davanın tefrikine karar verildiği ve işbu icra dosyası yönünden dava dosyasının tefrik edilerek bu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 13/02/2024 tarihli raporda özetle; "1. Zararın, davalı ...’ nin denetiminde yapılan kazı çalışmalarından meydana geldiği, 2. Dava konusu mahalde, davacıya ait alt yapının usulüne uygun şekilde inşa edilmediği, 3- Davacı, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı 8.344,85 TL hasar bedeli i1e 298,36-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 8.643,21 TL talebinin olduğu, 4. Yukarda izah edilen nedenlerden dolayı, davacının %30, davalının da %70 oranında kusurlu olduğu, 5. Davacının gerçek zararının 826,50 TL ve 29,14 TL faiz olmak üzere toplam 876,00 TL hesaplandığı, 6- Davacı, davalıdan gerçek zararın %70 oranında 876,00 TL x %70 = 613,20 TL alacaklı olduğu," şeklinde görüş bildirilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş olup bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49' deki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde 6098 sayılı TBK'nın 49. ve devamında yer alan esaslar uygulanır. Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğması neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olayımıza bakıldığında; dosya kapsamında davacı tarafından sunulan belgeler haksız fiilin meydana geldiği bunun sonucunda oluşan hasar sebebiyle maddi zararın oluştuğu sabit ise de, haksız fiilin davalı ...'nin çalışması sonucunda meydana gelip gelmediği bakımından İBB'ye yazılan müzekkereye verilen yanıtta mahkememizce bildirilen tarihte ve mahalde herhangi bir kazı çalışması yapılmadığının buna ilişkin herhangi bir ruhsat izni verilmemiş olduğunun bildirildiği, davacı tarafça bunun aksini ispata elverişli herhangi bir delil de sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-İspatlanamayan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcı ve 179,90-TL başvurma harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 8.643,21-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine 6-1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekili ile ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/12/2024 Katip ... Hakim ...