İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/245 E. 2024/523 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/245
- Karar No
- 2024/523
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2020/245 Esas KARAR NO :2024/523 DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/11/2015 KARAR TARİHİ:12/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği ...'ın ... plaka sayılı araç içerisinde iken geçirilen trafik kazası nedeniyle 08/07/2007 tarihinde vefat ettiğini, kaza nedeniyle müvekkilleri tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından tazminat davası açıldığını ve Mahkemece müvekkilleri lehine toplam 60.000,00-TL tazminat ödenmesi kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ödeme yapıldıktan sonra davalı tarafça .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını ve takip sebebi olarak destekten yoksun kalma tazminatının gösterildiğini, müvekkillerine ödenen tazminatın mirasçı sıfatıyla ödenmediğini, üçüncü kişi sıfatı ile ödeme yapıldığını ve bunun kanuna uygun olduğunu, verilen karara itirazın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasının yargılaması sırasında yapılması gerektiğini, kesinleşen bir karara aykırı olarak başlatılan icra takibinin kararın kesinleşmesi sonuçlarını ortadan kaldıracağını belirterek davanın kabulü ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın takibe konu hasardan sorumlu olduğunu, sürücü ...'ın 50 promilin üzerinde alkollü olduğunu, bunun adli tıp raporuyla ispat edildiğini, müteveffanın vefatı nedeniyle sorumluluğun mirasçılarda bulunduğunu belirterek davnanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, ZMMS poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağının tahsili için başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; "..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtilen gerekçeler ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, davacıların tazminata konu olay nedeniyle zarar gören üçüncü kişi konumunda olmaları dikkate alındığında, ödenen tazminattan aynı zamanda mirasçı sıfatıyla sorumlu olduklarının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacıların .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacıların tazminat isteminin reddine," dair 26/12/2017 tarih ve 2015/1096 Esas 2017/1161 sayılı kararının davalı ... şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2018/1145 esas, 2020/428 Karar sayılı, 12/03/2020 tarihli ilamıyla; "...Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında ölenin desteğinden faydalanan davacılar üçüncü kişi olup, destek zararından yararlanabilirler. Ancak, kazada vefat eden ve işleten konumunda olan sigortalının KTK 85. Madesi gereğince eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsü ... alkollü olup, kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana gelip gelmediği tartışılmamıştır. 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir(YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları). Somut olayda kazada vefat eden işleten konumundaki ...'ın KTK.85.maddesi gereğince eylelerinden sorumlu olduğu araç sürücüsü ...'ın, sevk ve idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu beton duvara çarpması şeklinde trafik kazası meydana geldiği, kaza sonucu işleten ve sigortalı ... ile araç sürücüsü ...'ın vefat ettiği, araç sürücüsü ...'ın kanında 1.93 promil alkol bulunduğu anlaşılmıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; aralarında nöroloji ve trafik uzmanı bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol ve hava durumu ve dosyadaki diğer deliller de birlikte değerlendirilip kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, başka unsurlarında etkili olup olmadığı konularında ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmiş ise; ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesi gereğince sigorta poliçesi teminatı dışında kalıp, rücua tabi olabileceği nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamaktadır(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/05/2012 tarih ve 2011/12162 Esas, 2012/6113 Karar sayılı kararı). Bu nedenle davalı ... şirketi vekilinin istinaf talebinin kabûlüne, HMK.353/1-a/6 maddesi gereğince mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden inceleme ve yargılama yapılması amacıyla mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. " şeklindeki gerekçe ile mahkememiz kararının kaldırıldığı dosyanın işbu esasa kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2018/1145 esas, 2020/428 Karar sayılı, 12/03/2020 tarihli karar kaldırma kararı doğrultusunda olayın oluşuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisinin değerlendirilmesi suretiyle kusur durum ve oranının tespiti hususunda dosyanın ATK'ya gönderilmesine karar verilmiş, karar gereğince dosya ATK'ya gönderilmiş, ATK 5. İhtisas Kurulu tarafından ön raporun sunulduğu ve ön raporda kusur tespiti ve alkolün kazanın meydana gelmesindeki etkisinin tespiti yönünden gerekli ön eksikliklerin bildirildiği görülmüştür. Ön rapordaki eksikliklerin giderilmesi bakımından ilgili kolluğa müzekkere yazıldığı eksikliğin giderilmesinin ardından dosyanın yeniden ATK'ya gönderildiği, ATK Beşinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 30/11/2022 tarihli raporunda özetle; "...Saptanan alkol seviyesine bireyin yanıtı incelendiğinde; alkol kullanmış bir kişinin meydana gelen olaylara göstereceği tutum ve davranışlarının; alkolün düzeyi ile yaş, cins, vücut ağırlığına, sahip olunan enzimatik aktivite, genel sağlık durumu ve beraber kullanılan ilaçlar gibi kişisel farklılıklara bağlı olarak değişen derecelerde etkilendiği, kişisel farklılıklarla birlikte ayrıca kandaki alkol düzeyine bağlı olarak da artan; gevşeme, dikkat azalması, uykuya meyil, cesaretlenme, risk alma eğiliminin artma, çevresel uyaranların algılanmasında yavaşlama, göz ve beyin arasındaki iletişim sürecinde uzama, algılanan çevresel uyarıların beyinde işlenmiş veriler haline dönüşmesinde gecikme, dolayısıyla uyaranlara karşı reaksiyon zamanında uzama, beyinciğin etkilenmesi suretiyle denge ve koordinasyonun olumsuz yönde etkilenmesi, ani karar verebilme gibi birden fazla hareketi bir anda yapabilme kabiliyetinde azalma, uyaranları erken fark edip doğru tepkiler verme, istemli göz hareketleri, gözün takip yeteneği, karanlığa adaptasyon, hız ve mesafe tayini gibi becerilerde olumsuz yönde etkilenme, istemsiz göz hareketleri gibi bulguların ortaya çıktığının bilimsel olarak bilindiği, Kaza anı ile kan numunesinin alındığı/istendiği saat arasında 90(doksan) dakika fark bulunduğu, metabolizma sonucu kandaki alkol düzeyinin bir saatte 0,12-0,18 promil, ortalama 0,15 promil azaldığı tıbben bilindiğine göre; 08/07/2007 tarihinde saat 01:30'da meydana gelen kazadan 90(doksan) dakika sonra alınan kanda 1,93(birvirgüldoksanüç) Promil saptanan alkol düzeyinin kaza anında 2,11-2,20 promil ve ortalama olarak 2,15(ikivirgülonbeş) Promil olduğunun kabulü gerektiği, Alkol düzeyi 2,15(ikivirgülonbeş) Promil gibi bireysel farklılıkları da elimine edebilecek seviyede yüksek bulunan ...'ın emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceği, Kazanın münhasıran alkol etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesi ile tespit edilemeyeceği; kaza oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu gibi diğer koşulların kazadaki rolünün bulunup bulunmadığı hususunun tıbbi bir konu olmadığı, Kusur hakkında Trafik İhtisas Dairesi'nden görüş alınmasının uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş bildirildiği, Trafik ihtisastan da görüş alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiş olmakla ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 25/04/2024 tarihli raporda özetle; "...Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağından kaza mahallinin yerleşim yeri içi olduğu, yolun tek yönlü, zeminin asfalt kaplama, yol yüzeyinin kuru, havanın açık, vaktin gece, yolun yatay güzergahta düz, düşey güzergahta hafif eğimli olduğu, mahalde aydınlatmanın bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Kurumumuz Kimya İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 10/07/2007 tarihli rapordan ...'a ait olduğu bildirilen kanda (193 mg/dl)=(1,93 promil)=(Bir virgül doksan üç promil) etanol (etil alkol) bulunduğunun belirtildiği görülmüştür. Kurumumuz Beşinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 30/11/2022 tarihli raporundan 08/07/2007 tarihinde saat 01:30'da meydana gelen kazadan 90 (doksan) dakika sonra alınan kanda 1,93 (bir virgül doksan üç) promil saptanan alkol düzeyinin kaza anında 2,11-2,20 promil ve ortalama olarak 2,15 (iki virgül on beş) promil olduğunun kabulü gerektiğinin, alkol düzeyi 2,15 (iki virgül on beş) promil gibi bireysel farklılıkları da elimine edebilecek seviyede yüksek bulunan ...'ın emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin belirtildiği görülmüştür. Dairemiz tarafından tanzim edilmiş olan 14/12/2022 tarihli rapordan sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür. Dosya tümüyle incelendi. Trafik kazası tespit tutanağı, Trafik İhtisas Dairesi ve Beşinci Adli Tıp İhtisas Kurulu raporları içeriği, mevcut veriler ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kazanın yukarıda "OLAY" bölümünde anlatılan şekilde meydana geldiği anlaşılmış, 24/01/2024 tarihli ara karardan alkolün trafik kazasındaki kusur durumuna etkisi değerlendirilmek suretiyle kusur oranının tespitinin istendiği görülmüş olup kusur durumu aşağıda belirtilmiştir. Mevcut verilere göre; - Sürücü ... emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek düzeyde alkollü iken kullandığı araçla meskun mahalde kendi hatalı seyri neticesinde yönetimindeki aracın duvara çarpıp takla attığı olayda kusurludur. SONUÇ: Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; - Sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde görüş bildirilmiştir. TTK'nın 1301/2 maddesi 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ile Zorunlu mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlemeye tabi tutulduğu, ZMSS poliçe genel şartlarının B.4. Maddesinde düzenlenen "ağır kusur veya kasıt hali, ehliyetsiz araç kullanma, uyuşturucu ve alkollü araç kullanmak istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesi vb. " haller sonucunda sigortacının sigortalısına rucü edebileceği açıklanmıştır. Bu kapsamda, TTK ‘ nun 1282. Maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281. Maddesi hükmü uyarınca da, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Buna göre, trafik kazasının salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davalı ... şirketinin rücu hakkı bulunduğunun kabulü gerekecektir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; davacıların desteği müteveffanın alkollü iken araç kullandığı ve dava konusu trafik kazasının meydana geldiği, trafik kazasının münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleştiği yukarıda ayrıntılarına yer verilen ATK raporları ile tespit edilmiş olmasına göre somut olayın sigorta teminatı dışında kaldığı dolayısı ile davalı ... şirketinin ödediği tazminatı davacılardan rücu hakkı bulunduğu, bu amaçla yapılan takibin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.473,50 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.045,90-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine, 5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 17.900,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/06/2024 Katip ... Hakim ...