İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/588 E. 2025/246 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/588
Karar No
2025/246
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2019/588 Esas KARAR NO:2025/246 DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:14/11/2019 KARAR TARİHİ:10/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde: Davacı taraf davalıya personel taşıma servisi hizmeti sunduğunu, taraflar arasındaki bu ilişkinin yaklaşık 4 senedir sürdüğünü, en son 01/01/2019 tarihli Personel Taşıma Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2 yıl süre ile yenilendiğini, taraflar arasında 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren bir ... ve Temlik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme davacı şirketin davalının bağlısı olan ... Otomotiv firmasından satın aldığı ve davalı tarafça finanse edilen 20 adet servis otobüs bedelinin 24 taksitte davalıya ödenmesi şartlarının düzenlenmesi olduğunu, buna göre peşin değerleri toplam 6.950.000,00 TL olduğunu, 01/01/2019 tarihinde davacı şirkete teslim edilen otobüslerin satış bedelleri 24 ayda aylık 431.077,62 TL'lik taksitler halinde ve toplam 10.345.863,00 TL olarak davalı şirkete ödeneceğini, ödeme nakit olarak değil hakedişten tevkif (mahsup) suretiyle yapılacağını, personel taşıma sözleşmesi gereğince hakedişlerin ödenme vadesi, ilgili ayın son gününü meteakip 45 gün olduğunu, yaklaşık 3 senedir fiili uygulamanın bu şekilde olmadığını, hakediş bedeli davalı şirketçe 5 gün içinde ödendiğini, kalan 40 günlük süre için erken ödeme indirimi olarak hakediş bedelinden faiz kesintisi yapıldığını, bu durum tarafların ticari defterlerinin ve banka hesap hareketlerinin incelenmesi sonucunda ortaya çıkacağını, davacı şirketin en büyük müşterisi davalı şirket olduğunu, aylık hakediş ortalaması 3.000.000 TL civarında olduğunu, davacı şirketin bütün para akış dengesi bu 5 gün vadeli erken ödeme sistemine göre oluşturulduğunu, 3 senedir bu şekilde sürdüğünü, alt taşeronların hakediş ödemeleri, şoförlerin maaşları, yakıt alımı için verilen çekler, araçların bakım masrafları ve sair tüm şirket giderleri, 3 yıldır davalı şirketin yaptığı/yapacağı bu ödemeye göre dengelendiğini, davalı şirket Ocak 2019 ayı hakediş bedelinin ödenmesi sırasında 5 günlük erken ödeme sisteminden vazgeçtiğini, 45 günlük normal ödeme sistemine geçtiğini, davacı şirket davalı şirketi aradığında paranın 40 gün sonra ödeneceğini şifahen öğrendiğini, bu değişiklik davacının ödemeler dengesini bozduğunu, davacı şirket önceden 3.000.000 TL'lik hakediş bedelini 5 gün içinde alıp parayı hemen kullanabilmekte iken şimdi birinci 3.000,000 TL'si sürekli içeride kaldığını, sonraki 3.000.000 TL'si ise tahakkukundan 15 gün sonra ödendiğini, davacı sürekli içeride kalan kısmı kendisi finanse etmek durumunda kaldığını, yazılı sözleşmede vade 45 gün olarak kararlaştırılmışsa da ortada 3 yıldır devam eden fiili bir uygulamanın mevcut olduğunu, taraflar arasında bu yolla süreklilik kazanan zımni bir anlaşma oluştuğunu, bu uygulamanın keyfi olarak bildirimsiz şekilde aniden değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin yapmak istediği ödeme planı değişikliğini 3-4 ay gibi makul bir süre önceden bildirilmesi ve davacının bu duruma kendisini adapte etmesine imkan verilmesinin gerektiğini, davalı taraf kasten ve kötü niyetle hareket ettiğini, ... Sözleşmesinde otobüs taksitlerinin her ay yapılacak hakediş bedelinden mahsup suretiyle ödenmesine karar verildiğini, bu durumda her hakedişten 1 taksit mahsup edilmesi ve bu husustaki anlaşmalarını 01/01/2019 tarihinde yapılmış olması sebebiyle ilk taksit ödemesinin 2019 yılı Ocak ayı hakediş bedelinden kesilmesinin gerektiğini, davalı şirket 2019 Ocak ayı hakediş ödemesini 45 günlük sistemde 15 Mart tarihinde taşıdığını, bu tarihte yılın üçüncü ayında bulunulması gerekçesiyle Ocak hakedişinden otobüs ödemeleri için 1 değil 3 taksit birden kestiğini, davacı şirket ilk ödemesini hiç alamadığını, ikincisinin de yaklaşık yarısı otobüs taksitlerine kesildiğini, böylece bütçe açığının 5 milyon TL'nin üzerine çıktığını, davacı ekonomik durumu iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığını, davacı şirket bu sebeple başta yakıt olmak üzere tedarikçilerinin çeklerini ödeyemediğini, taşeronlarına ve çalışanlarına ödeme yapamadığını, batma noktasına geldiğini, tarafların ticari defterleri ve banka kayıtları incelenmediğinde bu durumun anlaşılacağını, davalı şirket buradaki 3 taksit birden mahsip işlemini de davacıyı batırmak amacıyla kasıtlı ve kötü niyetli olarak yaptığını, davalı şirket Mart 2019 ayında çektiği ihtarnamelerle ve hem Personel Taşıma Sözleşmesini hem de ... Sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini, aylık taksitler halinde hakediş bedelinden kesilerek ödenmesi gereken otobüs alım bedellerinin tamamını muaccel hale getirdiğini, paranın ödenmesini istediğini, otobüslerin bedelinin tahsili için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile İstanbul 12.İcra Müdürlüğünün 2019/12269 sayılı dosyası ile takibe geçtiğini, aynı gün rehinli 20 otobüs tamamı hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, otobüslerin çeşitli yerlerde servis sırasında, yolda veya fabrika önlerinde yakalandığını, içindeki personeller, polis ve davalı şirketin avukatları tarafından indirilerek yediemin otoparlarına çekildiğini, davalının bu tarz davranışı fahiş zararlara sebep olduğunu, bu otobüslerin sadece davalı şirkete değil davacının diğer müşterilerine de hizmet verdiğini, bu durum davacı yönünden ciddi prestij kaybına sebep olduğunu, 1-2 çok eski ve şahsi ilişkisi kuvvetli müşteri haricindeki bütün müşteriler belirtilen olay sebebiyle sözleşmelirin feshettiklerini, ve davacıyla çalışmayı bıraktıklarını, müvekkili şirket bu olay sebebiyle piyasadan iş alamaz hale geldiğini, maddi ve manevi zararların söz konusu olduğunu, davalı taraf sözleşmeleri haksız feshettiğini, müvekkilinin alacağı bulunduğu halde takibin açıldığı gün otobüsün tamamına yakalama kararı çıkardığını davalının bu davranışı müvekkili şirketin bir daha toparlanması mümkün olmayacak şekilde dağılmasına sebep olduğunu, otobüslerin bağlanmasını müteakip müvekkilinin bütün işleri tamamen durma noktasına geldiğini, davalının baskıları ile otobüslerden on tanesini davalının bağlısı olan ... ... Otomotiv firmasına satmak zorunda bırakıldığını, alıcı firma on otobüs bedeli olarak 2.875.000 TL’yi doğrudan davalı şirkete aktardığını, davalı şirket alacak verecek kalmadığını belirterek hesabı sıfırladığını, müvekkili 2019 yılındaki hizmetleri karşılığında hiçbir hakediş bedeli alamadığını, içeride bulunan 400.000 TL nakit teminatı sözde borcuna mahsup edilmiş, üzerine 2.875.000 TL otobüslerin satışından gelen parayı yine sözde borcuna ödediğini, bu şekilde 8 milyon TL gibi ödemeyle bu sözde borcu kapatmasının mümkün olduğunu, davalının müvekkilinden yapmış olduğu tahsilat miktarı otobüs bedelinden fazla olduğunu, takribi 1.200.000 TL üzerinde bir fazla ödeme söz konusu olduğunu, davalı, müvekkili şirketin 4 milyon TL’den fazla hakkedişiyle 400.000 TL teminatını kestiğini, üzerin 2.875.000 TL nakit aldığını, otobüs bedelini geçtiğini, önceden ödenen 3 taksit ise hiç ortada olmadığını, öncelikle taraflar arasındaki alacak verecek hesabının çıkartılarak fazla ödemenin müvekkili şirkete iadesine karar verilmesini, geçmiş yıllar içinde davalının müvekkili şirkete kestiği erken ödeme faizlerinin iadesini talep ettiklerini, burada davalının hakkediş bedellerini 40 gün erken ödemesi sebebiyle faiz kesintisi yapmasının yerinde olmadığını, sözleşmeye göre ödeme 45 günlük vadede yapılacak ise de hakkediş bedeline bu 45 günlük beklemek için herhangi bir faiz ilavesi yapılmadığını, vadeye faiz eklenmiyorsa erken ödemede de faiz kesintisi yapılamayacağını, bu bakımdan alınan faizin haksız olduğunu, davalı baştan beri ne kadar erken ödeme kesintisi yapmışsa bunun tamamını iade etmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin davalıya vermiş olduğu taşıma hizmeti işinden belirli bir kazancı söz konusu olduğunu, taşıma sözleşmesi davalı tarafça haksız şekilde 21 ay erken feshedildiği için 21 aylık bir kazanç kaybının söz konusu olduğunu, bu kazan kaybının da tazminat olarak tahsilini talep ettiklerini, müvekkili şirket toplam 3.600.000 TL bedelle davalıdan satın almış olduğu otobüslerden 10 adedini yine davalı şirkete 2.875.000 TL bedelle geri vermek zorunda bırakıldığını, buradaki zarar 3.600.000 TL-2.875.000 TL =725.000 TL olduğunu, müvekkili şirket elinde kalan diğer 10 adet otobüsü de aynı şekilde satarak, sözde davalının alacağına mahsup ettiği hakkediş bedellerinin ödenmemesi nedeniyle açıkta kalan mazot ve taşeron borçlarının ödenmesinde kullandığını, bu otobüslerin ikinci elden satışından kaynaklanan zarar da aynı şekilde 725.000,00 TL olduğunu, bu zararların da tazminini talep ettiklerini, servis otobüslerinin davalı tarafça haksız şekilde icra yoluyla bağlatılması, davalının avukatları ve polis tarafından otobüslerin toplanması, taşınan personellerin otobüslerden indirilerek yolda bırakılması müvekkili şirketin itibarını sarstığını, sözleşme iptallerine sebep olduğunu, bu zararların tazminini talep ettiklerini, taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisinde müvekkili şirketin davalıya fazladan ödemek zorunda bırakıldığı bedelin hesaplanarak bu miktarın davalı tarafça müvekkili şirkete iadesini, bu kaleme mahsuben şimdilik 1.000 TL’lik kısmının belirsiz alacak olarak hüküm altına alınmasını, erken ödeme indirimi adı altında müvekkili şirkete eksik ödenen hakkediş bedellerinin hesaplanarak bu miktarın davalı tarafça ödenmesini, şimdilik 1.000 TL’lik kısmının belirsiz alacak olarak hüküm altına alınmasını, personel taşıma sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve süresinden önce feshi sebebiyle müvekkili şirketin meydana gelen kazanç kaybı zararının hesaplanarak bu miktarın davalı tarafça ödenmesini, şimdilik 1.000 TL'lik kısmın belirsiz alacak olarak hüküm altına alınmasını, davalının hukuka aykırı eylem ve işlemleri sebebiyle oluşan fiili durumu gidermek için müvekkili otobüsleri gerçek değerinin altında satmak zorunda bırakılması nedeniyle meydana gelen zararının hesaplanarak bu miktarın davalı tarafça ödenmesini, şimdilik 1.000 TL’lik kısmın belirsiz alacak olarak hüküm altına alınmasını, davalının hukuka aykırı olarak otobüsleri bağlaması sonucunda müvekkilinin diğer müşterilerinin sözleşmelerini feshetmeleri sebebiyle meydana gelen zararın hesaplanarak bu miktarın davalı tarafça ödenmesini, şimdilik 1.000 TL'lik kısmın belirsiz alacak olarak hüküm altına alınmasını, talep edilen alacak tüm kalemleri yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının ileride bedel artırım suretiyle ıslah artırılmak üzere saklı tutulmasını, tüm alacak kalemleri için 17.06.2019 tarih ve 8973 yevmiye nolu temerrüt ihtarı ile verilen sürenin sonu olan 30/06/ 2019 tarihi itibariyle avans faizi uygulanmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Müvekkili şirket 2003 yılında ... AŞ olarak faaliyetine başladığını, 2007 yılında ... Merkezi Hizmetler ve Ticaret A.Ş adını aldığını, müvekkili şirket ... Topluluğu şirketlerinin dışarından temin ettiği ürün ve hizmetlerinin satın alma süreçlerini belirli bir sistem dahilinde merkezi olarak yönetmek amacıyla kurulduğunu, ... Topluluğu grubu daha sonra dışarısındaki şirketlere de hizmet vermeye başladığını, müvekkili 100ü aşkın ürün/hizmet kategorisinde müşterileri adına satın ama işlemi gerçekleştirmekte olan bir şirket olduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket ile sözleşmeler imzalandığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava niteliği ve miktarı açısından basit yargılamaya tabi tutulmamasının gerektiğini, davacının taleplerinin gerçekçi olmadığını, davanın heyet halinde ve yazılı yargılama usulüne tabi olması gerektiğini, davacının davayı 5.000,00 TL harç bedeli üzerinden belirsiz alacak davası olarak açmasının usul hukukunda da geçerli olan dürüstlük kuralına aykırı nitelikte olduğunu, bu durumun çelişkili davranış yasağının da bir ihlali olduğunu, davacı tarafın talebinin ne olduğu açık ve net bir şekilde anlaşılmadığını, davacının tüm talepleri, faiz alacaklarına ve tüm ferilerine karşı zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, davacı şirket Personel Taşıma Sözleşmelerinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmekte temerrüde düştüğünü, personel taşıma hizmetlerini taahhüt etmiş olduğu gibi tam ve eksiksiz olarak sunmadığını, müvekkili şirket ve müşterilerinin ciddi şekilde zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davacı 2019 tarihli sözleşmenin 11.maddesi uyarınca teslim etmeyi taahhüt etmiş bulunduğu teminat mektubunu müvekkili şirkete teslim etmediğini, davacı müvekkili şirketin veya müşterilerinin kendi taşeronları veya yardımcı şahısları ile karşı karşıya kalmasını önlemekle yükümlü olması gerektiğini, bu yükümlülüğünü sürekli olarak ihlal ettiğini, müvekkili şirketin müşterileri nezdinde zor durumda bıraktığını, davacı şirket personel taşıma hizmetinin ifasında kullandığı servis araçları ve araç sürücüleri ile ilgili ibraz etmekle yükümlü olduğu evrakı teslim etmediğini, davacı şirket kendi personellerini ve taşeronlarının ücretlerini ödemediğini, alt yüklenici ve taşeronlarının servis araçlarının yakıt ikmalini yanmadığını, üçüncü şirketlere olan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirket yasadan ve sözleşmeden doğan haklarını kullanarak mağduriyetini gidermeye ve davacıdan olan alacağını tahsil etmeye çalıştığını, ... Sözleşmesinde müvekkili şirketin davacının herhangi bir sebeple personel taşıma hizmetini sözleşmedeki şartlara uygun olarak ifa edememesi halinde davacı şirketin borçlarının tamamını muaccel kılmaya ve tüm borcun ferileriyle birlikte en geç 7 gün içinde nakden ve defaten ödenmesini davacı şirketten talep etmeye yetkili olduğu düzenlemesinin yer aldığını, davacı gerçek dışı iddiaları ile mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının yasal dayanaktan yoksun iddialarına itibar edilmemesinin gerektiğini, Dürüstlük Kuralına aykırı bir şekilde ve basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının iş bu davadaki tek amacı müvekkili şirketi ekonomik olarak sömürdüğünü, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun tüm alacak taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının müvekkili şirkete yapmış olduğu fazla bir ödeme bulunmadığını, davacının hak ediş bedelinin eksik ödendiğini iddia etmesi ve müvekkili şirketten eksik hak edişlerinin ödenmesini talep etmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden kaynaklı kazanç kaybı talebinin reddinin gerektiğini, araçların gerçek değerinin altında satıldığı yönündeki davacının iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacılarının kendi müşterilerini müvekkili şirketin davranışları nedeniyle kaybettiği ileri sürmesinin herhangi bir dayanağı bulunmadığını, davacının faiz talepleri yerinde olmadığını, faizin başlangıcı olarak belirlediği tarihi de kabul etmediklerini, doğmuş ve doğacak bilcümle alacak, talep e dava hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki personel taşıma sözleşmesi ve ... ve temlik sözleşmesi kapsamında davalıya fazladan ödemek zorunda olduğu bedelin davalıdan tahsiline ilişkin tazminat talebidir. Mahkememizdeki dava 14/11/2019 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. Tanık ... talimat yolu ile alınan beyanında " ben ... A.Ş'de idari işler sorumlusu olarak çalışıyorum, davalı ... firması bizden işi alan ve ihaleyi açan şirkettir, davacı firmada taşımacılık işini üstlenen 7 yıldız firmasıdır, şirket işi aldıktan sonra da personelin taşınmasında çeşitli sorunlar yaşadık, kimi zaman araçlara mazot alamadılar kimi zaman araçları tamir ettiremediler, bizde işçileri taşıması için kendi önlemlerimiz almak zorunda kaldık, ay sonunda hak edişlerinden bir kısmını keserek bu masrafları kendimiz üstlendik ve taşınmayı biz sağladık hatta sözleşme fesh edilmeden önce son 3 ay şoförlerinin maaşlarını dahil ödeyemediler, bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... talimat yolu ile alınan beyanında: "dava konusunu bilirim, ... Firmasına danışmanlık hizmeti veriyorum, danışmanlık verdiğim firmada ... turizm servis taşımacılığı hizmet vermekteydi danışmanlık yaptığım bir gün eğitimdeyken orada çalışanların dışarı çıktığını gördüm, bana servisle ilgili problem olduğun söylediler ancak ben bizzat görmedim, bildiğim duyumdan ibarettir, ben ne olduğun sorduğumda servislerin bağlandığını söylediler, servisler bağlandığı için personellerin evine gitmesi için ikame araçlar ayarlandığı söylendi, bu süre zarfından diğer grup firmaları ...'ın servisleri bağlandığı için mağduriyet yaşanmış, bunun üzerine de davacı ile ilgili firmalar sözleşmelerini feshetmiş, benim bildiklerim ve duyduklarım bu kadardır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... talimat yolu ile alınan beyanında: " ben ... Gıda'da çalışmaktayım, orada lojistik müdürü olarak çalışıyorum, ... Şirketi bizim şirket ile çalışmaktaydı, dava konusu olayda işçi personelin çıkışında servislerin bağlanması olayı meydana geldi, o arada ben de oradaydım, servisler şirket önünde bağlandılar, o arada bir kargaşa meydana geldi servisler azalınca personeller kaldı, başka araç ayarlanmak zorunda kaldı, bazıları kendi imkanlarıyla gittiler ne kadar süre içerisinde araç ayarlandı hatırlayamıyorum, ... da aynı sorunlar meydana geldi, bunun üzerine başka bir firmayla anlaşıldı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı .. talimat yolu ile alınan beyanında: " Ben ... ... Muhasebe müdürü olarak görev yapmaktayım. Davalı ... Merkezi Hizmetler bize servis hizmeti vermektedir. Ayrıca şube içerisindeki tüm idari işleri ve satın almalara ilişkin hizmetlerimizde davalı ... merkezinden karşılamaktayız. 2017-2018 yılları arasında davalı ... merkezi taşıma işlemine ilişkin ihale başlatmış olup, yapılan görüşmeler sonrasında ihaleyi davacı ... Turizm hizmetleri almıştır. Bu çerçevede davacı taşıma işlerini yerine getirmeye başlamıştır. Davalının bizzat faaliyet yürütmediği illerde bildiğim kadarıyla kendisi de alt taşere olarak bırakmaktadır. ... da benzer şekilde bizim firmamız olan ... taşıma işlerini ... a bırakmıştı. ... firması havzada olduğu için ve ... İl merkezinde taşıma yapamadığı için kendi taşıma işini ... firmasına bırakmıştı. Bize tahsis edilen araçlar eskiydi. Klimalar verimli çalışmıyordu. koltuklar kırık, araçlarda lastik patlaması, araç arızalanması gibi sorunlar yaşanıyordu. Buna ilişkin olarak personel fotoğrafla bana bildirim yapıyorlardı. Ayrıca servisin sürekli geç gelmesi nedeniyle sabah iş yerine gelişlerde ve akşam çıkışlarda serviste aksamalar yaşanıyordu. Ben birkaç kez ... firmasının yetkilisi ile görüşmeye çalıştım ancak kendisine ulaşamadım. Birkaç kez davacı ... firmasına da ulaşmaya çalıştım. Taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesi sebebini tam olarak bilmiyorum ancak bu saydığım sebeplerde başka illerde de sıkıntılar yaşandığını duydum. Sözleşmenin feshinin bu sebeplerden kaynaklandığını düşünmekteyim. benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... talimat yolu ile alınan beyanında : " Ben ... lojistik yöneticisi olarak görev yapmaktayım. Biz davalı ... Merkezi servis hizmeti almaktayız. Personel taşıma hizmetini ... Hizmetleri gerçekleştirmektedir. ... kendi taşıma işini ... firmasına verdi. ... firması da taşıma işini ... daki yerel bir şirkete taşere etti. Bu taşımalar sırasında aksaklıklar yaşandı. Servisler Sık sık geç geldi. Araçlar eskiydi. Sürücülerle iletişimde sıkıntılar yaşıyorduk. Bazen servis hiç gelmiyordu. Bu nedenle taksi ücretleri vermek zorunda kaldık. Şirketin Samsundaki yetkilileri ile görüştük. Başımıza gelen bu aksaklıkları şirket yetkililerine bildirdik ancak geçici çözümler üretilmiş ise de sorunlar aynı şeklide devam etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin neden sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ... duruşmadaki beyanında : " ben 2008 yılından beri ... Gıda Paz...AŞ'nin satın alma müdürüyüm ve halen çalışıyorum, davacı şirket bizim servis hizmeti aldığımız bir şirkettir, davalı şirketi tanımam, biz davacıdan işe başladığım tarihten 2019 yılının Mart ayına kadar hizmet aldık, aldığımız hizmete ilişkin anlaşmaya aykırı bir husus yaşanmamıştır, bize yansıyan bir aksama, gecikme yaşanmamıştır, fakat 2019 yılı Mart ayında davacının davalı şirket ile yaşadığı sıkıntıdan dolayı araçlarına davalı tarafça el konulmuştur, biz bunu çıkış vardiyasına yakın bir zamanda güvenlik personelinden öğrendim, araçlar bizim alanımızda iken davalı tarafça el konulmuştur, bu nedenle bizim güvenliğimize de haber verilmiştir, biz de bu şekilde öğrendik, bu nedenle servis yapılamamıştır, yaşadığımız sorun bu şekilde meydana gelmiştir, bu olay bir kere gerçekleşmiş fakat büyük bir kaosa sebep olmuştur, yaşanan sorun davacı tarafça ikame araçlar bulunarak giderilmeye çalışılmış ise de büyük bir fabrika olduğumuz için sorun giderilememiş ve aksaklık devam etmiştir, bu olaydan sonra da bir daha çalışmadık ve ilişkimizi koparmak zorunda kaldık ve akabinde başka bir şirketten hizmet almaya başladık. Davacı vekilinin talebi üzerine: Sözleşmeyi feshettiğimiz sırada sözleşmenin süresinin bitimine 7-8 aylık bir süre vardı, yaşanan olay nedeniyle süresinden önce feshettik. Davalı vekilinin talebi üzerine: kaostan kastım yaşanan aksaklıktır zira tam işçilerin çıkış saatinde böyle bir olayın yaşanmasını kaos olarak nitelendirdim, herhangi bir kavga gürültü yaşanmamıştır, normal servis saatinden yaklaşık yarım saat ila bir saat içinde ikame servisler davacı tarafça temin edildi, bir kısım işçi arkadaşlar da çalışanların araçları ile evlerine götürüldü." şeklinde beyanda bulunmuştur.. Davalı tanığı ... ... ... duruşmadaki beyanında: "Ben davalı şirkette 04/04/2011 den beri çalışmaktayım, hizmetler satın alma müdürü olarak görev yapıyorum, biz ... Grubu ve ... Grubu dışındaki şirket adına başka şirketlerden hizmet alımı yapıyoruz, davacı şirketten de müşterimiz olan şirketler adına personel taşıma hizmeti anlaşmaları yapılmıştır, dava konusu olan anlaşmazlığa ilişkin olan hizmet anlaşması 01/01/2019 tarihli personel taşıma anlaşmasıdır, bu anlaşma birden fazla müşterimiz adına yapılmış bir anlaşmadır, sözleşme ekinde müşterilerimizin listesi yer almaktadır, bu sözleşme doğrultusunda davacı tarafın davacı şirkete teminat mektubu vermesi gerekiyor idi, teminat mektubu kısım kısım verildi, teminat mektubunun bir kısmı verilmiş olduğu için taşıma işlemlerine başlamasına müsade edildi, ancak gelinen süreçte teminat mektuplarının tamamı davacı tarafından verilmedi, sözleşmenin başında ilk zamanlarda taşıma hizmetinde bir sıkıntı yaşanmaz iken yaklaşık 2019 yılının şubat ayının ortalarında sorunlar yaşanmaya başladı, davacı şirketin araçlarına yakıt alamaması, kendi personeline veya taşeronlarının maaşlarını ve alacaklarını ödeyememesi, araçlara bakım yaptıramaması, ilave araç taleplerine yanıt verilememesi gibi olumsuzluklar söz konusu oldu, bu olumsuzluklardan müşterilerimizin şikayeti üzerine haberdar olduk, yerel basına yansıyan bir habere göre de ... ... Fabrika işçilerini taşıyacak olan davacıya ait araçlar ve taşeronlarına ait araçların şoförleri ücretlerini alamadıkları için araçların kapılarını kapatma şeklinde eylemleri olmuştur, bu da müşterimiz nezdinde itibar kaybına sebep olmuştur, bu süreçler dolayısıyla davacı şirket yetkilileri ile görüşmeler yapıldı, ihtarlar çekildi, ancak buna rağmen davacı tarafından bir iyileştirme yapılmadı, personel taşıma sözleşmesi ile birlikte taraflar arasında ... sözleşmesi de yapılmış idi, bu sözleşmeye göre davacı tarafın tercih etmiş olduğu 20 adet otobüsün finansmanı davacı şirket tarafından sağlanmış idi, personel taşıma sözleşmesinde yaşanan aksaklıklar sebebi ile temerrüt durumu oluştuğundan ... sözleşmesindeki muacceliyet maddesi yürürlüğe girdi, buna göre de davalı şirket tarafından yapılan finansman dolayısıyla araçlar üzerine icrai haciz işlemleri uygulandı, bu icrai haciz işlemleri üzerine taraflar arasında nihai bir sözleşme yapıldı, bu sözleşmede araçların bir kısmının üçüncü bir şirkete satışı ve satıştan elde edilecek paranın dağıtımı hususunda anlaşıldı, satışlar yapıldı, paralar dağıtıldı ve konu kapandı, bu süreçlerin tamamında yapılan toplantılarında bil fiil yer aldım, davacı vekili olan avukat ...'de davacı tarafı temsilen toplantılarda yer almıştır, taraflar arasındaki ilk yapılan personel taşıma sözleşmesine göre ödemeler 45 günlük süreçlerde yapılmaktadır, eğer karşı taraf 45 günlük süreden önce ödemesini talep eder ise, iskonto uygulanmak suretiyle ödemesi yapılır, davacı taraf ödemelerini çoğunlukla 45 günlük süreden önce talep etmiş ve iskonto uygulanarak ödemesi yapılmıştır. Davacı vekilinin talebi üzerine: Hatırladığım kadarı ile dava konusu olan 2019 tarihli sözleşme öncesinde de 2014 yılından itibaren taraflar arasında aynı nitelikte ticari ilişki devam etmiştir, bu süreçte de zaman zaman yaşanan sıkıntılar olmuş olabilir, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödemelerin 45 günden önce yapılması halinde, ... sözleşmesi de personel taşıma sözleşmesine bağlı olduğu için ... ödemelerinde aksaklıklar yaşanmaktadır, yine sözleşmeye göre 45 günden önce ödeme yapılması davalı şirket açısından zorunluluk olmayıp, sözleşmeye göre davalının insiyatifine bırakılmıştır, durum ve şartlara göre davalı şirket bunu taktir edecektir, davacı tarafta basiretli tacir olduğu için ödemeleri asıl sözleşme vadesi olan 45 günlük sürelere göre düzenleyecektir, 2019 tarihli dava konusu sözleşmenin fesih tarihinde ... sözleşmesini hesaba katmaz isek, hangi şirketin alacaklı olduğunu çalıştığım pozisyon itibari ile bilmem mümkün değildir, bu hususta mali kayıtlarda gerekli bilgiler vardır.. Davalı vekilinin talebi üzerine: 45 günlük ödeme süresi ve öncesinde ödeme yapılması halinde iskonto uygulanmasına dair hususlar tedarikçi finansman sistemi adı altında ayrı bir sözleşmede düzenlenmiştir" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmadaki beyanında: "Ben davalı şirkette satış birimi yöneticisi olarak çalışıyorum, yaklaşık yedi buçuk yıldır çalışmaktayım, taraflar arasındaki dava konusu olan sözleşme ve sıkıntılı dönemlerdeki toplantılarda da bulundum, taraflar arasındaki ilişkileri sona erdiren nihai sözleşme aşamasında da bulundum, davacı şirket davalı şirkete olan borçlarını ödemeyince ihtarlar çekildi, bu ihtarlara rağmen de ödemeler yapılmayınca nihai sözleşme yapıldı, bu sözleşme kapsamında ... sözleşmesine konu olan araçların satışı yapılacak idi, davacı şirket araçların kime satılacağı hususunda birilerini bulamadıklarını bildirerek bizden yardım istediler, bunun üzerine bizde bu konuda piyasa araştırmaları da yaptığımız için ve yaptığımız araştırmalarda en yüksek fiyatı verdiği için davacı şirkete ... isimli firmayı önerdik, hatırladığım kadarı ile davacı şirket ... ile kendisi görüştü, anlaşma sağlanınca notere gidildi, ben de davalı şirketin verdiği yetki ile araçlar üzerindeki rehinleri kaldırmak için orada bulundum, taraflar arasında bir sıkıntı olmadan noterde imzalar atıldı, devirler yapıldı, daha sonrasında da davacı ve davalı şirket arasında alacak borç durumuna ilişkin mutabakat yapıldı. Davacı vekilinin talebi üzerine: Beyanında geçen davacı şirkete ihtar çekilmesine sebep olan davacı borçları ... sözleşmesinden kaynaklanan borçlara ilişkindir, ... isimli cihaz davalı şirketin geliştirdiği bir cihaz olup, bu cihaz servis araçlarının takibi için araçlara takılmaktadır, bu kısmını biliyorum, ancak taşeron olarak davacı şirkete hizmet veren başka araçlara da takılıp takılmadığı hususunda bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmadaki beyanında: "Ben davalı şirkette 6 yıldır çalışmaktayım, malzeme satın alma biriminde sektör yöneticisi olarak çalışıyorum, taraflar arasındaki dava konusu olan sözleşmedeki süreçler hakkında bilgi sahibiyim, taraflar arasındaki personel taşıma sözleşmesinde yaşanan sıkıntılar üzerine ihtarlar ve fesihler oldu, bunun üzerine taraflar arasındaki alacak borç durumunun belirlenmesi ödemesi yapılan faturalardan kimin sorumlu olacağı, araçların satış bedelleri gibi birçok hususun çözüme kavuşturulması için nihai sözleşme öncesinde taraflar arasında toplantılar yapıldı, bu toplantılar sonucunda sözleşme metni üstünde karşılıklı mutabakat sağlandı, davacı firma sahibinin oğlu belirlediğimiz bir günde sözleşmenin imzalı halini getireceğini söylemişti, belirlenen günde gelmeyince biz firma sahibinin evine daveti üzerine ... ile birlikte gittik, firma sahibi sözleşmeyi imzaladı, daha sonra davacı şirketteki diğer imzalar da tamamlandı, daha sonrasında da sözleşmede aşama aşama belirtilmiş olan işlemler uygulanmaya başlandı, araçların satışı yapıldı, cari mutabakat yapıldı ve hizmet sonlandırıldı. Davacı vekilinin talebi üzerine: ... süreçlerini ben yürütmediğim için toplantılar yapıldığı esnada bartere konu araçların bağlı olup olmadıklarını bilemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmadaki beyanında; " Ben tebligat adresinde ... firmasında çalışıyorum. İnsan kaynakları idari işler biriminde çalışıyorum. 20 yıldır arçelikte çalışmaktayım. Davalı şirket ... firmasının satın alma işlerini yaptığı şirketlerden birisidir. Personel servis taşıma işlerine aracılık eder. Davacı şirkette çalıştığım firmanın personel servis taşımasını bir dönem yapan firmadır. Servisi bende o dönemde kullandım. Tam tarihi hatırlayamamakla birlikte 2018 veya 2019 yılının Şubat ayında personel servis taşımalarında sıkıntılar yaşandı. Şoförlerin bize sözlü olarak yaptığı bildirime göre kendi ücretlerini davacı şirketten alamadıkları için servisi bilerek aksatıyorlardı. Araçlarına yakıt alacak parayı davacı şirket yatırmadığı için araçlarını çalıştırmadıklarını söylüyorlardı. O dönemde ... firması hizmetin aksamaması için ... ile anlaşarak servis araçlarının yakıtlarını ... firması tarafından ödendi. Buna ilişkin dekontlar bulunmaktadır. Beyanda bulunduğum servis taşıma işleri ... bulunan ... fabrika binasına ilişkindir. Araçların gelmediği bu dönemde ... ile anlaşma yapılana kadar çalışanlar taksi ile işe geldiler. Bu taksi ücretleri de ... tarafından karşılandı. Yine bu sıkıntıların olduğu günlerden birisinde bütün servis şoförleri yine kendi şirketleri olan davacı şirketten ücretlerini alamadıkları iddiası ile akşam çıkışında servislerin kapılarını açmadılar. Yaklaşık 600-700 kişi servislere binemediler. Daha sonra yapılan telefon görüşmeleri sonrasında yaklaşık bir 10 dakika sonrasında kapılar açıldı. Telefonda kimle görüştüklerini bilmiyorum. Davacı vekilinin talebi üzerine: Davanın tarafı olan şirketler arasındaki ödemelere ilişkin bilgim yoktur. Ne zaman ödendiğini, gecikme olup olmadığını bilmiyorum. Davalı şirket de ... firması gibi ... Holding bünyesinde bulunan bir şirkettir.. Davalı vekilinin talebi üzerine: Servis araçlarının taşıma işleri yapabilmesi için plaka tahdidine göre belirlenen yerlerde yetkisi vardır. Davacı şirketin taşıma hizmeti verdiği dönemde başka yerde yetkili olup, bizim fabrika binamızın bulunduğu yere göre yetkisi olmayan bazı araçlar kullanıldığını ve bundan dolayı emniyet ile sıkıntılar yaşandığını biliyorum. Bu hususu servis için araç eksik geldiğinde davacı şirketin operasyon yönetim biriminden aldığımız bilgilerle biliyorum. Bu birimdekiler araçların emniyet tarafından bağlandığı yönünde bilgiler verdiklerini hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... duruşmadaki beyanında: " Ben ... ... bulunan ... fabrikasında çalışıyorum. Ben tesis güvenlik ve idari işler birim yöneticisi olarak 2005 yılından beri çalışmaktayım. Ben kendim bizzat servisi kullanmıyorum. Ancak ... fabrikasına gidip ve gelişlerini ben ve ekibim planlarız. Davacı şirketi de işim dolayısıyla biliyorum. Hatırladığım kadarıyla 2019 yılında sözleşmenin bitmesinden 3 ay önce servislerde sıkıntılar başladı. Şoförler davacı şirketten maaşlarını alamadıklarını bu yüzden bazı şoförler gelmeyeceklerini söylediler. Birçok şoföre ... firması tarafından cep harçlığı verilmek suretiyle servis için getirtildiler. Sabahları bazen gelmeyen şoförler oldu. Bu servisleri kullanan ... firması çalışanlarına taksiyle gelmelerini söyledik. Servis şoförleri yakıt alamadılar. Fabrikanın yanında ... bayisi vardı. ... ile görüşerek yakıtlarını tamamladık ve bunların tutanakları düzenlenerek davalı ... firmasına gönderildi. Sorunlar bu şekilde devam edince davalı ... firması ile görüşerek sözleşmenin feshedilmesini ve servis için başka firma ayarlanmasını söyledik. Davacı vekilinin talebi üzerine: ... firması ile davalı şirket ... Holding bünyesinde ayrı şirketlerdir. Genel müdürleri farklıdır. Davanın tarafı olan şirketler arasındaki ödemelerin nasıl yapıldığına, ödenip ödenmediğine dair bilgim yoktur. Davacı şirketin servis hizmeti verdiği dönemde araçların bir kısmı doğrudan davacı şirketin araçları idi. Bir kısmı da davacı şirketin yerel taşeronu olan araçlardı. Taşeron olan araçlar daha fazlaydı. Davacı şirket personel taşıma işini bıraktıktan sonra ... firmasında işe başlayan yeni taşıma şirketi de yine daha önce davacı şirket tarafından iş yaptırılan yerel taşeron araçlar ile servis işini yapmaya devam etti. ... isimli araç takip sistemi taşıma yapan araçlarda takılı olan sistemdir. Bildiğim kadarıyla davacı şirketin kendi araçlarında kullanılan ... isimli cihazlar şirkete zimmetlendi. Taşeron olarak çalışan araçlarda ise bu cihazlar şoförlere zimmetlendi. Davalı vekilinin talebi üzerine: Davacı şirketin taşıma işi yaptığı dönemde çalışan taşeron servisler davacı şirket işi bıraktıktan sonra yerine başlayan ... Turizm firması araçları ile birlikte taşeron olarak çalışmaya devam ettiler. O bölgede servis olarak İzmit gurubu, ... gurubu gibi guruplar bulunmaktadır. Taşeron olarak çalışan servisler bu gurupların içerisinde yer alan araçlardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 20.07.2023 tarihli raporda:Davalı şirketin incelemeye konu edilen 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin V.U.K. 221 madde ile T.T.K. 64. madde hükümlerine göre yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, davacı şirketin incelemeye konu edilen yevmiye defteri ve defter-i kebirlerin 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları defterlerinin V.U.K. 221 madde ile T.T.K. 64. madde hükümlerine göre yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, 2016, 2017 ve 2018 yılları envanter defterleri ibraz edilmediğinden tespit yapılamadığı, 2019 yılı envanter defterinin ise inceleme günü noter açılış tasdikinin yasal sürede yaptırıldığı saptanmış ancak defterin yasal süre geçmesine rağmen yazılı olmadığı/boş olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfı mahkemenin taktirinde olduğu, taraflar arasındaki personel taşıma sözleşmesi dolayısıyla tarafların üzerlerine düşen edimleri gereği gibi yerine getirip getirmedikleri, temerrüde düşüp düşmedikleri, davacı taşıyıcının kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmadığı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine uygun davranmadığı; sözleşmeye göre ödeme vadelerinin 45 gün olduğu, taraflar arasındaki alacak verecek ilişkisinde, davacının davalıya fazladan ödemek zorunda bırakıldığı bedel olup olmadığı, var ise ne kadar olduğu, mali inceleme kısmında ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ile işbu talep için herhangi bir alacak tespiti yapılamadığı, erken ödeme indirimi adı altında davacıya eksik ödenen hakediş bedelleri olup olmadığı, var ise ne kadar olduğu: dava konusu edilen faturaların davacı tarafından TTK 21.madde hükmü gereği itiraz edildiğine ilişkin bir belge sunulmadığı, aynı zamanda ticari defterlere kayıt edildiği, diğer yandan davacı şirketin işbu faturaları kayıt ederek toplam 546.444,54 TL Katma Değer Vergisi indiriminden yararlandığı, mahkeme tarafından kabulü halinde ise toplam tutarın 3.582.247,60 TL olabileceği, personel taşıma sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve süresinden önce feshedilmiş olup olmadığı, böyle bir durum var ise davacının meydana gelen kazanç kaybı zararı olup olmadığı var ise ne kadar olduğu: davacının sözleşmeden doğan borçlarını ihlal ettiği tespiti yapılmış ise de bu hususta takdir Sayın Mahkemenin olduğu, Sayın Mahkemenin davacının talebini kabul etmesi halinde, mali kısımda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 21 aylık faaliyet karının ise 171.933,14 TL x 21 ay=3.610.595,74 TL olacak hesaplandığı, davacının otobüsleri gerçek değerinin altında satmış olup olmadığı, bu satışların davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, böyle bir durum var ise davacının otobüslerin satışı nedeniyle meydana gelen zararın ne kadar olduğu, teknik incelemede belirtildiği üzere; araçların ikinci el satış fiyatları aracın marka ve modeline, kilometresine, bakım ve kullanım şartlarına, daha önce hasarlı kazalarının olup olmadığına ve günün piyasa koşullarına göre değiştiği, belirtilen araçların noter satış fiyatlarının kasko değerlerinin çok altında oldukları görüldüğü, ancak araçların kilometre ve kullanım şartları ile diğer özellikleri net olarak bilinemediğinden bu değerlerin kabul edildiği, otobüslerin bağlamasında davalının haksız, hukuka aykırı bir işlemi olup olmadığı, böyle bir durum var ise bunun sonucunda davacının diğer müşterilerinin sözleşmelerini feshetmeleri sebebiyle meydana gelen zararı olup olmadığı, bu zarardan davalının sorumlu olup olmayacağı, rehin sözleşmesi gereği işlemlerin gerçekleştiği görüldüğünü, davacı şirketin dava dışındaki diğer müşterilerine ait tüm sözleşmeleri dosyaya sunması ve bu sözleşmelerin iddia edildiğini gibi davalı şirketin tutum ve davranışlarından kaynaklı olarak feshedildiğini ispat etmesi gerektiği şeklinde raporlarını sunmuşlardır. Bilirkişi kök raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerince rapora yönelik beyan ve itirazları doğrultusunda celse ara kararında ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 30.10.2024 tarihli ek raporda: "Bilirkişi heyeti kök raporda Sayın Mahkemenin sormuş olduğu sorular çerçevesinde rapor hazırlamıştır. Davacının vekilinin itirazları değerlendirildiğinde kök rapordakinden farklı bir sonuca ulaşılamadığı kanaatine varılmıştır. " şeklinde raporlarını sunmuşlardır. Davacı vekili tarafından sunulan 28/01/2021 tarihli dilekçe ile: Ödenen fazla bedelin şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının iadesine ilişkin taleplerini ıslah yoluyla 100.000 TL arttırarak 101.000, 00TL'ye çıkartıklarını, erken ödeme indirimi adı altında davacıdan kesilen (eksik ödenen) hakediş bedellerinin hesaplanarak şimdilik 1.000.00 TL'lik kısmının ödenmesine ilişkin taleplerini ıslah yoluyla 100.000,00TL arttırarak 101.000,00 TL'ye çıkartıklarını, taraflar arasındaki personel taşıma sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve süresinden önce feshi nedeniyle oluşan kazanç kaybının şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının tazminine ilişkin taleplerini ıslah yoluyla 100.000,00 TL arttırarak 101.000.00 TL'ye çıkartıklarını, davacının otobüsleri gerçek değerinin altında satmaya zorlanması sebebiyle oluşan zararın şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının tazminine ilişkin taleplerini ıslah yoluyla 100.000,00 TL arttırarak 101.000,00 TL'ye çıkartıklarını, otobüslerin icra yoluyla haksız şekilde trafikten men edilmesi, yediemin deposuna kaldırılması sebebiyle davacının diğer müşterilerinin personel taşıma sözleşmelerini feshetmelerinden kaynaklanan zararın şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının tazminine ilişkin taleplerini ıslah yoluyla 100.000,00 TL arttırarak 101.000,00 TL'ye çıkartıklarını, dava değerinin 500.000,00 TL arttırılarak 505.000,00 TL'ye çıkartıklarını, tüm talepleri yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olduğunu, davalı taraf davadan önce ihtarnameyle temerrüde düşürüldüğünü, tüm talepleri yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faizi talebi olduğu beyan etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda: Taraflar arasındaki personel taşıma sözleşmesi ve ... ve temlik sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafın dava dilekçesi ile sözleşmeler kapsamında davalıya fazladan ödemek zorunda olduğu bedeli, erken ödeme indirimi adı altında kendilerine eksik ödendiği iddia edilen hak ediş bedeli, personel taşıma sözleşmesinin davalı tarafça haksız ve süresinden önce fesh edildiği iddiasıyla kazanç kaybı zararı, davalı tarafın hukuka aykırı eylem ve işlemleri olduğu iddiasıyla fiili durumu gidermek için kendilerinin otobüsleri gerçek değerinin altına satmak zorunda bırakıldıkları gerekçesi ile meydana gelen zararı, davalı tarafın hukuka aykırı olarak otobüsleri bağladığı iddiası ile bu sebeple diğer müşterilerinin sözleşmelerini fesh etmeleri sebebiyle meydana gelen zararı için taleplerde bulunduğu görülmüştür. Davacının üstlendiği servis taşımacılığı, yolcu taşımacılığı kapsamında kalmakta olup, TTK 850 maddesi “taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir” olarak tanımlamaktadır. Taşıyıcı taşıma sözleşmesiyle yolcuyu varma yerine ulaştırmayı buna karşılık yolcunun taşıyıcıya taşıma ücretini ödemesi gerektiği kanunda düzenlenmiştir. Bu bağlamda taşıyıcı tarafın öncelikle yolcuyu taşıma ve yolcuları rahat bir yolculukta ve sağlıklı olarak gidecekleri yere ulaştırmakla özellikle hava, ses, yer ve çevre kirliliğine meydan vermemek için gerekli düzene almakla, gerekli tüm önlemleri almak ve mevzuatta öngörülen kurallara uymakla varma yerine götürme sorumluluğu vardır. Bütün bu yükümlülükler çerçevesinde dava dosyasındaki tanık anlatımları, mail yazışmaları ve ihtarname içerikleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, hizmetin sürekliliğinin zaman zaman engellendiği, sağlanamadığı, davalının istihdam ettiği sürücülerin haklarının verilmemesi sebebi ile sorunlar çıktığı, buna göre de taşıyıcı olan davacının yolcu taşıma yükümlülüğünü, kanuna uygun bir şekilde tam olarak yerine getirmemiş olduğu, davacı taşıyıcının TTK 914 hükümlerine uygun davranmadığı ve taşıyıcının yolcu taşıma sözleşmesinin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Sözleşmenin diğer tarafı olan davalı şirketin sözleşme kapsamında ücret ödeme sorumluluğu var ise de, davacının öncelikli olan hak ve yükümlülüklerine tam olarak yerine getirmediği ve davalı tarafın yolcu taşıma işinin tam ve sözleşmeye uygun vaziyette yerine getirilmemesi sebebiyle sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğu değerlendirilmiştir. Yine bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere sözleşme çerçevesinde davacı tarafın Personel taşıma hizmetini vardiya giriş çıkış saatlerine sunmayı reddetmesi, davalı tarafın müşterisi ...’e yönelik sunulan personel taşıma hizmetini yerine getirmemesi, personelin servis araçlarına alınmaması davacı çalışanları ile ... yetkilileri arasında münakaşa ve tartışma yaratılması, davacı tarafın yukarıda sözü edilen taşıma eylemini tam kanuna uygun ve gerektiği gibi yapmadığı anlaşılmıştır. Otobüslerin değerinin altında satılmak zorunda bırakıldıkları iddiasına ilişkin olarak bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmede, araçların ikinci el satış fiyatları aracın marka ve modeline, kilometresine, bakım ve kullanım şartlarına, daha önce hasarlı kazalarının olup olmadığına ve günün piyasa koşullarına göre değiştiği, bu değerlerin eski tarihli olarak tespit edilmesinde, aracın kasko değeri kriter olarak alındığında, aracın farklı pozitif özelliklerinin bulunmaması halinde, satış fiyatlarının kasko değerlerin daha altında bir değerlerde olduğu, belirtilen araçların noter satış fiyatları kasko değerlerin çok altında oldukları, ancak araçların kilometre ve kullanım şartları ile diğer özellikleri net olarak bilinemediğinden bu değerlerin kabul edilebilir olduğu, dosya kapsamında ... Oto’ya satışı yapılmayan 20 adet araçtan diğer 10 adet aracında yukarıdaki değerlemelerde olduğu gibi araçların kilometre ve kullanım şartları ile diğer özellikleri net olarak bilinemediğinden belirlenen değerlerin kabul edilebilir olduğu aksi bir tespit yapılamadığı görüşleri sunulmuş, bu görüşler mahkememizce de yerinde görülmüştür. Bu bağlamda da otobüslerin gerçek değerinin altında satılmış olduğunun ispatlanamadığı düşünülmüştür. Yapılan mali incelemede, dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerinden davacının davalıya fazladan ödemek zorunda kaldığı miktara ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Yine mali incelemede erken ödeme indirimi adı altında davacıya eksik ödenen hakediş bedelleri olup olmadığı incelenirken, davacı şirket tarafından dava dosyasına “Davacı Tarafça Kesilen Ödeme Faiz Faturaları” açıklaması ile elektronik faturalar sunulduğu, işbu faturaların davacı şirketin ticari defterlerinde giderleştirilerek davalı lehine alacak kayıt edildiği, bu şekilde davacının davalıdan talep edilen tutarın toplam 3.582.247,60 TL olması gerektiği, ancak işbu dava konusu edilen faturaların davacı tarafından TTK 21. Madde hükmü gereği itiraz edildiğine ilişkin bir belge sunulmamış olup, aynı zamanda ticari defterlere kayıt edildiği, davacı şirketin işbu faturaları kayıt ederek toplam 546.444,54 TL Katma Değer Vergisi indiriminden yararlandığı tespit edilmiş olup, bu alacak kalemi yönünden de talepte bulunamayacağı değerlendirilmiştir. Netice olarak açıklanan tüm bu gerekçeler ile yapılan mali incelemede davacının davalıya fazladan ödemek zorunda olduğu miktar olmadığı, yine eksik ödenen hakediş bedelleri olmadığı belirlenmiş, ayrıca taşıma hizmetini üstüne alan taşıyıcı tarafın yolcu taşıma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmemiş olduğu, davalı tarafın feshinin haklı olduğu bu itibarla davacı tarafın davalı taraftan maddi tazminat talep edemeyeceği kanaatine varılmış olmakla, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar harcı 615,40 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 85,39 TL peşin harç ve 8.540,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 8.625,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.009,99 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 180,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 79.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 7-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/04/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/588, K. 2025/246, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-588-e-2025-246-k-5648258b9320