İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/684 E. 2024/813 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/684
Karar No
2024/813
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2021/684 Esas KARAR NO :2024/813 DAVA:Alacak (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:26/04/2013 KARŞI DAVA :Alacak (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan) KARŞI DAVA TARİHİ:17/06/2013 KARAR TARİHİ:05/12/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı asıl ve karşı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... İnşaatının kaba yapı, demir, beton, kalıp, HGB (Hafif Gaz Beton) ve şap imalatlarının yapımı konusunda 12/10/2012 tarihli sözleşmenin, akabinde iş anlayışı ve uyum dolayısıyla 10/11/2012 tarihli ... 1 ve ... işleri Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, davalı işverenin 12/10/2012 tarihli ana sözleşmenin konusunu oluşturan işlerin yapılması için yer teslimi yapamadığını ve devamında imzalanan 10/11/2012 tarihli sözleşmenin konusunu oluşturan işlerin yapılması için gerekli olan çalışma ortamını sağlayamadığını, daha sonra da davalı işverenin asılsız iddialar ile her iki sözleşmeyi de haksız olarak feshettiğini, sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, ayrıca sözleşme dışı yapılmış olan ilave işlerden kaynaklanan alacaklarının da tahsil edilemediğini, yer teslimi yapılmamış olması nedeniyle müvekkilinin işçi ve ekipmanlarının atıl vaziyette bekletildiğini, sözleşme gereği verilen teminat mektuplarının da iadesinin gerektiğini, haksız fesih nedeniyle kar kaybına uğranıldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle 12/10/2012 tarihli sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı uğranılan tüm kar kaybı ve tazminatlar yönünden şimdilik 50.000,00 TL, 11/10/2012 tarihli sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı uğranılan tüm kar kaybı ve tazminatlar yönünden şimdilik 20.000,00 TL, sözleşme dışı iş, imalatlar ve ilave işler yönünden şimdilik 50.000,00 TL, iş, işçi ve ekipmanların atıl vaziyette kalması dolayısıyla uğranılan zarar yönünden şimdilik 50.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve 100.000,00 TL bedelli ve 410.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılmış davaya dayanak 12/11/2012 tarihi ve 10/11/2012 tarihli inşaat sözleşmelerinin imzalandığını, 12/11/2020 tarihli sözleşme gereği davacıya yer tesliminin yapıldığını, ayrıca 10/11/2012 tarihli sözleşmede bahsi geçen otel inşaatının Semi ... (inşaat tekniğinin adı) kalıp, demir, beton tüm işlerinin davalıya verildiğini ancak, dilekçede ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, imalatların hatalı olduğunu ve yapılan ihtara rağmen ayıplı işlerin düzeltilmediğini, diğer yandan müvekkili şirket yetkilileri ile davacı şirket adına hareket eden şahıslar arasında sözleşme dışı para istemlerinden kaynaklı sonucu savcılık soruşturmasına taşınan tehdit ve ağır anlaşmazlıkların çıktığını, ayrıca davacı şirketin kamu borçlarını ödemediğini ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tüm bu sebeplerle davaya dayanak sözleşmelerin müvekkili şirket tarafından haklı olarak feshedildiğini; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş; Karşı dava yönünden ise; davacı taşeronun sorumlu olduğu halde ödemediği SGK borcu, cezası ve faizi yönünden şimdilik 10.000,00 TL, damga vergi borcu yönünden şimdilik 10.000,00 TL, işin başka bir taşerona tamamlatılması nedeniyle yeni sözleşmeden kaynaklı uğranılan zarar yönünden şimdilik 10.000,00 TL, hatalı imalatlar yönünden şimdilik 10.000 TL, nefaset bedeli yönünden şimdilik 10.000,00 TL, mahrum kalınan kazanç yönünden şimdilik 10.000,00 TL, 12/10/2012 tarihli sözleşmenin 15. maddesi gereği cezai şart yönünden şimdilik 10.000,00 TL, ... sözleşesinin 9. maddesi gereği cezai şart yönünden şimdilik 10.000,00 TL, 12/10/2012 tarihli sözleşmenin 20. maddesi gereği cezai şart yönünden şimdilik 10.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davalı vekili karşı davaya cevaplarında, karşı davanın reddini savunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sonrasında 26/11/2020 tarih ve 2014/904 E, 2020/785 K sayılı kararla asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraflarca istinaf edilmiştir. Söz konusu mahkememiz kararının istinafı üzerine İstanbul BAM 15. HD'nin 14/09/2021 tarih, 2021/730 Esas ve 2021/1599 Karar sayılı kararıyla özetle; "...İlk derece mahkemesince mahallinde keşif yapılarak ve taraf ticari defter ve kayıtları getirtilerek, alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, taraflar arasında ... Hotel inşaatı kaba yapı işleri ile ilgili olarak, 12/10/2012 tarihli kaba yapı işleri sözleşmesinin ve 10/11/2012 tarihli ... 1 ve ... sözleşmelerinin yapıldığı, davacı-karşı davalının zaman bakımından sürenin sonuna gelinmiş olmasına rağmen 10/11/2012 tarihli sözleşme konusu işlerin ancak %19'luk kısmını tamamlayabildiği, 12/10/2012 tarihli sözleşme konusu işlerin ise %5,7'lik kısmını tamamlayabildiği, bu sözleşme konusu işlerin süresinin dolmasına kalan 45 günlük sürede kalan imalatların tamamlanmasının mümkün görülmediği, ayrıca davacı-karşı davalı tarafça ayıplı imalatlar yapıldığı, yine SGK ödemeleri ve sözleşme damga vergileri ödenmediği, 04/12/2019 tairhli raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı-karşı davalı taşeronun sözleşmelerden kaynaklanan borcunu kusurlu olarak ifada gecikmesi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından haklı nedenle feshedildiği, Alınan raporlar arasında bu yönden bir çelişki bulunmadığı, Her ne kadar davacı-karşı davalı yüklenici tarafça davalı-karşı davacının 19/03/2013 tarihli fesih bildirimindeki sebepler dışındaki sebepleri bu davada ileri süremeyeceği, 04/12/2019 tarihli bilirkişi raporunda "erken temerrüt" değerlendirmesinin bu nedenle dikkate alınamayacağı ileri sürülmüş ise de, söz konusu ihtarnamede "Yaptığınız hatalı imalatlar bir yana sahada gerekli malzeme ve ekibi hazır bulundurmadınız. Şantiye şefi ... tarafından sayısız defeler uyarılmanıza rağmen eksik, hatalı ve gecikmiş işlerinizi yapmanız gereken hale getirmediniz." şeklindeki ifadenin dava dilekçesinde ileri sürelen ve bilirkişi raporunda fesih sebebi olarak değerlendirilen hususları kapsamakta olduğu, Davacı-karşı davalı istinafında, iş ve yer teslimini nasıl ve ne zaman yapıldığı hususunun belirsiz olduğu ileri sürülmüş ise de, 12/10/2012 tarihli sözleşmenin 13.maddesinde kaba yapı inşaatıyla ilgili olarak taşeronun 15/10/2012 tarihini yer teslimi olarak kabul edeceğinin belirtildiği, 10/11/2012 tarihli sözleşmenin ise 6.maddesinde işin sözleşmenin imzasıyla taşeronun sözleşmeyi bitirmesi için sürenin başlayacağının, işe başlama tarihinin yer tesliminin yapıldığı olarak kabul edileceğinin belirtildiği, bu sözleşme maddelerine göre işe başlama ve yer teslimi tarihlerinin sözleşmelerde belli olduğu, davacı-karşı davalı taşeronun bu sözleşme maddelerindeki düzenlemelerle bağlı olduğu, Davacı-karşı davalı yüklenicinin davalı-karşı davacı iş sahibi ile kaba yapı işine ilişkin 12/10/2012 tarihli asıl sözleşmeyi imzaladıktan sonra başka bir taşeronun eksik bıraktığını belirttiği ... 1 ve ... işlerine ilişkin 10/11/2012 tarihli sözleşmeyi imzalamak suretiyle, basiretli bir tacir olarak mevcut saha şartlarını incelemiş ve bu şartları göz önünde bulundurarak 10/11/2012 tarihli sözleşmeyi imzalamış kabul edilmesi gerektiği, bu durumda inşaat sahasında başkaca işlere dair de çalışma olmasından kaynaklanan zorlu durumları gerekçe göstererek sözleşmeye konu işlerin süresinde yapmamış olmanın sorumluluğundan kurtulamayacağı, Taraflar arasında imzalanan her iki özleşmenin de "sözleşmenin feshi" başlıklı 24.maddelerinde, taşeronun sözleşmeye aykırı davranışları halinde iş verinin bir ihtarname ile kendisine en az 3 gün süre vereceği belirtilmiş ise de, yine aynı maddede bu sürenin sözleşme süresine etkisi olmayacağının da belirtildiği, davacı-karşı davalı taşeronun 10/11/2012 tarihli sözleşmedeki süreyi tamamen bitirmesine rağmen %19'luk iş kısmını tamamlayabilmiş olması, 12/10/2012 tarihli ilk sözleşmedeki toplam 200 günlük süreden 45 gün kalmasına rağmen bu sözleşme kapsamında sadece %5,7 oranında imalat yapmış olması, bilirkişi heyeti raporuyla da kalan 45 gün içinde geri kalan imalatı tamamlamasının mümkün olmadığının belirtilmesi karşısında davacı-karşı davalıya fesih için ayrıca bir süre verilmesine gerek olmadığı, 04/12/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, kule vinç için yer tesliminin gecikmesinde tarafların müşterek kusurlu oldukları belirtilmiş ise de, yine aynı raporda ve daha önce alınan 24/08/2015 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere, 12/10/2012 tarihli sözleşmenin 3.2.5.maddesine göre kule vincin davacı-karşı davalı taşeron tarafından yapılması gerektiği ve bu sözleşme kapsamında kullanılacağı, davacı-karşı davalının kule vincin kurulması için yer teslimi yapılması yönünde davalı-karşı davacıda talepte bulunduğuna dair bir belgenin dosyaya sunulmamış olduğu, şantiye alanındaki karmaşa ve uygun yer olmaması nedeniyle kule vincin kurulmadığı belirtilmiş ise de, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerekin davacı-karşı davalının öncelikle davalı-karşı davacıdan bu yönde bir talepte bulunmuş olması gerektiği, Davacı-karşı davalı tarafça bir kısım ek işler yaptırılması nedeniyle de sözleşmedeki iş süresinin uzatılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu ek işlerin kaba yapı işine dair ana sözleşmeye ilişkin oldukları, davacı-karşı davalının bunun öncesinde ... 1 ve ... sözleşmesi kapsamında yapması gereken işleri süresinde tamamlayamadığı, sözleşme süresi bitiminde dahi bu işlerin tamamlanma oranının %19 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, iddia edilen ek işler nedeniyle sözleşme süresinin uzatılması hususunun ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmadığı, Buna göre, ilk derece mahkemesince de yazılı olan gerekçeyle, taraflar arasındaki sözleşmelerin davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından haklı nedenle feshedildiğinin kabul edilmiş olmasının yerinde olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmelerinin süresinden önce haklı olarak feshi nedeniyle davacı-karşı davalı tarafça uğranıldığı iddia olunan kâr kaybı zararlarının talep edilemeyeceği, davacı-karşı davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Eser sözleşmelerinde bedel bir miktar para olarak kararlaştırıldığından, tarafların bu sözleşmeyi tek taraflı irade beyanları ile feshetmeleri (dönmeleri) mümkündür ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Bu halde karşı tarafın dönme-feshin haksız olduğunun tespiti ile sözleşmenin aynen ifasını talep etmesi mümkün değildir. (Yargıtay 15. H.D. 2010/98 E - 2010/1538 K ve 2015/4091 E - 2016/2694 K) Ancak, dönmenin haksız olması halinde karşı taraf kâr kaybı alacağı ile sözleşmede kararlaştırılmış ise dönme cezasını haksız fesheden taraftan isteyebilir. Ayrıca, sözleşmeden dönme halinde, sona erme geriye etkili sonuç doğuracağından tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını karşı tarafa iade etmeleri gerekir. Taraflar arasında akdedilen 12/10/2012 ve 10/11/2012 tarihli sözleşmeler, uyuşmazlık tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6098 sy. TBK'nın 480. maddesi uyarınca götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmeleridir. Bu türden sözleşmelerde, iş tamamen bitirilmeden sözleşmenin taraflardan biri tarafından feshedilmesi halinde, ekonomik değerinin bulunması şartıyla, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı işin bedelini alacaktır. Götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmelerinde, fesih halinde, yüklenicinin yaptığı işin bedelinin hesaplanmasında öncelikle, yüklenicinin işin bütününe oranla ne kadarlık kısmı tamamladığı bulunmalıdır. Bulunan bu orana "İşin Fiziki Gerçekleşme Oranı" denir. İşin fiziki gerçekleşme oranının, sözleşme ile kabul edilen götürü bedele uygulanması yüklenicinin hakettiği bedeli ortaya çıkarır. İş bedelinin hesaplanmasında, sözleşmenin feshi nedeniyle hangi tarafın kusurlu olduğunun önemi yoktur. (Yargıtay 15. H.D. 2015/518 E - 2018/3395 K) Bu yöntem gereğince, sözleşmede yapımı kararlaştırılan işin tamamına göre eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle gerçekleştirilen imalâtın fiziki oranı tespit edilip, bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanma yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 15. H.D. 2016/1472 E - 2016/3158 K) Olumsuz (menfi) zarar, haklı sebeple sözleşmeden dönen tarafın dönmede kusurlu olan taraftan isteyebileceği zarar olduğundan, talep edenin dönmede haklı ve karşı tarafın dönmede kusurlu olması gerekir. Dönmede her iki tarafın da haksız ve kusurlu olması halinde dönen tarafın menfi zarar istemesi mümkün olmayıp, ancak birbirlerine verdiklerini geri isteyebilirler. Olumlu (müspet) zarar, sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının malvarlığının oluşacağı durum ile, sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Kural olarak olumlu zarar, karşı tarafın haksız olarak dönmesi veya sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle feshetmeyen tarafça talep edilebilir ise de, taraflar arasındaki sözleşmede haklı nedenle sözleşmeden dönen veya fesheden tarafın da olumlu zararını talep edebileceği kararlaştırılabilir. Alınan bilirkişi raporlarında ve bu raporlar doğrultusunda oluşturulan ilk derece mahkemesi kararında yukarıda belirtildiği üzere, sözleşmenin haklı nedenle feshi ve aslı davada kar kaybı zararı talep edilemeyeceği hususları bakımından yerinde bir değerlendirme yapılmış ise de, tarafların asıl ve karşı davalarda talep ettikleri sözleşme içi ve sözleşme dışı iş bedeli ve tazminat talepleri yönünden yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay uygulamasına uygun bir değerlendirme yapılması yoluna gidilmemiştir. Bu nedenle, mahkemece sözleşmenin davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından haklı nedenle feshedildiği, bu durumda kural olarak tarafların sözleşmenin hükümleri kapsamında talepte bulunamayacağı dikkate alınarak, tarafların bu taleplerinin yukarıda açıklanan Yargıtay uygulamaları doğrultusunda değerlendirilmesi, yukarıda belirtilen genel ilkelerin aksine olarak sözleşmelere konulan maddeler mevcut ise bunlarında göz önünde bulundurulması, teminat mektuplarının irat kaydedilmesine ilişkin sözleşme maddelerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi, davacı-karşı davalının ilave iş bedelleri, davalı-karşı davacının ayıplı imalat ve nefaset bedeli taleplerinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiyede değerledirilmesi, davalı-karşı davacının kâr kaybı, fiyat farkı, SGK ödemeleri ve Damga Vergisi borcuna ilişkin tazminat taleplerinin "menfi zarar" kapsamına girip girmediğinin değerlendirilerek neticesine göre talep edilip edilemeyeceklerinin belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi heyetinden usulüne uygun bir ek rapor alınması gerekirken, bu şekilde bir uygulamaya gidilmeksizin yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verme yoluna gidilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalı-karşı davalı vekilince, asıl davada sözleşmelerin teminatı olan teminat mektuplarının ödenmemesi için verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemlerinin reddine dair ara kararın da kaldırılması talep edilmiş ise de, dosya kapsamı ve yukarıda belirtilen kaldırma gerekçeleri göz önünde bulundurulduğunda, buna dair istemin bu aşamada reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu.." neden ve gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosya yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul BAM 15. HD.'nin yukarıda özetlenen kararının gereklerinin yerine getirilmesi için daha önce 04/12/2019 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış; alınan 13/11/2022 tarihli ek rapor, BAM kararının gereklerini karşılamadığı gibi karar vermeye de elverişli görülmediğinden bu kez yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, oluşturulan yeni kuruldan rapor alınmıştır. Yeni oluşturulan bilirkişi kurulu (...) tarafından düzenlenen 10/06/2024 tarihli raporda özetle; "... gerek Sayın Mahkemenizin kararında gerekse İstinaf kararında belirtildiği üzere davalı-karşı davacı haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği tespit edildiğinden ve heyetimizin kanaati de bu yönde olduğundan davalı-karşı davacının dava konusu sözleşmeler (12.10.2012 tarihli sözleşme m. 9; 10.11.2012 tarihli sözleşme m. 15) kapsamında kendisine sunulan teminat mektuplarını irat olarak kaydedebileceği, Taşeronun ödemesi gereken SGK primlerini davalı-karşı davacının ödemesi neticesinde davalı-karşı davacının malvarlığında fiili bir azalma gelmiş olup bu zararın menfi zarar kalemi kapsamında kaldığı ve bu nedenle davalı-karşı davacının talep edebileceği, Davalı/karşı davacının ... A.Ş. adına 47.734,07 TL SGK ödemesi yaptığı ve işbu ödemenin defterlerinde de kayıtlı olduğu, Sözleşme kapsamında davalı-karşı davacının kaçırdığı sözleşme fırsatına ilişkin somut bir teklif veya belge olmadığından davalı-karşı davacının sözleşme farkından kaynaklanan menfi zararının hesaplanamadığı ve bundan ötürü de iddiasının soyut kaldığının kabul edilebileceği; ancak Sayın Mahkemeniz sözleşme farkının menfi zarar olduğu kanaatine varması halinde davalı-karşı davacının sözleşmeden dönmeye bağlı olarak bu zararını talep edebileceği, Sayın mahkemenizce sözleşme farkı talebinin yerinde görünmesi halinde davalı/karşı davacının ...Ltd.Şti. ile 11.04.2013 tarihli sözleşmesi karşılığı 6.430.066,50 TL ödeme yaptığı davacı ile anlaşılan tutar arasındaki farkın 1.130.066,50 TL olduğu, Davalı-karşı davacı şirket tarafından talep edilmesi üzerine inşaat mühendisi bilirkişi tarafından Mahkeme heyeti ile birlikte yerinde yapılan inceleme ve ölçümler ışığında düzenlenerek İstanbul ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş nolu dosyasına sunulan 12.04.2013 tarihli tespit raporunda (çok sayıda fotoğraf ile de desteklenerek) davacı-karşı davalı tarafın yapmış olduğu imalatlardaki hataların giderim maliyetinin (45.000 TL + 30.000 TL) 75.000 TL olarak hesaplanmış olduğu, söz konusu bedellerin konu olan hataların giderilmesi için piyasa rayiçlerine uygun bedeller olduğu, davalı-karşı davacı şirketin inşaat mühendisi bilirkişi tarafından Mahkeme heyeti ile birlikte yerinde yapılan inceleme ve ölçümler ışığında hesaplanan 75.000 TL hasar giderim bedelini talep etmekte haklı olduğu, Davanın tarafları arasında imzalanan 5 nolu hakedişte ‘Nefaset Kesintisi’ adı altında taşeron davacı-karşı davalı alacağından 10.000 TL kesintinin yapılmış olduğu görüldüğünden; davalı-karşı davacının Nefaset Bedeli adı altında ayrıca bir kesinti talebinin yerinde olmadığı, Dosyaya sunulu Vergi dairesi şube açılış bildirimi ve yoklama tutanağından 14.10.2019 tarihinde işe başlandığı görülmektedir. Dosyaya sunulu belgelerden davalı/karşı davacının mahrum kaldığını iddia ettiği kazanç talebinin 2019 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanamadığı, öncelikle ... A.Ş.’nin işin ne kadar süre ile geciktirildiğinin ortaya konması ve işin bitiminden sonraki yılların kar/zarar tablolarını gösteren sadece bu projelere özgü kar-zarar tablolarının sunulması gerektiği, Davalı-karşı davacının 12.10.2012 ve 10.11.2012 tarihli sözleşmelerden sözleşmeden BK m.473/I uyarınca döndüğünden ve cezai şartın kural olarak müspet zarar olarak kabul edilmesinden (Hilal Akkaya, YARGITAY KARARLARI DOĞRULTUSUNDA CEZA KOŞULU, ...Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, s. 69 ve 84) dolayı davalı-karşı davacının 12.10.2012 tarihli sözleşmenin 15. Maddesi uyarınca cezai şart talep edemeyeceğinin kabul edilebileceği, Dava dosyasında taşeron davacı-karşı davalı şirketin şantiye şefinin sahada bulunmadığını ve bulunmadı ise ne kadar bir süre bulunmadığını ispata yarar bir Tutanak, çizelge vb. bulunmadığından tarafımızca davalı-karşı davacı şirketin şantiye şefi bulunmaması nedeni ile talep ettiği bu ceza ile ilgili bir görüş belirtilemeyeceği ve bir hesaplamanın yapılamayacağı..." yönünde görüş bildirilmiş; söz konusu bilirkişi kurulu raporu İstanbul BAM 15. HD kararının gereklerini karşıladığından ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğünden, rapora yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-karşı davalı taşeron, davalı-karşı davacı ise asıl yüklenicidir. Asıl dava, taraflar arasında yapılmış eser sözleşmelerinin davalı-karşı davacı tarafça haksız feshi iddiasına dayalı olarak, bu nedenle uğranıldığı ileri sürülen zararların davalıdan tazmini ve verilen teminat mektuplarının iadesi istemine; Karşı dava ise, aynı eser sözleşmelerinin haklı feshi nedeniyle davalı-karşı davacının uğramış olduğu zararların ve sözleşmeler gereği cezai şart alacaklarının davacı-karşı davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Asıl davada, 12/10/2012 tarihli "...İnşaatının kaba yapı, demir, beton, kalıp, HGB (Hafif Gaz Beton) ve şap imalatlarının yapımına" dair sözleşme ile 10/11/2012 tarihli ... 1 ve ... işleri Taşeron Sözleşmesinin davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından haksız olarak feshedildiği, davalı iş sahibinin 12/10/2012 tarihli ana sözleşmenin konusunu oluşturan işlerin yapılması için yer teslimini yapamadığı, 10/11/2012 tarihli sözleşmenin konusunu oluşturan işlerin yapılması için gerekli olan çalışma ortamını da sağlayamadığı iddiasıyla, bu haksız fesihler nedeniyle uğranılan kar kaybı ve diğer tazminatların, ilave işler bedelinin ve iş, işçi ve ekipmanların atıl vaziyette kalması dolayısıyla uğranılan maddi zararın tazmini ile bu sözlemeler kapsamında iş sahibine verilmiş olan teminat mektuplarının iadesi talep edilmiştir. Karşı davada ise, davacı-karşı davalıya sözleşmeler gereğince yer tesliminin yapılmasına rağmen üzerine düşen edimleri yerine getirmediği, hatalı imalatlar yaptığı, sözleşme dışı para istemleri ve tehditlerde bulunduğu, ayrıca kamu borçlarını ödemediği ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu sebeplerle sözleşmelerin iş sahibi şirket tarafından haklı olarak feshedildiği iddiasıyla, davacı-karşı davalı yüklenicinin sorumlu olduğu hale ödemediği SGK borcu, cezası ve faizi; damga vergi borcu; işin başka bir taşerona tamamlatılması nedeniyle yeni sözleşmeden kaynaklı uğranılan zarar; hatalı imalatlar nedeniyle uğranılan zarar; nefaset bedeli; mahrum kalınan kazanç; 12/10/2012 tarihli sözleşmenin 15.maddesi gereği cezai şart; ... sözleşesinin 9.maddesi gereği cezai şart ve 12/10/2012 tarihli sözleşmenin 20.maddesi gereği cezai şart bedeli talep edilmiştir. Gerek mahkememizce daha önce verilen 26/11/2020 tarihli kararda, gerekse yukarıda özetlenen İstanbul BAM 15. HD'nin 14/09/2021 tarihli kararında tartışılıp değerlendirildiği üzere; alt yüklenici (taşeron) tarafça her iki sözleşme ile yüklenilen işlerin, sözleşmede öngörülen sürede tamamlanmadığı gibi; sözleşme konusu yapılan işlerde ayıplı imalatların tespit edildiği; buna göre asıl yüklenicinin (iş sahibi) her iki sözleşmeyi süresinden önce feshetmesinin haklı nedenlere dayandığı anlaşılmaktadır. Bu tespitlere göre Asıl Dava yönünden yapılan değerlendirmede: Sözleşmelerin davalı tarafça feshinin haklı nedenlere dayanması nedeniyle davacı tarafın tazminat, cezai şart, işçi ve ekipmanlarının atıl kalmasına bağlı tazminat ve alacak talepleri yerinde görülmemiştir. Yine davacı tarafça teminat mektuplarının iadesi talep edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve fesih nedenlerine göre, davalı taraf yararına alacak-tazminat talep etme koşulları doğduğundan, bu yöndeki istem de yerinde görülmemiştir. Davacı tarafın sözleşme dışı yaptığı iş bedellerinin tahsili talebi yönünden ise, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre söz konusu bedellerin ödendiği anlaşıldığından, bu konudaki istem de yerinde görülmemiştir. Karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede: Karşı davada davacının talepleri; davalı adına yapılan SGK ve damga vergisi ödemeleri, ayıplı imalattan kaynaklanan zararın tazmini, cezai şart talepleri, nefaset bedeli, mahrum kalınan kar ve 3. kişiyle yapılan sözleşme bedeli farkından kaynaklı alacak ve tazminat istemlerine ilişkin olup; En son alınan 10/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere; davacının, davalı adına toplam 47.734,07 TL SGK ve damga vergisi ödemesi yaptığı, ayıplı imalatlar yönünden 75.000,00 TL'lik bir harcama yaptığı anlaşılmış olup gerek taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, gerekse TBK'nın 470. vd. maddeleri gereğince bu yöndeki talepleri yerinde görülmüştür. Sözleşmelerde taraflarca kararlaştırılan cezai şart, ifaya ekli ceza niteliğinde olduklarından, sözleşmelerin-haklı nedenle de olsa - davacı tarafça feshi nedeniyle artık ifa ve buna bağlı olarak ceza istenemeyeceğinden, davacının bu yöndeki talebi yerinde görülmemiştir. Davacı sözleşme farkı bedeli talep etmiş ise de; alınan bilirkişi kurulu raporunda açıklandığı üzere, bedel fahiş görüldüğünden ve ödeme yapıldığı kanıtlanamadığından, öte yandan 3. kişiye yapılan ödeme sebebi de belli olmadığından, bu yöndeki istem de yerinde görülmemiştir. Mahrum kalınan kar talebi yönünden ise, iddialar soyut nitelikte olup somutlaştırılmadığından, bu yöndeki istem de yerinde görülmemiştir. Davacı nefaset bedeli talep etmiş ise de, yine en son alınan bilirkişi raporunda dayanaklarıyla açıklandığı üzere, 5 nolu hakedişten bu konuda zaten kesinti yapılmış olduğundan bu yöndeki istem de yerinde görülmemiştir. Dava konusu 2 adet teminat mektubu bedeli toplamı 510.000,00 TL olup, verilen nihai kararla teminat mektupları üzerindeki tedbirler kaldırıldığından ve davacının SGK ve damga vergisi ödemelerinden kaynaklı 47.734,07 TL ve 75.000,00 TL ayıplı imalatların onarım bedeli olmak üzere toplam 122.734,07 TL'nin nakde çevrilecek teminat mektuplarından tahsili mümkün olduğundan, mükerrer tahsilata neden olunmaması için konusuz kalan davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Asıl Davanın Reddine, a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, 2.903,20 TL peşin harç ve 8.710,00 TL tamamlama harcı toplamı olan 11.613,2‬0 TL'den mahsubu ile bakiye 11.185,6‬0 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, b-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 106.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, c-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d)Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 2-Karşı Dava Yönünden; a)Kapatılan İstanbul 29. ATM.nin 2013/118 Esas Sayılı dosyasında, dava konusu teminat mektupları üzerine konulan 01/07/2013 tarihli ihtiyati tedbirin, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin kaldırılmasına, bu amaçla ilgili Bankalara yazı yazılmasına, b)Karşı davacının, konusuz kalan alacak ve tazminat talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, 1.537,00 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.109,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde karşı davacıya iadesine, d)Karşı davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp karşı davacıya verilmesine, e)Karşı davacı tarafından yapılan 24,30 TL başvuru harcı, 1.537,00 TL peşin harç, 14.650,00 TL bilirkişi ücreti ve 295,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 16.506,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp karşı davacıya verilmesine, f)Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 05/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/684, K. 2024/813, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-11-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-684-e-2024-813-k-5e80bc710f71