İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/16 E. 2025/341 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/16
Karar No
2025/341
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/16 Esas KARAR NO : 2025/341 Karar DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/01/2023 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Taraflar arasında 30.12.2020 sözleşme başlangıç tarihli, 01.02.2021 tedarik başlangıç tarihli 24 aylık Elektrik Tedarik Sözleşmesi imzalandığı: davalı takip borçlusunun kullanmış olduğu elektrikten dolayı ... numaralı, 12.09.2022 vade tarihli, 237.614,81 TL bedelli faturanın keşide edilerek gönderildiğini, davalının faturayı ödemediği; bunun üzerine, davalı aleyhinde Merkezi Takip Sistemi (....) ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, belirtilen takibe faturayla birlikte sözleşmenin 4.2 maddesine göre icra cezai şartı da uygulandığı öne sürülerek itirazın iptaline ve alacağın likit olmasından dolayı %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davalı şirketin, sözleşmenin fesih edildiği cihetiyle sözleşmenin sona erdiği tarihe kadar olan takip dayanağı fatura bedelini davacı şirkete ödediğini, davacı şirket sözleşmeye aykırı davranarak belirlenen tarifeye aykırı davrandığından dolayı davalı şirket sözleşmeyi feshettiği cihetiyle sözleşmenin hitamından sonraki düzenlenen faturalardan davacı şirketin borçlu olmadığını, davalı tarafından sözleşmenin ihlal edilmesinin, haklı fesih nedeni olduğunu, zira davacı şirketin EPDK ve sözleşme gereği birim fiyatı hesaplaması gerekirken yüksek bedel ile davalıdan tahsilat yapmasının, davacının sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtı olduğu öne sürülerek davanın reddine ve alacağın %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Dava, davacı şirketin fatura alacağı ile icra ceza bedelini ve işlemiş faiz alacağının icra takibine konu etmesi üzerinde davalının yetkiye, borca ve ferilerine itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı dosyasının 24.10.2022 tarihli anlaşamama tutanağı aslı, Merkezi Takip Sistemi (...) ...E. Sayılı dosyası uyap sureti, 30/12/2020 sözleşme başlangıç tarihli, 01/02/2021 tedarik başlangıç tarihli Elektrik Tedarik Sözleşmesi, ... numaralı, ... vade tarihli, 237.614,81 TL bedelli fatura, ... ve ... kayıtları, Taraflara ait ticari defterler, ticari kayıtlar ve sair bilgi ve belgeler , davalı şirkete ait vergi levhası ve imza sirküleri, Tanık, yemin, bilirkişi ve ibrazı mümkün her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır. Dosyanın bilirkişi heyeti olan bilirkişi ..., ... ve ...'a tevdi edildiği, bilirkişi heyetinin 28/10/2024 tarihli raporunda özetle ; Davacı tarafın usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretini haiz olduğu, dava konusu icra takibinin dayanağı faturanın, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından 03.10.2022 tarihinde yapılan 237.614,81 TL tutarındaki ödemenin dikkate alınmasıyla davacının davalıdan 30.09.2022 tarihi itibarıyla 259.034,06 TL ve 05.02.2023 dava tarihi itibarıyla 83.121,34 TL alacaklı olduğu tespit ve rapor edilmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında 30.12.2020 sözleşme başlangıç tarihli, 01.02.2021 tedarik başlangıç tarihli 24 aylık Elektrik Tedarik Sözleşmesi imzalandığı, davalı takip borçlusunun kullanmış olduğu elektrikten dolayı ... numaralı, 12.09.2022 vade tarihli, 237.614,81 TL bedelli faturanın tanzim edilerek gönderildiği, davalının faturayı ödemediği, bunun üzerine, davalı aleyhine Merkezi Takip Sistemi (...) ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça borca itiraz edilerek takibin durduğu ve davacı tarafça iş bu itirazın iptali davasının ikame edildiği, davalı taraf her ne kadar icra dosya borcuna itiraz etmiş ise de; takip başlatıldıktan sonra davacı tarafa 237.614,81 TL ödeme yaptığı, dosyamızdan alınan dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davalı tarafın davacı tarafa takipte talep edilen miktar kadar borçlu olduğunun tespit edildiği, dolayısı ile yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davalının ... MTS ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, faiz ve ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Banka- cılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda davalı tarafın takibe haksız olarak itiraz ettiği ve takibin durmasına neden olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu hususları da dikkate alınarak icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının ... MTS ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, faiz ve ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, -Asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 4.590,41-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.147,61-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.442,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 1.147,61-TL Peşin/nisbi Harcı, 15.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 289,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 16.436,61-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne davalı tarafın yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.15/04/2025 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/16, K. 2025/341, T. 15.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-16-e-2025-341-k-0d304362c1e3