İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/109 E. 2025/556 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/109
- Karar No
- 2025/556
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/109 Esas KARAR NO : 2025/556 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/03/2022 KARAR TARİHİ : 25/06/2025 Mahkememizin 2022/197 Esas, 2022/663 Karar, 02/11/2022 tarihli kararı, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin ... Esas, .... Karar, 06/02/2023 tarihli ilamı ile Kaldırılmakla Mahkememiz yukarıdaki esasına kaydı yapılan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davacı ile davalı arasında 01/06/2019 tarihinde bir bayilik sözleşmesinin akdedildiğini ve bu sözleşmenin garantisi için istasyon yatırım teminatı olarak 302.000,00Euro, istasyon satış teminatı olarak 77.000Euro bedelli nakdi teminat yatırıldığını, davalı şirketin ise usulsüz bir faturaya dayanarak, davacı şirkete hiçbir bilgilendirme yapmaksızın ve davacıyı zarara uğratacak şekilde haklı bir sebebi olmaksızın, ticari teamüllere de aykırı bir biçimde üstelik mücbir sebep de söz konusu iken sözleşmeye aykırı bir biçimde bahsi geçen teminattan tahsilat yaptığını ve davacı şirketi zarara uğrattığı gibi davacı nezdinde ticari güvenirliğini de kaybettiğini, davalı şirketin 13/12/2020 tarihinde kira iadesi açıklaması ile 923.800TL tutarlı bir fatura kestiğini, taraflar arasında kira iadesini gerektirir bir durum olmadığı gibi davalı şirketin davacıya bu faturanın neye ilişkin olduğu hakkında bir açıklama da yapmadığını, sonrasında ise davalı şirketin kesmiş olduğu faturaya binaen 04/01/2021 tarihinde davalı şirketin Euro olarak yatırmış olduğu nakdi teminatı davacıyı zarara uğratır bir şekilde düşük kur üzerinden bozduğunu ve bu faturayı nakdi teminat miktarından tahsil ettiğini, bu tahsilata ilişkin davacıya hiçbir ön bilgilendirme yapmadığını, davacının defaatle davalı şirkete başvurması üzerine yalnızca sözlü olarak ve sonrasında ise whatsapp üzerinden bu tahsilatın tonaj taahhüdüne ilişkin olduğunun söylendiğini, faturaya ilişkin açıklamanın gerçeği yansıtmadığını, dava konusu olay bakımından mücbir sebep olmasına rağmen davalının taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle davacı şirketin Euro cinsinden yatırmış olduğu teminat mektuplarını düşük kur üzerinden bozdurarak hem sebepsiz yere ve sözleşmeye aykırı tahsilat yaptığını, hem de davacıyı zarara uğrattığını, davalı tarafından hiçbir ön bilgilendirme dahi yapılmaksızın ve haksız olarak ve sözleşmeye aykırı şekilde davacı şirketi zarara uğratacak düşük kur üzerinden davacının daha önce sunduğu Euro cinsinden teminatın 120.190Euroluk kısmını düşük kur üzerinden nakde çevirdiğini, artan 5.616TLlik kısmını bayinin cari hesabına iade ederek davacıyı zarara uğrattığını beyanla, sözleşmeye aykırı olarak davalının tahsil etmiş olduğu 120.190Euro'nun bayinin cari hesabına iade edilen 5.616TLlik kısmı düşülerek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme uyarınca davacı şirketin, davalı şirkete sözleşmesel yükümlülükleri kapsamında aralarında akdedilen ticari ve hukuki ilişkilerin teminatı olmak üzere 302.000Euro ve 77.000Euro bedelli olmak üzere nakdi teminat verdiğini, sözleşmede açıkça belirtilen haller ve davacının sözleşme mevzuu veciheleri ile borç ve taahhütlerini kısmen yada tamamen yerine getirmemesi durumunda davalı şirketin sair hususlar ile sözleşmeden doğan alacak ve tüm haklarını saklı tuttuğunu, davalının sözleşmeye uygun olarak hareket ettiğini, davacı yanın borcunu ifa etmemesine rağmen nakdi teminatın cari hesabına aktarılmasının sözde haksız ve hukuka aykırı iddiasında bulunması suretiyle işbu davayı ikame etmesinin hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, davacının tonajları yerine getiremediğinden davalı şirkete fatura borcu doğduğunu, teminat olarak davalı şirkete verilen bedellerden tahsil edilerek cari hesaba aktarıldığını, bu nedenle davacı şirketin mücbir sebebe ilişkin iddialarının kabul edilemeyecek olup, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca davalı şirketin kira bedeli iadesi alacağı doğduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede mücbir sebebin açıkça düzenlenmiş olup, davacı şirketin pandemi sebebiyle satışların gerçekleşmediğine yönelik iddialarının kabul edilmeyeceğini, davalı şirketin ödediği kira bedellerinin tonaj üzerinden olup, iade olarak talep edilen miktarın belirlenmesine ilişkin düzenlemeleri davacı şirketin basiretli bir tacir olarak taahhüt altına aldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava bayilik sözleşmesine dayanılarak yapılan haksız tahsilatun iadesi talebidir. Mahkememizin ... Esas, ... Karar, 02/11/2022 tarihli kararı ile dava dilekçesinin zorunlu Arabuluculuk şartlarını taşımaması sebebiyle usulden reddine karar verildiği, davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin... Esas,... Karar, 06/02/2023 tarihli ilamı ile;"Somut olayda davacı tarafından davanın açıldığı tarih olan 23.3.2022 tarihinde Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğu, dosyaya 11.4.2022 tarihli anlaşamamaya ilişkin son tutanağın sunulduğu,Arabulucuya başvurulma süreci tamamlanmadan dava açıldığı anlaşılmaktadır. Davadan önce arabulucuya başvurulması tamamlanamaz dava şartı ise de; mahkemece tensip aşamasında arabulucuya başvurulduğuna ilişkin bir belirleme yapılamamasına karşın bu hususta bir inceleme yapılmamış, anlaşamama son tutanağının ibrazı yönünde bir ara kararı da verilmemiştir. Mahkemece, nazara alınmayan bu eksiklik nedeniyle davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde bir itiraz olmadığı gibi esasen cevap dilekçesi tarihi olan 9.5.2022 tarihi itibariyle arabuluculuk sürecinin tamamlandığı 11.4.2022 tarihli anlaşamama son tutanağı düzenlendiği, davalı vekilinin itirazının 8.6.2022 tarihli ikinci cevap dilekçesiyle yapıldığı, buna göre eksikliğin davalı tarafın itirazından ve hükümden evvel giderildiği, davanın dava şartı yokluğundan reddedilemeyeceği dikkate alınmadan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." denilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan yeniden yargılama ile, davalı vekili tarafından sunulan ibraname sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya Mali Müşavir, Akaryakıt Sektör Uzmanı ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 05/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı tara fça sunulan de fterlerin tara flar lehine delil niteliğinin bulunduğu, taraflar arasında ki uyuşmazlığın davalının davacı ile olan sözleşme kapsamında ki ilişkisi kapsamında ödemiş olduğu kira bedelini davacının 2019-2020 yılında ki eksik taahhütleri dolayısıyla iadesine ilişkin kesmiş olduğu faturayı davacının vermiş olduğu teminat mektubundan tahsiline ilişkin olduğu, taraflar arasında ki ticari iliş kinin hali hazırda devam ettiği ve uyuşmazlığın sadece iş bu kira iadesine ilişkin bedelin davacının teminatından tahsiline yönelik olduğu, davacının iş bu davada davalının cezai şart hesaplaması içeriğine itiraz etmediği ancak davacının söz konusu dönemin pandemi şartları dolayısıyla mücbir sebep sayılması ve bu kapsamda da davalının iş bu kira bedeli iadesi dayanaklı cezai şart faturasını tahsil edilememesi gerektiğine kanaat getirdiği, davalının ise cevabında mücbir sebebi gerçekleşmediği ve devamında davacı tara fa asgari alım taahhüdü kapsamında ödenen kira bedeli ile ilgili asgari alım taahhüdünün gerçekleşmemesinden kaynaklandığı, davacının iş bu dönemde davalı ile olan sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen akaryakıtı almamasının mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda ki takdir ve değerlendirmenin Mahkemeye ait olmakla birlikte taraflarınca yapılan değerlendirme de devlet kurumlarının uygulamış oldukları sokağa çıkma yasağının davacının sözleşme kapsamında taahhüt ettiği akaryakıtı satmasına engel olduğunun kabulü ile davalı tara fça uygulanan cezai şartın mücbir sebebin olduğunun kabul edilmesi gereken pandemi dönemine isabet ettiği nazara alındığında davacının talebinin kabulünün gerekeceği, Mahkemenin söz konusu dönemde ki asgari alım taahhüdünün gerçekleşmemesinin mücbir sebep olarak kabul edilemeyeceğine kanaat getirmesi halinde ise davacının iş bu davada ki talebinin reddinin gerekeceği belirtilmiştir. Dava; mülkiyeti davacı şirkete ait taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun davalı şirket ... A.Ş'ye kiralanması ve davalı ...A.Ş tarafından da yine davacı ile davalı arasında akdedilen bayilik sözleşmesi gereği işletmek sıfatıyla davacıya teslim edilen akaryakıt istasyonunda davalı tarafından tonaj şartına bağlı olarak ödenen kira bedellerinden davacının tonaj ihlali yaptığı iddiasıyla kesilen karşı faturayla davacı tarafından sözleşmenin başlangıcında yatırılan ve Euro cinsinden yatırılan teminatlardan 120.190€'nun düşük kur ile paraya çevrilmek suretiyle mücbir sebep sebebiyle ve herhangi bir bilgi verilmeksizin ve bildirimde bulunulmaksızın teminatın nakde çevrilmesi suretiyle davacıyı zarara uğratması sebebiyle açılmış tazminat davasıdır. Davalı davaya verdiği cevap dilekçesinin 3. Maddesinde ve 7. Maddesinde açıkça davacı bayinin alım taahhüdüne uymadığı için sözleşmenin 8.4. Maddesi gereği teminat olarak verilen bedellerden tahsilat yapıldığını beyan ve ikrar etmiştir. Ayrıca yine davalı tarafça inkar edilmeyen WhatsApp uygulama mesajlarında da tonaj taahhüdüne uyulmamasından dolayı bayiye kira iadesi faturası kesildiği belirtilmiştir. 120.190 Euro'nın kesildiği ve bunun tekrar 5.616 TL'sinin davacıya iade edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Yine dosyada yaptırılan bilirkişi incelemelerinde de davacının taahhdünün altında alım yaptığı da sabittir. İhtilaf bu bedelin haklı olarak tahsil edilip edilmediği ve davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktalarındadır. Hakikaten taraflar arasındaki ilişkinin tam da pandemiden hemen önce 01.06.2019 tarihinde aktedildiği görülmektedir. Tüm dünyayı sarsan COVID-19 salgınının Türkiye'de tespit edilen ilk vakasının 11 Mart 2020 günü görüldüğü, Sağlık Bakanlığınca açıklanmış ve bu virüse bağlı ilk ölüm ise 15 Mart 2020'de meydana tespit edildiği bildirilmiştir. Ülkemizde toplamda 100 bini aşan vefata (27 Kasım 2022 itibariyle resmi rakamlara göre koronavirüs kaynaklı toplam ölüm sayısı: 101.492’dir.) neden olmuştur. Tüm ülke ekonomilerini olumsuz etkilediği 01/06/2022 gününe dek sürdüğü bilinen Pandemini etkisi Turizm ve seyahat , kara ve hava taşımacılığında da (Devlet eliyle kısıtlanmalar, yol güzergahlarındaki dinlenme tesislerinin faaliyetleri belirli bir dönem için durdurulmuş , bir takım yasaklar getirilmiştir.) kendini önemli ölçüde hissettirmiştir. Covid-19 döneminde, özellikle ekonominin ve hayatın her alanında, özellikle 2020 yılında olmak üzere, büyük sıkıntılar yaşanmış, bu sıkıntılar mahkeme kararlarına da yansıyarak TBK m. 138 uyarınca, işyeri kirasının ihtiyatı tedbir olarak % 50 oranında indirilmesi yönüne gidilmiştir (Örneğin, Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin ...E. ve... K. sayılı kararı).Petrol piyasalarında mücbir sebep kavramı ise şu şekilde ele alınmaktadır; Covid – 19 pandemisi dünyada ilk kez 31 Aralık 2019 günü Çin’in Wuhan şehrinde görülmüş ve hızla tüm dünyayı etkisine almıştır. Covid – 19 salgını Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi “salgın” kategorisine alınmıştır. Salgın hastalığın daha önceden öngörülmesi ve engellenmesi mümkün bulunmamaktadır. Salgın hastalık halinde olaydan etkilenen tarafın gerekli özen ve dikkati göstermiş ve önlemleri almış olmasına karşın önlenemeyecek kaçınılamayacak veya giderilemeyecek bir durumun varlığı söz konusudur. Ne yazık ki ülkemizde de etkisini göstererek yayılmaya başlayan ölümcül Covid-19 salgınının mücbir sebep hali sayılması tartışmasızdır. Petrol Piyasası Kanunu ve Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Mücbir Sebep Yaklaşımı Mücbir sebep kavramına 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununda “Kanun” yer verilmemiştir. Bununla beraber 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan Petrol Piyasası Lisans Yönetmenliğinde “Yönetmelik” mücbir sebebin tanımı yapılmış ve devamında mücbir sebebin lisans sahibinin yükümlülüklerine etkileri düzenlenmiştir. Petrol Piyasası Lisans Yönetmenliğinin “Mücbir Sebepler” başlıklı 57. maddesinde; “Bir olayın mücbir sebep hali sayılabilmesi için, olaydan etkilenen tarafların gerekli özen ve dikkati göstermiş ve önlemleri almış olmasına karşın önlenemeyecek, kaçınılamayacak veya giderilemeyecek olması ve bu durumun etkilenen tarafın ilgili mevzuat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesini engellemesi gerekir. Mücbir sebeplerin gerçekleşmesi halinde, mücbir sebeplerin etkileri giderilinceye kadar, lisans sahibinin ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülükleri etkilendikleri oranda Kurul kararıyla ertelenebilir. Dava konusu somut olayda ise; Davacının faaliyet adresinin ... sınırları içerisinde yer aldığı nazara alındığında 2020 yılında belirli dönemlerde tamamen ve kısmı kapanmalara maruz kaldığı belirlenmiştir. O halde, davacının tonaj taahhüdünü yerine getirememesinde mücbir sebep olarak pandeminin etkili olduğunun ve buna bağlı olarak kira iadesi ya da başka ad altında teminatından tahsilat yapılması yerinde görülmemiş, yapılan tahsilatın da iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davalı taraf, davacının tek taraflı imzaladığı 22.09.2021 tarihli adi yazılı yazılı belgenin bir ibraname olduğundan bahisle ayrıca talepte bulunamayacağını aşamalarda dile getirmiş ise de, bu belge kayıtsız şartsız bir ibra hükmü içermediğinden, aksine iade edilmesi gereken bedele dair banka hesap boşlukları içerdiği görüldüğünden, bu savunmaya da itibar edilmemiştir. Taraflar arasında 120.190,00 Euro'nun bozdurulduğu ve 5.616,00 TL'nin davacı cari hesabına iade edildiği hususunda ihtilaf yoktur. Zaten davacı, neticei talebinde cari hesaba iade edilen bu kısmın düşülerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce resen, davalının whatsapp yazışmasında baz aldığı 1 Euro= 9.1164 TL kuru baz alınarak iade edilen 5.616 TL'nin euro karşılığı 616,03 Euro olarak hesaplanmış ve bu miktar, tahsil edilen 120.190 Eurodan düşülerek kalan 119.573,97 Euro üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -119.573,97 EURO'nun dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 133.223,90-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 33.305,98-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 99.917,92-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 274.531,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 33.305,98-TL Peşin/nisbi Harcı, 21.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 435,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 54.741,48TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/06/2025 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır