İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/208 E. 2024/1029 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/208
- Karar No
- 2024/1029
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/208 Esas KARAR NO : 2024/1029 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2022 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına yapılan icra takibine davalı tarafın yapmış olduğu itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve reddinin gerektiğini, Müvekkili firmanın, turizm alanında faaliyet gösteren dünyanın bir çok ülkesinde hastaneleri, şubesi ve acentesi olan bir firma olduğunu, Müvekkili ile davalı firma arasında faturaya dayalı açık hesap ilişkisinin olduğunu, Müvekkili ile davalı firma arasında otel konaklaması ile ilgili olarak 17.02.2020 tarihinde yapılmış bir sözleşmenin olduğunu, taraflar arasında bu sözleşmeye ilaveten 05.03.2020 tarihinde yapılmış ilave bir protokolün olduğunu, Müvekkili firma ile davalı firma arasında faturaya dayalı açık hesap ilişkisinin olduğunu, Müvekkili firmanın, davalı firmaya otel konaklaması ile ilgili olarak 12.11.2021 tarihinde 15.000,00 USD ön ödeme yaptığını, Müvekkilinin otel konaklaması ile ilgili olarak davalı firmaya müşteri gönderdiğini, müvekkilinin müşterilerinin davalıya ait otelde konakladıklarını, davalı ile müvekkili arasında var olan açık hesap ilişkisi gereği cari olarak müvekkilinin davalıdan 12.266,00. USD alacaklı olduğunu, davalının cari hesap borcunu ödemekten bu zamana kadar kaçındığını, Müvekkili adına ayrıca arabuluculuk görüşmesine katıldığını, bir anlaşma ile de netice alınamadığını, Bu sebeple müvekkili firmanın bakiye cari hesap alacağını tahsili amacıyla taraflarınca .. 8. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Bunun üzerine davalı tarafın ise icra takibine haksız ve sebepsiz yere itiraz ettiğini, bu bakımdan haksız ve kötü niyetli olarak müvekkilinin tamamen oyalama niteliği taşıyan bu itirazın iptaline karar verilmesi maksadıyla iş bu davayı açtıklarını, bu nedenlerle, davalının haksız itirazının iptali ile müvekkilinin alacağının takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının alacağının % 20’ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; “Taraflar arasında 21.03.2019 tarihli sözleşme ile ticari ilişki başlatıldığını, davacının müvekkili şirketten toplu halde yıl içinde belirli dönemlerde kullanmak üzere ve geri dönülmez-vazgeçilmez şekilde oda satın almış olduğunu, satın alınan odaların toplam tutarının 95.760.- USD olduğunu ve 5 taksite bölünerek imza altına alındığını, yine taraflar arasında 17.02.2020 tarihli benzer koşullarda yeni bir sözleşme imzalandığını ve satın alınan odaların toplam tutarının 68.086.- USD olduğunu, 2020 yılı sözleşmesi kapsamında davacı tarafından 3 taksit şeklinde ödeme yapılacağının belirlendiğini, davacı şirketin vadesi gelen ödemeleri zamanında yapmadığını, sözleşme sebebiyle müvekkili şirketin ilgili odaları sözleşme süresi boyunca kullanıma hazır tuttuğunu ve satamadığını, bu sebeple zarara uğradığını, açıklanan nedenlerle; taraflar arasında akdedilmiş olan 2020 yılı sözleşmesi uyarınca davacı şirketin müvekkili şirketten alacağı bulunmaması sebebiyle davanın reddine, davacı şirketin kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, bu talebin uygun görülmediği takdirde müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı olması sebebiyle takibe konu tutarın müvekkili şirketin davacı şirketten olan alacağından takas yoluyla mahsup edilmesine karar verilmesi” talebinde bulunulduğu görülmektedir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davasıdır. Dava dosyasına celp edilen ... 8. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyanın incelenmesinde; davalı borçlu aleyhine 27/12/2021 tarihinde ilamsız yolla, 12.366,52-USD asıl alacağın tahsil tarihine kadar faiz masraf ve vekalet ücreti ile kısmi ödemelerde BK 100'e göre yapılmasını talep ettiği, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine davalı borçlunun süresinde olarak borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmesi neticesinde icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği ve süresinde olarak iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali hususlarından kaynaklandığı anlaşıldı. Mahkememizin 28/06/2022 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından tarafların iddia ve savunmaları sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı ve de tarafların ticari defterleri itibariyle inceleme yapmak suretiyle rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi ... tarafından sunulan 11/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Dava ve İcra dosyası ile taraf şirketlere ait ticari defter kayıtlarının tetkiki sonucunda, nihai takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; Taraf şirketlere ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunun ve defterlerin birbiri ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, Taraf şirketler arasında imzalanan 17.02.2020 tarihli Sözleşme ile 05.03.2020 tarihli Ek Protokol ile; davacı Acente” nin davalı Otel” den “oda satın alma” şartlarının belirlenmiş olduğu, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında; takip tarihi itibarıyla davalı şirket cari hesabının 12.366,52 USD borçlu durumda olduğu, Davalı şirketin ticari defter kayıtlarında; davalının davacı şirketten 16.03.2020 tarihi itibarıyla 2.633,47 USD alacaklı durumda olduğu, ticari defter kayıtlarına işlenmemiş olan davacı şirket tarafından 17.03.2020 tarihinde yapılan 15.000.-USD tutarındaki ödeme neticesinde davacı şirketin 12.366,53 USD cari hesap alacağı bulunduğu, Buna göre; taraflarca 12.366,52 USD cari hesap bakiyesinde mutabık olunduğu, Davalı şirketin beyan ve taleplerine ilişkin nihai takdirin sayın Mahkemenizde olduğu " yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 21/11/2023 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı ile davalı yanın itirazları doğrultusunda değerlendirilmesi için dosyamızın önceki bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, mahkemmeiz dosyası bilirkişi ...'na yeniden tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından sunulan 04/12/2023 tarihli ek raporda özetle: "Kök raporda; davalı şirketin 16.03.2020 tarihi itibarıyla davacıdan 2.633,48-USD alacaklı durumda olduğu, davacı şirket tarafından 17.03.2020 tarihinde davalıya yapılan 15.000. USD tutarındaki ödeme neticesinde, davalının takip tarihi itibarıyla davacıya 12.366,52 USD cari hesap borcu bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; Alıcı konumundaki davacı şirketin, sözleşme ile belirlenen toplam 68.086.-USD tutarındaki satış bedeli borcunun sadece 12.366,52-USD tutarındaki kısmını ödemiş olduğunu, bakiye 55.719,48.-USD'lik kısmını ise ödememiş olduğunu, bu nedenle davacının müvekkili davalı şirkete borcu bulunduğunu beyan etmekte olup, takdir Mahkemenindir. Davacı şirketin ticari defterlerinde; davalı şirket ile olan ticari faaliyetin (320) Satıcılar hesabı altında takip edilmekte olduğu, Davalı şirket tarafından tanzim edilen faturaların bu hesaba alacak kaydedilmiş olduğu, davalı şirkete yapılan ödemelerin bu hesaba borç kaydedilmiş olduğu kök raporumuzda belirtilmiş olup, yıl içerisinde (320) hesapta takip edilen cari hesap bakiyesinin 31.12.2020 tarihinde (159) Verilen Sipariş Avansları hesabına virman yapılmış olduğu görülmüştür. Söz konusu virman işlemi kaydi olarak yapılmış bir işlem olduğundan kök raporda belirtilmemiştir. Terse düşen (320) nolu hesap bakiyeleri yıl sonunda (159) no.lu hesaba virmanlanır ve ertesi yıl açılış fişinden sonra tekrar eski hesaba virman yapılarak cari hesap (320) no.lu hesapta takip edilir. Davacı defterlerinde 02.01.2021 tarihinde (159) nolu hesaptan (320) nolu hesaba virman yapılmış olduğu görülmektedir. Davacının ticari defter kayıtları muhasebe standartlarına aykırı değildir." yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizin 16/04/2024 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile dosya kapsamında alınan raporların tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenerek hazırlandığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin otel konaklama hizmetinden kaynaklandığı, dosya kapsamında otel işletmeciliği alanında uzman bir bilirkişinin yer alması gerektiği anlaşılmakla mali bilirkişiye ilaveten dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 turizm otel işletmeciliği alanında uzman bilirkişiye tevdi ile taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin de yorumlanması suretiyle rapor alınmasına, raporun ortak rapor şeklinde sunulmasını bilirkişilerden istenilmesine karar verilmiş, mahkememiz dosyası bilirkişiler ... ile ...'na tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 05/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davalı ile Davacı arasında geçerli 17.02.2020 tarihli sözleşme bulunduğu, Sözleşmeye göre ödenmesi gereken toplam tutarın 68.086 USD olduğu, Davacının sözleşmeye istinaden 17.03.2020 tarihinde 15.000 USD ön ödeme yaptığı, Sözleşme içeriğine göre satın alınan hizmetin COVID-19 pandemi döneminde olduğu, Belirtilen dönemde kısmi eve kapamalar ve havayollarının işlemediği dönemler olduğu, Bu süreçte sözleşme konusu hizmetin satılamayacağı, Hijyen sebepleri ile sözleşme konusu hizmetin verilemeyeceği, Ülkeler ve Şehirler arası seyahatin kapalı olması nedeniyle hizmet alıcılarının hizmete ulaşamayacağı, Bu nedenle yapılmış konaklamalar karşılığında Davalının hakkedişi düşüldükten sonra kalan bedel için Force Majör değerlendirilmesi ile iptal edilmesinin doğru olacağı kanaati taşımaktayız." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür. Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 17.02.2020 tarihinde yapılan otel konaklaması ile ilgili bir sözleşme bulunduğu, ayrıca bu sözleşmeye ilaveten 05.03.2020 tarihinde protokol yapıldığını, taraflar arasında faturaya dayalı açık hesap ilişkisi olduğunu, davacı firmanın otel konaklaması ile ilgili olarak davalı firmaya 12.11.2021 tarihinde 15.000.- USD ön ödeme yaptığı, davacının, davalıdan 12.266.- USD cari hesap alacağı olduğu, alacağın tahsili amacıyla .... 8. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davalı şirket tarafından sunulan cevap dilekçesinde, davacı şirketin,davalı şirketten toplu halde yıl içinde belirli dönemlerde kullanmak üzere ve geri dönülmez- vazgeçilmez şekilde oda satın almış olduğu, satın alınan odaların toplam tutarının 95.760.- USD olduğunu ve 5 taksite bölünerek imza altına alındığını, yine taraflar arasında 17.02.2020 tarihli benzer koşullarda yeni bir sözleşme imzalandığı ve satın alınan odaların toplam tutarının 68.086.- USD olduğu, 2020 yılı sözleşmesi kapsamında davacı tarafından 3 taksit şeklinde ödeme yapılacağının belirlendiği, davacı şirketin vadesi gelen ödemeleri zamanında yapmadığını, sözleşme sebebiyle davalı şirketin ilgili odaları sözleşme süresi boyunca kullanıma hazır tuttuğunu ve satamadığını, bu sebeple zarara uğradığını, taraflar arasında akdedilmiş olan 2020 yılı sözleşmesi uyarınca davacı şirketin davalı şirketten alacağı bulunmaması sebebiyle davanın reddini talep ettiği görülmektedir. Taraf şirketler arasında imzalanan 17.02.2020 tarihli sözleşme süre sonunun 04.10.2020 tarihi olarak belirlendiği görülmekte olup, Sözleşmenin; 3.1 maddesi: Acente yukarıdaki tabloda belirtilen 28.03.2020 ila 04.10.2020 tarihleri arasında Ek-İ de detayları belirtilen oda adedini peşinen satın almaktadır. Söz konusu satın alma ile birlikte Otel Acenteye yukarıda tabloda belirtilen indirimli fiyatlardan aşağıdaki koşul ve şartlarda satış yapacağını kabul etmiştir. 3.2 maddesi: Acente; sözleşme ile akdedilen dönemlerde yeterli satışı yapamadığı durumlarda rezervasyon giriş tarihinin 7 iş günü öncesinde otele iptal talebinde bulunabilir. Anılan iptal otel tarafından konfirme edildiği takdirde iptal edilmiş olan geceleme adedi kadar oda kullanımını, Acente ancak ve ancak 05.10.2020-30.11.2020 tarihleri arasında otelin müsaitlik durumuna göre kullanılabilecektir. 3.3 maddesi: İptal edilmiş olan toplam geceleme adedi daba önceden ekli listelerde belirtilmiş olan tarih aralığı için ilave oda adedi talebi olarak kullanılamaz, 3.4 maddesi: 30.77.2020 taribinden sonra herbangi sebeple gerçekleştirilememiş olan oda adedi ya da yapılmış ön ödeme bakiyesinden kalan rakanu Acente tarafından kullanılamayacağını veya ücret iadesi talebinde bulunulamayacağını taraflar işbu sözleşmenin imzası ile peşinen kabul etmişlerdir. 3.5 maddesi: Herhangi sebeple olursa olsun, yukarıda belirtilen iptal-erteleme politikaları dışında grupların eksik gelmesi, kişi sayılarının belirtilmden eksik çıkması, misafirlerin rezervasyonun berbangi sebeple oteli erken terk etmesi ya da benzer durumlarda Otel daha önce ekli listelerde belirtilen ücretlerin tamamını ...olarak fatura edecektir. Ödeme Yöntemi başlıklı 8.maddesi: “Acente nin işbu sözleşme ile satın aldığı, Ek1 de gösterilen toplam oda konaklamasının tutarı 68.086.- USD olup, Acente bu tutarı aşağıdaki ödeme planına göre Otele banka transferi ile USD olarak ödeyecektir. İşbu sözleşmenin imzası ile birlikte Acente yukarıda ve Ek1 de belirtilen odaları satın almış olup konaklamanın gerçekleşip gerçekleşmemesine bakılmaksızın 68.086.- USD yi aşağıda belirtilen tarihlerde ödemekle yükümlüdür. (01/03/2020: 25.000 USD, 01/04/2020:25.000 USD, 01/05/2020: 25.000 USD) Vadesi belirtilmiş olan ödemelerin gününde yapılmaması durumunda Acente bakiye ödemelerin tümünün hiçbir ihtara gerek kalmaksızın muaccel hale geleceğini ve Otelin ilk yazılı ihtarı ile bakiye tutar toplamını Otel'e ödemeyi gayrikabili rücu kabul beyan ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan 05.03.2020 tarihli Ek Protokol ile 17.02.2020 tarihli Sözleşmenin 12.maddesi olarak taraflar; “Sözleşme” nin süresi boyunca Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından mücbir sebep olarak kabul edilen hallerin meydana gelmesi ve bu durumun 1 ay boyunca devam etmesi durumunda, mücbir sebep halinin süresi boyunca Acente'nin kullanamadığı odalar, mücbir sebep ortadan kalktıktan sonra Otel'in uygun göreceği fiyattan ve uygun göreceği zamanda Acente' ye kullandırılacaktır.” hükmünün eklenmesinde mutabık kalmışlardır. Mali bilirkişi tarafından yapılan mahkememizce de hükme esas alınan 11/09/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, Taraf şirketlerin ticari defter kayıtlarına göre; davalı şirketin 16.03.2020 tarihi itibarıyla davacıdan 2.633,48 USD alacaklı durumda olduğu, davacı şirket tarafından 17.03.2020 tarihinde davalıya yapılan 15.000. USD tutarındaki ödeme neticesinde, davalının takip tarihi itibarıyla davacıya 12.366,52 USD cari hesap borcu bulunduğu, taraflarca cari hesap bakiyesi hususunda mutabık olunduğu, ayrıca taraf şirketlerin 2020 ve 2021 yıllarına ait BA-BS Formları ile vergi dairesine beyan edilen miktarlarda mutabakat sağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça davacı şirketin vadesi gelen ödemeleri zamanında yapmadığı, sözleşme sebebiyle davalı şirketin ilgili odaları sözleşme süresi boyunca kullanıma hazır tuttuğu ve satamadığı, bu sebeple zarara uğradığını, taraflar arasında akdedilmiş olan 2020 yılı sözleşmesi uyarınca davacı şirketin davalı şirketten alacağı bulunmadığı gibi davalı şirketin davacı şirketten alacaklı olduğuna ilişkin itirazlarının değerlendirilmesinde, Taraflar arasında imzalanan 05.03.2020 tarihli Ek Protokol ile 17.02.2020 tarihli Sözleşmenin 12.maddesi olarak taraflar; “Sözleşme” nin süresi boyunca Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından mücbir sebep olarak kabul edilen hallerin meydana gelmesi ve bu durumun 1 ay boyunca devam etmesi durumunda, mücbir sebep halinin süresi boyunca Acente'nin kullanamadığı odalar, mücbir sebep ortadan kalktıktan sonra Otel'in uygun göreceği fiyattan ve uygun göreceği zamanda Acente' ye kullandırılacaktır.” hükmünün yer aldığı, Dünya geneline yayılan COVİD 19 salgınının Türkiye'de tespit edilen ilk vakası Sağlık Bakanlığı tarafından 11/03/2020 yılında açıklandığı, 2020 yılı yaz dönemi pandemi nedeni ile uçuşların zaman zaman kapandığı, Otellerin hijyen kuralları nedeni ile müşteri kabul etmediği, pandemi sürecinin Mart 2020 de başlayıp, Ağustos 2021 tarihine kadar etkili bir şekilde devam ettiği, bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından bir takım önlemlerin alındığı bilinmektedir. Korona virüs salgınının global etkisi, küresel krize neden olabilecek nitelikteki çeşitli alan ve sektörlerde yarattığı olumsuz yansımalar, şirketlerin ticari anlaşmaları ve edimlerin ifası yönünden oldukça önemli sonuçlar doğurmaktadır. Ticari anlaşmaların ifası sırasında meydana gelebilecek imkansızlıklar veya engeller neticesinde dünya çapında korona virüs salgınının mücbir sebepler arasında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışma konusudur. Öncelikle, sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinin taraf iradelerinde belirtildiği ve anlaşma sağlandığı ölçüde yerine getirilmesine engel oluşturan hususun, hukuki niteliği saptanmalı ve bu müessese yönünden somut olay arasında münhasır ve müstakil bir değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmalıdır. Şöyle ki, mücbir sebebin varlığı kabul edildiğinde, bu durumun etkileri her bir sözleşme bazında ayrı ayrı ele alınmalıdır. Mücbir sebep kavramı, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, başlangıçta mevcut olmayıp, sözleşme akdedilmesinden sonra kontrol dışı olarak ortaya çıkan, maruz kalan tarafın sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmesini engelleyen, belirli bir süre devamı halinde taraflara sözleşmeyi fesih, askıya alma, tadil etme gibi hakları verebilecek durum olarak nitelendirilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu başta olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında açık bir mücbir sebep tanımı verilmemekte, hangi hallerin bu kapsamda değerlendirilebileceği hususunun düzenlenmesini içtihatlara ve doktrine bırakılmıştır. Bu bağlamda, doktrinde "sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunu veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, ön görülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay" ( EREN,F. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, sf. 582, Ankara 2017) şeklinde tanımın yanı sıra Yargıtay Genel Hukuk Kurulu'nun 2017/11-90 Esas, 2018/1259 Karar sayılı ve 27/06/2018 tarihli kararı şöyledir : "Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, ön görülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır." Somut olaya dönüldüğünde, söz konusu karar ile salgın hastalık, mücbir sebep hallerinden biri olarak kabul edilmekte olup, korona virüs salgınının mücbir sebep sayılacağı kanaatine varılmakla, mahkememizce Otel İşletmeciliği alanında Uzman Bilirkişi tarafından düzenlenen 05/06/2024 tarihli ek raporda da ifade edildiği gibi pandemiden önce yapılmış, pandemi sürecinde geçerli olacak konaklamalar için yapılan kontratın Mücbir Sebep (...) olarak değerlendirilmesinin doğru olacağı, bu dönemde davacının hizmet alamadığı gibi davalının da bu hizmeti tam olarak verebilmesinin olağan olmayacağı, taraflar arasında akdedilen 05.03.2020 tarihli Ek Protokol ile 17.02.2020 tarihli Sözleşmenin 12.maddesinde belirtilen mücbir sebeplere ilişkin düzenlenen maddenin yaklaşık 2 yıl süren pandemi süresi sonrası uygulamasının doğru olmayacağı, zira pandemi başladığı dönemde yapılan ek kontratın pandeminin 1-2 ay içerinde bitip her şeyin normale döneceği varsayılarak yapılmış bir kontrat olduğu, bu nedenle mücbir sebep nedeniyle sözleşme konusu hizmetin satılamayacağından, ülkeler ve şehirler arası seyahatin kapalı olması nedeni ile müşterilerin, hizmete ulaşamayacağı gözetilerek davalının borçlu olmadığı yönündeki savunmaları yerinde görülmemiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle toplanan deliller, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, davanın kabulü cihetine gidilerek, davalının ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 12.366,00-USD üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile, davalının ... 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 12.366,00-USD üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla devamına, 2-)Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 12.120,49-TL nispi karar harcından peşin yatırılan 2.304,91-TL harcın mahsubu ile noksan 9.797,58-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-)Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-)Davacı tarafından yatırılan 1.540,00 TL yargılama gideri ile 2.304,91 TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı toplamı 3.925,61-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 7-)Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/12/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır