İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/332 E. 2024/709 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/332
Karar No
2024/709
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/332 Esas KARAR NO : 2024/709 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2021 KARAR TARİHİ : 14/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil firma ile ... A.Ş. arasında 05/06/2015 tarihinde ... F21 pafta, 427 ada, 2 parsel numarasına kayıtlı arazi üzerinde bodrum katları dahil 6 kat, toplam 8120 metrekare inşaat alanına sahip yapının projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi amacıyla "yapı denetim hizmeti sözleşmesi" akdedildiğini, bahse konu 05.06.2015 tarihinde imzalanan ve 15.02.2021 vade tarihli olan Yapı Denetim Hizmeti Sözleşmesi uyarınca müvekkili firmanın her aşamada söz konusu yapıyı üzerindeki yükümlülükler doğrultusunda denetlemekle yükümlenmiş iken ... A.Ş. ise hakediş bedellerini müvekkil firmaya zamanında ödemek ile yükümlendiğini, bu hususun taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin Yapı Sahibinin Görev ve Sorumlulukları başlıklı 7.maddesinde de düzenleme altına alındığını, sözleşmede davalının hakediş bedellerini ödemekle yükümlü olduğunun açık olduğunu, buna ilişkin düzenlenmiş olan hakediş bedellerini gösterir raporlar ile de müvekkili firmanın alacağına hak kazandığı ve alacağının sabit olduğunu, yapı sahibi ... A.Ş. sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, müvekkili firmanın hakediş bedellerinin ödemesini yapmadığını, akabinde ... 3. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, yapı sahibi ... A.Ş. söz konusu icra takibine konu borca itiraz ettiğini, TTK'dan doğan zorunlu arabuluculuk yoluna 09.03.2021 tarihinde ... Arb. numarası ile başvurulduğunu, 14.04.2021 tarihinde anlaşamama şeklinde arabuluculuk başvurusu sonuçlandığını, akabinde işbu itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu, borçlu şirket itirazında, alacaklı müvekkili firmaya herhangi bir borçları olmadığını belirtmiş ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz ettiklerini, itirazın gerçeklikten uzak ve tamamen kötü niyetli bir itiraz olduğunu, harca esas borç hakediş bedellerini gösterir raporlarda sabit olup müvekkili şirketin her hizmet verdiğinde borçlu şirket ve müvekkili şirket arasında bu raporlar tanzim edildiğini, şirket ticari kayıtlarında dosyaya sunulan ve celbi istenecek deliller üzerinde yapılacak incelemeler ile müvekkili şirketin alacağının sabit olduğunun tespit edileceğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1 hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin "alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması" yeterli olduğunu, bu hükme göre alacaklının, alacağın varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edildiğini, öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmemesi" şeklinde bir koşul da kanunda öngörülmediğini, aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK'nun 264. maddesi kapsamında itirazın kaldırılmasına veya itirazın iptali davasına ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davasına konu olması kanunda öngörülen bir olasılık olduğunu, davalının hiçbir yasal dayanak göstermeksizin sadece takibi durdurmak amacıyla ve kötü niyetle yapmış olduğu itirazın kanun önünde karşılığı muhtemel zararların bir an önce telafisi için ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek İİK'nın m. 257 ve devamı maddeleri uyarınca (dava değeriyle sınırlı olacak şekilde) davalı/borçluların menkul-gayrimenkul ve 3.kişilerde bulunan hak ve alacakları ile ilgili olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, borçlunun ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya yapmış olduğu haksız ve hukuka aykırı itiraz ile ilgili olarak yapılacak yargılama neticesinde huzurdaki davanın kabulü ile birlikte, itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, alacağının likit/belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak takip alacağının % 20'sinden az olmamak üzere borçlu şirketin icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 Sayılı Kanun'la değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin avukat olarak adına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun (YDHK) m. 5/1’e göre; yapı denetim hizmet sözleşmelerinden sayıldığını, hizmet sözleşmelerinden doğan alacaklar bakımından öngörülen zamanaşımı süresi 5 yıl olup, huzurdaki davaya konu alacak zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu yapı denetim hizmet sözleşmesinin imzalandığı tarih 05.06.2015 olarak belirtildiğini, bu bakımdan dava ile talep olunan hizmet bedelin tahsili bakımından zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının işbu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, davanın bu usuli eksiklik nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili firma ... A.Ş.'nin inşaat sektöründe faaliyet gösteren, Türkiye’nin öncü ve örnek firmalarından birisi olduğunu, sektörde öncü olması sebebiyle, iş yaptığı firmalar ile köklü bağlar kurmuş ve bugüne değin birlikte çalıştığı firmaların hiçbirini yarı yolda bırakmadığını, sektörde edinmiş olduğu yeri bu iyi niyetli ve sağlam iradeli firma ilişkilerine borçlu olduğunu, müvekkilinin iş birliği yaptığı firmalara borçlu kalması, onları zor duruma düşürmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iş ahlakını bilmesine rağmen kendi borcu olmayan hususlarda aleyhine icra takibi başlatan ve akabinde işbu davayı ikame eden davacının hukuki yararının varlığından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı şirket karşı borcu bulunmadığını, müvekkili şirket isnat edilen iş bu dava ve icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, Davacı taraf, müvekkili şirkete karşı açtığı takipte, 850.214,52- TL tutarın nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını, nitekim davacının dava dilekçesinde sunduğu sözleşmedeki bedellerle uyuşmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın müvekkili şirkete, 14.08.2020 tarihinde çektiği ihtarnamede, dava konusu parsele ilişkin yapı denetim hizmet bedeli olarak, 529,029-TL borcun bulunduğunu ve ödenmesini ihtar ettiğini, davacı tarafça çekilen bu ihtarnamede müvekkili şirketin 529,029-TL borcu olduğunu belirtmişken, ihtarnameden kısa süre sonra açılan dava konusu takipteki 850.214,52- TL tutarında borcunun olduğunu iddia etmesi haksız menfaat elde etme çabasından ibaret olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere; 192.541,10 TL müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı gözükmekte olduğunu, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı talebi haksız olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bir an için alacağın varlığını kabul edilse dahi icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını, müvekkili şirket lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin mevcut olduğunu belirterek zamanaşımı ve haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ve açılmasında hukuki yarar bulunmayan davanın öncelikle usulden reddine, her halükarda davanın esastan reddine, davacının müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine, davacının haksız hukuka aykırı kötüniyetli icra takibi nedeniyle müvekkil şirket lehine icra takibi bedelinin %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı takdirine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, yapı denetim sözleşmesi kapsamında hizmet bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen 05.06.2015 tarihli ''Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi'' kapsamında davacının sözleşmenin 2, 6, 9 ve 10. maddeleri kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, hizmet bedelini hakedip etmediği, varsa davacının sözleşmenin 4. ve 5. madde kapsamında talep edebileceği hizmet bedeli, faturaların sözleşmeye uygun düzenlenip düzenlenmediği, faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, yapı kullanma izni belgesi düzenlenip düzenlenmediği, davalının dava ve takip tarihi itibariyle davacıdan alacaklı olup olmadığı, varsa davacı alacağından mahsup edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığı konularındadır. Davacı vekiline duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacının duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen 21/12/2023 tarihli duruşmaya iştirak etmediği ve herhangi bir mazeret göndermediği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 150. maddesi "usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflar gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmeyen davalar süresinin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır." hükümlerini ihtiva etmektedir. Dosya kapsamından davacının dosyanın işlemden kaldırıldığı 21/12/2023 tarihli duruşmadan itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde talebini yenilemediği anlaşılmakla HMK'nın 150. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK 150/4 Maddesi gereği yenileme harcı ikmal edilmediğinden davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince dava açılışında peşin olarak yatırılan 10.268,47 TL'den alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının mahsubu ile kalan 9.840,87 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile karar verildi.14/10/2024 Başkan Üye Üye Katip

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/332, K. 2024/709, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-332-e-2024-709-k-4fdefabb6a54