İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/695 E. 2026/651 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/695
Karar No
2026/651
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/695 Esas KARAR NO : 2026/651

DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/11/2016 KARAR TARİHİ : 18/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile aralarında bayilik sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki niteliğinde bir kısım belgeler imzalandığını, davacı şirketin bayiliğini yapma yetkisi tanındığını, davalı şirketin yükümlü olduğu borçlarının faturalarını ödememesinden kaynaklandığını, davalı ile 2011 yılından beri ticari ilişki içerisinde olduklarını, taraflar arasında bayilik sözleşmesi uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği bağlamda cari hesap alacağının oluştuğunu, alacağın teminat altına alınmamış olması ve davacı şirketin iyi niyetli çabalarına rağmen davalı şirketin borcunu ödemediğini, davalı borçlu şirketin mallarını kaçırmasından endişe edilmesinden dolayı borçlu şirketin menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyaten tedbir konulmasına karar verilmesini istediklerini belirterek müvekkil şirketin dava tarihi itibariyle 499.001,70 TL tutarındaki asıl alacağın ve asıl alacağa uygulanacak ticari avans faizinin hesaplanarak hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının cari hesap nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiği davasının haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşme ve protokoller çerçevesinde davacının bayiliğini yapmış olduğunu, davacı adına yaptığı satışlara ve verdiği hizmetlere karşılık prim alacağı tahakkuk ettirildiğini, davacının, müvekkilinin prim sistematiğine uygun olarak hak ettiği iş ve işlemlere ilişkin faturaları cari hesaba işlemediğini, müvekkilinin yaptığı işe ve işlemlere karşılık kestiği ve davacıya tebliğ ettiği 2011 yılına ait 326.887,39 TL yılına ait 3.602,39 TL faturaların davacı tarafından hesaba işlemediğini, bu tutarların cari hesapta davacının borcuna eklenmesi gerektiğini, davacının toplam 708.044,50 TL ceza faturası kesmesi ve cari hesaba eklenmesi için ortada hiçbir haklı sebep olmadığını, cari hesapta davacının müvekkiline bir takım ödemeler yaptığına ilişkin kayıtlar bulunduğunu belirterek davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın alanında uzman halkla ilişkiler uzmanı bilirkişisi ..., mali müşavir bilirkişisi ..., sözleşme uzmanı ... 'ya tevdii edilerek bilirkişi raporunun alındığı görüldü. Dava taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında davacının alacaklı olup olmadığına dair bir alacak davasıdır. Mahkemece tarafların dilekçelerinde talep ettikleri tüm deliller toplanmış olup dosya kapsamında inceleme yapılabilmesi için dosyanın bir mali müşavir bir sözleşme alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı ve bir pazarlama uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmıştır. Yapılan incelemede davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz etmişse de davalı taraf ibraz etmemiştir. Davacı taraf kendi ticari defter ve kayıtlarında 499.001,70 TL alacaklı olarak görünmektedir ancak tutarı oluşturan 26 Adet faturanın konusu olan zarar bedeli, ceza bedeli, prim iadesi gibi fatura açıklamalarının dayanakları ile haklılığı noktasında ortaya herhangi bir delil koyulamamıştır. Zira taraflar arasında bu açıklamaları içerir faturaların kesilmesi için herhangi bir anlaşma ve benzeri delil yoktur. Bu nedenle davacı taraf alacaklı olarak göründüğü tutarın dayanağını ispatlayamamıştır. Bu aşamada davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmışsa da vekaletnamesinde yemin deliline dayanabilmesi adına bir yetkilendirme olmadığı görülerek mahkememizce 04/12/2019 tarihli oturumda (1) ve (2) numaralı ara kararlar ile bu eksikliğin giderilmesi adına tarafa süre verilmiştir. Ancak ne yeni vekaletname sunulmuş ne de davacı şirket tarafından bu kapsamda beyanda bulunulmuştur. Bu nedenle davacı taraf yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak yargılamaya devam olunmuştur. İzah olunan gerekçeler ile ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas ...Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince istinaf edilmiş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ... Esas... Karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararını ortadan kaldırmıştır. Dosya ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esasına kaydedilerek açık yargılamaya devam olunup akabinde Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... Tarihli ... Sayılı kararı gereğince mahkememizin 2026/695 Esas sayılı dosyasına kaydedilmiştir. BAM kararı doğrultusunda davacı vekiline dayanak belgeleri sunması için süre verilmiş olup davacının süresi içerisinde sunmuş olduğu beyan dilekçesi dosya arasına alınmıştır. BAM kararı doğrultusunda dosya uzman bir mali müşavir ve telekomünikasyon uzmanı sektör bilirkişinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; davacı yanın defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, kendi defterlerine göre 499.001,70 TL alacaklı olduğunu, dosyadaki eksikler tamamlandıktan sonra ancak telekomünikasyon yönünden inceleme yapılabileceğini bildirdikleri görüldü. Davacı vekilinin bilirkişilerin bildirmiş oldukları eksiklere ilişkin beyan dilekçesi sunmuş olduğu görüldü. İlgili vergi dairelerine yazı yazılarak tarafların BA-BS formları getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır. Eksikler tamamlandıktan sonra dosya aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup heyet hazırlamış olduğu ek raporda özetle; kök raporunda değişikliğe gitmeyen bilirkişi heyeti davacı yanın sunmuş olduğu belgelerin faturaların hangi ihlallerle ilişkilendirildiğinin tespit edilemediğini beyan etmişlerdir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ...Esas ve ... Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilişkin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet teslimi ile somut uyuşmazlıkta olduğu gibi zarar, ceza, prim iadesi gibi temel dayanaklarının da davacı tarafça geçerli ve yazılı deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta; davacının defter ve kayıtlarına göre davalıya zarar bedeli, ceza bedeli, prim iadesi gibi açıklamalı 26 adet fatura düzenlediği ve davacının davalıdan 499.001,70 TL alacaklı gözükmekle birlikte fatura dayanakları davacı tarafından gösterilmediğinden davacının işbu faturalara dayanan alacağı ispata muhtaçtır ve davacı somut delillerle alacağını ispatlayamamıştır. Ancak dosya arasına alınan BA-BS formlarının incelenmesinde davalı yanın 2012 yılında davacı tarafından düzenlenmiş olan 492.200,00 TL bedelli 20 adet faturayı bildirmiş olduğu ve faturalara ilişkin itirazı ya da iade faturası da olmadığı dikkate alındığında işbu faturalara dayanak hizmetin davalıya verildiği kabul edilmiş, davalı tarafından ise aksi ispatlanamamıştır. İş bu faturaların kabulü ile yapılan hesaplama neticesinde davacının kendi defterlerinde davalı tarafından düzenlenen 1.382.348,59 TL bedelli fatura kaydedildiği, davacının yine kendi defterlerinden anlaşıldığı üzere 1.098.533,16 TL ödeme yapıldığı 288.815,43 TL bakiye borcun kaydığı, kabul edilen 492.200,00 TL faturanın mahsubu ile davacı yanın 203.384,57 TL alacaklı olduğu kabul edilerek işbu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile; 203.384,57 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Alınması gerekli 13.893,20 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 8.521,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.371,49 TL'nin davalıdan tahsiline hazineye irad kaydına, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 47.298,74 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 8.550,91 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından sarfedilen 15.061,00 TL'nin davanın kabul ve red oranı gözetilerek 6.138,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan 8.922,39 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 18/09/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/695, K. 2026/651, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-695-e-2026-651-k-f4eedcd92063