İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/43 E. 2026/273 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/43
Karar No
2026/273
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/43 KARAR NO : 2026/273

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/12/2024 KARAR TARİHİ : 25/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----. İcra Dairesi ------ Esas sayılı dosyasından takibe konu edilen 14.11.2024 tarihli bononu tahrifat edilmiş olduğu ve TTK 749/1 maddesi gereği kambiyo vasfının bulunmadığı ayrıca bononun teminat olduğu gerçeği kapsamında müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalı tarafın kötü niyetli olmasından dolayı %20 dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk tutanağı aslı dava dilekçesi ile birlikte sunulmayarak dava şartı yerine getirilmediğinden, esasa girilmeden davanın derhal reddine, sadece, gerçeğe aykırı, soyut beyana dayalı tahrifat ve zaman aşımı iddiaları nazarı dikkate alınmayarak yazılı delil ile ispat edilemeyen, haksız, gerçeğe ve yasaya aykırı davanın reddine, kötü niyetli davacıların icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizin ---- esas, ----- karar sayılı ve 17/09/2025 tarihli ilamı ile "7155 Sayılı Kanunun 20'nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 Sayılı Kanunun 23'üncü maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni usulden reddine"karar verilmiş, davacı vekilinin iş bu kararı istinaf etmesi üzerine mahkememizce verilen karar ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi'nin 22/12/2025 tarih, ---- Esas ------ Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizce; ----Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davacı şirketin kuruluşundan itibaren tüm ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, --- İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı dosyası ile ve --- İcra Hukuk Mahkemesi'nin ---- esas sayılı dosyası ve ---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı celp edilerek incelenmiştir. Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, ----İcra Müdürlüğü'ne ait ------- Esas sayılı takip dosyasında "2.773.544,89 TL miktarlı 15/08/2021 tanzim tarihli, 14/11/2024 vade tarihli senet" sebebine dayalı olarak 2.773.544,89 TL alacağın tahsili istemiyle 28/11/2024 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davaya konu icra takibine dayanak bononun incelemesinde 15/08/2021 tanzim tarihli bonoda keşidecinin davacı, lehtarın davalı olduğu, senedin vadesinin 14/11/2024 tarihli olduğu, 2.773.544,89 TL bedelli bonoda keşide yerinin yazılı olmadığı ancak keşidecinin adının altında yazılı adres bulunduğu, senedin bedelinin nakden veya malen ahzolunduğunun senet metnine yazılmadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafın dava konusu senedin boş olarak düzenlendiği ve akabinde senedin 24.11.2021 olarak doldurulduğunun bilindiği, aslında senet vadesinin 24.11.2021 tarihi olduğunun açıkça anlaşılmakta olduğu ve 2021 tarihinin tahrif edilerek 2024 tarihine dönüştürüldüğü yönündeki iddiasının incelenmesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 680. maddesinde "tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğer ki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun" hükmü bulunmaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.( Yargıtay -----Davacı bu hususta yazılı delil sunamamış ve senedin rızası hilafına davalı tarafça doldurulduğunu ispatlayamamıştır. Ayrıca senede karşı tanıkla ispat mümkün olmayıp bu hususta davalı tarafın da muvafakati yoktur. Ayrıca davacı taraf, takibe dayanak senette tahrifat bulunduğu, senet vadesinin 24.11.2021 tarihi olmasına rağmen, 2021 tarihinin tahrif edilerek 2024 tarihine dönüştürüldüğü iddia etmiş olup, dayanak senet 15/08/2021 tanzim, 14/11/2024 vade tarihli olup, senette değişiklik yapılmış olsa bile tanzim tarihininher halükarda vade tarihinden önceki bir tarih olduğu ve bu hususun senedin kambiyo vasfını etkiler nitelikte bulunmadığı anlaşılmış olup, bu nedenle dava konusu senet üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına mahkememizce gerek görülmemiştir. Davacı tarafın dava konusu senedin teminat olarak verildiği iddialarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Teminat senedi iddiası ile ilgili olarak, HGK'nun 14.03.2001 tarih, ------ ve 20.06.2001 tarih,--- sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, takibe dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Bu hususta ispat yükü davacı tarafın üzerinde olup, davacı teminat senedi iddialarını ispat edecek bir delili dosyaya sunmamıştır. Senet metninde de senedin teminat senedi olduğuna dair bir ibare mevcut değildir. Bu nedenle davacı teminat senedine ilişkin iddialarını ispat edememiş olup, senetlerdeki imzaya da herhangi bir itirazı yoktur. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; TTK'nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, davaya konu bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurularak takibe konulduğu ve bononun bedelsiz olduğuna ilişkin davacı iddialarının ancak yazılı delille ispat edilebileceği, ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu, bununla birlikte dosya kapsamında bu yönde ispata elverişli yazılı bir delil bulunmadığı, HMK'nın 226. maddesinin 1/c bendi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıaların yeminin konusu olamayacağı, kaldı ki davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı, bu hâli ile davacının bedelsizlik iddiasının dosya kapsamında ispata muhtaç kaldığı sonuç ve kanaatiyle davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. maddesinde, ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.'' hükmünün yer aldığı, buna göre, somut olayda mahkememizce verilmiş bir tedbir kararının bulunduğu, dolayısıyla tazminat koşulların oluştuğu anlaşılmakla davalı tarafın tazminat talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar hüküm oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca takibe konu asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harcın peşin yatırılan harçtan bahsubu ile arta kalan 46.633,17 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 402.560,45 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/43, K. 2026/273, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-12-asliye-ticaret-mahkemesi-2026-43-e-2026-273-k-1f318800eaf5